İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Aras Yayıncılık’dan yeni bir Saroyan daha; ‘Paris-Fresno Güncesi’

Aras Yayıncılık Saroyan’ın kitaplarını Türkçe’de yayınlamaya devam ediyor. “Paris-Fresno Güncesi 1967-1968, Ölüm Dirim ve Aya Kaçış” ismi ile yayınlanan kitapda Saroyan’ın kaydettiği ilginç notlar bulunuyor…

Orjinal adı days of life and death and escape to the moon olan ve 1970’de New York’da The Dial Press tarafından basılan kitabı Türkçe’ye kazandıran ise Beril Eyüboğlu. Üstteki fotoğrafta kitap için Aras Yayıncılık’ın hazırladığı kapak, altta ise orjinali bulunuyor.

Aras Yayıncılık’ın kitap için hazırladığı tanıtım metni şöyle…

Gürül gürül çağıldayan bir nehir Saroyan. Her şart ve koşul
altına yaşama sarılması, sevgisi, öfkesi ve kavgasıyla gürül gürül; hatta
suskunluğuyla…

Yüreği,
ninelerinden, dedelerinden dinleyerek öğrendiği Anadolu topraklarında,
Bitlis’te kalmış, hayatı boyunca altmışı aşkın kitap –öykü, oyun ve roman–
yazmış bir Amerikalı, dünyaca tanınmış ve sevilmiş “naif ” bir yazar, prestijli
Pulitzer Ödülü’nü kazanıp reddetmiş “hırt” bir adam, “william”la “aram”
arasında bir ömür boyu süren yüksek gerilimli (ama pozitif) gelgitlerin olgunlaştırdığı, bir yandan da
çocuklaştırdığı bir koca insan. His name is WilliAram.

Kimi
hikâyelerini okurken, gürültülü, herkesin yüksek sesle bir şeyler söylediği bir
kalabalığın ortasında bulur insan kendini. Kapılır gider, bir yandan da, merak
içinde, bu coşkunluğun sizi hangi denizlere, hangi kıyılara götüreceğini düşünürsünüz. Sonra, hikayenin
kahramanları dinginleşir birden, yazı dinginleşir, “yazar” dinginleşir ve siz,
“okur” dinginleşirsiniz; Saroyan boyut değiştirmiş, karanlık bir gecede keman
çalmaya başlamıştır; yalnız sizin için, yalnız kendisi için, bütün insanlık
için… Hikaye bittiğinde gece de biter ama kemanın sesi hâlâ kulaklarınızdadır.

İşte, Paris-Fresno Güncesi, Saroyan’ın,
kalabalık orkestrasyonlu ve gürültülü tarzından usul usul sıyrılıp, kendi
kendine caz denemeleri yapmaya başladığı dönemlere, yazarın altmış yaşına
girdiği günlere götürüyor bizi. Bir iç konuşmalar bütünü güncede
yazılanlar. Okurken, özel Saroyan
tarihinin tanığı olduğunuzu hissediyorsunuz. “Gelin, dinleyin, bakın
aklımdan neler geçiyor. Tüm eski dostları bu dünyadan teker teker göçmeye
başlayan ünlü bir yazar altmışına geldiğinde neler hisseder? Gelin, bu benim
tarihim, tarihime tanık olun.” demiyor güncesinin hiçbir yerinde, ama siz öyle
dediğini duyar gibi oluyorsunuz.

Ölüm düşüncesi bir daha bırakmayacak şekilde yakasına yapışmış olsa da,
hayatta olmak, insan olmak, onun için kesintisiz bir zevk ve neşe kaynağı
olmayı sürdürüyor. Saroyan, yaşamak işini özel bir tavıra ve bir eğlenceye
dönüştürüyor. Okurken düşünmeyi, düşünürken muzipçe gülümsemeyi sevenler için.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: