İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

TBMM’de, 9 Ocak’ta Ermeni soykırımı iddiaları hakkında görüşmeler…

TBMM TUTANAK SAYFALARI

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

9 Ocak 2001 Salı

BAŞKAN : Başkanvekili Murat SÖKMENOĞLU

KÂTİP ÜYELER :Şadan ŞİMŞEK (Edirne), Melda BAYER (Ankara)

……..
Gündemdışı son söz, Ermeni soykırımı iddiaları hakkında söz isteyen, İstanbul Milletvekili Ahmet Çakar’a aittir.
Buyurun Sayın Çakar. (MHP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 5 dakika.

AHMET ÇAKAR (İstanbul) – Sayın Başkan, Yüce Türk Parlamentosunun kıymetli üyeleri, kişisel yargılarını tarihin yargılarıyla yer değiştirmeye kalkanlar, yine tarihin yargılanmasından kurtulamayacaklardır; çünkü, tarih hataları da sevapları da birlikte kaydeden bir zaman bilimidir; ondan kurtuluş yoktur.

4 milyon kilometrekare, kendi toprağının 8 katı büyük kara toprağında -Asya, Afrika, Amerika ve Pasifik’te- birçok ulus üzerinde vahşi sömürgecilik metotları uygulayan ve sömürge hâkimiyeti adına milyonlarca insanı, özellikle Müslümanları katlederek soykırıma tabi tutan bir milletin, Ermeniler adına, soykırım iddiasında bulunması ve onu parlamentosunda yasa haline getirmesi, akıllara durgunluk veren, çağdışı, insanlık dışı bir teşebbüstür. Bu teşebbüs, başta Fransız Milletine ve Devletine, Ermenilere ve Yüce Türk Milletine insafsız bir ihanettir. Bu, öyle bir ihanettir ki, tıpkı kuyuya atılan taş gibidir; kırk akıllı gelse o taşı kuyudan bir daha kolay kolay çıkaramaz.

Batı içinde bir Batı var; hem Batının düşmanı hem Doğunun düşmanı. Buradan aklıselim soylu Fransızlara ve bütün Batıya sesleniyoruz: Yol yakınken bu vahim hatadan dönün, tarihin hükmüyle oynamayın, hukuk ilmine ve özgür düşünce anlayışına kelepçe vurmayın ve içinizdeki insanlık düşmanını, medeniyet düşmanını kovun; kovun ki, siz de rahat edin, insanlık âlemi de rahat etsin.

Tarihî dayanağı olmayan, saptırılmış ve uydurulmuş sahte Ermeni soykırım iddiaları asılsızdır. Katledilen, işkencelere ve akıl almaz tecavüzlere maruz kalan Türklerdir; Birinci Dünya Harbinde ordusu arkadan vurulan, bölge halkı imha edilen, malları, canları ve namusları tecavüze uğrayan Türklerdir; bebek, çocuk, kadın, ihtiyar demeden, samanlıklara, camilere doldurularak yakılan Türklerdir. Bütün bunlar, “kurtulmak istiyorsan komşunu öldür” sloganı adına, Hınçak ve Taşnak çeteleri tarafından Doğu Anadolu’da uygulanan ve uygulatılan, hiçbir şerefi olmayan zulümlerdir.

Ermeniler, tarihin hiçbir safhasında devlet olamamış, olmamış, olamamış. Sabit bir toprak parçasında tutunamamış, devamlı, başka milletlerin himayesinde yaşamıştır. Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde huzur içerisinde şerefle ve adaletle yaşarken, Batının kışkırtmasıyla, asırlarca sadık kaldığı Yüce Türk Milletine ihanet etmiş Ermenileri tarih asla affetmeyecektir. İhanet etmeyenler ise, dün olduğu gibi bugün de, Türk Bayrağı altında huzur içerisinde yaşamaktadırlar. İhanet edenleri yeniden ihanet etmeye teşvik etmek, asırlardır dost ve kardeş yaşamış iki milletin arasına yeni kin ve nefret tohumları ekmek, üçüncü binyıla giren insanlık âleminin aydınlık geleceğine kara bir leke sürmektir. Bu leke, aynı zamanda, Türk Milletine hazırlanan esaret zincirine eklenmek istenen çürük bir halkadır. Lakin, böyle çürük halkalardan oluşmuş çok esaret zincirlerini parçalamış, hürriyetine düşkün yüce bir milletiz. O bakımdan, sayın Fransızlar, nafile uğraşmayın, Âkif’in dediği gibi “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım/Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!”

Türkler, asırlardır doğudan batıya doğru ilerleyen ve durdurulamayan bir millettir. O bakımdan, Türklerle iyi geçinmek, onlarla dost olmak, her zaman kârlıdır. İnsan haklarına ve sevgisine her zaman değer veren ve başına taç eden, hukukun üstünlüğüne inanmış ve Büyük Türk Dehası Atatürk’ün milletlerarası barışın terazisi diyebileceğimiz “yurtta sulh, dünyada sulh” veciz sözünü dışpolitikasında şiar edinmiş olan Türk Milletinin huzurunu bozmaya, uluslararası münasebetlerini zedelemeye kimsenin hakkı yoktur. (MHP sıralarından alkışlar)

Son söz: Ey Fransız ve benzerleriniz, nasıl gelirseniz öyle karşılanırsınız.

Değerli Başkan, kıymetli milletvekilleri; geçen ay Fransız Senatosunda kabul edilen sahte Ermeni soykırım tasarısı, şimdi, 18 Ocakta Fransız Millet Meclisine gelmektedir. Dün olduğu gibi, bugün de, Fransızlar, emperyalist güçlerle beraber “Doğu Meselesi, Şark Meselesi”adı altındaki, Türk Milletinin, önce Avrupa’da, sonra Anadolu’da yok edilme projesinin bir parçasının senaryosunu oynamaya devam etmektedirler

Ermeniler, Ermenistan Devlet yöneticileri ve büyükelçileri, her gittikleri yerde, her katıldıkları uluslararası toplantıda, Türklerin, Ermenileri katlettiklerini, imha ettiklerini anlatıyorlar. Aslında, Birinci Dünya Harbinde bizi arkamızdan vuran Ermeniler; Fransızların ve Avrupalı müttefiklerinin tahrikleriyle Türkleri arkadan vuran, katleden Ermeniler, çok enteresandır, bunun adı da ne demektir bilmiyorum ama, gizli şer odaklarının, tabiri caizse, siyaset sapıklarının yazmış olduğu senaryoların bir adı diyebileceğimiz bu senaryoları hazırlayanları buradan kınıyorum; lâkin, Yüce Parlamentomuzda da onların yaptıklarının cevabını vermek mecburiyetindeyiz.

Ermeni Anayasasında, bugünkü Ermenistan Anayasasında ve Bağımsızlık Bildirgesinde, Doğu Anadolumuz “Batı Ermenistan” olarak gösterilmektedir ve Ermenistan, katlettikleri Türkler yerine, katledilen Ermenileri anlatmaktadır. Bu itibarla, bu Yüce Parlamentoda, biz de, Amerika Birleşik Devletlerindeki Temsilciler Meclisinin, Fransa’daki Senatonun ve Millet Meclisinin, ortaya koymuş olduğu gayri hukukî, gayri ahlakî “insanlık suçu” diyebileceğimiz bu sahte Ermeni soykırım tasarısına karşılık, tarihî belgelere ve gerçeklere dayalı Türk soykırımını, tarihî belgeleriyle Parlamentomuzda izah etmeliyiz ve bunu Türkiye’de kanunlaştırmalıyız.

Ayrıyeten, eğitim tedrisatımızda, ilkokuldan başlayarak üniversite bitimine kadar da, Doğu Anadolu’da yapılan Türk katliamını ve onun devamında devam eden Ermeni ihanetlerini okullarımızda ders olarak okutmalıyız. Düşmanın oyununa, düşmanın hesabına, kitabına, biz de aynı oranda cevap vermeyecek olursak, onlar bizi dünyada karalamaya, biz de kendimizin karalanmasına göz yummaya devam ederiz. O bakımdan, Türk Milletinin millî egemenliğinin hükümranlık haklarının ve millî iradesinin yegâne tecelligâhı olan Türkiye Büyük Millet Meclisinde, evet, bu meseleleri enine boyuna tartışmalıyız ve bu hususta, Türk Milletinin kıstaslarını ve kriterlerini belirlemeliyiz. Aksi takdirde, düşmanın ülkesiyle ve milletiyle bölünmez bir bütün olan Türk Cumhuriyeti Devletimizi bölmek, parçalamak ve yok etmek projesi hayata uygulanmaya devam eder.

Âkif’in söylediği gibi “Sahipsiz vatanın batması haktır/ Sen sahip olursan batmayacaktır” beyitinden hareket ederek, biz, vatanımıza, milletimize elbette ki sahibiz; ama, vatanımızı, milletimizi bölmek ve yok etmek isteyenlere karşı ciddî, siyasî, hukukî ve kültürel tedbirleri almayacak olursak, evet, bütün dünya bir yana, Türk Milleti bir yana olur. Yani, bütün dünya Türklere düşman ve düşman olan Türklere karşı da, yalnız kalmış bir Türk Milletinin evlatları ortada kalır. Dünya nesilleri, bugün, evet, Ermenistan devlet yönetiminin oyununa gelerek veyahut öyle gösterilerek, yeni yetişen insanlık âleminin çocukları Türk düşmanı olarak yetiştirilmekte. Bugün, Avrupa’nın ve Amerika’nın üniversitelerinde, Ermeni soykırım tasarısı kabul edilmediği için, daha henüz tam anlamıyla kabul edilmemiş…

BAŞKAN – Sayın Çakar, sözünüzü kesmek istemiyorum; toparlarsanız minnettar kalırım.

AHMET ÇAKAR (Devamla) – Bağlıyorum.

…fakat, muazzam bir Türk düşmanlığı, kültürel boyutlarıyla üniversitelerde, üniversite gençliğine anlatılmakta ve öğretilmektedir.

Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Çakar, teşekkür ederim efendim.

Bu arada, Ermeni kilisesiyle işbirliği yapan Vatikan’ı da unutmamak gerektiğini ifade etmek isterim efendim.

Sayın Toprak, bir şey mi ifade edeceksiniz?

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) – Evet Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yerinizden, çok kısa efendim.

Buyurun.

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) – İçtüzüğün 60 ncı maddesine göre, kısa bir söz…

BAŞKAN – Buyurun efendim.

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) – Önce, kısa bir tespit ve bir bildiriden kısa pasaj.

BAŞKAN – Hayır tespit değil, fikrinizi söylüyorsunuz; lütfen…

Böyle bir usulümüz yok çünkü.

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) – Sayın Başkan, çok önemli bir konuda birkaç cümle ifade etmeme izin veriniz lütfen.

BAŞKAN –Buyurun efendim.

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) – Bugünlerde Fransız millet meclisinde Ermeni tasarısı görüşülmek üzere.

Fransa Başbakanı Jospin, hükümet olarak, ülkesinin, geçmişte, Cezayir’de yaptığı soykırım, işkence ve şiddet olaylarıyla ilgili mecliste bir araştırma komisyonu kurulmasına karşı çıktı. Sosyalist Parti Genel Sekreteri buna destek verdi ve “bu işi, tarihçiler daha iyi yapar” dedi.

Biri 92, diğeri 82 yaşında iki Fransız generalin itiraflarından… İki kahraman general, tam 1 milyon Cezayirliyi öldürdüklerini itiraf ettiler. General Massu ve General Aussaresses, o zamanlar Fransa’ya bağlı üç eyaletten oluşan, yani, anavatan toprağı sayılan Cezayir’de, 1954 ve 1962 yılları arasında, kendi emirleriyle 24 000 kişiye işkence yapıldığını ve bunlardan 3 024 kişinin -aralarında Fransız komünistler de olmak üzere- yargısın infaz edildiğini itiraf ettiler.

Sayın Başkanım, çok ilginçtir, bu davayı güdenlerin acımasız soykırımcılardan çıkması, tarihin bir ironisi olsa gerek.

Cezayir’de, Çad’da, Somali’de, bugün Ortadoğu ve Çeçenistan’da yaşanan soykırıma arka çıkanlar, yakın geçmişte Asala terörüne, ardından 30 000 yurttaşımızın ölümüne neden olan teröristlere destek olup yataklık yapanlar, koca bir yüzyılı halkların kanıyla sulayanlar, tarihin ve halkların davasında değil taraf olmak, söz hakkına bile sahip olamazlar.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) – Bağlıyorum.

BAŞKAN – Efendim, teşekkür ederim… Anlaşıldı efendim…

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) – Son cümleyi ifade ediyorum Sayın Başkanım.

Yüzyıla yakın, tarihî gerçekleri saptırıp, insanlık adına çifte standart uygulayanlar, bu yolla biz cumhuriyet kuşaklarına bedel ödetmeye, kuruluşundan bu yana “yurtta sulh cihanda sulh” ilkesiyle barışı savunan Türkiye’nin çağdaşlık yolunu bu oyunlarla tıkamaya çabalıyorlarsa, bilsinler ki…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Toprak, zaten Sayın Avni Doğan’ın imzaladığı ve biraz sonra okuyacağım önergede bu var.

Mesele anlaşılmıştır; yalnız, ben de şunu ilave edeyim: Fransa’nın sadece Cezayir’de değil, şu anda Ruanda’da Tutsiler ile Hutuların soykırıma uğraması ve 1 milyon insanın katledilmesi hadisesi de var; bunu da unutmamanız gerekiyor.

Sayın Akgönenç, siz bir şey söyleyecektiniz; lütfen, çok kısa olmak üzere, buyurun efendim.

OYA AKGÖNENÇ MUĞİSUDDİN (Ankara)- Teşekkür ediyorum.

Bugün, son derece enteresan bir rastlantı olarak, iki arkadaşımız konuşurken, birincisi, Çukurova ve güneyin kurtuluşundan bahsetti, diğeri de, Ermeni olaylarını dile getirdi.
Şimdi, ben, bu ikisini bir araya bağlayarak, çok enteresan bir noktayı dikkatlerinize arz etmek istiyorum: Haçlılar döneminde, Türkiye’ye, Anadolu topraklarına Haçlılar girerken, özellikle de, güney tarafa ilerlerken, yine, Ermeniler, daveti kendileri yollamışlar ve “bizi kral yapmanız; yani, bize bir krallık vermeniz şartıyla, size bütün yolları göstereceğiz” demişlerdir ve nitekim, güneyde kurulan Ermeni Krallığını, çok çok kısa bir süre için Haçlılar idaresinde kurulan Krallık, ancak, böyle bir hizmete karşılık yapılmıştır ve Papanın tacı giydirilmiştir. Yani, şunu demek istiyorum bu sözlerle: Türkiye’de, Anadolu’da çekilen bütün ıstıraplarda hep aynı odakların birlikte çalıştıklarını görüyorsunuz ve çıkarlar için bunun hakikaten…

BAŞKAN- Teşekkür ederim Sayın Akgönenç, mesele anlaşılmıştır.

OYA AKGÖNENÇ MUĞİSUDDİN (Ankara)- Teşekkür ederim. (FP, DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, Fransa Ulusal Meclisinde ele alınacağı söylenen sözde Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili olarak gündemdışı konuşma yapan Sayın Çakar’a, Sayın Toprak’a, Sayın Akgönenç’e teşekkür ediyorum.

Aynı konuda, siyasî parti gruplarının Başkanlığımıza verdikleri müşterek imzalı bir önerge vardır; müsaade ederseniz, bunu okuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Sözde Ermeni soykırımıyla ilgili bir yasa tasarısının, Fransa Ulusal Meclisinin 18 Ocak 2001 tarihli gündemine alındığı öğrenilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, temsilcisi olmaktan onur duyduğu Türk Ulusunu derinden yaralayan bu yasa tasarısıyla ilgili olarak aşağıdaki hususları dünya, özellikle de, Fransız kamuoyuna duyurur:

Fransa Ulusal Meclisinin gündeminde bulunan yasa tasarısının, ağırlıklı olarak oy kaygısıyla gündeme getirildiği anlaşılmaktadır. Yasa tasarısı, tarihin tahrif edilmesine ve önyargılara dayanmaktadır.

Bu tasarının yasalaşması halinde tahrif edilen tarihin yeniden düzeltilmesi ve önyargılardan arındırılmış nesiller yetiştirilmesi, Fransa’da, âdeta, bir suç haline gelecektir.

Böyle bir tasarının kabulü halinde, düşünce ve ifade özgürlüğü, bilimsel araştırma ve bulguları yayınlama özgürlüğü Fransa için ortadan kalkmış olacaktır. Fransa Meclisi, Birinci Dünya Savaşıyla ilgili olarak yapılacak araştırmalardan hangi sonuçların çıkmasının gerekeceğini bir yasayla önceden belirlemiş olacaktır. Bu yasanın tespitlerinden farklı sonuçlara varmak, yasanın ihlali olacak ve dolayısıyla bir suç oluşturacaktır.

Tarihçilerin gerçekleri ifade etme özgürlüğü ve çabası, bir Fransız kanunuyla engellenmiş olacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi “yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin hayata geçirilmesi için hiçbir çabayı esirgememektedir. Bu bağlamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye’nin Fransa’yla ilişkilerinin gelişmesini de arzulamakta ve bu yolda atılan adımları desteklemektedir. Ancak, bu adımlardan olumlu sonuç alınması, iyi niyetin karşılıklı olmasına, Fransa Parlamentosunun benzer bir tutum içine girmesi bağlıdır.

Fransa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin beş daimî üyesinden biridir. Bu çerçevede, uluslararası barış ve güvenliğin korunmasından birinci derecede sorumludur. Fransa, aynı zamanda Minsk sürecinin eş başkanlığını da yürütmektedir. Fransa Ulusal Meclisinin böyle bir yasa tasarısını benimsemesi halinde, Fransa Hükümetinin, uluslararası alanda yükümlendiği görevlerini yerine getirirken, Parlamentosunun kabul ettiği yasalardan etkileneceği ve tarafsızlık ilkesine bağlı kalmayacağı açıktır. Tarafsız olmayan ve güvenilirliğini yitirmiş bir Fransa’nın, gerek Türkiye açısından hayatî önem taşıyan Kafkasya bölgesinde, gerek Türkiye’yi doğrudan ve dolaylı olarak ilgilendiren diğer uluslararası sorunlarda barışın tesisi, istikrarın sağlanması görüntüsü altında atacağı her adımın, alacağı her inisiyatifin kuşkuyla karşılanması kaçınılmaz olacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, ulusal parlamentoların, akademik tarih tartışmalarına taraf olarak katılmalarının, savcı ve yargıç görevi üstlenerek bir ulusun tarihini karalamalarının görevleriyle bağdaşmadığı görüşündedir. Bir ulusun tüm kesimlerinin temsilcisi olan parlamentolar, daha iyi bir dünya yaratılmasına, uluslararasında dostluk duygularının pekiştirilmesine yarayacak adımların atılmasına, nefretin ve ırkçılığın körüklenmesiyle katkıda bulunamazlar. Parlamentolar ancak dostluğun pekiştirilmesi, hoşgörünün ve karşılıklı anlayışın yaygınlaştırılmasıyla uluslararası barışa katkıda bulunabilirler. Fransa Parlamentosundan da beklenen budur. Nitekim, Fransa Parlamentosu, Cezayir’de vuku bulan acı olayları değerlendirmeyi reddederek, bu olayların incelenmesini tarihçilere bırakmayı uygun bulmuştu. Türk Milleti, Fransız parlamenterlerden şimdi aynı davranışı beklemektedir.

Tarih, ulusların aralarında nefret yaratmak için kullanılmamalıdır. Bunun taşıdığı tehlikenin sorumluluğu, tarihi bu amaçla kullananlara aittir. Bu bağlamda, Fransa Parlamentosunun, nefret duygularıyla beslenmiş kişilerin, gerek Türk diplomatlarına gerek Fransız vatandaşlarına karşı giriştikleri, anıları halen tazeliğini koruyan cinayet kampanyasını bir kez daha hatırlamasında sonsuz yarar görmekteyiz.

Fransa Ulusal Meclisindeki bu girişim, uzun ve onurlu bir geçmişe sahip olan Türk-Fransız dostluk ilişkilerine ve iki ülke arasındaki örnek işbirliğine gölge düşürmüştür.

Bu gibi girişimlerin arkasında, Ermenistan’ın bugünkü yönetiminin önemli teşvikinin bulunduğu açıktır. Çarpıtılmış bir tarihe saplanıp kalarak, nefret ve şiddet tohumlarını ekmek yerine, Türkiye’ye karşı barışçı ve iyi komşuluk ilişkilerini esas alan politikalara yönelmek, her şeyden önce Ermenistan’ın halkına karşı olan görevlerindendir. Ermenistan’ın ve Ermeni halkının çıkarları, Türkiye’yle çatışmaktan değil, iyi ilişkiler kurmaktan geçmektedir.

Aydın Tümen 
Ankara
DSP Grup Başkanvekili 

İsmail Köse
Erzurum
MHP Grup Başkanvekili

Avni Doğan 
Kahramanmaraş
FP Grup Başkanvekili 

Beyhan Aslan
Denizli
ANAP Grup Başkanvekili

Turhan Güven
İçel
DYP Grup Başkanvekili 

BAŞKAN – Saygıyla arz ederim efendim. (Alkışlar)

Sayın milletvekilleri, okunmuş bulunan ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde ittifakla benimsenen bu önergenin gereği, Başkanlığımızca yerine getirilecektir; arz ederim.

………

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: