İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Lozan Tutanakları

Müslüman olmayan azınlıklara gelince, Türkiye,bunlara,bir takım Avrupa Devletleri arasında yapılmış antlaşmalarda bulunan hükümleri esas alan haklar vermeğe razı olmuştur. Kural dışı tedbirler öngörmeğe
kalkışmak, Konferansın çalışmalarını hak gözetir ve uygulanır olmaktan uzaklaştıracaktır. Türkiye, barışı
kesin olarak gerçekleştirdiği zaman, Türk Temsilci Heyetinin bu konuya ilişkin olarak öne sürdüğü görüşlerin ne kadar haklı olduğu anlaşılacaktır. Müttefik Devletlerin Türkiye’ye göndermeğe teklif etmiş
oldukları Milletler Cemiyeti temsilcisine gelince, İSMET PAŞA, bunun ne işe yaradığını anlayamamaktadır.

Azınlıkların askerlik hizmetleri.
İSMET PAŞA, askerlik hizmeti konusunu ele alarak, Türk tezinden yana bütün iddiaların Alt-komisyonda
açıklanmış olduğunu söyledi. Eski Osmanlı İmparatorluğunda ,Hıristiyan uyrukların özel bir vergi karşılığında ,askerlik hizmetlerinden bağışıklıktan yararlanmakta olduğu doğrudur. Fakat, aşağı yukarı
on beş yıldır, zorunlu askerlik hizmeti, ayırım gözetmeksizin, bütün uyruklara uygulanmaktadır; Anayasaya göre yönetilen bir ülkede, uyrukların bir kısmı ,ortak yurtlarına karşı en esaslı yükümlerinden
kurtulmamalıdırlar. Bu yüzden, Balkan savaş sırasında ve daha sonra Dünya savaşında, Osmanlı uyrukları, din ayırımı gözetilmeksizin, silah altına çağrılmışlardır. Yunanistan’la bu son savaş sırasındadır ki, Müslüman olmayanlara,bir vergi karşılığında, askerlik hizmetlerinden bağışık tutulma yolu tanınmıştır. Bu da , aslında, geçici nitelikte bir takım özel koşullar yüzünden olmuştur. Yunan ordusu Küçük Asya’yı istila edince, Osmanlı Rumlarının büyük bir kısmı askeri hareketlerin yapıldığı bölgelerde bulunmaktaydı; o zamana kadar İzmir’de ve sonradan düşmanın işgal ettiği bölgelerde yaşayan bu Rumlar, gitgide, istilacı ordunun en büyük kısmını meydana getirmişlerdir. Bu durumun,onları memleketlerine bağlayan bağları kökten bir değişikliğe uğratması, doğal bir sonuç olmuştur. İSMET PAŞA, Türk Hükümetinin, her zaman, barışı sağlamak bakımından en içten bir istek duymakta olduğunu, yerli çeşitli unsurlar arasındaki anlaşmazlıkların önüne geçmeğe, elinden gelen her şeyi yaparak bu unsurlar arasında iyi geçimi ve sevgiyi
sağlamağa çalıştığına inanılmasını istemektedir. Bu sonucu elde etmenin ilk temel şartı, yurt çocuklarının,
soy ve din ayrımı olmaksızın, eşit haklardan yararlanmaları ve aynı yükümleri üzerine almalarıdır. İSMET PAŞA’nın biraz önce belirttiği koşullar altında, Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Müslüman olmayanları, sınırlı bir süre için, askerlik hizmetinden bağışık tutmuşsa, özel bir durumun gerektirdiği bir tedbir gelecek için bir kanıt (delil) olarak gösterilmeyeceği gibi, uluslar arasında savaş ilişkiler, barışı etkileyecek ilişkilerin
saptanmasında temel olarak alınamaz. Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Türk yurdunun birliğine ve bölünmezliğine en büyük önemi vermekte, hakların ve ödevlerin, çıkarların ve yükümlerin bütün yurttaşlarca eşit olarak paylaşması gerektiğine inanmaktadır.

Genel Af.
Genel affa gelince,İSMET PAŞA,bunun Müslümanlara uygulanmasını neden kabul etmediğini açıklamak istediğini söyledi. Müttefikler, aynı ulusun çocukları arasında genellikle duyguları yatıştırmak amacıyla, bu
Genel affı kabul ettirmek istediklerini iddia etmektedirler. Türk Temsilci Heyeti, Müttefiklerin böyle davranmakla,ileride hainlik ve Devlete karşı suç işleme olaylarına cesaret vermeği düşünmüş olmalarını kabul edememektedir; Türk Temsilci Heyeti de,savaşın acılarını bastıracak tedbirler alınmasını, Müttefikler
kadar istememektedir; ancak, Türk Temsilci Heyeti , İSMET PAŞA’nın açıkladığı görüşleri dikkate alarak, bir takım kural dışı durumları değiştirilmemek isteğindedir.

Ermenilerin ve Bulgarların durumu.
Son olarak,Ulusal Yurtlar sorunu üzerinde konuşan, İSMET PAŞA, bu konu üzerinde daha önce söylemiş olduklarına hiçbir şey eklemek gerektiğini belirtti. İSMET PAŞA, Müslüman olmayan azınlıkların haklarını
sağlamak amacıyla yaratmasına hiçbir engel bırakmayacak şekilde, savaş yararının ve yıkımlarının izlerini
ortadan kaldıracağına inanmaktadır; bütün Türk uyrukları da, iyi niyetle memleketin refahını sağlamak için işbirliği yaparak, gelecekte bu gibi sorunların doğmasını önleyebileceklerdir.

Bulgar göçmenleri konusunda …….
İSMET PAŞA, sözlerini bitirirken ,genel af ile askerlik hizmeti gibi, askıda kalan iki sorunun tatmin edici ve gerçek bir barışa katkıda bulunacak şekilde çözümlenebileceği umudunu belirtti.

TAKIM I CİLT 1 KİTAP 2
(2) SAYILI TUTANAK Azınlıklar Alt Komisyonu 15 ARALIK 1922 CUMA OTURUMU
……
M.MONTAGNA , Alt komisyona incelemesi gereken sorunları kapsayan bir plan (Ek A) sundu. İzlenecek en iyi yöntem, önce anlaşmaya temel olacak genel ilkeleri incelemeğe başlamak gibi görünmektedir. Görüşmeler
Sırasında yeni sorunlar ortaya çıkarsa, bunları da programa alınmasını hiçbir şey engellemeyecektir. …

EK A
AZINLIKLARIN KORUNMASI KONUSUNDA ALT-KOMİSYONDA GÖRÜŞÜLECEK SORUNLARIN
ÖZETİ
1.- Genel af;
2.- Soy , dil ve din azınlıklarının özgürlüğü ve korunması için genel güvencelere. (garantiler).
3.- 1 Kasım 1914 tarihinden bu yana, ailelerinden ayrılmış kimselere, mallarından yolsuz-yöntemsiz yoksun
bırakılmış kimselere mallarının geri verilmesi çalışmalarının benimsenmesi ve bunlara ara verilmemesi.
4.- Azınlıkların isteğe bağlı göç özgürlükleriyle , yurt içinde dolaşım özgürlükleri;
5.- Azınlıkların yurttaşlık hakları (medeni haklar) bakımından eşitliğiyle, dinsel ve siyasal eşitlikleri;
6.- Askerlik hizmetinden bağışıklık;
7.- Azınlıklar için öğretim, eğitim amaçları ve insancıl amaçlarla dernek kurma özgürlükleri ve kamu giderlerinden hak gözetir paylar ayrılması;
8.- Azınlık okul ve kiliselerin statüsü;
9.- Azınlıkların korunması konusunda alınacak tedbirlerin yürürlüğe konulmasına ilişkin güvenceler ve bu konuda Milletler Cemiyeti ile işbirliği;
10.- Ermeniler için ulusal yurt.

RIZA NUR BEY, Alt-komisyona sunulan sorunların, Türk Temsilci Heyeti için yeni olduklarını söyledi; bu yüzden , görüşlerini açıklamadan önce ,bunları incelemek için zaman istedi.

M.MONTAGNA ,şimdilik ,çeşitli sorunların ayrıntılarına girmenin gerekli olmadığını düşünmektedir. Yalnız ilkeler üzerinde karşılıklı olarak görüşlerin açıklanması söz konusudur; varılacak antlaşmaya konulacak maddelerin yazılmasına daha çok sonra girişilebilecektir.

RIZA NUR BEY, Türk Temsilci Heyetinin, askeri ya da siyasi bütün suçlar için genel af uygulanması ilkesini kabul ettiğini bildirdi…..

M.MONTAGNA , tartışılmakta olan paragrafta belirtilen ilkenin tümüyle yeni olduğu iddiasına karşı
çıktı. Söz konusu olan, azınlıkların korunması sorunuyla bağlantılı olaylardır ve bunların çözümlenmesi gerekmektedir.
M.MONTAGNA, 4.cü paragrafın kapsamının (göç ve dolaşım özgürlüğü) Türk Temsilci Heyetince daha önce kabul edilmiş olduğunu söyledi.
RIZA NUR BEY, bu görüşü doğruladı.
M.MONTAGNA, Türk Temsilci Heyetince, 6.cı paragraf (askerlik hizmetinden bağışıklık) konusunda görüşlerini bildirmeğe çağırdı.
RIZA NUR BEY , Türkiye’nin bütün uyruklarının kanun önünde eşit sayılmasını istediğini söyledi. Bu yüzden , Türkiye azınlıkları, bütün uyrukları için ortaklaşa bir yüküm olan, zorunlu askerlik hizmetinden
bağışık tutmak istememektedir.
…..

M.MONTEGNA ,7 inci, 8 inci ve 9 uncu paragrafların, azınlıklar anlaşmalarında bulunan ilkeler olduğunu söyledi.
RIZA NUR BEY, ilke olarak, Avrupa antlaşmalarında bulunan hükümleri kabul ettiğini bildirdi.
M.MONTAGNA , görüşmelere açıklık getirmek üzere, Müttefiklerin somut bir tasarı hazırladıklarını, bu tasarının sonradan Alt komisyonca incelenebileceğini söyledi. Öte yandan M.MONTAGNA, alt komisyonun Ermeniler için bir Ulusal Yurt sorununu da ele alması gerektiği kanısındadır.
RIZA NUR BEY; Türk Temsilci Heyeti böyle bir sorunu görüşmeği reddettiğini bildirdi.

(3) SAYILI TUTANAK Azınlıklar Alt Komisyonu
18 ARALIK 1922 PAZARTESİ OTURUMU
……..
RIZA NUR BEY, ayrıntılara girmeden, konunun tümü üzerinde genel bir konuşma yapmak istediğini söyledi ve aşağıdaki bildiriyi okudu:
” Bize yapılan tekliflere ilişkin olarak, görüşümüzü aşağıdaki gibi belirtmekte onur duymaktayım.
Tarih, Türkiye’de azınlıklar sorununa, her zaman, Müslüman olmayanların konu olduğunu göstermektedir;
Bu yüzden , biz de Misakı Milli’ mizde bu kelimeyi bu anlamda anladık ve Alt komisyona sunmakta onur duyduğumuz tasarıda da bu anlamda anlamaktayız.

Bu karşı tasarıyı sunmazdan önce,şunları belirtmek istemekteyim;
(1) Son olarak yapılmış antlaşmaların özü ve sözü bakımından,azınlıkların hakları yalnız Türk uyrukları için olmaktadır.
(2) Bütün Türk Uyrukları,Türk Yurttaşıdırlar; yurttaşlık hakları bakımından olduğu kadar siyasal hakları
bakımından aynı haklardan yararlanırlar; fakat, aynı zamanda, aynı yükümler altından da bulunmaktadırlar. Kaldı ki , şimdiki Türk Hükümetinin , yurttaşlık haklarını ve ödevlerini anlayış biçimi de, bu sorunu başka türlü düşünmeye elvermez;
(3) 1919 yılından bu yana yapılmış antlaşmalarda yazılı haklar,azınlıklara özel haklar vermekte , fakat ortak hukuktan yararlanmaları sağlamakta, yalnız din, okul, insancıl amaçlar vb. konulara ilişkin güvenceler getirmektedir. Böyle olunca;
(a) Azınlıkların bütün üyeleri,yurttaş olduklarından, yurda karşı askerlik hizmetinde bulunmakla şüphesiz görevlidirler; azınlıkları bu hizmetten bağışık tutmak , yukarıda sözü edilen antlaşmalarda azınlıklara ilişkin hükümlerin hem özüne hem de sözünü karşıt davranmak olacak ve bir yurttaşın, yurdunu savunması ile görevli olmadığı anlamına gelecektir.
(b) Müslüman olmayan azınlıkların din adamlarını (clergés) eskiden Türkiye’nin kendi girişimleriyle tanımış olduğu ayrıcalıkları olduğu gibi tutmasını şimdiki Türkiye’den istemek de, özü laik olan azınlıklar
yasasına da aykırıdır. Bu noktada direnmek, bütün Avrupa Devletleri için yeterli sayılan maddeleri kabul eden Türkiye’ye karşı eşit olmayan bir işlemin uygulanmasını istemek demektir.

Öte yandan, Türkiye büyük bir yapmış, Halifelikle Devletin ayrılığını ilan etmiş ve ülkesindeki teokratik
Monarşiye son vermiştir; böyle davranmakla,Türkiye,kelimenin ta anlamında çağdaş ve laik bir Devlet
olmuş ve bunu sonucu olarak da dinle Devleti birbirinden kesin olarak ayırmıştır.

Örneğin azınlıklar yasası (la loi des minorités) ve bu yasaya bağlı milyonlarca Katoliğe rağmen, azınlıklar yasasını güvencesi altına almış bulunan Milletler Cemiyeti, ne Papa’yı , ne de din adamı mahkemelerini
tanımaktadır; Milletler Cemiyeti, bu mahkemelerden çıkan kararların yürütülmesine karışmaz; yalnız, üyelerinin ve din kurumlarının,hangi dinden olurlarsa olsunlar inanç özgürlüğü (liberté cultuelle) sağlar;
böyle olunca, Konferans, Türkiye ile ilgili olarak da, bu özgürlüklerin elde edilmesiyle yetinmelidir. Dünya
İşlerinin görülmesine karışmaya ve kural-dışı hakların tanınmasına ilişkin herhangi bir konu, Batı Devletlerinde uygulanan azınlıklar yasasının hem özüne hem de sözüne aykırı düşer.

Bundan başka, (bu işlere) Devletin karışmasını ve korumasını istemek,demokratik yeni Türk Hükümetinin
kabul ettiği laiklik ilkesine de aykırı olacaktır. Fransız hükümetinin din konularına karışmaması ya da öteki Hükümetlerin dinsel nitelikteki eylemlere karışmamaları gibi , Türk Hükümeti de bu konulara karışma durumunda değildir.
Böyle olunca , Museviler ve Hıristiyanlar, batılı öteki ülkelerde olduğu gibi özgürdürler ve laik Türk Hükümeti ,öteki hükümetler gibi ,din azınlıkları üyelerinin ,dinlerin gereklerini yerine getirmelerine karışamaz.
Aile hukukuna gelince,Türkiye, bundan birkaç yıl önce, Türkiye’de yaşayan, Müslüman, Hıristiyan ya da
başka toplulukların (cemaatların) bütün din yasalarından esinlenen kanunlar yayınlanmıştır; bütün Türk
Uyruklarına uygulanacak kanunlar bunlardır; kaldı ki bu da, çağdaş ilkelere uygundur. Museviler ve Hıristiyanlar, yurttaşlar hukukuna (medeni hukuka) göre yapılacak evlenmelerini ve boşanmalarını isterlerse, kendi din makamlarına onaylatabileceklerdir; fakat bu hiçbir bakımdan ,Devleti ilgilendiren bir konu değildir;nasıl ki, Batı dünyasının her yanında, özellikle Fransa’da ,İngiltere’de,İtalya’da, İsviçre’de vb.
böyle olmaktadır.

Okullar konusunda,Türkiye, Türk dilinin öğretimi şüphesiz zorunlu kılınmak üzere, aynı durumda bulunan Devletlere kabul ettirilmiş özgürlük şartlarını, aynı şartlar altında kabul etmektedir.
Yukarıda sözü geçen antlaşmalardaki azınlıklara ilişkin hükümler dışında kalan hükümlerin tartışılmasına
Girişilmesini kabul etmemekteyiz. ……

(4) SAYILI TUTANAK Azınlıklar Alt Komisyonu
19 ARALIK 1922 , SALI OTURUMU

Sir Horace RUMBOLD, …… Bu açıklama şunu ortaya koymaktadır: Daha önce yapılmış olan -Türk Temsilci Heyetinin de kabul etmeğe hazır göründüğü -azınlıklara ilişkin antlaşmalar sistemi, Lausanne Barış Antlaşmasına konulacak hükümlerin,Türkiye’nin özel durumunu tam olarak göz önünde tutacak biçimde kaleme alınmasını Türkiye’den isteyebilmeğe elverişlidir.
M.LAROCHE, …. Ortadaki özel durumu göz önünde tutmak gerekir,Devletler ,Türkiye’yi kendileriyle aynı çeşitten antlaşmalar imzalamış olan Avrupa devletleri ile eşit düzeyde tutmaya hazırdırlar;fakat Avrupa Antlaşmalarının dayandığı genel ilkelerin (Türkiye’nin) durumuna uydurulması da gereklidir.

RIZA NUR BEY, bu ilkeyi kabul ettiğini söyledi; fakat,Avrupa antlaşmalarının hükümlerinde,koşulların gerekli kıldığı değişiklikleri yapma bahanesiyle, bunlara ,Türkiye’deki azınlık için özel ayrıcalıklar meydana getirecek yeni hükümler eklenmesine ,Türk Hükümetinin karşı olduğunu belirmeyi de zorunlu görmektedir. RIZA NUR BEY, maddelerden her birinin tartışılmasına girişiminden önce, “azınlıklar” (“minorités”) teriminin, “Müslüman olmayan” (Non-Musulman) sıfatının eklenmesiyle açıklığa kavuşturulmasını istedi.

(5) SAYILI TUTANAK Azınlıklar Alt Komisyonu
20 ARALIK 1922,ÇARŞAMBA OTURUMU
…..
RIZA NUR BEY, …Buraya kadar belirtilen düşüncelere dayanarak ,Türk Temsilci Heyeti, azınlıkların haklarına ilişkin maddelerde “Müslüman olmayan azınlıklar” teriminden vazgeçilmemesinde ısrar etmekle
onur duymaktadır.
…….

M. VENEZİLOS, … Türk Temsilci Heyeti , bu maddenin Noel ve Paskalya yortularındaki gece yarısı töreni
Ve dinsel yürüyüşler (la messe de minuit et les processions ) gibi Hıristiyanlık törenlerine ,Türk makamlarının karışmasına yol açmayacağı konusunda resmen güvence versin. M.VENEZİLOS , bu güvenceyi geçmişte, bu törenlere Devlet görevlilerinin bir çok kez karışmış olmaları yüzünden istemektedir.
RIZA NUR BEY, Türk makamlarının ,ne biçim olursa olsun,dinsel törenlere karışmayacakları konusunda
güvence vermeye razı olduğunu söyledi; şu şartla ki, bu törenler kamu düzenini bozmasın ve ahlak kurallarına aykırı olmasın.

(6) SAYILI TUTANAK Azınlıklar Alt Komisyonu
21 ARALIK 1922, PERŞEMBE OTURUMU
…..
M. MONTAGNA, …. 6.cı maddenin görüşülmesine geçti ve bu maddeyi okudu:
“Din ya da dil bakımından etnik azınlıklardan olan Türk uyruklarıyla aynı güvencelerden yararlanacaklardır. Özellikle, giderlerini kendileri ödemek üzere , her türlü hayır kurumlarıyla, dinsel ya da sosyal kurumlar,ilk ,orta ve yüksel öğretim kolları ve başka her türlü öğretim kurumlar (okullar) kurmak, bunları yönetmek ve denetlemek ve buralarda kendi dillerini serbestçe kullanmak ve dinlerinin
gereklerini yerine getirmek konularında eşit hakka sahip olacaklardır.”
M.LAROCHE , bu maddeden yararlananlar arasına yüksek öğrenim kurumlarını daha açıkça almak amacıyla, Türk tasarısındaki “.. okullar, başka her türlü eğitim kurumları” kelimeleri yerine “her türlü eğitim ve öğretim kurumları” sözlerinin konulmasını teklif etti.

M.MONTAGNA ,… Polonya ile yapılmış antlaşmanın 8.inci maddesinde, Türk tasarısında bulunan “yürürlükteki kanunlara ve yönetmeliklere uygun olarak” kelimelerinin bulunmadığını belirtti.
..

M.LAROCHE, bu çekincenin, Çek antlaşmasıyla Romen antlaşmasında da bulunmadığını belirtti; Türk
Temsilci Heyetine , bu çekinceden vazgeçmekle ,kendisinden, ilenebilecek aykırılıkları cezalandırmamasının
istenmekte olmadığını açıkladı.

RIZA NUR BEY, bu kelimelerin metinden çıkarılmasını kabul etti.
M.MONTAGNA, ( 6.cı madde üzerinde) görüş birliğine varılmış olduğunu belirterek ,Müttefikler tasarısının 7.ci maddesini okudu. “Din ya da dil bakımından etnik azınlıklardan olan Türk uyruklarının önemli bir oranda bulundukları illerde ve bölgelerde , söz konusu azınlıklar, Devlet Bütçesi ,belediye bütçesi ya da öteki bütçelerce , eğitim, din ya da hayır işlerine genel gelirlerden sağlanabilecek paralardan yararlanmağa ve pay ayrılmasına hak gözetirliğe uygun ölçülerde katılacaklardır.
Bu paralar,ilgili toplulukların yetkili temsilciliklerine teslim edilecektir.”
….

M.VENEZİLOS, kesin olarak kaleme alınacak maddenin ikinci fıkrası yerine geçecek olan ,Müttefikler
Tasarısındaki 7.ci maddenin 1.nci fıkrasında “din” kelimesinin, Türk tasarsından çıkarıldığını belirtti.

RIZA NUR BEY,Müslümanlıkla ilgili dinsel öğretim (tedrisat -ı şer’iye) için Türk Devleti ödenek vermediğine göre, bir azınlık dinsel öğretimi için topluluklara (cemaatlere) Devlet bütçesinden para ayırmanın mümkün olmadığını anlattı.

M.LAROCHE, Müttefikler tasarısının, bir zorunluluğu değil, fakat bir olasılığı öngörmekte olduğunu belirtti. “Devlet bütçesinden sağlanabilecek paralar” kelimeleri, yalnız, böyle bir ödenek ayırması yapılması halinde azınlıkların da bundan hak gözetir bir pay almalarını öngörmektedir.
Bu açıklama ile tatmin olan Rıza Nur Bey, “din” kelimesinin metinde kalmasını kabul ettiğini söyledi;Fakat
7.ci maddenin son fıkrasındaki “topluluklar” (cemaat) kelimesinin çıkarılmasını istedi; çünkü,topluluklar sözü , “dinsel topluluklar” (communautés religieuses ) anlamına gelmektedir; bu yüzden ,biraz önce yapılan açıklamalara göre de ,onlara bir ödenek ayırmak gerekmeyecektir.
M.LAROUCHE “topluluklar” kelimesinin çeşitli biçimlerde yorumlanabileceğini kabul etti ve ” ilgili kurumların y da tesislerin (établiessements ou institutions intéressés) yetkili temsilcilerine” kelimelerinin
konması teklifinde bulunda. Bu biçimde değiştirilen 7.ci madde alt komisyonca kabul edildi.

(8) SAYILI TUTANAK Azınlıklar Alt Komisyonu
22 ARALIK 1922, CUMA OTURUMU (öğlenden sonra)

RIZA NUR BEY bu madde ile Rum Patrikliği’nin dünya işlerine ilişkin ayrıcalığını, Türk Devletine onaylatmak istendiğini düşünmektedir. Türkiye , böyle bir isteği kabul edemez; çünkü Patriklik , Devlet içinde gerçek bir Devlet olmaktadır.

Hıristiyan azınlıkların haklarına ve göreneklerine gelince, RIZA NUR BEY ,Türk yasalarının,bu azınlıklara yeterince güvence verdiği düşüncesindedir;çünkü ,Türk yasaları, Batı devletlerinde yürürlükte olan çağdaş ilkelere dayanmaktadır.
“Not: Söz konusu 8.ci madde, (3) Sayılı Tutanağa Ekler -Ek A Müttefik Temsilci Heyetlerince sunulan Azınlıkların Korunmasına İlişkin Tasarıda yer alır: Madde 8.- Türk Hükümeti,Türkiye’deki soy,din,dil azınlıklarından her biri için, Türk Devletinin denetimi altında , 1 Ağustos 1914 tarihinden önce var olan biçimde,din ,hayır ve öğretim işlerinde özerklik (autonomie) tanımayı ve bu özerkliğe dokunmamayı kabul eder. ….”

….
M.VENESELOS, Patriklik sorununun ertelenebileceğini düşünmektedir. Müttefikler tasarısının 8.ci maddesinde ön görülen konularda görüş bildirmeye ister Patriklik ister özel kurullar yetkili olsun, bunun
pek önemi yoktur; aslında ,bilinmesi gereken , Türkiye’deki Rumların, Yunanistan’da oturan Türklerle aynı haklardan yararlanıp yararlanmayacaklarıdır. Gerçekten 8.ci maddenin metni , Yunanistan’ın, azınlıkların haklarını korumayı yüklenmediği Antlaşmanın 14.ncü maddesinin eşidir. Türk Hükümeti’nin
Yunanistan’da oturan Müslümanlara Yunan Hükümetince güvence verilmesini gerektiren nedenlerin, Türk
Hükümeti söz konusu olunca , Türkiye’de oturan Rumlar için geçerli olmadığını iddiaya kalkışması güç gibi
görünmektedir.

Türk Temsilci Heyetince öne sürülen, Türk Devletinin laikleştirilmesine gelince, M VENESELOS , 30 Kasım 1917 de yayınlanan Türk Kanunun , Müslümanlara ilişkin olarak aile durumu ( status falmilial)
İle kişisel durum (kişi halleri, status personnel ) konusunun ,dinsel nitelikte olan Şeriat Mahkemelerini yetkili kıldığına işaret etmek istemektedir. Hıristiyanların da ,kendi bakımlarından, aynı konulara Hıristiyan kanunları ve görenekleri uyarınca bakacak, özel mahkemelerin olmaması ve bu gibi konularda her zamanki Osmanlı Mahkemelerine gönderilmeleri kabul edilemez. Örneğin Türk kanunlarıyla Hıristiyan kanunlarında birbirinden tüm olarak farklı olan , evlenme engellerine (empechements au mariage ) bakmaya Şeriat Mahkemelerinin yetkili olmaması gereklidir. Rum azınlıklarının en kutsal saydıkları konularda incitilmemeleri için bu kesin bir zorunluluktur. …
Sir Horace Rumbold ….

RIZA NUR BEY, Türk Mahkemelerinin, Batı ülkelerinde olduğu gibi, Adalet Bakanlığına bağlı olduğunu, bu yüzden de dava sahiplerine ek güvenceler sağlandığını söyledi.
M.RYAN ,Türk mahkemelerinin laik bir bakanlığa bağlanmalarına rağmen, dinsel niteliklerini yitirmemiş olduklarını belirtti.

Sir Horace RUMBOLD,bu maddenin birinci paragrafını metinden çıkarmayı ,yalnız dinsel göreneklere ilişkin hükümlerin maddede bırakılmasını teklif etti. Böylece Patrikliğin ayrıcalıklarını pekiştirir gibi yorumlanabilecek bütün hükümler maddeden çıkarılmış olacaktır. Gerekli olan , Hıristiyan azınlıkların göreneklerini koruyucu nitelikteki hükümlerin metinden çıkartılmaması ya da metne yeniden konulmasıdır.
RIZA NUR BEY, bu konuya ilişkin cevabını ileride vereceğini söyledi.
……

(9) SAYILI TUTANAK Azınlıklar Alt Komisyonu
23 Aralık 1922, CUMARTESİ OTURUMU
…..
RIZA NUR BEY, Türk Hükümetlerinin , azınlıkların dinsel işlerine hiç te karışmak niyetinde olmadığını bildirdi. Türk Hükümeti , azınlıkların aile durumunun (statüsünün) Kilise hukuku kurallarıyla düzenlenmesini tümüyle kabul etmektedir;Türk Hükümetinin istemediği , azınlıkların bağlı oldukları din makamlarının (şimdiye kadar yararlandıkları) ayrıcalıkların sürüp gitmesidir; Türk Hükümeti, özellikle,
Kiliselerin herhangi bir yönetim yetkisi olmasına karşıdır. RIZA NUR BEY, 8.ci maddenin (ikinci bendinin)
Aşağıdaki gibi kaleme alınmasını teklif etti: “Türk Hükümeti, aile hukuku ile kişisel duruma ilişkin konuları, şimdiye kadar uygulanmış kurallar uyarınca düzenleyecektir.”
….

ŞÜKRÜ BEY, Türk Hükümetinin,Kilise mahkemelerine yargısal ayrıcalıklar tanınmasından yana olmadığını bildirdi. Türk Hükümeti, dinsel törenlerin kendi yetkisi içine girmediğini kabul etmektedir; fakat nüfus işlemlerinin resmi görevlilerince kütüğe geçirilmesinin gerekli olduğunu düşünmekten de
vazgeçmemektedir. Türk makamları , böylece, evlenmeyi dinsel bir işlem sayıldığı için değil, fakat eşlerin dini ne olursa olsun , Devleti ilgilendiren bir işlem saydığı için buna karışmaktadır.

M.LAROCHE, evlenmenin Devleti ilgilendiren bir işlem olduğuna göre ,laik olmasının zorunlu bulunduğunu ve din makamlarının hiçbir karışması olmaksızın yapılması gerektiğini düşünmektedir. Bu koşullar altında ,M.LAROCHE , 8.ci maddeye ilişkin olarak öne sürülen görüşleri göz önünde tutan, yeni bir metin sunmaktadır. (Ek (A)
RIZA NUR BEY,M.Laroche’un teklif ettiği metni, ilke olarak kabul ettiğini söyledi. Bu metnin teknik yönlerini incelemek üzere hukuk danışmanlarına gönderilmesini istedi.
…..

(11) SAYILI TUTANAK Azınlıklar Alt Komisyonu
29 ARALIK 1922, CUMA OTURUMU

M.CACLAMANOS, bu madde metninin ,aşağıdaki kelimelerin eklenmesi ile açıklığa kavuşturulmasını istedi: “daha önce yapılmış antlaşmalarda bulunan aykırı hükümlerin hepsi yürürlükten kaldırılmıştır.”

Evrensel Patriklik (Patriarcat Ecuménique) sorununda Türk Hükümeti uzlaşmaz bir direniş gösterdiğine göre , Yunan Temsilci Heyetinin , Müftülerin doğrudan doğruya Müslümanlarca seçilmesini ve Başmüftünün İstanbul’a bağlı olmasını öngören Atina Antlaşmasındaki hükümlerin , Türklerin , Patrikliğin varlığına bile karşı çıktıkları bir sırada ,yürürlükte kalmasını kabul edemeyeceğini anlattı.
M.LAROCHE, Yunan Temsilci Heyetinin isteğini yerine getirmenin mümkün olmadığını söyledi:Yapılması söz konusu olan antlaşmanın , daha önce imzalanmış antlaşmalarla hiçbir ilgisi olmamak gerekir ; söz konusu antlaşma ,Yunanistan’ın ve Türkiye’nin daha önce doğrudan doğruya girişmiş bulundukları yükümlerden hiçbirini değiştiremez. Konferansın , bu çeşit yükümleri kaldırmak ya da doğrulamak yetkisi de yoktur.

(13) SAYILI TUTANAK Azınlıklar Alt Komisyonu
30 ARALIK 1922,CUMARTESİ OTURUMU
….
M.VENİSELOS, azınlıklar sorununun ,uzun süredir, uluslar arası bir sorun haline gelmiş bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin bundan alınmaması gerekir; Türkiye, müttefiklerin 23 eylül tarihli notasına verdiği karşılıkta , Antlaşmaya azınlıkların korunmasına ilişkin maddelerin konulmasını önce kabul etmiş bulunmaktadır. Yunan Temsilci Heyeti , Türkiye’nin öteki Devletlerden daha çok güvenceler vermesini istememektedir. Üç antlaşmaya azınlıkların korunmasına ilişkin hükümler konulmuş bulunmaktadır;
Yunanistan’ın imzaladığı antlaşma , Sırp-Hırvat-Sloven Devletinin imzaladığı antlaşma ve son olarak Balkan savaşlarının bitiminde , 1913 de yapılmış Türk Yunan antlaşması. Sırp-Hırvat-Sloven Devletinin imzaladığı antlaşmanın 10.uncu maddesi , aile durumuyla, kişisel duruma ilişkin sorunların , “Müslümanların görenekleri uyarınca” çözümleneceği belirtilmektedir. Yunanistan’ca imzalanan Antlaşmanın 14.cü maddesi bu sorunların “Müslümanların göreneklerine uygun olarak” düzenleneceği hükmünü koymaktadır; son olarak 1913 de, Atina Antlaşmasıyla ,Yunanistan ,Devlet Makamlarının hiç bir karışması olmaksızın , müftülerin seçiminin yalnız Müslümanlarca yapılacağını yüklenmiştir. Oysa, bu müftüler aile durumuyla, kişisel durum konularında ,Müslümanlar arasında yargı yetkileri kullanmaktadırlar; Yunan Hükümeti de ,onların verecekleri kararların uygulanmasını sağlamayı yükümlenmiştir. Yunan Temsilci Heyeti, yalnız azınlıkların göreneklerine uygun davranılmasını değil, aynı zamanda , Müslüman Topluluklarının , yargı makamlarının bütün yetkilerini ellerinde tutmalarına da büyük önem vermektedir; Yunanistan’da Müslümanlar yararına böyle bir rejim kabul edildiği için, Yunan Temsilci Heyeti bu noktada daha da ısrarlı durmaktadır. Ancak bu yoldandır ki, Türkiye’de oturan Hıristiyanların kafasında doğmuş olabilecek kaygılar dağıtılabilir.

M.VENİSELOS, Çağıran Devletlerin uzmanlarınca teklif edilen metnin yeterince açık ve kesin olmadığını, yanlış anlamalara yol açabilecek nitelikte olduğunu da düşünmektedir. Bunun için , Komisyondan 6.cı madde metninin , 16 Kasım tarihli Müttefikler tasarısında 8 sayılı olarak gösterildiği biçimde, yeniden tasarıya konulmasını isteme hakkını saklı tutmaktadır. M.VENİSELOS’un bu konuda direnmesi , bu noktanın , Yunanistan için, son derece önemli olmasındandır; gerçekten , Türk Hükümeti tutumunda direnirse, Türkiye’deki Rumların çoğunluğu, Yunanistan’a sığınmak için Türkiye’yi bırakıp gideceklerdir. Bu yüzden, Türk Hükümeti , Müslüman olmayan azınlıkların isteklerini yerine getirmezse, Yunanistan korkunç bir bunalımla karşılaşabilir.

RIZA NUR BEY, Yunan Temsilci Heyetinin ,16 Aralık tarihli Müttefikler tasarısının 8.ci maddesindeki metnin kabulü üzerinde direnmesinin, güçlükleri artırmaktan başka bir şeye yaramayacağını söyledi. Bu
tasarıdaki 1.ci paragrafın metinde kalmasını istemekle, Yunan Temsilci Heyeti, Temsilci Heyetlerinin metinden çıkarılmasında görüş birliğine varmış oldukları, Evrensel Patrikliğin ayrıcalıklarını , dolaylı bir yoldan metinde tutmaya çalışmaktadır. RIZA NUR BEY, tartışmanın , ancak, azınlıkların dinsel göreneklerinin neler olduğu üzerinde yapılabileceği kanısındadır. Fakat hiçbir durumda ,Türk Hükümeti, bu azınlıkların Devlet içinde bir devlet meydana getirmelerini kabul etmeyecektir.

M.MONTAGNA, 16 Aralık tarihi Müttefikler tasarısındaki 1.ci paragrafın, yeniden ele alınmak üzere ertelenmiş bulunduğunu hatırlattı.
M.VENİSELOS, 16 Aralık tarihli metnin kabulünde ısrar etti. Türk Temsilci Heyeti buna katılmazsa, kendisi için , Sırp-Hırvat-Sloven Devleti ile yapılan antlaşmanın 10.uncu maddesini esas alan bir tasarı
hazırlamaktan başka yapacak bir şey kalmamaktadır. M.VENİSELOS ,azınlıkların Kilise makamlarına etkin güvenceler sağlanmasını istedi.

RIZA NUR BEY, eski antlaşmaları temel olarak almanın uygun düşmeyeceğini bildirdi. Gerçekten koşullar iyice değişmiştir. Türklerin düşünüş biçimi de farklıdır. Eskiden Türkler, Patrikliğin özerkliğini kabul etmişlerdi; fakat dengeyi sağlayıcı bir karşı- ağırlık olarak böyle yapmışlardı.

M.VENİSELOS, Türklerin geçmişte haklı buldukları şeyin şimdiki zaman için de kalacağını söyledi; bu yüzden ,Türkiye’nin kendi isteği ile kabul ettiği ödünlerden caymaya yer yoktur. Ne olursa olsun, M. VENİSELOS , 16 Aralık tarihli tasarıdaki 6.cı maddeye ilişkin metnin olduğu gibi bırakılmasını isteme hakkını saklı tutmaktadır.
M.DWIGHT, Amerikan Temsilci Heyeti adına ,bir Ermeni Ulusal Yurdu kurulmasına ilişkin olarak, Alt Komisyona bir bildiri sundu. (Bknz. Ek)

(13) SAYILI TUTANAĞA EK AMERİKAN TEMSİLCİ HEYETİNİN BİLDİRİSİ
(AZINLIKLAR ALT-KOMİSYONU BAŞKANINA SUNULMUŞTUR ) 30 Aralık 1922
Ermenilere bir sığınak hizmetini görecek özerk bir bölgenin yaratılması teklifi, ABD’de önemli yurttaş topluluklarının yakınlık duygularını ve derin ilgisini uyandırmış tekliflerden biridir. Aynı zamanda, Müttefik Devletlerin de, Ermeniler için bir Ulusal yurt yaratılmasını adaletli ve güvenliği sağlamaya elverişli, akıllıca bir tedbir olduğunu ,birkaç kez belirtmiş olduklarını da unutmamak uygun olur.

Amerikan Temsilci Heyeti ,bizi haklı olarak ilgilendiren insancıl sorunlar üzerinde, görüşlerini daha önce de açıklamıştır. Şimdi Amerikan kamu oyunun dikkatini özellikle çeken bir konu üzerinde, Alt-Komisyon Başkanlığına tanıklar sunmaktayız.

Amerikan dernekleri ve kurumları temsilcilerinden, Ermeniler için bir Ulusal Yurt olarak teklif edilmiş toprak parçasını ve bölgeyi tanımlamalarını; mali güvenceleri ve bu mali desteğin ilgili ülkeler arasında bölüştürülmesi yöntemlerini açıklayarak belirlemelerini; ne ölçüde özel bir korumanın gerekli olacağını ve bu özerk yeni bölgenin saldırılara ve sızmalara karşı nasıl korunacağını söylemelerini; teklif edilen bölgede ilk göçmenler olarak hemen terleşmeğe hazır Ermenilerin sayısını bildirmelerini rica ettik; somut bir programın düzenlenebilmesi için gerekli başka bütün verileri de istedik. Temsilci heyetimize verilmiş bütün
Bilgileri ve belgeleri, Alt-Komisyonun başkanına sunarken, bunların dikkatli bir incelemeden geçirilmesini dilemekteyiz.
Ek 1.- Amerikan Protestan Kiliseleri Federal Meclisinin konuyla ilgili Büyükelçiliğe yazısı.
Ek 2.- Ermenistan için Amerikan Derneği Adına Sunulmuş ERMENİLER İÇİN ULUSAL YURT KONUSUNDA MEMERANDUM imza-George R. MONTGOMERY

(16) SAYILI TUTANAK Azınlıklar Alt Komisyonu
6 OCAK 1923 , CUMARTESİ OTURUMU
…..
M.VENİSELOS, aşağıdaki bildiride bulundu:
“Müttefiklerin ,azınlıkların korunmasına ilişkin ,15 Kasım tarihli tasarılarının 8.c. maddesi görüşülürken, Yunan Temsilci Heyeti, bu 8.ci maddenin , görüşmeler sırasında metinden çıkartılmış olan, ilk fıkrasının kapsadığı konulardan birine yeniden dönmek hakkını saklı tutmuştur. Bu çekinceye Nüfus Mübadelesi Alt- Komisyonunda , Evrensel Patriklik sorunu görüşülürken, bu soruna sıkı sıkıya bağlı olan, azınlıklar dinsel rejimi sorununun dolaylı olarak ortaya çıkmış olması yol açmıştır. Bu sorunun , sözü geçen Alt-Komisyonda
çözümleneceği umulmaktaydı.

Yunan Temsilci Heyeti, Alt-komisyonda Patriklik konusundaki görüşmelerin olumlu bir sonuca varmadığını ve bu yüzden, azınlıkların dinsel rejimine ilişkin sorunun askıda kaldığını üzüntüyle görerek ve bu sorunun , azınlıkların korunması statüsü hükümlerinin en temel etkenlerden olduğunu ve bunun için de
Azınlıklar Alt-komisyonunun yetkilerine girdiğini düşünerek, azınlıkların dinsel rejimine ilişkin görüşmelere yeniden girişilmesini , Azınlıklar Alt -komisyonundan rica etmektedir.

Yunan Temsilci Heyeti , 8.ci maddenin ilk fıkrasının, azınlıkların dinsel rejimine ilişkin parçasının , müttefiklerin ilk tasarısında teklif edilen metindeki gibi bırakılmasını teklif etmektedir; Yunan Temsilci
Heyeti ,bu metnin, Romanya ile (madde 11) ve Yunanistan’la (madde 12) yapılmış azınlık antlaşmalarında da bulunduğunu ve bundan uzaklaşmak için hiçbir neden olmadığını hatırlatır.”
M.MONTAGNA, yeni Yunan teklifinin görüşülmesine imkan olmadığını söyledi. Bunu yalnız ,Komisyona
sunacağı raporda belirtecektir.

…. M.MONTAGNA, Yunan Temsilci Heyetinin ,oybirliği ile kabul edilmiş bulunan ve yeniden ele alınmasına imkan bulunmayan 6.cı maddeyi reddetmekte olduğunu belirtti.
M.VENİSELOS, Yunan Temsilci Heyetinin 6.ci maddenin değiştirilmesini istememiş olduğunu doğruladı.
Yunan Temsilci Heyeti ,metne konulmasını istediği hükmün,ayrı bir madde olmasını kabul etmektedir.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: