İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İsmail Giritli: Atatürk de ‘Soykırım yalanı’na bulaştırılmak isteniyor – Türkiye

Türkiye Gazetesi’nde yayınlanan yazısında İsmail Giritli; “24 Nisan 1915’in, 85’inci Yıldönümü olarak geride bıraktığımız 2000 yılında ABD, Fransa, İtalya ve Avrupa Parlamentolarında gündeme gelen ve bazıları kabul edilen sözde Ermeni Soykırımı Karar Tasarıları ile yaşandığını biliyoruz.” diyor

İlk defa 1965’te, Yunanistan ve Kıbrıs Rumlarının teşviki ile gündeme getirilen sözde Ermeni Soykırımı Tasarılarının hepsinde, “1915-1923 arasında yapıldığı iddia edilen Ermeni Soykırımı”ndan söz edilmekte ve “24 Nisan 1915” tarihi esas alınarak, “24 Nisan”ın “Millî Anma Günü” olarak tesbiti istenmektedir. Nitekim 1965’ten başlayarak özellikle her beş yılda bir Türkiye düşmanlarının ve Ermeni lobilerinin yoğun girişimleri ile birtakım karar tasarılarının oluşturulduğunu ve bunun son örneğinin, 24 Nisan 1915’in, 85’inci Yıldönümü olarak geride bıraktığımız 2000 yılında ABD, Fransa, İtalya ve Avrupa Parlamentolarında gündeme gelen ve bazıları kabul edilen sözde Ermeni Soykırımı Karar Tasarıları ile yaşandığını biliyoruz.

Doğu, Güney ve Güneydoğu Anadolu, 23 Nisan 1920’de kurulan Mustafa Kemal liderliğindeki TBMM Hükümetinin yönetim ve kontrolü altında bulunduğuna göre, hiç olmazsa 1920’den itibaren, TBMM’nin denetimi altında bulunan Anadolu Toprağında cereyan eden bütün olayların sorumluluğunun da Mustafa Kemal liderliğindeki hükümete ait olduğu ve olacağı ortadadır.
Sözde Soykırım Tasarıları ise bu soykırımın 1915-1923 tarihleri arasında yapıldığını iddia etmek suretiyle Osmanlı’dan sonra, Mustafa Kemal liderliğindeki Millî Mücadele Dönemini de bu yalanlarına bulaştırmak istemektedirler. Oysa TBMM Hükümeti memleketi işgalden kurtarmağa çalışan Millî Mücadeleyi yürütürken, 1917 Rusya Devriminden sonra bağımsızlığını elde eden Ermenistan Doğu Anadolu’da ve Fransızların himayesinde Çukurova’da, Antep’te, Urfa’da ve Maraş’ta mezalim ve katliam yapmış, Yunanlıların Batı’dan başlattığı istila hareketini desteklemek için ise 1920’lerin başından itibaren Doğu Anadolu’da yapmadık vahşet ve mezalim bırakmadığı için, Kâzım Karabekir’in komutasında Türk Ordusundan gereken dersi alarak, daha sonra tanımamağa kalkıştığı 3 Aralık 1920 Gümrü Andlaşması ile pes etmiştir.

Buna rağmen, Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Azmi Süslü’nün “Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı” adlı ve zengin arşiv çalışmalarına dayalı eserinde de vurguladığı üzere Ermenilerin sözde, Soykırım suçlamaları İttihat ve Terakki Hükümeti ile sınırlı kalmamış, 23 Nisan 1920’de kurulan TBMM ve Kurucuları Mustafa Kemal, Kâzım Karabekir ve İsmet Paşaya, daha sonra da bütün TC Hükümetlerine bulaştırılmak istenmiştir. Nitekim 1922’de İstanbul’daki Ermeni Patrikhanesi’nin “Kemalist Mezalim” adı ile yayınladığı kitapta, Mustafa Kemal Hükümetinin sadece Ermenileri değil, Anadolu’daki bütün Hıristiyanları imha etmekle suçlandığı görülmektedir. Oysa UNESCO Mustafa Kemal Atatürk’ün doğumunun 100. Yıldönümü olan 1981’de dünyaca kutlanması kararını alırken, gerekçe olarak; Atatürk’ün “Tüm yaşamı boyunca insanlar arasında hiçbir renk, din ve ırk ayırımı gözetmeden bir uyum ve işbirliği çağına inancını ve eylemlerinin barış, uluslararası anlayış ve insan haklarına saygı yönünde gerçekleştirdiği olgusunu gözönünde tutmuştur. Bu neden ile, Atatürk’ün adının “Soykırım Yalanı”na bulaştırılması tarihe ve Mustafa Kemal’in kişiliğine karşı bir başka küstahlık ve utanmazlıktır.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: