İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Radikal: Arto kara bahriyesinde

Sevin Okyay

İnsanın yazı yazmak için kapı kapı dolaşması gerekince, bazen tarihleri ve kendini şaşırabiliyor. Ben genellikle haftanın günlerini biliyorum da (çünkü belli günlerde belli yerlere yazı göndermek gerek), ayın kaçı olduğunu bilemiyorum. Geçen cuma, gene böyle bir hata işlediğimi sandım, ‘Arto’yu kaçırdım’ diye zıpladım. Neyse ki kaçırmamışım. Arto Tunçboyacıyan, Ermeni Bahriye Bandosu ile geçen perşembe ve cuma Babylon’da çaldı söyledi. Benim (çok şükür) hatırlayıp yetiştiğim cuma gecesi Babylon, ‘Fullhouse’ tabir edilen bir
şekilde, ağzına kadar doluydu.

Kapının dışında dururken bir ara içeri girmekten umudumu bile kestim. ‘Buraya çok seyrek geliyorum, kapıdaki çocuklar değişmiş’ diye düşünürken, bir tanesinin (gene çok şükür) kıdemli bir eleman olduğu anlaşıldı.

Harikulade bir konserdi, en azından benim izlediğim kadarı. Caddebostan’da oturan, arabası olmayan bir eleman olarak, 01.00 civarı gibi makul bir saatte çıkmak zorunda kaldım. Ama Arto Tunçboyacıyan’la genç Ermeni müzisyenlerden oluşan Ermeni Bahriye Bandosu, bana sanki bir önceki konserden de iyiymiş gibi geldi. Ara, Arto, Armen ve Marc Johnson’un oluşturduğu, bütün CD’lerini aldığım ve yeni albüm çıkarsalar diye dört gözle beklediğim Night Ark’tan daha ‘jazzy’ bir ‘sound’ları var. Buna karşılık, denizsiz Ermenistan’ın bu bahriyeli grubu, Night Ark gibi, Batı ve Doğu enstrümanlarından oluşuyor. Arto’nun ‘avangart folk’ dediği tarzda bir müzik yapıyorlar. Daha doğrusu,
“Yaptığım müzik, hayatımın soundu” diyen Arto’yla bu hayatı paylaşıyorlar. Bir sürü ülkede konser verip, turneler yapıyorlar, umarız buraya da daha sık uğrarlar. Arto, “İnsanlar beni olduğum gibi kabul edince, dünya benim ülkemmiş gibi geliyor” demiyor mu zaten?

Bu bir dinleti eleştirisi değil, elbette. Daha çok, ‘Keşke orada olsaydınız’ türünden bir yazı. Yoksa Arto hakkında yazmak için bu köşenin sınırları dar gelir. Joe Zawinul, Al Di Meola, Oregon, Joe Lovano, Wayne Shorter, Don Cherry, Arthur Blythe, Nana Vasconcelos ve daha niceleriyle çalan Arto, 20 yıldır ABD’de. Bizim için Onno’nun kardeşi, küçük Arto, canım Arto olduğu günler geride kaldı. O artık, konserleri ve albümleri hakkında yazılan yazılarda ‘harika’, ‘bu adam bambaşka’, ‘kaçırmayın’, ‘efsanevi Arto’ diye tanımlanan bir müzisyen. Neyse ki, gene bildiğimiz Arto. Bu sefer kendisini dünya gözüyle görmek de nasip oldu, Şule sayesinde vestiyer arkasına geçip küçücük soyunma odasında güler yüzüyle karşılaştım.

Meraklısına duyurulur. Night Ark albümleri şunlar: Picture, Moments (Sonra ‘Night Ark Treasures’ adı altında birleştirildi), Wonderland, Petals On Your Path. Bir de Ara ile Arto’nun (bence gerçekten eşsiz) albümü ‘Tears of Dignity’ ve ‘Onno’ var. Sonra, ‘Aile Muhabbeti’ ve Arto’nun albümü
‘Every Day Is a New Life’. Bu arada, Arto’nun
çaldığı Paul Winter imzalı ‘Journey with the Sun’ı (neredeyse ayrılmaz bir ikili oluşturdular) ve Ekim 2001’de çıkan KODO
CD’si ‘Mondo Head’i de halisane tavsiye
ederim. Edinebilirseniz, System of a Down’un
‘Toxicity’den sonraki albümünü de alın
(adını unuttum). Bilmediğim bir şey varsa, beni de haberdar edin, sevaptır…

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: