İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

“Devran” Kitabına “Terör Propogandası” Demek Saldırganlıktır!

***Metinde yer alan görüşler yazar(lar)ına ait olup, HyeTert’in görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.***

Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Barış Atay, iktidarın Selahattin Demirtaş’ın yazdığı “Devran” kitabını sahneye taşıyan Jülide Kural’ın ve izlemeye gelenlerin sert eleştirilerini değerlendirdi.

Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Barış Atay, ““Bu saldırganlık; hem Türkiye’deki devrimci mücadeleye, hem Kürtlerin mücadelesine, hem tiyatroya, hem sanata dönük bir baltalama girişimi” dedi.

İktidarın Gündem Başlıkları Arasında “Devran” Yer Aldı

İktidarın gündem başlıkları arasında yer alan Selahattin Demirtaş’ın yazdığı “Devran” kitabını sahneye taşıyan Jülide Kural, yaşanan tartışmalara yönelik yaptığı değerlendirmede:

“Bizler, üreten insanlarız. Böyle şeyleri önemsemiyoruz. Hayatta kaldığımız sürece de üretmeye, düşünmeye, soru sormaya ve bu ülkenin daha özgür olması için, gerçekten bir gün barışı kazanabilmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz.” dedi.

Grup Yorum, Açlık Grevi’nde 246 Günü Geride Bıraktı

Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Barış Atay Meclis’te düzenlediği basın toplantısıyla, kültür-sanat hayatına ve sanatçılara dönük baskıları gündeme taşıdı. Atay, Grup Yorum üyelerinin 246 günü geride bırakan açlık grevine ve devlet tiyatrolarındaki işten çıkarmalara değinerek AKP’nin, kendisine muhalif tüm sanatçıları hedef gösterdiğini söyledi.

Barış Atay, “Grup Yorum üyeleri, konser yasaklarının kaldırılması ve İdil Kültür Merkezi’ne baskıların sona erdirilmesi amacıyla, 246 gündür açlık grevinde. İbrahim Gökçek arkadaşımız, protestosunu ölüm orucuna çevirdi.
Bugün burada, bir sanatçının, bir müzisyenin sadece konser yapabilmek için bedenini açlığa yatırmasından söz ediyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde, bu kadar korkunç bir durumdan bahsetmek mümkün değildir. Grup Yorum, 30 yılı aşkındır, Türkiye’deki protest müziğin en önemli temsilcilerinden biridir. Türkiye’deki devrimci mücadeleye katkısı büyüktür ve milyonlarca insanın sesidir. Onlara isnat edilen saçma sapan suçlamalar yoluyla, müzik yapılması ve sanatın engellenmesi asla kabul edilebilir değildir.

Emekçilere Kadro Sözü Verilmesine Rağmen İşten Çıkarıldı

Son günlerde, Devlet Tiyatroları ve Devlet Opera Balesi’nde emekçilerin işten çıkarılması gündemde. Tabi bu konunun Kültür Bakanlığı’nın gündeminde olduğu pek söylenemez. Bu emekçi arkadaşlarımıza kadro sözü verilmesine rağmen, şu ana kadar 350’den fazla kişi işten çıkarıldı. Dün, daha İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda 24, Ankara’da 9, Erzurum’da 1 kişi işten çıkarıldı. 22 yıldır bu kurumlarda çalışan, tiyatro oyunlarında oynayan işçiler işlerinden ediliyorlar. Uzun yıllardır çalışan insanlar, bir anda güvenlik soruşturmasına konu ediliyorlar.
Böylesi bir sansür anlayışı, neredeyse son 40 yılda bile Türkiye’nin gündeminde değildir.

“Saygısızca Tavırlarla Karşılaştık”

Aynı baskıcı anlayışı, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Devran isimli öykü kitabından uyarlanan tiyatro oyununa karşı hakaret dolu sözlerde de gördük. Bir tiyatro oyununa, her seyirci gibi giden bazı sanatçılara da İçişleri Bakanı hemen, bunun bir “terör propagandası” olduğunu söylemeye başladı. Bu saldırganlığın; hem Türkiye’deki devrimci mücadeleye, hem Kürtlerin mücadelesine, hem tiyatroya, hem sanata dönük bir baltalama girişimi olduğunu düşünüyoruz. AKP’nin, bir zamanlar “sözde barış” görüşmeleri yaptığında ricacı olduğu Kadir İnanır’a dahi, İçişleri Bakanı’nın “Kadir efendi” gibi hitap etmesi kadar saygısızca bir tavırla karşılaştık.

Kadir İnanır’la Süleyman Soylu’yu kıyaslamak istesek, Soylu’nun, Kadir İnanır karşısında esamisinin okunmayacağını söyleyebiliriz. Kadir İnanır, yıllardır bu ülkenin sinemasına emek vermiş ve fikirlerini söylemekten imtina etmemiş bir ustamızdır.

Samandağ İmar Planı Sarpa Sarmaya Başladı

Hatay Samandağ ilçesiyle ilgili bir gündemimiz var. O da Kültür ve Turizm Bakanlığı’yla ilgili. Yaklaşık 5500 itiraz dilekçesiyle, halkın kabul etmediği bir hak gaspıyla karşı karşıyayız. Yeni de değil! 1990 yılından beri verilmiş bir kararın uygulanmamasının sorunlarını yaşıyor ilçe halkı.
Fakat 1992 yılında çıkarılan, ilçenin “turizm bölgesi” olarak değerlendirildiği bir plandan sonra, işler sarpa sarmaya başlamış. Bu nedenle oluşan sorunlar çözülmediği gibi, korkunç bir yapılaşma da söz konusu. Bakanlık da bu konuda adım atmıyor.
Bakanlığın bu sorumsuzluğu karşısında, belediye de sorumluluk almıyor. Belediye, imar planında değişiklik istemiş. Ama bu imar planında o kadar garip haller var ki, bunu çözmek için çalıştay düzenlemek gerekir.
Örneğin, yeşil alan olarak belirlenen yerler, geçmişte yeşil alan sayılmayan Hristiyan cemaatine ait mezarlık yerler. Tek Hristiyan mezarlığını yeşil alan saymışlar, ki yasaya uygun değil.
Kıyı kenar çizgileri ve sahil şeridiyle ilgili ihtilaflar var. Birçok mülk var, şimdi yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya. Bakanlıktan ve belediyeden, yasaya aykırı bir adım atılmasını beklemiyoruz. Ancak 40 yıldır var olan bir sistemin birden bire yok sayılması da kabul edilemez.
Bakanlık ve belediye, bir şekilde anlaşıp bu sorunu çözmek zorunda. Biz, parti olarak, bu sorunun nasıl çözüleceğine dair ortak bir çalışma yapmaya hazırız.” dedi.

https://www.korfezgazete.com/devran-kitabina-teror-propogandasi-demek-saldirganliktir/

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın