İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Malatya Siyasi Tarihinde İbrahim Galip Hamikoğlu (Akçadağ)

***Metinde yer alan görüşler yazar(lar)ına ait olup, HyeTert’in görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.***
Malatya’da muhalefet; Serbest Cumhuriyet Fırkası ve İslam Demokrat Partisi..

Orhan TUĞRULCA

Bugün bu makalemizde ele alacağımız tarihi şahsiyet İbrahim Galip Hamikoğlu (Akçadağ) olacaktır. Milli Mücadele döneminde; Jandarma Çavuşu olarak Erzurum savunmasında, Ardahan’ın kurtarılmasında ve Batum cephesinde yapılan kanlı savaşlarda bulunmuş ve bu savaşlarda yaralanmıştır. Nam-ı diğer Hamikoğlu İbrahim Çavuş Malatyalı tarihi şahsiyetler arasında pek adı duyulmamış olsa da Cumhuriyetin kuruluşundan, 1954 yılındaki ölümüne kadar olan sürede, kentin siyasi tarihinde muhalif duruşu ve cesaretiyle öne çıkan bir şahsiyettir.

İbrahim Galip Hamikoğlu, (Osmanlı arşiv belgelerinde yanlışlıkla Hakimoğlu olarak geçmektedir) (1). 1307 (1889-1890) yılında Malatya’da doğmuştur. İri-yarı güçlü-kuvvetli bir yapıya sahip olan Hamikoğlu‘nun, Türkçenin yanında Kürtçe ve Ermeniceyi de konuştuğu bilgisine ulaşıyoruz. İçe kapanık sır vermez yapısı nedeniyle Teşkilat-ı Mahsusa’da görev yapmış olabileceği de ifade edilmektedir. Ermeni tehciri sırasında evlerine misafir ettikleri Samsun PTT Müdürü olan Aramis Tahmisciyan ve ailesinin kızlarından Ankine hanımefendiyle kısa süreli bir evlilik macerası da yaşayan İbrahim Çavuş (2), Malatyalı Araştırmacı- Yazar Celal YALVAÇ’ın dayısıdır.

Ailede ‘Efendi’ diye hitap edilen İbrahim Galip Hamikoğlu ile ilgili daha geniş bir biyografik çalışma için elimizde yeterince belge birikmiş durumdadır. Söz konusu belgelerin tamamını burada özetlemek istesek dahi makalemizin boyutlarını fazlasıyla aşacaktır. Milli Mücadele’deki yeri, biyografisinde ortaya çıkan Malatya mizacı, 1930 yılında kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası ve 1951 yılında kurulan İslam Demokrat Partisi’nin kuruluşunda aldığı aktif rolleri, muhalif kişiliği, başta Cumhurbaşkanı, üst düzey ülke yöneticilerine gönderdiği cesur içerikli mektupları, tam anlamıyla medeni cesaret örneği oluşturmaktadır. Servetini, kurduğu Darülaceze Cemiyeti gibi hayır kuruluşları eliyle yaşlı ve yetim çocuklara aktarması, yaptığı kitlesel sosyal yardımlarla hayırsever kişiliği öne çıkan İbrahim Galip Hamikoğlu’nu burada kısa bir tanıtımla yetineceğiz.

Celal YALVAÇ’ın, anlatımlarında ‘Efendi Dayım’ diye bahsettiği dayısı ile ilgili hazırladığı kısa biyografide, İbrahim Galip Hamikoğlu’nun Milli Mücadele döneminde Mustafa Kemal’in gerçekleştirmekte olduğu Erzurum ve Sivas kongrelerine olan desteğinden ve “Kongrenin Komitesi” olduğu gerekçesiyle Vali Ali Galip ve Mutasarrıf Halil Rami tarafından hapse atıldığı, günlerce dayak ve işkenceden geçirildiği ifade edilmektedir (3). İbrahim Galip Hamikoğlu’nun, Milli Mücadele döneminde Mustafa Kemal’e verdiği desteği sonraki dönemlerde çektiği belgelerden açıkça anlaşılmaktadır.

Hamikoğlu’nun Cumhuriyet sonrası yapılan ilk yerel seçimlerde muhalefetten yana bir tutum sergilediğini ve ona göre siyasi bir pozisyon aldığını görüyoruz. Ancak onun neden böyle bir pozisyon aldığını anlamak için 1923 sonrası gelişmelerin kısaca özetlenmesi gerekir. Şöyle ki;

1923 yılında kurulan Cumhuriyet, uygulanan devrimler nedeniyle 1930 yılında nefes alamaz duruma gelmiştir. İsmet İnönü’nün uyguladığı sıkı para politikası, Şeyh Sait İsyanı nedeniyle artan savunma giderleri, demiryolu politikalarının ağır maliyeti, 1927- 1928 yılında yaşanan kuraklık, 1929 yılında bütün dünyayı saran ekonomik bunalımın üstüne bir de uygulanan iç politik baskılar nedeniyle halk patlama noktasına gelmişti. Her şeyin düzgün gittiğini düşünen Mustafa Kemal, Çankaya Köşkü’nde Dil, Tarih, Güneş Dil Teorileri gibi konulara kendini vermişti. Şevket Süreyya Aydemir, Falih Rıfkı ve Yakup Kadri gibi Mustafa Kemal’e yakın kalemlere göre Gazi, “devlet işlerinden ve halktan tamamen kopmuştu. M. Kemal işlerin o kadar düzgün gittiğine inanmıştır ki etrafındakilere “Çocuklar Çankaya’da rahat ediyorsam İsmet (İnönü) sayesindedir” diyecektir.

Ancak işlerin hiç de iyi gitmediğini CHF’li Ahmet Ağaoğlu’nun hazırladığı, Mustafa Kemal’e de sunulan 23 Temmuz 1926 tarihli bir raporda açıkça ifade edilmiştir. Raporunda: “Paraya, ticarete, menfaat ve safahata dalmak üzereyiz. Halka karşı kibirli ve mütehakkim vaziyetler almaktayız.” diyen Ağaoğlu, partisinin yolsuzluğa battığını, halktan koptuğunu, halka tepeden baktığını söyleyecektir (4). M. Kemal, halkın içinde bulunduğu zor koşulları ancak 1930’un 5 Martında İzmir’de yurt gezisine başlaması ile farkına varacaktır. İlleri dolaştıktan sonra Antalya’da bir akşamüstü “ Bir koltuğa yığılırcasına” oturur ve şu itirafta bulunur:

“Bunalıyorum çocuk, büyük bir ızdırap içinde bunalıyorum. Görüyorsun ya, her gittiğimiz yerde mütemadiyen dert, şikâyet dinliyoruz. Her taraf derin bir yokluk, maddi–manevi perişanlık içinde. Ferahlatıcı pek az şeye rastlıyoruz.” (5) diyecektir.

Mustafa Kemal, patlama noktasına gelen ve Cumhuriyet Halk Fırkası’nın baskılarından bunalan halkı teskin etmenin en iyi yolunun yine kendi kontrolünde olacak yeni bir partinin kurulmasında bulur. Ali Fethi Okyar’a “Serbest Cumhuriyet Fırkası” adı altında bir parti kurması talimatı verir (6). Bizzat Gazi’nin talimatıyla Cumhuriyet Halk Fırkası’ndan ayrılan 70 mebusla 12 Ağustos 1930’da Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı kuran Fethi Bey, 4 Eylül tarihinde, yani partinin kuruluşundan sadece 25 gün sonra, İzmir’e parti teşkilatını kurmak üzere geldiğinde yer yerinden oynamıştır. Yaklaşık 100 bin kişi Fethi Beyi karşılamaya çıkmıştır. Bu durum başta Mustafa Kemal olmak üzere kurucu iradeyi büyük bir endişeye sevk eder.

İbrahim Çavuş ve Serbest Cumhuriyet Fırkası

Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kuruluşu, Malatya’da da başta Hamikoğlu İbrahim Çavuş olmak üzere birçok kişi tarafından heyecanla karşılandığı söylenebilir. Türkiye’nin dört bir tarafında olduğu gibi Malatya’da da Serbest Cumhuriyet Fırkası şubesinin açılması için çalışmalara başlandığı görülmektedir. 1930 Eylül ayının ilk haftasında Malatya Valiliğine dilekçelerini sunan partililerin 25 Eylül’de gerekli izni aldıkları, 30 Eylül’de ise şubenin resmi açılışını yaptıkları görülüyor.

Kurucuları arasında başta İl Yönetim Kurulu Başkanı Ahizade Abdurrahman Efendi olmak üzere kurul üyeleri; Hamikoğlu İbrahim Çavuş (yandaki fotoğrafta), Nebizâde Hacı Mustafa, Sülükizâde Abdullah Cevdet Efendi, Hacı Abdizâde Hilmi Bey, Kiğılızâde Kadir Efendi, Şıruluzâde Mehmet Efendi, Kirişçizâde Süleyman Efendi, Fabrikatör Mehmet Bey, Gebeşzâde Ali Bey, Atmalızâde Hacı Kâmil Efendi, Mazancızâde Mehmet Efendi, Mehmet Fahri Efendi, Sarızâde Kadir Efendi, Saltoğlu Hacı Ömer Efendi, Yüzbaşızâde Ahmet Efendi ve İpekzâde Yusuf Efendi adlı kişilerden oluşuyordu (7).

Kuruluşunu doğru dürüst tamamlamayan SCF’nin, Malatya’da Eylül-Ekim aylarında yapılan seçimlerin ilk günlerinde Belediye Meclis üyeliği için gösterdiği 54 adaydan 14’ü adaylıktan çekildi. Seçimin sekizinci gününde SCF’nin çekilen aday sayısı 30’a yükseldi. Yapılan usulsüzlüklere daha fazla tahammül edemeyen parti yetkilileri seçimlerden çekildiğini ilan ederek halkı seçimleri boykot etmeye çağırdı (8).

Söz konusu seçimlerde Cumhuriyet Halk Fırkası’nın emrinde olan valilerin seçimlerde nasıl bir tutum sergiledikleri konusunda en açık örnek, Malatya Valisi Mehmet Tevfik Birecik’in (1930-1933) Malatya’da gerçekleşmekte olan yerel seçimleri izlemek için gittiği Arapkir’de Dâhiliye Vekâletine (İçişleri Bakanlığı) gönderdiği telgraftır. 10.10.1930 tarihli telgraf “Malatya Valisi Tevfik” imzasını taşımaktadır.

“Belediye intihap ve muamelatı” için Arapkir’e gittiğini ifade eden Vali durumu şu cümlelerle rapor etmektedir: (Telgraf metni aynen alınmıştır)

“… Vilayet merkezi olan Malatya’da sekiz günden beri S. Fırka (Serbest Fırka) namzetleri bir rey dahi alamamıştır. Kemaliye’de temin alınan (O tarihlerde Malatya’ya bağlıdır) dört gün zarfında S. Fırka namzetleri dokuz rey almış ve CHF namzetleri iki yüz bir (201) rey istihsal etmiştir… Halen vaziyet çok iyidir. Arapkir kazasında iki günden beri S. Fırka namına bir rey bile verilmemiştir. (Açık oy olduğu için Vali Bey seçim sonuçlanmadan kaç oy kime aitmiş biliyor) vaziyet şayanı memnuniyettir… Malatya Valisi Tevfik” (9).

Seçimlerde meydana gelen yolsuzlukların ardından, daha fazla devam etmek istemeyen ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’le karşı karşıya gelme noktasına gelen Fethi Bey partisini feshetti.

Bunun üzerine, içinde Hamikoğlu İbrahim Çavuş’un da bulunduğu SCF’nin Malatya merkez ve ilçelerindeki şubeleri de (18 Kasım 1930 günü) kapatıldı.

Malatya şubesi kapatıldıktan sonra parti içerisinde başta Hamikoğlu İbrahim Çavuş olmak üzere, samimi kadro devre dışı kalırken, parti heyetinde yer alan bazı üyelerin Cumhuriyet Halk Fırkası’na geçmeleri ve orada önemli görevler üstlenmeleri dikkat çekicidir.

Serbest Cumhuriyet Fırkasının Malatya şubesinin kuruluşunda yer alan Gebeşzâde Ali Bey ve Nebizâde Mustafa Bey gibi kişilerin Cumhuriyet Halk Fırkası’nın çeşitli kademelerinde görev almalarına karşılık Hamikoğlu İbrahim Çavuş’un muhalif tutumunu sürdürmesi karakter ve siyasal kişiliğindeki istikrarlı duruşu göstermektedir (10).

Altı çizilmesi gereken bir başka husus da Serbest Cumhuriyet Fırkası Malatya teşkilatını kuran 17 isimden 9’u hakkında Cumhuriyet Halk Fırkası’nın raporlarında ciddi suçlamaların muhatabı olarak gösterilmiş olmasıdır.

Örneğin; bu raporda, SCF Malatya il teşkilatını kuran isimlerden birçoğu, “cahil ve basit bir adam olarak bilindiği, suistimallere karıştığı”, ”görevinden alındığı için kişisel garezlere kapıldığı”, “nüfuzunu genişletmek için bu fırkaya girdiği” gibi siyasi ahlakı zorlayan suçlamalara maruz kalmışlardır. Yine söz konusu raporlarda; “Kürtlerle yakın temasta olan”, “Ermenilerle akraba olan”, ”Komünistlerle işbirliği yapan” gibi suçlamaların hedefinde olan fırka mensuplarının, İktidara yakınlığı ile bilinen Yeni Malatya gazetesi tarafından ısrarla sol frekansta bir fırka olarak gösterilmesi, dönemin Malatya Valisi Mehmet Tevfik Beyin Vilayete dilekçe veren Fırka mensupları ile ilgili Ankara’ya rapor geçmesi gibi gelişmeler Malatya’da Cumhuriyet Halk Fırkası karşısında muhalefet etmeninin ne kadar zor olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Söz konusu 17 SCF kurucusu arasında yer alan İbrahim Galip Hamikoğlu ile ilgili herhangi bir suçlamanın yapılmamış olması ise kayda değer bir husustur (11). Hamikoğlu İbrahim Çavuş’un 1930 seçimleri ardından Serbest Cumhuriyet Fırkasının kapatılması üzerine Malatya’da 1943 yılına kadar yapılan 4 genel ve 4 yerel seçimde nasıl bir siyasi tutum geliştirdiğini bilmiyoruz.

Hamikoğlu İbrahim Çavuş, İslam Demokrat Partisi ve Büyük Doğu Hareketi

Hamikoğlu İbrahim Çavuş’u, çok partili hayatın başladığı 1950’li yıllarda yeniden Malatya siyasetinde öne çıktığını görüyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı muhalif duruşunu sürdüren Hamikoğlu İbrahim Çavuş, bu kez İslam Demokrat Partisi’nin kurucuları arasında yerini almıştır. Hamikoğlu’nun bu çıkışı, onun 1930 – 1950 yılları arasındaki siyasi tutumunu ele verdiği gibi, adında “İslam” kelimesi olan bir partinin kuruluşunda yer alarak ideolojik tercihini açıkça ortaya koymuştur.

İslam Demokrat Partisi, demokratik hayatla gelen partiler arasında İslam Koruma Partisi’nden sonra “İslam” adını kullanan ikinci partiydi. Parti, 27 Ağustos 1951’de İstanbul’da kuruldu. Partinin 16 kurucusunun isimleri ve meslekleri aşağıdaki gibiydi:

1. Cevat Rifat Atilhan 2. Zühtü Bilimer (Emlak sahibi, Muharrir, Mütefekkir) 3. Kerim İnan (Emekli Albay) 4. Mahmut Reşat Uluğhan (Mühendis), 5. Hakkı Sadık Acaralı (Emekli Bahriye Zabiti), 6. Şükrü Özsaraçoğlu (Muharrir), 7. Nuri Çallı (Emekli Albay), 8. Feridun Okyanus (Emekli Binbaşı), 9. İbrahim Galip Hamikoğlu (Emlak, arazi sahibi), 10. Hacı Nuri Erdoğdu (Tüccar ve emlak sahibi), 11. A. Naci Yeter (Terzi), 12. Mehmet Reşat Düşünür (İnşaatçı), 13. Ahmet İlkol (Bakkal ve kütüphaneci), 14. Neşet Aslın (Marangoz fabrikası sahibi), 15. Şevket Üzümcü (İnşaat ustası), 16. Mahmut Düşünür (Marangoz) (12).

15 Ekim 1951 tarihinde Genel Başkan Cevat Rifat Atilhan başkanlığında toplanan idare heyeti, partinin ilk faaliyete geçen şubesi olan Malatya il teşkilatını, teşkilat yöneticilerine gönderdiği telgrafla kutladı.

Malatya İl Başkanlığını İbrahim Galip Hamikoğlu’nun yaptığı İslam Demokrat Partisi’nin kuruluş belgesi incelendiğinde hem Hamikoğlu’nun dünya görüşü hem de Türk siyasi tarihinin sonraki dönemlerinde varlığını devam ettirecek güçlü bir damara tekabül ettiğini söyleyebiliriz.

Kuruluş amacını; “Maddi ve manevi ölçülerle ve bütün mana ve şumuliyle Türk milletini medeni âlemde mümtaz ve tarihiyle, şerefli mazisine layık bir refah ve ümran seviyesine çıkarmak, Türk vatanını en ameli ve yapıcı sistemlerle ve cezri çalışmalarla baştanbaşa imar etmek…” olarak açıklayan Parti, Türk milletinin tarihi boyunca bağlı kaldığı tüm kutsi, ahlaki, harsi ve içtimai prensip ve akidelere bağlı kalarak; milletin ananesine, milliyetine ve mukadderatına olan bağılılığını da her türlü görünür görünmez tecavüz ve müdahalelere karşı korumayı esas almaktaydı. (Madde: 1) Parti, bu maddeye uygun olarak, Türk anayasasına CHP’nin umdeleri olarak girdiğine inandığı “bütün demokrasiye zıt” kanunları hemen kaldırmayı” (Madde: 2) vaat etmekteydi. “Türk bayrağının gölgesinde yaşayan tüm insanların din ve vicdan özgürlüğünü garanti” edeceğini deklare eden İslam Demokrat Partisi, laikliğin işlevsel yönünü benimsemekteydi (Madde: 4).

İslam Demokrat Partisi ve İbrahim Galip Hamikoğlu’nun siyasi ve ideolojik yaklaşımlarını anlamak için o dönemde çıkan Hür Adam, Büyük Cihad, Yeşil Bursa, Yeşil Nur, Yeni Meram, Sebülürreşad ve Serdengeçti gibi muhafazakâr gazetelerin yanında “Büyük Doğu” dergisi/ gazetesi ile “Büyük Doğu Hareketi”nin siyasi ve ideolojik tercihlerine bakılmasında yarar var. Zira İbrahim Galip Hamikoğlu İslam Demokrat Partisinin İl başkanlığının yanında Büyük Doğu Cemiyeti’nin de İl başkanlığını yürütüyordu.

Hamikoğlu’nun basına yansıyan düşüncelerini ilk defa 1951 Mayıs ayında çıkan Sebilürreşad dergisinde öğreniyoruz. “Ankara Milli Talebe Birliği Federasyonu Başkanlığına” “Açık Teşekkür” başlığı ile yayınlanan yazısında İbrahim Galip Hamikoğlu’nun (Dergide yanlışlıkla “Mamikoğlu” olarak yazılmıştır) şu ifadeleri onun dünya görüşünü açık ve net bir şekilde ortaya koymaktadır: “Zaman zaman hücuma geçen ve her fırsatta biz Müslümanlara irtica bühtanları yağdıran velveleler koparan, bu yaygaraları ile iğfalkar hareketleri huy edinmiş medeniyet, terakkiyet perdelerine bürünmüş, dostluk kisvelerine sarılmış, bu tabiye arkasında gizlenip maddi manevi varlıklarımızı çöktüren ve halen yok etmek hedeflerini güden mukaddesat, ahlak ve insanlık düşmanı olarak türeyen Allahsız, dinsiz, kitapsızlara, masonluk mucidi dönmelere ve komünistlere karşı aldığınız vaziyet, bu yoldaki azimkâr hareket ve gayretleriniz bizleri cidden hayranlık içinde bıraktı”(13).

Necip Fazıl Kısakürek’in başkanlığını yaptığı Büyük Doğu Cemiyeti, 1943 yılında kurulan “Büyük Doğu” dergisi/gazetesi etrafında zamanla oluşan İslamcı siyasi bir harekete dönüşmüştü. Birçok defa kapatılan ve yeniden açılan Büyük Doğu dergisi daha sonra gazeteye dönüşerek 1978 yılına kadar varlığını sürdürdü. Derginin yazarları arasında Necip Fazıl Kısakürek başta olmak üzere, Reşat Ekrem Koçu, Hilmi Ziya Ülken, Hüseyin Cahit Yalçın, Peyami Safa, Tevfik Fikret, Özdemir Asaf, Salah Birsel ve Sait Faik gibi Türk yazın hayatının duayenlerinin yer almış olması ve bu derginin etrafında oluşan fikir örgüsü de dikkate alındığında İbrahim Galip Hamikoğlu’nun düşünce dünyası ve siyasi duruşu konusunda tereddüt kalmamaktadır.(14) İslam Demokrat Partisi Genel Başkanı Rifat Atilhan’ın da bir dönem Necip Fazıl Kısakürek ile birlikte Büyük Doğu Cemiyetinde bulunmuş olması, Partinin bu cemiyet ile aynı doğrultuda olduğunu göstermektedir (15).

Partinin;

Siyonizm, komünizim ve masonluk ile etkili bir mücadele yürüteceğini deklare etmesi, milletvekili seçimleri, adalet, kamu yönetimi, imar, işçi hakları, eğitim, dil, köy kalkınması, nüfus, ekonomi ve dış politika gibi alanlardaki vaatleri incelendiğinde, partinin ülke yönetimine talip olma konusunda hayli iddialı olduğunu göstermektedir.

Ancak parti kurulduktan ve programını açıkladıktan sonra gerek merkez basın tarafından gerekse Demokrat Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi tarafından ciddi eleştirilerin muhatabı olmaya başlamıştır. Partinin adındaki “İslam” ibaresi ve ‘irticai faaliyetleri’ bağlamında kuşatmaya alınan İslam Demokrat Partisi’ne en ilginç eleştiri, dönemin önemli bir dinî hareketin temsilcisi olan Said Nursi’den gelmiş olması dikkate şayandır.

Söz konusu çevreler tarafından kuşatılan İslam Demokrat Partisi, kısa süre sonra ardı arkasınca soruşturmaların hedefi olmaya başladı. 27 Ağustos 1951’de İstanbul’da kurulan parti (Malatya İl Teşkilatı Ekim başlarında kurulmuş olmalı) 2 Mart 1952 tarihinde adındaki “İslam” ibaresi ve irticai faaliyetler yürüttüğü iddiasıyla, Cemiyetler Kanunu’nun 24 maddesine aykırı hareketten mahkeme tarafından kapatıldı.(16)

Partinin kapatılmasına karşı ilk tepki kurucu üyelerden Malatya İl Başkanı İbrahim Galip Hamikoğlu’ndan (yandaki fotoğrafta) geldi. 17 Mart 1952 tarihinde dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a, “bir vatandaş” sıfatıyla gönderdiği mektup birçok yönüyle dikkat çeken tespitlerle doludur.

Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri kayıtlarında “Kapatılan İslam Demokrat Partisi’nin kurucularından İbrahim Galip Hamikoğlu’nun eleştiri dolu mektubu” başlığı ile yer alan mektubun tamamı incelendiğinde, öne çıkan çarpıcı hususlar hem dönemin siyasi atmosferini hem İslam Demokrat Partisi’nin varlık nedenini hem de İbrahim Galip Hamikoğlu’nun “Malatya Mizacı”na örnek teşkil eden cesareti konusunda önemli bir fikir vermektedir:

“Sayın Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a Açık Mektup:” cümlesi ile başlayan mektup İslam Demokrat Partisi’nin henüz yedi aylık ömrü olduğu kast edilerek:

“ Yeni doğmuş bir çocuğa hırsız, katil, cani damgası vurulması gibi bir şey olmuştur.”…”On binleri aşan vatandaşların da bu parti idealini beğenerek bağlandıkları siyasî bir partinin kapatılması hürriyet, inkılâp, kanun ve adalet mefhumlarıyla kabili telif olamayacağı gibi, demokrasimiz içinde hakikaten mucibi ar bir leke bulunsa gerektir” diye devam etmektedir.

“Partinin içinde dini siyasete alet edenlerin zaten cezalandırılacağını” hatırlatan Hamikoğlu devamında; “Bir (İslam) ismini dillerine dolayarak bıyık ve sakallarımıza kadar hakarete kalkışanlara biz, baba ve ecdatlarımız gibi bıyıklı sakallı erkek olmakla iftihar ederiz. Annelerine benzemek ve bu kancıklık şekliyle görünmekten zevk duyanlara da bir şey demiyoruz.” diyerek partinin kapatılmasında etkileri olan çevrelerin isnatlarına karşı öfkesini gizlememiştir.

“Sayın Başkanımız, meydan-ı harplerde düşmanları yağdırdıkları cehennemî ateşlerine hayatımızı siper, fışkıran kanlarımızı toprakla karıştırırken malum zümre de vagonlar aşıran, servetlerimiz yağma ve bu paralarla şampanya şişelerini patlatarak göbek oyunları vesaire gibi zevk sahnelerinde beyhuş bulunduklarını vesairelerini tadada hayâ ederim. Ancak memleketlerinde düşman çizmeleri çiğneyen ve memleketlerini düşmanlara kaptırmakta amil olanlar arasında bulunan bu zümre hürriyetlerimize de meşrutiyetimize de inkılâplarımızı da ihanet edenler arasındadır. Bunu unutmadık.” diyen Hamikoğlu Milli Mücadele sonrası cumhuriyet ve demokrasinin asıl kimler tarafında tehdit edildiğine işaretle; “envai türlü tefrika ve fesatçılık tohumlarını saçan, isyanlara, harekât-ı askeriyeye ve nihayet harplere sebep olanlar arasında bulunan bu zümre değil mi ki düşmanlarımızın ekmeğine yağ süren muazzam ülkelerimizi tarumar eden, servetlerimizi yağma eden hanumanumuzu, maneviyatımızı çöktüren talan eden kim ve kimler olduğunu biliyoruz.” dedikten sonra şöyle devam eder:

“Şeytanların 300 küsur senelik gayretlerine, asırlar boyunca kuduzlar gibi cehennemî ateşler yağdıran Haçlılar ordularının çöktüremedikleri maddi, manevi varlıklarımızı çöktüren, son tüten ocağımızı da söndürmek gayretinde bulunan bu baykuşların şerlerinden Hazreti Allah’a sığınıyoruz demekle iktifa ediyorum” diyerek tarihsel bir tespitte bulunmaktadır.

Hamikoğlu, “Adalete susamış hürriyete hasret kalmış bir milletiz.” dedikten sonra mektubunu şu cümlelerle bitirmektedir:

“40 küsur senedir ki inkılâp diye başlayan her gelen gidenlere rahmet okutturdu. Bütün cinayetler, facialar, katliamlar inkılâp ve millet hürriyeti namları altında irtikâp olunduğunu ve bu vakaların silsile-i tarihiyesini yazmaya da imkân bulamıyorum. Maruzatımın bir kalbi insaf ve bir fikri dürbünle nazarı tetkik ve mütalaa buyrulmasını kanun ve adaletin muhafaza-i haysiyet ve hâkimiyetini istirham etmeyi de bir vatan borcu bilirim. İbrahim Galip Hamikoğlu” (17).

Manifesto niteliğindeki bu mektubun, Türkiye basınında ve Menderes Hükümeti nezdinde yankı bulduğu Başbakan Adnan Menderes’e sunulan şu bilgi notundan anlaşılmaktadır:

“İslam Demokrat Partisinin kapatılmasından muğber olarak, Tanzimat ve bilhassa Meşrutiyetten beri yenilik ve inkılâp için çalışanları gâvurlaşmak ve milleti gâvurlaştırmaya çalışmakla itham eden; açık kapalı bazı telmihlerde bulunan; yobazlar âleminde kaynatılmakta olan kazanı açıklayan, dikkat çekici, küstahça ve pervasızca, adı geçen parti kurucularından İbrahim Galip Hamikoğlu tarafından yazılıp Malatya’dan gönderilmiştir”(18) denilmektedir.

İslam Demokrat Partisi kapatılmasına rağmen yankıları ve etkileri devam etmiştir. Vatan Gazetesi sahibi ve başyazarı olan Ahmet Emin Yalman’ın, Başbakan Menderes’in Malatya’da bulunduğu 22 Kasım 1952 günü gece saat 23.30 sıralarında Malatya Postanesi önünde 17 yaşındaki Hüseyin Üzmez (19) tarafından suikasta uğraması İslam Demokrat Partisi ile ilişkilendirilmiştir. (20) Zira suikastın ardından Büyük Doğu Cemiyeti Başkanı Necip Fazıl Kısakürek, İslam Demokrat Partisi Genel Başkanı Cevat Rıfat Atilhan ve Milliyetçiler Derneği üyesi olan Osman Yüksel Serdengeçti’nin de aralarında olduğu kimselerin tutuklanması bu ilişkilendirmenin sonucu olarak görülmektedir (21). İbrahim Galip Hamikoğlu’nun Yalman olayından dolayı önce ifadesine başvurulması ardından tutuklanması ise olaydan yaklaşık 7-8 ay sonra gerçekleşecektir (22).

12 Aralık 1952 tarihinde tutuklandıktan sonra Malatya Cezaevine getirilen Necip Fazıl Kısakürek ile aynı tarihlerde tutuklu olan İbrahim Galip Hamikoğlu’nun ne kadar süre cezaevinde kaldığını bilmiyoruz. Ancak İbrahim Galip Hamikoğlu, 1930’lu yıllarda Serbest Cumhuriyet Fırkası ile 1940’lı yıllarda Büyük Doğu hareketiyle ve 1950’li yıllarda ise İslam Demokrat Partisi ile sürdürdüğü mücadelesi ile Türk siyasi hayatında bugün hala varlığını sürdüren İslamcı siyasi hareketin ana akımını yerelde temsil eden güçlü bir figür olarak tarihteki yerini almıştır.(23)

İLGİLİ DİPNOTLAR

1) Başbakanlık Osmanlı Arşivleri (BOA)., 160/32, DH.UMUM

2) Orhan Tuğrulca, Malatya Tarih Kent ve Kültür Cumhuriyet Dönemi (1918 – 2011), Malatya 2013

3) Celal YALVAÇ, “Hamikoğlu İbrahim Galip Akçadağ” C.Yalvaç Arşivi

4) Taha Akyol, Atatürk’ün İhtilal Hukuku, Doğan K. Şubat 2012, İstanbul, s. 568 -570

5) T. Akyol, a.g.e, s. 570

6) Fikret Avcı,”Demokrat Parti (Dp) İktidarı Döneminde Malatya: Şehir, Siyaset Ve Toplum (1950 – 1960)” Yüksek Lisans Tezi, Danışman: Prof. Dr. Sabit Duman, İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü, Malatya 2018

7) Mehmet Serkan ŞAHİN, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin Malatya Teşkilatı”, Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi, 2008 İzmir

8) M. Serkan Şahin, a.g.e, 4, tezi

9) Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, 10.10.1930, 11809 Dahiliye Vekaleti

10) ŞA M. Serkan Şahin, a.g.e, 4, tezi

11)Mehmet Pınar,(Yrd. Doç. Dr. Yüzüncüyıl Üniversitesi, [email protected])“Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın Doğu Anadolu Bölgesi Teşkilatlanması”, Akademik Tarih ve Düşünce Dergisi, Cilt:IV/Sayı:XI/Mayıs /MMXVII

12) Dr. Celil Bozkurt,“ Türk Siyasetinde İslam Demokrat Partisi ve Kamuoyundaki Yankıları” H i s t o r y S t u d i e s A Tribute to Prof. Dr. Halil INALCIK Volume 5/2 2013(İslam Demokrat Partisi Esas Programı, (İzmir: Teknik Basımevi, 1952), 15-16. ; Verda Pars,“Demokrat Parti Döneminde Siyasal Örgütlenme” Yüksek Lisans Tezi, Tez Danışmanı: Yard. Doç. Mehmet Ö. Alkan, İstanbul Ün.Sos.Bil.Ens. Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı, İstanbul 2005; https://www.tbmm.gov.tr/kutuphane/siyasi_partiler.html; Yalova Sosyal Bilimler Dergisi , Altı Aylık Hakemli Bilimsel Dergi , Yıl: 5, Sayı: 10 (2015)

13) İbrahim Galip Hamikoğlu, “Ankara Milli Talebe Birliği Federasyonu Başkanlığına” “ Açık Teşekkür” Sebilürreşad Dergisi,Mayıs 1951, s.25, http://katalog.idp.org.tr/dergiler/104/buyuk-dogu

14) Fatma Nisan (Yrd. Doç.Dr.Gümüşhane Ün. İletişim Fak.), “Kadro ve Büyük Doğu Dergilerinin Cumhuriyet Sonrası İnkılapları Çerçevesinde Modernleşmeye Bakış Açıları ve Basın İlişkileri”, dergipark.gov.tr.)

15) Dr. Celil Bozkurt, a.g. makalesi

16) M. Serhan Yücel, Türkiye’nin Siyasal Partileri (1859-2005), İstanbul: Alfa Yayınları, 2006, s. 34.

17) Mustafa Murat Çay, “Cevat Rifat Atilhan-Askerî, Siyasî Ve Fikri Yönleriyle” Doktora Tezi, Danışman: Yrd. Doç. Dr. Mustafa Arıkan, Selçuk Ün. Sos. Bil. Ens. Tarih A.B.D, Atatürk İlkeleri Ve İnkılâp Tarihi Bilim Dalı, Konya, 2013(BCA, 030. 01. 41. 243. 22.)

18) Mustafa Murat Çay, a.g. Doktora Tezi

19)http://www.eskieserler.com/Eski/Eserler/Yazar/2365/Huseyin-Uzmez.asp?LID=TR&ID=2365;http://kemal-ersozlu.net/medenidusuncetarihi/huseyinuzmez.htm#_ftnref14

20) Selma Çetinkaya,(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi) “Ahmet Emin Yalman Suikastı Ve Etkileri” Balkan ve Yakın Doğu Sosyal Bilimler Dergisi, Çetinkaya, 2016: 02 (01)

21) Selma Çetinkaya, a.g. makalesi

22) İbrahim Galip Hamikoğlu’nun ifadesinin alınması 27 Haziran 1953, tutuklanması 23 Temmuz 1953,Gayret Gazetesi, (Nezir Kızılkaya Arşivi)

23) Mustafa Kaplan, “1980 Sonrası Türkiye’de İslamcılık”, Yüksek Lisans Tezi, Danışman:Yrd. Doç. Dr. Selami Erdoğan, Dumlupınar Ün. Sos. Bil. Ens. Kamu Yönetimi Anabilim Dalı, Kütahya-2016


http://malatyahaber.com/haber/ibrahim-galip-hamikoglu-akcadag/

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: