İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Uludaşdemir “Ani’ye bakarken dünyanın bittiği noktaya geldiğinizi duyumsarsınız”

***Metinde yer alan görüşler yazar(lar)ına ait olup, HyeTert’in görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.***

Kars Kent Sempozyumunda konuşma yapan Kars Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi Mimar Onur Uludaşdemir, Kars’ın tarihi mimari dokusunu anlattı.

Kars Kent Konseyi ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB) ortaklaşa düzenlediği yerel yönetimler, demokrasi ve kentleşme politikalarının çok yönlü olarak dile getirildiği Kars Kent Sempozyumunda konuşma yapan Kars Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi Onur Uludaşdemir, Kars’ın tarihi mimari dokusunu anlattı.

Kars Belediyesi ve Kafkasya Sosyal ve Kültürel Araştırma Merkezi Derneği’nin destekleri ile belediyeye ait İsmail Aytemiz Parkındaki Mor Kafe’de düzenlenen sempozyumda, birbirinden değerli katılımcıların sunumları öncesi açılış konuşması yapan Uludaşdemir, ani Ören Yeri için “Ani’ye bakarken dünyanın bittiği noktaya geldiğinizi duyumsarsınız” dedi.

Cemal Süreyya’nın Kars’ı “Beyaz Uykusuz Uzakta…”şeklinde anlattığını hatırlatan Mimar Uludaşdemir, Kars’ın binlerce yıllık tarihi ve bağrında yeşermiş nice kültürlerin anıları ile dimdik karşımızda durduğuna dikkat çekti.

Kars’ın ilk planlı şehirlerden biri olduğunu da hatırlatan Kars Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi Mimar Onur Uludaşdemir Kars’ı şu ifadelerle anlattı.

“Baltık mimarisinin en güzel örneklerinden olan zamana direnen yapıları, Türkiye’nin ilk planlı şehri olarak ızgara planı üzerine kurulan Kars; her geçen gün hak ettiği değere kavuşmaya daha da yaklaşmakta…

KARS “BİNBİR ÇİÇEKLİ BİR BAHÇEDİR”

Doğup büyüdüğüm bu şehir benim gözümde binbir çiçekli bir bahçedir; farklı kültürlerin, etnik kimliklerin bir arada huzurla, birbirinin komşuluk hakkını koruyarak gözeterek yaşamayı bildiği… Elbette bu şehir de tüm bu zenginliğin bir tarihsel kaynağı olması bu halin izahıdır. Kimler yaşadı bu kadim şehirde diye baktığımızda; Huri’ler Urartular, Karsak’lar, Selçuklular, Gürcüler, Moğollar, Ermeniler, Safeviler, Ruslar, Osmanlı İmparatorluğu gibi saydığımız sayamadığımız daha pek çok devletin ya toprağı, ya uğrunda savaş verilen toprağı oldu Kars…

DEFALARCA YAKILIP, YIKILIP DEFALARCA YENİDEN KURULDU…

16.yy da Kars Osmanlı İmparatorluğu’nun önemli bir askeri üstü ve serhat şehriydi. Bu dönemde yapılan hamam, köprü ve taş yapılar tarihe kaynaklık etmektedir. O dönemde Şehrin yeniden imarı gündeme gelmiş; kale, sur ve çevresi yeniden inşa edilmiştir. Kırım Savaşı’nda; Osmanlı Devleti İngiltere, Fransa ile birlikte Rusya’ya karşı savaşmış bu savaşın en önemli muharebelerinden biri Kafkasya özelinde Kars topraklarında gerçekleşmiştir. Kars halkının ordu ile işbirliği yaparak şehri savunması; batı basının dikkatini dahi Kars’a yönlendirmiştir. 1855 yılında gerçekleşen Kars Savunması modern tarihin şehir savaşlarının en önemli örneklerindendir.

 ‘GAZİ’ UNVANI VERİLMİŞ KENT

Rusların 29 Eylül 1855 tarihli taarruzuna karşı; Müşir Mehmet Vasıf Paşa emrindeki ordunun yanında yer alan Kars ahalisi şehrini bütün gücüyle savunmuştur. Kars halkının verdiği mücadele Osmanlı Hükümeti tarafından takdirle karşılanmış ve şehre “Gazi” unvanı verilmiştir. Halk üç sene vergi ve askerlikten muaf tutulmuştur. Bu zaferin hatırası olarak altını, gümüş ve bronz Kars madalyaları bastırılmıştır. Bu dönem Kars’ta yaşanılanlar dünya basının da geniş yer tutmuş hatta kanada da kurulan bir kasabaya ‘Kars’ adı verilmiş ve bu adlandırma günümüze kadar varlığını göstermiştir.

Kars 19.yy boyunca Çarlık Rusyası’nın tehdidini üzerinde duydu; 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşıyla başlayan işgal ancak Milli Mücadele yıllarında son buldu. 93 Harbi de denilen 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı Kars’ın hem dününe, hem de bugününe tesir etmiştir. Bu savaşta Kars ve çevresinde ağır muharebeler yaşanmış ve şehir 1878-1918 yılları arasında Rusların egemenliği altına girmiştir. Anadolu’ya açılan kapı olarak gördükleri şehrin savaştan sonra yeniden inşası için; Hollanda’dan gelen mimarlar ile ızgara planlı, birbirine paralel ve kesen caddeler üzerinde bugün bile göz dolduran taş binalar ile savaş sonrası yeni bir şehir yaratılır.

Rus Hükümeti  “Elviye-i Selase ‘yi yani Kars, Ardahan Batum sancağının ortak adı olan bu toprakları topraklarına kattıktan sonra ilk iş olarak mülki yapıyı değiştirmiş, iki askeri vilayet meydana getirilmiş ve her iki vilayet de Tiflis Umumi Valiliği’ne bağlanmıştır.

Savaş sonrası; harp tazminatına karşılık olmak üzere Rusya’ya terk edilen bu toprakların Osmanlı Genel Kurmayına ulaşan bir de hüzünlü sitem hikayesi vardır.

Kars Ardahan Batum ahalisi; Osmanlı Genel Kurmayına yazdığı dilekçelerde;

“ Rusya’ya savaş tazminatı olarak bırakıldıklarını Rus neşriyatından öğrendikleri tazminat miktarını sordukları, tazminatın ödenmesi ile ilgili önerilerde bulundukları, kendi aralarında toplanması, Avrupa Bankalarından borç alınıp kendilerine uygulanan vergilerin arttırılması; yeter ki topraklarının terk edilmemesini arz ederler” Rusya’nın bölgedeki çalışmaları mülki yapının değiştirilmesiyle sınırlı kalmamıştır. Nüfus yapısında yaşanan değişiklikler hiç kuşkusuz bölgenin hukuki statüsünü de etkileyecek niteliktedir. 8 Şubat 1879 da Osmanlı hükümetine kabul ettirilen “Muahade –i Kat’iyye ile şehirlerin yerleşik ahalisinin göç yolu açılmıştır. Zira anlaşmanın 7.maddesinde Evliye i Selase Ahalisinin 3 yıl içerisinde Osmanlı topraklarına göçü sağlanmış ve “1855 Arazi Nizannamesi” uygulanacağı duyurularak; üç sancakta halkın toprak mülkiyeti kaldırılarak, bütün yerler devlet malı sayılmıştır.

Bu politikalar etkisini göstermiş ve bölgeden işgali takip eden üç yıl içerisinde büyük bir ahali Erzurum başta olmak üzere diğer vilayetlere göç etmiştir.

 Şüphesiz o dönemdeki göç hareketi ve sonrasında bölgede devam eden göç hareketi bugün dahi Kars’ın etnik zenginliğinin başlıca sebepleri arasındadır

Göç eden nüfus yerine, göç edenlerin yerine yerleştirilen nüfusun her iki tarafı içinde acı birer hatıra ve yaşanılanların sürgün olduğunu tahmin etmek hiç zor değil elbettte. Bizler ne mutlu ki bugün demin anlattığım hikâyenin devamında;  dilde, yemekte, müzik de kültürde birbirine yansımış iç içe geçmiş ve birbirine öğrettikleri ile zenginleşmiş bir kültürü yaşıyoruz şehrimizde.

Kars; 1878-1918 yılları arasında Rusların egemenliği altına girdiği dönemde Rus’lar tarafından bölgeye Avrupa’lı girişimciler davet edilmiş;bölge endemik çiçekleriyle, her daim yeşil otlaklarıyla hayvancılığa uygun olup; Çarın davetiyle gelen İsviçre’li David Moser bölgenin bu özelliklerinin İsviçre’li gruyere peynir üretimi için idela olduğunu görerek ilk peynir zavot’unu kurar. 1905 yılından başlayarak Kars Malakan köylerine “zavot” adı verilen peynir imalathaneleri kurulur. O dönemde kurulan 50 yi aşkın peynir zavotu 1918 de Rus hakimiyetinin sona ermesiyle Alman Kolonist Kaiser’e satılır. İsviçre’li gruyere peynirinin Kars gravyeri’ne Dönüşümü de böyle başlamış olur.

Bugün 2700metreye varan rakımıyla Boğatepe Köyü; yüksek peynir kalitesi için aranan koşul olan yüksek dağ sütleri etiketini taşımaktadır. Kars Gravyeri gün be gün hak ettiği değeri kazanmaktadır.

Savaşlardan göçlerden anlatırken; bir anda bir peynirin hikayesinde yol bulan tarih aslında insanın insandan öğrenebileceğinin en güzel örneklerinden biri değil midir?

Kars’daki Cenub-i Garbi Kafkas Hükümeti tarafından ilan edilen ve bu yönetimin iskeletini kuran Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda 8 ve 9.maddelerde; Devletin adı olarak “Türkiye devletinden” söz edilmesi o gününün şartlarında çok değerlidir. Henüz Mustafa Kemal Anadolu’ya bile geçmemişti, bilgece bir önsezi ve öngörüyle Anadolu Topraklarında kurulması arzulanan devletin hayali idi bu.

Bu anayasa da bir diğer göze çarpan şey; 5.madde de düzenlenen “18 yaşını tamamlayan her vatandaşın seçime iştirak edeceği idi. Yani kadınlara seçme hakkını tanınmıştı.

Elbette Kars ‘a dair anlatacak daha sayısız şey var; bugün burada demokrasiyi içerisine sindirmiş, ayrımları yok etmiş bir arada zengin bir kültür içerisinde yaşamayı bilen insanların şehrindeyiz. Bizi bunca besleyen böylesine zengin bir tarihin kültürün içerisinde yetişmekle kendi adıma hep gururlandım.”


https://www.gazetekars.com/uludasdemir-aniye-bakarken-dunyanin-bittigi-noktaya-geldiginizi-duyumsarsiniz-29307h.htm

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: