İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Tarihinde ilk kez bir İçişleri Bakanı’nın ziyaret ettiği Ermenice gazete, 112 yaşında

Hüseyin Yakar
İnternetin yaygınlaşmaya başlamasıyla basın boyut değiştirdi. Basılı yayın sayısında büyük oranda azalma yaşandı ya da pek çoğu dijitale geçmeyi tercih etti, ediyor. Özellikle günlük gazeteler büyük tiraj kayıplarına uğradı.

Cumhuriyet’ten hemen sonra yayın hayatına başlayan büyük gazeteler bile zar zor ayakta dururken Cumhuriyet’in ilanından 15 yıl önce Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde yayın hayatına başlayan Ermenice çıkan Jamanak direncini ısrarla sürdüren yayın organlarından.

28 Ekim 1908 yılında ilk baskısıyla ayın hayatına merhaba diyen gazete bugün 112 yaşını doldurdu.

İlk yıllarında 15 bin tirajıyla Türkiye’deki Ermeni vatandaşların merakla okudukları gazete, geçen süre içinde tiraj kaybından nasibini aldı.

Bir asrı aşkın süredir aralıksız Ermenice yayınlanan Jamanak gazetesinin dördüncü kuşak sahibi ve genel yayın yönetmeni Ara Koçunyan ile yayın kuruluşunun yaşadığı yolculuğu konuştuk.

– Gazetenin ismi nereden geliyor ve anlamı nedir?

Jamanak Ermenice “Zaman” demek. 28 Ekim 1908 senesinde İstanbul’da kurulduğunda o dönem Osmanlı’nın başkenti İstanbul’da basın oldukça zengin bir dil çeşitliliği arz ediyor. İstanbul o dönem çok kozmopolitti. Bugün New York’ta yayınlanan farklı dillerde ki gazetelerden çok daha fazlası, o dönem İstanbul’da yayınlanıyordu.

– Jamanak nasıl ortaya çıktı?

O tarihlerde İstanbul’da “zaman” anlamına gelen farklı gazeteler çıkıyor. Bizimkiler bunun Ermenice’sini kuralım diyerek Jamanak’ı kuruyor. Jamanak’ın kurucuları; Misak ve Sarkis Koçunyan kardeşlerdir.

Ermeni basının özelinde bugüne göre çok daha ileri bir anlayışın ürünü Jamanak. Misak Koçunyan editöryal anlamda gazetenin kurucusu. Ama daha önce çeşitli gazetelerde çalışmış, köşe yazarlığı, genel yayın yönetmenliği yapmış.

Kardeşi Sarkis Koçunyan ise Osmanlı’da ilk reklam ajanslarından birini kurmuş bir müteşebbis.

Bab-ı Ali’de doğdu Feriköy’de devam ediyor

– İlk olarak nerede başlamış Jamanak macerası?

Jamanak ilk olarak Bab-ı Ali’de yani Cağaloğlu’nda, eski bir İstanbul evi diyebileceğimiz bir binada kuruluyor. Daha sonra İstanbul’un demografik genişlemesi ile birlikte gazete önce Galata Köprüsü’nün diğer tarafına Karaköy’e, sonra İstiklal Caddesi’ndeki Narmanlı Han’a gidiyor. Daha sonra ise Santa Maria Apartmanı’na ve son olarak bugünkü Feriköy’deki yerimize geliyor.

Aslında bu tam da İstanbul’da Ermeni cemaatinin kat ettiği parkurla birebir paralellik arz eden bir yolculuk. Çünkü Ermeniler önce sur içindeki bölümde, sonra köprünün diğer tarafında, daha sonra Pera ve şimdi ise Feriköy’de konumlanmış durumda.

– O dönemlerde gazetenin tirajı ne kadarmış?

Kurulduktan çok kısa bir süre sonra 15 bine ulaşıyor. Bu Ermeni basın tarihinde bir rekor. Osmanlı içinde de azımsanmayacak bir rakam. Çünkü o dönemde azınlık gazetesi değil Jamanak. Mesela Osmanlıca gazetelerde Jamanak’ta yazılan bir yazıya veya habere cevap yazılabiliyor.

Mesela dönemin Tanin gazetesindeki bir habere Jamanak cevap veriyor ya da Jamanak’taki bir haberi veya ifadeyi Tanin yanıtlıyor. Yani o dönem bir iç içe geçmiş bir durum var.

Şöyle de ilginç bir boyutu var; o dönem yayınlanan Osmanlıca gazeteler de gayrimüslimler, Rumlar ve Ermeniler editörlük ve yayıncılık yapıyor. Dolayısıyla o dil biliniyor ve takip ediliyor. O yüzden bir azınlık gazetesi değil o dönemde.

“Gazetede doğmuş biri gibiyim”

– Hem Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne kadar yayın yapan bir gazetenin yayın yönetmenliği koltuğuna genç yaşta otururken neler hissettiniz?

Gazetenin yönetimine geçtiğimde 23 yaşındaydım. Ama zaten gazetenin içine doğmuş biriyim. Kurucunun dördüncü kuşaktan torunuyum. Gazeteye dair bir sürü yaşanmışlığı ve anekdotu dinleyerek büyüdüm. Dedem bana masal yerine sürekli onları anlatırdı.

Aslında çok güzel bir çocukluk geçirdim Kadıköy’de. Yan yana evlerde iki tane dede iki tane büyükanne, dayılar, teyzeler başka akrabalar.

Galatasaray Lisesi’nde okurken her gün gazetenin önünden gelip geçerdim. Okuldan sonra mutlaka gazeteye uğrardım. Küçük yaşlarımda Kadıköy’deki Ermeni Kilisesi’ne giderdim. Orada Ermeni kültürüne, diline, kilisesine ve genel yaşamına dair duyduklarım öğrendiklerim var. Dedemin anlattıklarıyla gördüklerim arasında bir paralellik vardı.

Üstelik ailemizin ortamı, gazetenin problemleri ile iç içeydi. Mali yetersizliklerden dolayı linotip sistemden ofset sisteme geçmekte çok zorlanmıştık. Çok özveriyle çalışılması gereken zamanlar olmuştu ve bunların aile ortamına yansıması bende etkili olmuştur.

Annem çok destek oldu. O, gazetenin yazı işleri müdürü. Babam ise tıpkı babası gibi editöryal kısmıyla pek ilgilenmiş değil. Eşim de doğrudan doğruya burada olmasa da gazete ile ilgilidir.

“Özel Görev Fonu’ndan” destek alıyor

– Gazete, mali yönden yayın hayatını nasıl sürdürüyor?

Jamanak’ın ağırlıklı olarak Türkiye’deki cemaat kurumlarının verdiği ilanlardan ve duyurulardan gelen bir bütçesi var. 1980’li yılların sonunda resmi ilanları durdurulan bir gazetedir Jamanak. Bu tarihten sonra uzun yıllar resmi ilan alamamıştır.

Beş veya altı yıl kadar öncesiydi sanırım basın ilan kurumu azınlık gazetelerine katkıda bulunmayı gündeme getirdi. O toplantıya katıldık. Aradan geçen zaman zarfında resmi ilan verilecek gazetelerin kriterleri çok değişmiş.

Biz günlük gazeteyiz ama haftada altı gün çıkıyoruz. Mesela Rumca gazeteler var haftada beş gün çıkıyor.

Türkçe yayın yapan gazetelere resmi ilan veriliyor. Dolayısıyla resmi ilan alamıyoruz. Ama şöyle bir gelişme oldu. Basın İlan Kurumu’nun “özel görevler fonu” dediği bir kaynağı var. Bu fon, üç Ermeni, iki Rum, bir adet de Yahudi cemaatinden olmak üzere altı azınlık gazetesi arasında paylaşılıyor.

– Neye göre paylaştırılıyor bu fon?

Mesela günlük olanlara belli bir limitte haftalık olanlara belli bir limitte destek veriliyordu. Bu yıl henüz bu yardım daha yapılmadı. Sene sonuna kadar olur mu olmaz mı bilemiyorum.

Bu, ilk defasında ciddi bir meblağdı. Yanlış hatırlamıyorsam 20 ila 30 bin euro gibi bir rakamdı. İkinci yıl bu, yarı yarıya düşürüldü. Bu bizim için gerçekten çok önemliydi. Çünkü bu yardımın anlamı sadece mali yönü değildi.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın siyasi iradesi söz konusuydu bu yardımın verilmesi için. Sayın Erdoğan bu konuda hassasiyet sergilemişlerdi. Bunu bilmek bile bizim için çok önemliydi.

Devlet, Türkiye’deki kamuoyunun daha bütüncül şekillenmesi anlamında bir vizyona sahip.

– Şu an ki tirajınız nedir. Bir vatandaş, Jamanak’ı nerelerde satın alabilir?

Şu anda bin civarında tirajımız var. İstanbul’da Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı Şişli, Bakırköy, Fatih, Kadıköy, Adalar ve Üsküdar’daki bayilerden temin edilebilir.

Abone olanların da evlerine gönderiliyor. Ayrıca gazeteye olan talebi karşılayabilmek için elektronik abonman sistemi geliştirdik. E-mail adreslerini verenlere hergün Jamanak’ın sayfaları PDF formatında gönderiliyor. Gazetemizin fiyatı ise sadece 1 lira.

– Dijital platformda var mı?

İnternet sistemi kurmakta biraz geciktik. Bu gecikme için tepkiye maruz kaldık. Yaklaşık altı yıldır dijital ortamda da varız.

Jamanak bir akşam gazetesi olarak yayınlanıyor. Bu biraz da doğamızdan kaynaklanıyor. Cemaat hayatına endeksli ve zaman anlamında da cemaat yaşamıyla senkronize bir gazete olduğumuz için akşam gazetesi olmaya devam ediyoruz.

İlk defa bir İçişleri Bakanı ziyaret etti

– 112’nci yıl dönümünüze İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve İstanbul Valisi Ali Yerlikaya katıldı galiba?

Ben öncelikle Sayın Bakan’a buradan da teşekkür etmek istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa bir kabine üyesi Ermenice günlük yayın yapan bir gazetesinin ofisini ziyaret etti. Bu hakikaten tarihi bir olaydı.

Aslında ziyaretin altyapısı bir sohbet ortamında oluştu. Bundan birkaç hafta önce Barış Pınarı Harekatı başladığında sayın Cumhurbaşkanı, Dolmabahçe çalışma ofisinde genel yayın yönetmenleriyle bir araya gelmişlerdi. Sağ olsunlar beni de davet ettiler. O toplantının çıkışında sayın bakanımızla karşılaştık.

Daha evvel Patrik Mutafyan’ın vefatından sonra patrikhaneyi ziyaret etmişti. Ben de oradaydım. Daha sonra 30 Ağustos resepsiyonunda kısa bir sohbetimiz olmuştu. O tanışıklığa istinaden sohbet ettik. Sayın bakan gazete nasıl gidiyor diye sorunca “Bu ay 112 yaşında olacağız” demiş bulundum. O da “Ne güzel” diye karşılık verdi. Ben de kendisine İstanbul milletvekili olmasına binaen “Efendim siz bizim vekilimizsiniz. Arzu ederseniz kutlamaya buyurun” dedim. O da “Mutlaka tarih yaklaşınca beni bilgilendir” dedi. Sayın Soylu bu durumu gerçekten çok önemsedi. Bende bir hafta kala hatırlattım ve sağ olsun ofisimize geldi.

– Toplantının gündemi neydi?

Hem cemaat meseleleri, hem gazetenin sorunları ile ilgili çok güzel mesajlar verdi. Ayrıca Sayın Soylu sohbet esnasında “Bu gazete bir tek Türkiye’deki Ermeni vatandaşlarımızın sesi değil bizim de sesimiz” dedi. Hatta bu ifade bizim manşetimiz oldu.

Sayın Soylu’ya şunu söyledim: 25 yıl önce gazeteciliğe yeni başladığımda, cemaat sorunlarıyla ilgili toplantıları izlediğim zaman o dönem ki büyüklerimiz ‘Bizim sorunlara hariciyedekilerin yaklaşımı daha iyi de içişleri çok muhafazakâr’ derlerdi. Ama 25 yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanı’nı ağırlama sevincini yaşadık. Bu bizim için hem çok sembolik oldu hem de şeref duyduk.

Jamanak, devlet büyüklerinin Ermeni cemaatine nokta atışı mesaj aktarmak istediklerinde tercih ettikleri bir mecra olmuştur. Bu sadece son döneme özgü bir şey değil. Gazetemizin eski genel yayın yönetmenlerinden Mardiros Koç’un, rahmetli Adnan Menderes ile yakın dostluğu olmuştur. Daha evvel gazetemiz İsmet Paşa’nın basın toplantılarına davet edilmiştir.

Yurttaşlık sorumluluklarımızla kökenimizden kaynaklanan hassasiyetleri fazla çeliştirmemeye çalışan çizgide bir gazeteyiz. Bir taraftan lafını esirgemeyen, bir taraftan duruşu belli ama diğer taraftan da yangına körükle gitmeyen o dengeyi iyi gözeten bir gazete olduğumuz için hatırlanan bir gazeteyiz.


Independent Turkce

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: