İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ayvazovski Sergisinde Soykirim Meselesi

Patrigimiz Mesrob II, 26 Ocak Cuma ogleden sonra gec saatlerde, Is Bankasi’nin Genel Mudurluk binasi bunyesindeki Kibele Sanat Galerisinde unlu Ermeni ressam Ayvazovsky’in resimlerinden olusan sergiyi ziyaret etti. Ermeni Patrikligi Basin Sozcusu Luiz Bakar, Surp Astvadzadzin Patriklik Kilisesi Vakfi Yonetim Kurulu uyelerinden Nazaret Tavityan ve Ermeniler’den olusan kucuk bir grup ziyarette hazir bulundular. Ayvazovsky’nin olumunun 100’uncu yildonumu vesilesiyle duzenlenen sergide, Patrikhane koleksiyonunda bulunan ve bugune dek hic disari cikartilmamis buyuk boy iki tablo da ilk kez sanatseverlerin begenisine sunuluyordu.

Is Bankasi yetkilieri tarafindan giriste karsilanan Patrik Hazretleri, sergiyi buyuk bir dikkatle gezdi ve bazi tablolar hakkinda sergiyi duzenleyenlerden bilgi aldi. Patrik Hazretleri’nin ziyaretini yaklasik 20 kisilik bir basin grubu izledi. Ziyaretin sonuna dogru, Patrigimizin cevresini saran besin mensuplarinin sorulariyla, verilen cevaplar soyleydi (teyp cozumu: Vagarsak Seropyan) —

SORU: Sayin Patrik, Azerbaycan’la Ermenistan cumhurbaskanlarinin bir araya geldikleri
bugünlerde, bu gorusmelerin Turkiye’ye yansimalari nasil olacaktir? Bu konudaki goruslerinizi alabilir miyiz?

CEVAP: Hayir, uluslararasi politikanin analizini politikacilara ve diplomatlara birakiyorum.

SORU: Bunca sey konusuluyor, soyleniyor. Fransa parlamentosunun soykirim yasasini kabul etmesinden sonra siz suskun kalmayi tercih ettiniz. Sizce soykirim oldu mu?

CEVAP: Bana boyle bir soruyu sormamis olun. Cok aci ve cok derin olaylarin yasandigi ortada. Derin izler biraktigi da. Konumum tarihsel ve hukuksal bir yargida bulunmaya musait degil. Baskalarinin da bu kadar kolay “oldu” ya da “olmadi” diyebilmelerini yadirgiyorum. Ortada oyle derin bir aci, oyle bir travma var ki, bunun her kim tarafindan olursa olsun o kadar kolay somurulebilmesi dogru degil. Acilar somurulmemeli! Yani ortada derin bir yara var iste! Bize düsen bu yaranin uzerine tuz basmak, limon sikmak olmamali, onun kanamasini engellemek, ona merhem olmak, yarayi sarmak gerek. Herkes birseyler soyluyor. Tasnak diyen var, Hincak diyen var. Hamidiye Alaylari diyen var. Diyen var da, soyle dogru-durust tum arsivlerle destekli acik bir tarih yok. Onemli olan 80-100 yil önceki olaylara ragmen, insanlarin icine sevgi ve dostluk tohumlarini ekip onlarin yesermesini saglamak. Her seyden once bir kere saygi duymak lazim. Cok soruldu, cok soyledim. Yine tekrarliyorum: iki taraf, Türkiye ile Ermenistan, diyaloga oturup musterek gecmislerindeki sorunlari konusabilmeliler. Yoksa rahatsizligin artacagi belli. Onun bunun malini boykot etmekle sorulara yanit bulunamaz. Ama ne yazik ki bir cinnet yasaniyor sanki. Sanki birileri gene bir dugmeye basti. Sizce, cinnet ortaminda insanlar makul bir sekilde konusabilirler mi? Yon tayin edilebilir mi? Donup donup ayni yere gelirsiniz. Simdiki durum da o iste. Ermenistan’in kendi tezi var, Turkiye’nin de kendi tezi. Iki taraf da dogal olarak kendi tezini savunmaya devam edecektir, cunku birinden uzaksaniz onun arkasindan bol bol konusabilirsiniz. Sonuc olarak, yerinizde sayarsiniz. Aksine eger yan yana gelir, bir masa etrafinda toplanir, birbirinizin gozu icine bakar, birlikte konusur, yemek yerseniz, icerseniz, o zaman karsi tarafin da aslinda sizin gibi duygulari olan insanlar oldugunun farkina varirsiniz. Bu cok onemlidir. Diyalog iste o an baslar. Kultur, sanat, mal alisverisine baslarsiniz, dost olursunuz. Iste o zaman sorunlari konusmaya baslayabilirsiniz. Bizim yapabileceklerimiz de iste burada baslar. Ben din adamiyim, vaaz ederim, insanlari bir araya getirmeye calisirim. Siz medya mensubusunuz, yazarsiniz, haber yaparsiniz. Yani herkes bir sekilde diyaloga katki saglayabilir. Yapmamiz gereken sey iki tarafin birbirini sevmesine, komsuluk ve dostluk iliskileri icerisine girmesine yardimci olmaktir. Turkler’le Ermeniler buna mecburdur. Tanri bu halklari yan yana koymus, cografya bellidir, ebediyen komsu kalinacaktir. Ebedi dusmanlik yerine karsilikli ve kalici dostluk daha iyi degil mi?

SORU: Siz Diyanet Isleri Baskanligi ile ortak bir bildiri yayinlamayi dusunur musunuz? Veya sizler baska ne yapmayi dusunuyorsunuz?

CEVAP: Diyanet Isleri Baskanligindan boyle bir oneri gelmedi, gelirse o konuda dusunuruz. Ben de duydum ki, Diyanet Isleri Baskani 1915’te tum olenlerin ruhlarinin huzuru icin ortak bir dua etmemizi onerecekmis. Eger bir seye hizmet edecekse, yapariz. Neden olmasin ki? Oneri geldiginde oturur, degerlendiririz. Olenleri saygiyla yad etmek gerekir. Ben birey olarak ornegin son iki gundur cok uzuluyorum. Diyarbakir Emniyet Muduru Gaffar Okkan’in hain bir saldiriya ugrayarak yasamini yitirmesi beni cok uzdu. Gozyasi dokmemek, yasanan haksizligi gormemek, uzulmemek mumkun mu? Bizler, Türkiye Ermenileri olarak ne yapabiliriz sorusuna gelince, iste durumumuz belli, caprazin tam ortadasindayiz. Biz hem Ermeni kokenli, hem de Turkiye Cumhuriyeti vatandasiyiz. Bu ulke bizim de ulkemiz. Isteyenlerin gitmesi zor da degil. Bizse buradayiz. Ulkemizin menfaatleri bizim de menfaatimizdir. Yasalara saygili bir halkiz. Ve boyle olmaktan da mutluyuz. 1461’den beri var olan Patrikligimizin ve Turkiye Ermenileri’nin cizgisi bu dogrultudadir. Ben de bu rota üzerinde seyire devam ediyorum.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: