İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

HACİZLİ TABUT

***HyeTert, bu kaynağın ve/veya içeriğin yanlış ve/veya yanıltıcı bilgiler ve/veya soykırım inkarcılığı, ırkçılık, ayrımcılık ya da nefret suçu içerdiği/yaydığı kanısındadır. Metni paylaşmadan önce bu uyarıları göz önüne alarak, içeriği ve/veya kaynağı güvenilir kaynaklardan kontrol ediniz.***

Mustafa ŞEN

Son Osmanlı Padişahı Sultan VI. Mehmed Vahdeddin Han’a, Altıncı Mehmed sözündeki “Altıncı” kelimesinden kinaye olarak “Altın seven adam manası çıkartılarak ithamlarda bulunulmuştur. Halbuki Sultan Vahdeddin Han, hayatının tehlikeye girmesinden dolayı memleketinden ayrılmak zorunda kaldığında şahsi mirası mahiyetinde babasından intikal eden bütün serveti beraberinde götürme imkanı varken, dasitani bir namusluluk örneği göstererek bu serveti Hazine-i Hümayun’a göndermiştir İtalya’da geçirdiği fakr-u zururet içindeki bir hayattan sonra 1926 yılında San Remo’da vefat ettiği zaman 120 000 lira borcu kaldığı için alacaklıları tarafından tabutuna haciz konulmuştur Tahnit edilmiş ceset, kızı Sabiha Sultan’ın bu parayı binbir güçlükle temin etmesinden sonra Şam ‘a naklolunarak Yavuz Sultan Selim Camii avlusuna defnedilmiştir.

ANADOLUDA MEDENİYET
Lozan görüşmeleri sırasında İngiliz Başvekili Lloyd George’un Türklerin, şimdi hak istedikleri Anadolu’da nesi var? Orada medeniyet vesikası olarak ne kalmışsa Yunan’ın, Roma’nın, Bizans’ındır. Türklerin Anadolu’daki evleri sazdan ve kerpiçten harabelerden ibarettir. Şimdi böyle bir alemi veya onun güzel parçalarını Türklere nasıl bırakırsınız? demesi üzerine henüz aklını ve vicdanını yitirmemiş bir batılı düşünür olan Eugene Pitard, Cenevre’nin ünlü bir gazetesinde Lloyd George’a şu cevabı vermiştir: Efendiler, Konya’daki İnce Minare’nin kapısı ile, İstanbul’daki muhteşem Süleymaniye’nin kubbelerini yapan millete karşı böyle söylenemez. Haddinizi biliniz…

İSTİHBARAT
Batılı emperyalist güçlerin, Ermenileri piyon olarak kullanıp kışkırtarak Anadolu’da karışıklıklar çıkardığı günlerde, İngiliz Büyükelçisi’nin Sultan Abdülhamid’e gelip, küstahça: Daha ne kadar Ermeni öldüreceksiniz? diye sorma cüretini göstermesi üzerine, Abdülhamid, keskin bakışlarını elçinin üzerine dikerek: Filan gün, filan saatte Karadeniz’in filan noktasına yaklaşıp, karaya Ermenileri Türklere karşı silahlandırmak için şu kadar sandık malzeme çıkaran ve komitacılara teslim eden İngiliz gemisinde, Türk başına kaç silah bulunuyorsa tam o kadar Ermeni öldüreceğiz, cevabını verir. Sultan Abdülhamid’in bu muazzam istihbarat gücü karşısında İngiliz elçisi dehşete kapılarak aptallaşır.

http://www.yenimeram.com.tr/hacizli-tabut-390801.htm

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın