İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Oktay Ekşi ve M.Ali Birand’ın Ermeni soykırımı iddiasıyla ilgili yorumları

Mehmet Ali Birand: Biz bu kavgayı kaybedebiliriz…

Bir an için kendi kendimizi aldatmayı bir kenara bırakalım ve Ermeni iddialarıyla ilgili olarak, bazı gerçeklere kulak verelim. Hemen harekete geçmezsek, gelecek karanlık görünüyor.

Bizce, Ermeniler soykırıma uğramamışlardır. Ancak, uluslararası kamuoyu bu konuda kesin kararını vermiştir.

Bu kamuoyu, henüz “Soykırım mı, katliam mı?” ayırımını tam anlamıyla yapamamasına rağmen, yıllardan beri “Ermeni Soykırımı” cümlesiyle yetişip büyüdüğünden dolayı, soykırım etiketini yapıştırma noktasına gelmiştir.

Uluslararasının gözünde ki kesin yargı, Türkiye’nin Ermenileri kestiği şeklindedir. İster 3 milyon, ister 700 bin kişi olsun, ister bir iç savaş nedeniyle, ister dış güçlerin Osmanlılara karşı bir komplosunu bastırmak için olsun, genel kanı Ermenilerin kesildikleridir.

Hele, Osmanlı İmparatorluğu toprağı iken sonradan bağımsızlıklarına kavuşan batı veya doğu ülkelerdeki, kelle kesen Türk atlılarının yarattığı bilinç altı sahneler, bu genel kanıya bir de haklılık payı verdirtmektedir.

Bugün çeşitli ülke parlamentolarında gözlediğimiz Ermeni yanlısı ayaklanmalar, destek verme yarışları aslında uzun yıllardır kontrol altında tutulabiliyordu. Özellikle soğuk savaş dönemlerinde, “aman Türkleri kızdırmayalım” diyen hükümetler parlamentolarını durdurabiliyorlardı. O yıllarda, hükümetlerin parlamentolar üzerindeki etkinlikleri de daha fazlaydı.

Ancak, bugün işler tam tersine döndü.

Artık parlamentolar, bazı konularda bağımsızca hareket edebiliyorlar ve siyasi otoriteyi de dinlemiyorlar. Bu ortamdan yararlanıp, Ermenilere duydukları sempatiyi göstermek istiyorlar.

BASIN DA ERMENİLERE HAK VERİYOR

Uluslararası basın da Ermenilere sempati duyuyor. Onların haklı olduklarına inanıyor.

Soykırım-katliam veya techit kelimeleri konusunda, onlar da tam karar verebilmiş değiller, ancak bizim zamanında Ermenilere haksızlık ettiğimizden eminler ve bir jest yapmamız, özür dilememiz, hiç değilse bir ağır suç işlediğimizi kabullenmemiz gerektiğinde hem fikirler.

Türkiye’yi çok seven, Türk tezlerini mantıklı bulan gazeteci, politikacı, bilim adamı dahi, kafasının kenarında Ermenilerin haklılığı fikriyle hareket ediyor.

Bu noktaya gelinmesinde istersek, Ermenilerin dünyayı aldatmasını gösterelim, istersek kendi beceriksizliğimizden örnekler verelim.

Ancak gerçekler bunlardır.

Kolay kolay kaçamayacağımız ve kolay kolay gözardı edemeyeceğimiz gerçekler bunlardır.

20 yıl önce yapmamız gerekenleri yapmadığımız için bu gerçeklerle karşı karşıya kaldık. Kendi hatalarımızdan dolayı bu durumlara düştük.

HEDEF: TÜRKİYEYİ YANLIZLAŞTIRMAK

Ermenilerin ve onlara destek veren çevrelerin bir tek amaçları var. O da Türkiye’yi yanlızlığa itmek. Fransa, Almanya, İtalya ve dolaylı olarak Avrupa Birliği ile ilişkilerinin hırpalanmasına yol açmak.

Bunu da, Türkiye’yi tahrik ederek belirli ölçüde başarma yolundalar.

Ermeni lobisi Avrupa ülkeleriyle kavgalı, Avrupa Birliği’nin dışında kalmış, Amerika ile sürtüşmeye girmiş bir Türkiye ile daha kolay başa çıkabileceklerini hesaplıyorlar.

Destekçiler ise, Türkiye’yi ne pahasına olursa olsun Avrupa dışında tutmak için Ermenileri tahrik ediyorlar. Onların amacı Türkiye’yi durdurmak.

Şimdi bu manzaraya bakıp “canları cehenneme” demek ve içe kapanmak en büyük hata olur. Asıl o zaman zayıflarız. Aksine bir mücadele vermek zorundayız.

Uluslararası alandaki gerçekleri görüp, akılcı bir uzun vadeli planlama ve yeni bir yaklaşımla ortaya çıkmamız gerekiyor.

Yoksa, 20-30 yıl sonra önümüze çok büyük bir fatura çıkabilir…

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: