İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

AYASOFYA VE MÜZECİLİĞİMİZ-14

***HyeTert, bu kaynağın ve/veya içeriğin yanlış ve/veya yanıltıcı bilgiler ve/veya soykırım inkarcılığı, ırkçılık, ayrımcılık ya da nefret suçu içerdiği/yaydığı kanısındadır. Metni paylaşmadan önce bu uyarıları göz önüne alarak, içeriği ve/veya kaynağı güvenilir kaynaklardan kontrol ediniz.***

SELAHATTİN AYDEMİR

MESELE AYASOFYA CAMİSİ DEĞİL.

MESELE, MÜZE ŞUURUMUZ, SANAT VE ARKEOLOJİ KÜLTÜRÜMÜZ

Maksadım hem Türk, hem Müslüman olarak KENDİMİZİ tarihî açıdan, müze kültürü açısından, plastik sanatlar açısından, arkeoloji açısından çok kısa irdelemek. Zaten 2020 yılının insanı ile 1900 lü yılların insan bir değil.

Anlayan anlar, bilen bilir. Allah gani gani rahmet eylesin Mustafa Kemâl ATATÜRK ve o ilk cumhuriyeti kuran atalarımız sayesinde çok büyük adımlar attık. Bugün “kendi silâhını kendin yap- kendi uçağını kendin yap” derecesine gelmiş isek bunun temeli 29 Ekim 1923’dür.

500 sene evvel müspet ilim ile ön alan, ileri geçen Avrupa’da ilim ve fen olarak ne varsa almaya çalıştık. Osmanlı döneminde de padişahlar ve meşrutiyetten sonra hükümet olanlar bu gelişmişliğin farkında olarak birçok ıslahatlara kalkıştılar.Birçok yenilikleri getirdiler veya getirmek istediler. II. Abdülhamid Han bunlardan biri idi. Ermeni ve Rumlar II.Abdülhamidaleyhine çok çalıştılar. Maalesef Ermeni ve Rumlar ne kadar çalıştı ise yobazlar da o kadar çalıştı. Teknolojik olarak getirilen her yeni alet ve edevata “Nasrani eli deydi, kullanmak caiz değil” diye karşı çıktılar. Bunu risalemiz içinde anlattık.

ANCAK, Cumhuriyet rejimi Türk halkında bir çığır, bir sıçrama, bir özgüven getirdi. Bu güven ile inkılâplar rahatlıkla kabul gördü. (Bazı itirazlar olsa da…) İster istemez ilim ve fen ile beraber, Avrupa’nın modası, magazini, modeli de geldi. Benim anlatmak istediğim illa da Avrupa değil. Birilerini karalamak veya kendimizi küçümsemek de değil. Bizatihi yaşadığımız, mazimizi, yaşadığımız hakikati dile getirmek, iyisini takdir, yanlışını tespit ve eleştirmektir. Netice itibariyle kendi soyumuzu, kendi atalarımızı anlatıyoruz ve anlamaya çalışıyoruz. Selçuklu da biziz, Osmanlı da biziz, Türkiye Cumhuriyeti de biziz. Hiçbiri düşmanımız değil, hiçbiri kutsal değil. Hepsi biz gibi insan. Hepsinin iyiliği de var eskazayanlışı da var. Maksadımız kimseyi yargılamak değil. Maksadımız tarihte yaşanan bir hata varsa bugün tekerrür etmesini önlemek. İyileri ve doğruları devam ettirmek.(1)

Bu yüzdedir Ayasofya’nin tekrar camiye çevrilmesini, (aklımca) en geniş haliyle, müze- cami- kilise- sanat- arkeoloji- tarih kültürü- kültür turizmi- turist -ekonomi- ticaret- din-iman- siyaset- sosyoloji- genel ve umum psikoloji yönleri ile ele alarak anlatmaya çalıştım.(2)

Avrupa deyip durmamızın sebebi hayranlıktan değil, zuhur eden hakikat Avrupa ilerlemiş biz geri kalmışız. Bu gerçeği inkâr edemeyiz. Zaten asırlarca inkâr etmişiz ve onları küçümsemişiz.

“Biz Müslümanız- cennetliğiz- onlar Hıristiyan cehennemlik- biz üstünüz- onlar zavallı ” anlayışı ile kendimizi kandırmışız. Yukarıda zikrettiğim bir söz “Nasrani’nin icat ettiği bir aleti Müslüman’ın kullanması caiz değildir” lafı asla uydurma değildir. Bizzat İMÇ’de (İstanbul Manifaturacılar Çarşısı) yaşadığım, duyduğum ve gördüğüm bir sözdür. Birinci hatamız Avrupa’dan gelen teknolojileri ret etmemizdir. İkinci hatamız çocuklarımızın ve birilerinin bir yenilik yapmasına izin vermedik. Allah’ın işine karışmak olarak görüp günah diye kınadık. Eski köye yeni adet mi getireceksin otur oturduğun yerde diyerek çocuklarımızın yaratıcılığını öldürdük. İcat çıkarma, senden başka bunu düşünen yok mu? Sana mı kaldı. Bu güne kadar kimse düşünemedi sen mi yapacaksın, sen önce git şu hayvanları otlat. Aklını kendine sakla …, gibi karşı çıkışlarla zeki ve yaratıcı çocuklarımızı çoban yaptık.

(1)Yukarıdan beri konuyu aklımın erdiği kadar sosyolojik ve sosyopsikolojik açıdan izaha çalıştım. Ne sosyologum ne tarihçiyim.. Şahsî kanaatimi arz ediyorum. İddia etmiyorum, empoze etmiyorum Yanılabilirim, hatalarım olabilir. Özür dileriz ve düzeltiriz.

(2)Yukarıdan beri konuyu aklımın erdiği kadar sosyolojik ve sosyopsikolojik açıdan izaha çalıştım. Ne sosyologum ne tarihçiyim. Yanılabilirim, hatalarım olabilir. Düzeltiriz. Şahsî kanaatimi arz ediyorum. İddia etmiyorum, empoze etmiyorum.

(SÜRECEK)

http://www.corumhaber.net/ayasofya-ve-muzeciligimiz-14-makale,10244.html

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın