İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Cebinden mi vereceksin?

***HyeTert, bu kaynağın ve/veya içeriğin yanlış ve/veya yanıltıcı bilgiler ve/veya soykırım inkarcılığı, ırkçılık, ayrımcılık ya da nefret suçu içerdiği/yaydığı kanısındadır. Metni paylaşmadan önce bu uyarıları göz önüne alarak, içeriği ve/veya kaynağı güvenilir kaynaklardan kontrol ediniz.***

 

ENGİN ARDIÇ

Bir Kürt devletinin kurulması için canla başla çalışan bazı liberaller var ya… Kimisi FETÖ’den torpilli puşt, kimisi gizli ajan, kimisi saftırık…
Azıcık geri bastılar şimdi, “federasyon ya da güçlendirilmiş yerinden yönetim falan da idare eder” demeye başladılar.
Rojava” yani “YPG devleti” projesi suya düşünce böyle oldu. Mevzi kaybettiler.
Gene bunlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin Ermeni soykırımı iddialarını kabul etmesini de istiyorlar.
Böyle bir durumda Ermeni diasporasının açacağı tazminat davalarının trilyonlarca lira tutacak bedelini de herhalde ceplerinden ödeyecekler!
Sırtlarında yumurta küfesi yok.
Sorumsuzluğun doruklarında geziniyorlar.
Üniversite kantininden ya da Cihangir barlarından memleket yönetmeye kalkıyorlar.
Cumhuriyet yönetimi, daha kurulduğunda, Ermeni meselesiyle niçin yüzleşmemiş? Bunu tartışıyorlar.
Tartışma da değil tabii, suçlama.
Kağıt üzerinde ilginç.
Ama hiç mi hiç gerçekçi değil.

***

Böyle bir şey mümkün olabilir miydi? İlk Türkiye Büyük Millet Meclisi, hani şu gazi meclis, önemli ölçüde “Ermeni meselesinde taraf olan İttihatçıbürokratlardan ve Anadolu eşrafından” oluşuyordu…
Eşraf, tehcir üzerine ortada kalan Ermeni mallarına, özellikle gayrımenkullere el koymuştu. Kendini korumak amacıyla kurtuluş savaşını örgütlemeye çalışan bürokratlara yanaşmıştı.
Kendi kendini sorgulaması düşünülebilir miydi?
Bunu sorgulayan hiç çıkmamış da değildi tabii…
Kim mi? İstanbul Meclisi!
Hani şu 16 Mart 1920’de İngilizler tarafından basılan ve kapatılan Osmanlı meclisi, Meclis-i Mebusan.
Tehcir olayını inceliyordu, tartışıyordu. Kızmayın, Misak-ı Milli kararını alan da aynı meclistir, Ankara meclisi değildir.
Tehcir olayının bazı sorumluları da Harb Divanı‘nda yargılandılar, asılan bile oldu (eski Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey.)
Fakat bu, İttihatçılar tarafından “İtilafçılar’ın karşı saldırısı ve intikamarayışı” olarak algılandı. Eh, yalan da değildi hani.
Sonra da bunlar Ankara’ya gittiler. Kemal Bey milli kahraman ilan edildi.
Bütün bunlar o günlerin gazetelerinde ayrıntılı olarak yer almıştır ama eski harflerle! Okuyamazsınız.
Fakat o Harb Divanı hızını alamayıp Mustafa Kemal Paşa ve Miralay İsmet’i de idama mahkum edince, kararlarını da kendini de kendi eliyle tarihin çöplüğüne attı. Tehcir meselesi de o arada gümbürtüye gitti.

***

Türkiye, Lozan’da Osmanlı borçlarının büyük kısmını üstlendi. Ödemesi ne zaman bitti, bilir misiniz? Taa 1954 yılında!
Cumhuriyet Ermeni meselesinin sorumluluğunu da üstlenip bir de onun tazminatını mı ödeyecekti?
Belki de bugün bile sürüyordu taksitler…
Bazı liberaller boş boş konuşuyorlar.
Ulan yoksa Kim Kardashian’a mı yeşilleniyorlar, nedir? Allah için hoş kadın.


https://www.sabah.com.tr/yazarlar/ardic/2019/11/04/cebinden-mi-vereceksin

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: