İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Azinlik Haklari

AZINLIKLAR

21. yüzyıla girdigimiz bu yilda bile, azinliklardan soz etmek kolay degil. Bu gun butun devletler tarafindan kabul edilmis bir azinlik tanimi olmadigini soylersek, zorlugun nedeni anlasilabilir. Cok basit gibi gorunen bu tanim, paradoksal yaklasimlar yuzunden cok ciddi bir sorun olmaya devam etmektedir. Azinlik probleminin genis olcude dunya gundemine girmesi, milliyetcilik ve ulus-devlet yapisiyla yasittir. Bu nedenle de 19. yuzyilda ve 20. yuzyilin baslarinda, ozellikle birinci dunya savasini izleyen yillarda, neredeyse her ulus-devlet icin bir azinlik sorunu dogdugundan, genis olcude dunya gundemine girmistir. Azinliklarin taninmasi ve korunmasi konusunda ilk calismalar, Milletler Cemiyetinde yapilmistir. Birinci Dunya Savasi sonrasi yapilan her antlasmada azinlik sorunu ele alinmistir. İkinci Dunya Savasini izleyen yillarda bu sorun Birlesmis Milletler’in gundemindedir. Sorun daha sonra Avrupa Komisyonu ve Avrupa Guvenlik Ve İsbirligi Teskilati tarafindan da ele alinmistir. Butun bu calismalara ragmen bu gune kadar, Birlesmis Milletlere uye butun devletler tarafindan kabul edilen bir azinlik tanimi yapmak mumkun olmamistir. Birlesmis Milletlerde yapilan calismalarda bu tanimlara temel olan iki denemeden soz edilebilir. Her iki deneme de maalesef sonucsuz kalmistir. İlk tanim “ Ayrimciligin Onlenmesi ve Azinliklarin Korunmasi Alt Komisyonu raportoru Francesco Capotorti’nin 1978 yilinda onerdigi tanimdir. Bu tanima gore “azinlik, bir devletin nufusunun geri kalanina gore sayisal olarak az olan, egemen konumda bulunmayan, –o devletin vatandasi olan- uyeleri nufusun geri kalanindan farkli etnik, dinsel ya da dilsel ozelliklere sahip olan ve kulturlerini, geleneklerini, dinlerini ya da dillerini korumaya yonelik ustu ortulu de olsa bir dayanisma duygusu gosteren gruptur”. Daha sonra 1985 yilinda , yine insan haklari ile ilgili bir alt komisyon calismasinda Kanada’li Jules Deschénes’in yaptigi tanimdan soz edilebilir. Bu tanima gore “azinlik , bir devletin, sayisal olarak azinlik olusturan ve o devlette egemen konumda bulunmayan , nufusun cogunlugundan farkli etnik, dinsel ya da dilsel ozelliklere sahip , birbirleriyle dayanisma duygusu icinde , ustu ortulu de olsa , varliklarini surdurmek icin ortak bir istekle yonlenmis ve amaci cogunluk ile fiili ve hukuki esitlik elde etmek olan bir grup vatandastir”. (1)

Avrupa Konsey calismalarinda ise, benzeri iki tanim onerisinden soz edilebilir. İlk tanim Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonunun (Venedik Komisyonu) onerisidir. Bu tanima gore azinlik “Bir devletin nufusunun geri kalanindan sayica az olan , o devletin vatandasi olan uyeleri nufusun geri kalanindan farkli etnik, dinsel ya da dilsel ozelliklere sahip olan ve kulturlerini, geleneklerini , dinlerini ya da dillerini koruma istegiyle yonlenen bir grubu ifade eder”. Diger bir tanim, Parlamenter Asamblenin ek protokolunde yer alir. Bu tanima gore, “Ulusal Azinlik , bir devletin ulkesinde ikamet eden ve bundan dolayi o devletin vatandasi olan , o devletle eskiden beri suregelen , siki ve surekli baglarini koruyan, ayirt edici etnik, kulturel , dinsel ya da dilsel ozellikler gosteren , o devletin ya da o devletin bir bolgesinin geri kalan nufusundan sayica az olmasina ragmen , yeterli derecede temsil edilen , kulturleri , gelenekleri, dinleri ya da dilleri dahil olmak uzere , ortak kimliklerini olusturan ogeleri hep birlikte koruma kaygisiyla yonelen kisiler grubudur.”(2)

Azinlik taniminda oldugu gibi etnik, dilsel ve dinsel taniminda da sorunlar vardir. Bu sorunlarin belki en onemlisi ,etnik azinliklarla ulusal azinliklarin farklilastirmasinda ortaya cikar. (3) Tahmin edilebilecegi gibi , itirazlar ulus-devletlerden gelmektedir ve pek cok devlet her etnisitenin azinlik sayilmasina karsi cikmaktadir.

İmparatorluklar icin azinlik sorunu yoktur,cunku imparatorluk yapisi geregi cok kavimli, cok dilli, hatta cok dinlidir. Ayrimcilik imparatorlugun sonu olur. Nitekim milliyetcilik fikrinin yayilmasi , imparatorluklarin sonunu getirmistir. Buradan yola cikarak imparatorluklarin laik ya da sekurel olduklarini ileri surmek, gereksiz bir zorlamadir. Sonuc olarak azinlik sorunlarinin temelinde ulus-devlet ve milliyetcilik yatmaktadir. Ulus-devlet dogal olarak homojen bir ulus ister, bu nedenle de asimilasyon en basit ve normal istemdir. Milliyetciligin degisik tiplerinden soz edilebilir, belki bunlarin en az zararlisi olan politik ya da teritoryal milliyetcilik bile asimilasyon istemine dogal bir hak olarak bakar. Ozellikle self determinasyon hakkinin gundeme gelmesi, ulus-devlet icin ayirimciligi , asimilasyonu, her turlu etnik arindirmayi, giderek jenosidi mesru (!) savunma haline getirmistir. Daha basit deyimle tehcirde insanlarin boynunda ve koynunda bulunan servetler nasil onlarin idam fermani olmussa, self determinasyon hakki da etnisite icin surgun , etnik arindirma ve olum fermani olmustur. Son iki yuzyil icinde yok olan dil ve etnik kultur sayisinin bini astigi tahmin edilmektedir.

(1)(2)(3) Azinlik Haklari –Naz Cavusoglu –Bilim Yayinlari 1999

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: