İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Vakıf Yöneticileri Seçimlerinde İkametgah Engeli

Vakıflarımızın sorunları, son olarak bizzat sayın Patriğimiz tarafından Ankara’da Devletin en üst yetkililerine sunuldu. Okul-Kilise-Vakıflarımızda uygulanan “Yönetici olabilmek için ilgili vakıf çevresinde oturuyor olma koşulu” sorunlarımızdan birisi.

Bilindiği gibi İstanbul Ermenileri olarak sahip olduğumuz Kurumlarımızın (Vakıflarımızın) tamamı Osmanlılar döneminden günümüze kalanlardır. Bu nedenle İstanbul’un eski yerleşim birimlerinde bulunuyorlar. Şehirler yaşayan mekanlardır. Her yaşayan gibi şehirlerde, gelişirler, büyürler, şekil değiştirirler. Yani, değişim kuralı şehirler içinde geçerlidir. İstanbul’da büyüdü, yeni yerleşim yerleri, yeni semtler oluştu. Eski yerleşim birimlerinin bir çoğu ticaret-sanayi-turizm bölgelerine dönüştü. Çoğu ikamet edilen konut bölgeleri olma özelliğini yitirdi. Doğal ki, bu değişim ve büyüme şehir içi göçleri de beraberinde getirdi. Bizim insanlarımızda İstanbul’un ikametgah yeri olma özelliklerini henüz yitirmeyen semtlerine göç ettiler. Dahası şehir merkezlerinden uzak yeni yerleşim bölgelerini kendilerine mesken edindiler.

Mesela; Beyoğlu kilisesi ve çevresi, Yine bir zamanların güzide semtlerinden olan Laleli, Beyazıt, Kumkapı üçgeni ortasında bulunan Gedikpaşa kilisesi. Bir zamanlar Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı bu kiliselerin çevresi , bugün artık konut alanı olarak düşünülmeyen yerler oldu.

İnsanlarımız bu gibi semtlerden İstanbul’un her tarafına dağıldılar. Ancak o kurumlar yine amaçları doğrultusunda bu insanlara hizmet vermeye devam ediyor. Okulsa okul olarak, kiliseyse kilise olarak. Hepimiz oralardan yararlanıyoruz. Çocuklarımızı servislerle okullarına gönderiyoruz. Ölülerimizi kiliselerden kaldırıyoruz. Dini nikahımız o kilisede kıyılıp, Vaftizlerimiz yapılıyor. Kutsal günlerimizde kiliselerimizi ziyaret edebiliyor. Bağışımızı yapabiliyoruz. Evet okul ve kiliselerimizden bu şekilde yararlanıyoruz. Bulunduğumuz semtlerde yasal olarak yeni okul ve kilise açamayacağımıza, açmayacağımıza açmamıza da gerek olmadığına göre mevcutlardan bu şekilde yararlanmamız gayet doğaldır. Ancak birde madalyonun diğer yüzü var. Bu konuda Devletimizin bir kısıtlaması var. Bizimde talebimiz.

Devletimiz ” Onlar çevrelerindeki cemaate hizmet veren, semt kiliseleridir. Yönetim Kurulları da çevresinde ikamet eden cemaat mensuplarından seçilirler. Cemaati kalmamışsa Yönetici seçemezsiniz. Oraları Vakıflar Genel Müdürlüğünün Kayyum Yönetimlerine terk edeceksiniz ” diyor. (Ve bunun uygulaması da Kırıkhan’da yapıldı. Geçtiğimiz yıl Hatay Kırıkhan kilisesi mülkleriyle Vakıfların idaresine geçti. Vakıflar Genel Müdürlüğüne ve İlgili Bakana durum yansıtıldı. Ancak henüz bir sonuç alınmadı.) Hal böyle olunca, cemaati kalmayan, azalan ya da yöneticilik yapabilecek nitelikte kimse bulunmayan semtlerde haliyle zorluk çıkıyor. Bu gibi yerlerde, her seçim öncesinde durum ilgililere bildiriliyor, olumlu yanıt alınamıyor. Yargıya intikal ettirildi. Yargıda idarenin tasarrufu doğrultusunda karar verdi. ( Konuyla ilgili olarak AİHM de açılmış bir dava var.) Bu durum kimi kilise çevrelerinde kalıcı yönetimlere, kimi yerlerde ise zorunlu yöneticiliklere neden oluyor.

Esasen bu türlü bir seçim için, değişiklik talebi 1972 yılında, Üç Horan Kilisesi Yönetimi tarafından, bir dilekçeyle Ankara’dan talep edilmiş. Ankara bu talebi “Devletin azınlık politikalarına uygun” bularak kabul etmiş. O günlerin toplum ve kurumlarının mekan birliktelikleri, bugün kurumlarımızın çoğu için geçerli değil. Talep ettiğimiz değişiklik sokak, mahalle ve ilçe ile sınırlı tutulan ” kilise seçim çevresi” nin değiştirilmesi.

Yakın tarihlere kadar böyle bir kısıtlama yerel ve genel seçimlerde adaylar içinde vardı. Ancak seçim kanununda yapılan değişiklikle bu uygulama kaldırıldı.

Ermeni Vakıf seçimlerindeki Bu uygulamanın mantığını, Hukukun üstünlüğüne inanan bir Cumhurbaşkanımızın var olduğu, AB adayı Türkiye ile örtüştüremiyorum. Bu ve benzeri basit sorunlarımızın düzeltileceğine olan inancımı saklamak istiyorum.

Not: Rum Vakıfları seçimlerinde İstanbul, Anadolu Yakası, Avrupa Yakası ve Beyoğlu olarak üç seçim bölgesine ayrılmış. Zamanında onlar öyle talep etmişler.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: