İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Surp Toros Kutlanıyor

Bugün Ermeniler, Surp Toros yortusunu kutluyor. İsim yortusu olduğundan, Medz Bahk (Büyük Oruç) döneminde olsak da, bugün dzom (oruç) günü değildir, üç öğün yenir, ancak sadece bahk (perhiz), yani vejeteryen gıda türleri tüketilir.

“Toros,” Grekçe “Theodoros” isminin Ermenice’deki kısaltılmış şeklidir. Astvadzadur > Asadur, Allahverdi, Hudaverdi anlamına gelmektedir. İsmini Latince “Taurus”, yani boğadan alan Toros Dağları ile hiç ilgisi yoktur.

Kilikya Ermeni Prensliği’nin, 1198’da Krallığa dönüşmesiden önce, bu ismi taşıyan iki Ermeni prensi olmuştur: 1. Toros (1102-1129) ve 2. Toros (1145-1168). Tarihçiler ikisinden de imanlı, cesur, yakışıklı olarak bahsederler. Bunlardan ikincisi, Bizanslılar tarafından İstanbul adalarından birine sürülmüş, ancak daha sonra kaçmayı başararak Amanos (Syav) Dağlarına çıkmış, mücadelesine devam etmiş ve kısa zamanda babası 1. Levon’un kalelerini yeniden ele geçirmiştir.

Toros ismi hala Ermeniler arasında yaygınca kullanılan, cesareti, gücü simgeleyen bir isimdir.

Bu yortuda Ermeni Kilisesi’nin takvimine de geçen iki azizin anısı kutlanır. İkisi de Amasyalı, ikisi de “halk kahramanı” olan bu azizler hakkında şu kısa notlar verilebilir:

ASKER SURP TOROS: Amasya’nın Sabu / Sapu köyünde iyi bir ailenin oğluydu. İmparator Maksimiyen zamanında Acemiler Birliği’nde askerdi. Hristiyan olduğu ortaya çıktığında, Toros askeri mahkemeye çıkarılır ve orada cesaretle Mesih İsa’ya inandığını açıklar. Yargı süreci devam ederken, bir ara, insan eliyle yapılmış putlara tapınmanın ne kadar boş ve aşağılayıcı bir şey olduğunu gösterebilmek amacıyla, Tanrıça Rea’nın heykelini ateşe
verir. Feci şekilde işkencelere maruz kalır. Bitkin bir halde zindana
atılır. Zindanda, Mesih İsa’nın görümüyle güç bulur. Yargı süreci bittikten sonra yakılarak idamına karar verilir. Toros, 306 yılında bir meydanda yakılır. Yevsepi adlı Hristiyan bir kadın naaşından kalanları toplar ve evinde saklar. Daha sonra, kadının evi üzerinde bir kilise inşa edilir.

KOMUTAN SURP TOROS: 312 yılında İmparator Konstantin Hristiyanlığı kabul ettikten sonra bile, Likianos doğuda Hristiyanlar’a eziyet etmeyi sürdürür. Bu komutan da Likianos’un hışmına uğrar. Amasya’nın Euhaila köyünde doğmuştu. Askeri meslekte ilerleyerek, Kapadokya Ereğlisi’nde (Heraklia) bulunan Roma garnizonunun komutanı oldu. Hristiyanlığı kabul etmişti.
Hikmetli ve müşfik bir insandı, örneğiyle bir çok kişinin Hristiyanlığı
kabul etmesine vesile oldu. Putperest Likianos Ereğli’deki kampa gelip konakladığı zaman, yanında bir çuval dolusu altından heykelcik getirmişti. Toros bu putları ufalattırdı, eriterek elde ettiği altını yoksullara dağıttı. Bunun üzerine Likianos tarafından tutuklandı, kendisine işkence edildkten sonra çarmıha gerildi, gözleri çıkarıldı, yüzünün derisi soyuldu. Aziz, kendisine işkence edenler için onları kutsayarak dua etti. Ruhunu teslim etmediğini gördüklerinde, çarmıhtan indirerek boynunu vurdular.

İki aziz de askerdi. İkisi de cesareti simgeler. İkisi de bir canavara ya da ejderhaya karşı savaşırken, ya da canavarı ayak altına almış bir şekilde tasvir edilir. Canavar ya da ejderha, ikona sanatında kötülüğü, karanlığı, cehaleti, Şeytan’ı simgeler.

Kumkapı’daki Surp Astvadzadzin Patriklik Kilisesinin ayazmasının adı Surp Toros’tur. Her yıl bugün ayazmada Surp Badarak töreni yapılmasına karşın, Patrikhanemiz’in onarımı bitene kadar ayazma kullanılamayacağı için, Surp Toros yortusu ana kilisedeki sabah dualarında kutlandı.

Bugün hala Hristiyan isek, bunu yukarıda sözkonusu edilen kişiler gibi cesur imanlılara ve onların tanıklıklarına borçluyuz. Onlar hala Mesih’te yaşamakta, bizlerle birlikte Tanrı’ya övgü ilahileri sunmaktadırlar. Bugün, adı Toros ya da Teodor/os olan tanıdıklarımızın isim gününü kutlayalım, onları sevindirelim.

Surp Toros denilince, akla hemen Amasya gelmektedir. Bu yortu, Amasyalılar için de memleketlerini, geleneklerini, hemşehrilerini anmak için bir vesiledir. Eski Kilikyalılar (Çukurova, Adana, Kozan, Tarsus, Mersin, Antakya) için de bu yortu, Prens Toroslarını anmak için bir vesiledir. Anadolu’da bu yortu kutlanırken, Medz Bahk dönemi olduğu için, yalancı harisa yemeği (etsiz yalancı keşkek) ve yalancı mantı (etsiz mantı) hazırlanırdı.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: