İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İsveç’te bir şerefsiz Kur’an yaktı: Şükür gerekir!

***HyeTert, bu kaynağın ve/veya içeriğin yanlış ve/veya yanıltıcı bilgiler içerdiği/yaydığı kanısındadır. Metni paylaşmadan önce bu uyarıları göz önüne alarak, iзeriği ve/veya kaynağı güvenilir kaynaklardan kontrol ediniz.***

İdris Günaydın

Neye şükür gerekir İdris Günaydın?!

Üşüttün mü?

Anlatayım: Bir zamanlar Kur’an’a, İslam’a, Allah’a ve mukaddes değerlere küfredenler hemen içimizde idi.

Hemen yanımızda idi.

Hemen başımızda idi!

Mesela: 1976 yılında Bulancak’ta bir müezzin, Sabah Ezanı okumaya giderken sol görüşlülerin saldırısına uğramış ve ezan okutulmamıştı.

İlk kürsüye çıkıp hitabette bulunmam o yıla rastlar: Milli Türk Talebe Birliği Giresun Şubesi olarak Hacı Mikdat(Mithat) Camiinde bir tel’in programı yapmıştık. Kürsüye çıkıp konuşma yapma görevini Mehmet Bal başkanımız bana vermişti.

Konuşmamın bir yerinde tam da Bulancak’taki olaya değinirken caminin içinden bir kişinin sesi yükseldi: “yuuuhhh!!”

Kale Camiinin müezzini merhum Remzi  Eminoğlu…

O yuuh ki; o havlayan sürüleri tenha yerlere kadar uzaklaştırdı.

Ezana ve Kur’an’a saldırı Türkiye’nin merkezi bölgelerinden, Karadeniz’den Ege ve Akdeniz’in müstağni ve müstekbir muhitlerine, İstanbul’un zengin ve şımarık bölgelerine, Güneydoğu’nun terör bölgelerine ve daha uzaklara… Yurt dışına ki; İskandinav Ülkelerine kadar sürdü.

Biz Müslümanların biraz daha mücahit olmaları halinde ülke içinde ulu orta mukaddeslere ulu’yan kalmaz.

Türkiye devlet olarak daha İslami duruş sergiledikçe, diplomasisi Batı tipi sümüklü böcek sırnaşıklığı yerine bir mektupla Fransa’da dansı yüz yıl, Fransız yazar Henri Börnier’in “Muhammed” adlı hakaret içeren piyesinı Fransa’da, İngiltere’de, İtalya’da ebedi; bir mektupla Fransa kralı Fransuva’yı Alman Kralı Şarl’ın elinden daha mektup yolda iken alan, Volter’in yazdığı İrene ve 2. Mehmet adlı atamız Fatih Sultan Mehmet’e hakaret içeren piyesi ise ancak, Osmanlıdan korkularına ismini veya konusunu değiştirerek oynatabildikleri bir yiğitliğe ulaşsa, İsveç’teki fino ne ki; Hollanda’daki sümüklü ne ki?!

Bakınız dış siyasetimiz, hâlâ İslami bir hassasiyete tam bürünmediği, içimizdeki laik ve Kemalist Jurnalistlerin üfürüklerinden kurtulmadığı içindir ki; Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin en muktedir ve İslami hassasiyetine sahip bir iktidar zamanında bile, Alman soytarı Böhmerman’ın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı hicveden şiirleri yasaklanmalı mı, yasaklanmamalı mı; Alman meclisinde tartışılıyor.

Türkiye bugün bile Sultan Abdülhamit devri Osmanlı salabetinde değil hâlâ…

İyi mi?

AMA BUNA DA ŞÜKÜR!

Çok şükür ki; o melun ve mülevves ulu’malar çenemizin dibinden uzaklara kadar sürüldüler.

Daha da sürülecekler.

ANCAK!!

Hiçbir Müslümanın veya İslami, Milli organizasyonun ne içerideki Soros maşalarına, ne Leanilere ne de Safevilere…  Ne de dışarıdaki Kazıklı Voyvoda tıfıllarına karşı tek başına kazanacağı/ kazanacağımız bir zafer yoktur.

Ancak yüreklerimiz birlik olup çarparsa zaferin çelengini boynumuza asabiliriz.

Bir olmak, diri olmak, iri olmaklığımızdan doğacak sinerji ile zaferin ziyasının ülkemizin alnına, oradan da her birerlerimizin alnına vurması Allah’ın va’didir.

Bugünlük, bugünlere de şükür.

MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜ

Biz merhameti, affı ırmak gibi çağlayan, öfkesi ve gazabı ise başka çaresi kalmayınca yanardağ gibi patlayıp, kızgın lavlara dönüşen bir milletiz.

Ne İncil yakarız ne Tevrat…

Bir Hristiyan veya Yahudi veya bir başka din mensubu İncil, Tevrat yakmaya kalksa kendi inancımıza hakaret sayar o mukaddesler için bile savaşırız. Çünkü, biliriz ki; bugünkü İncil ve Tevrat muharreftir ama onların içinde mutlaka Allahımızın İsa Ruhullah’a ve Musa Kelimullah’a vahyi olan ayetler vardır.

Ve inanırız ki; tahrif edilmiş de olsa o kitaplar bizimdir. O Peygamberler Allah’ın Peygamberidirler.

Kaldı ki biz; ilahi olmayan uydurma dinlerin mukaddeslerine de kimseyi sövdürmez ve saldırtmayız. Çünkü, Edward Schwarz’ın “Kadim Bilgeliğin Sırları” eserinde dediği gibi, “Her din mutlaka insanlara iyiliği öğütlemektedir ve ortak dili merhamet ve adalet temalıdır.”

Bir dine sövmek Allah’ımıza sövdürmek anlamına gelir ki; zinhar; biz bundan uzak dururuz.

Kaldı ki içeride veya dışarıda Kur’an’a dil uzatanları, el uzatanları takip edelim. Göreceğiz ki en sefil ve şerefsiz ölüm onları beklemektedir.

Charlie Hebdo adlı çakalın bulunduğu sokakta geçen yıl minareli cami yapıldı.

Minarenin alemi âlemi selamlarken, Ezan-ı Muhammedi de Hebdo gibilerin kurtuluşunun toprağın derinliklerine kaçmakla mümkün olduğunu sağır ve dilsiz olanlara gösterdi ve göstermeye devam ediyor.

Yeter ki; Türkiye’nin idaresine, Özgür Tutsak gibi Kur’an düşmanları, onların yolundan gidenler, onlarla Kerbela sofralarına yeni kan doğramak isteyenler gelmesin.

Yeter ki; İran Şahlarıyla memleketin dirliğini paylayanlar, İngilizlerin albümlerinde yer alıp Müslüman Türk’ün birliğini parçalayanlar, ABD’nin kucağına oturup bizi aleme pazarlayanlar gelmesin.

Uyanık ol ey Müslüman Türk!

Gökte mavi gök

 çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin birliğini, dirliğini kim bozabilir?

İçimizdeki müstağriplere dikkat et!

Titre ve kendine dön!

Vesselam…

https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/idris-gunaydin/isvecte-bir-serefsiz-kuran-yakti-sukur-gerekir-41247.html

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın