İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bir heykel rezaleti ve Talât Paşa’yı kim öldürdü?

***HyeTert, bu kaynağın ve/veya içeriğin yanlış ve/veya yanıltıcı bilgiler ve/veya soykırım inkarcılığı, ırkçılık, ayrımcılık ya da nefret suçu içerdiği/yaydığı kanısındadır. Metni paylaşmadan önce bu uyarıları göz önüne alarak, içeriği ve/veya kaynağı güvenilir kaynaklardan kontrol ediniz.***

ALP HAMUROĞLU

Talât Paşa’nın Berlin’de öldürülmesi (15 Mart 1921) ve suçüstü yakalanan katilin yargılanması sonucunda suçsuz(!) bulunması, “beraat ettirilmesi”nin gösterdiği şeyler vardır. Almanya artık, iki üç yıl öncesine kadarki müttefikini, “silah arkadaşını” yalnız bırakmak istemektedir.

Talât Paşa’nın katledilmesine göz yumulduğunu, hatta sorumlu görülen diğer Osmanlı yöneticilerinin öldürtülmelerinin planlanmasından bilgi sahibi olunduğunu düşünmek için yeterince neden vardır. (Talât Paşa’nın arkasından Sait Halim Paşa 6 Aralık 1921’de Roma’da, Dr. Bahattin Şakir ve Cemal Azmi Bey 17 Nisan 1922’de Berlin’de, Cemal Paşa 22 Temmuz 1922’de Tiflis’de öldürülecektir. Cinayetlerin merkezi bir planlama sonucu yaptırıldığı ortadadır.)

Ama bunlardan daha önemli bir şey vardır.

Öldürtme planlarını yapanlar İngilizler, İngiliz emperyalizmidir.

20. YÜZYILIN BAŞINDA EN ÖNDEKİ EMPERYALİST İNGİLTERE

İngiliz ordusunda subay olan ve Türkçe bilen Türkiye uzmanı Yarbay Aubrey Herbert, 1921 yılındaki Londra Konferansı’nın başlangıç günleridir, (26-27 Şubat günlerinde) Almanya’da Ruhr sanayi bölgesindeki Hamm ve Düsseldorf kentlerinde Talât Paşa’yla üst üste iki gün buluştu ve görüştü. Sonradan Avam Kamarası’na da seçilecek olan ve İngiliz İstihbarat Servisi görevlisi Herbert’in görüşmesi, Talât Paşa’nın görüşlerinin İngiltere tarafından beğenilmemesine yol açacaktı. Çünkü Talât Paşa, uzlaşma yolunu kapamış, Türkiye’nin bağımsızlığını savunmuş, Mustafa Kemal’le anlaşmazlığı olmadığını belirtmişti. Dolayısıyla Herbert’e “şartları”nı anlatmış, daha doğrusu dayatmıştı. Bu durumda Talât Paşa, İngiltere için Anadolu’da Mustafa Kemal’e karşı kullanılacak bir “seçenek” değildi, olamazdı, ama beklenen ve istenen kesinlikle buydu. Sina Akşin’e göre, görüşmede söyledikleri ve Kurtuluş Savaşı ile ilgili düşünceleri, Talât Paşa’nın idam hükmünün kesinleşmesine neden olmuştu.

Peki, Almanya ne yaptı?

KATİL SUÇU ÜSTLENDİ, AMA NEDEN “KATİL” DEĞİL?

Talât Paşa’nın katili Solomon Tehliryan’ın yargılanması tam olarak göstermelikti; bırakalım savaş sırasında birlikte olduğu Osmanlı yöneticilerine arka çıkmayı, Almanya’nın yargı sürecinde hukuk dışında bir yol izlediği de ortadaydı. Alman yönetimi, katilin ceza almadan serbest bırakılacağını, yani kurtarılacağını “göstermek” istiyordu. Nitekim katilin suçunu itiraf ettiği halde, bilinçli bir şekilde ve planlayarak (taammüden) öldürdüğünü kendisinin beyan etmesine rağmen suçsuz bulunması, yargılamanın yasal yürütülmemesi ve Alman yasalarının çiğnenmesi yanı sıra, hiç inandırıcı ve kabul edilebilir de değildi. Geçirdiği “ruhsal travma”, katilin suçunu ortadan kaldırmıştı!

Talat%20Pa%C5%9Fa
Talat Paşa

Talât Paşa’nın cenazesinde resmi ve yarı resmi kuruluşlardan temsilciler hem hazır bulunmuşlar, hem de konuşmalar yapmışlardı. Talât Paşa’nın öldürülmesinden bir yıla yakın bir süre geçtikten sonra, gene Berlin’de, gene sokak ortasında, bu sefer Dr. Bahattin Şakir ve Cemal Azmi Bey birlikte öldürüldüler. Tetikçiler, Arşavir (Şıracıyan) ve Aram adlarındaki iki Ermeni’ydi. Alman hükümeti katilleri bulana ve açıklayana 50 bin Mark ödül verileceğini duyurdu; ancak bu da göstermelikti, Almanya katilleri bulmaya çalışmadı. Nitekim katiller, günlüklerini, neden cinayet işlediklerini anlattıkları anılarını yayımlamak dâhil, istediklerini ve her şeyi yaptılar, istedikleri her yere gittiler. Öldürülenlerin cenazelerinde tek bir Alman bile olmayacaktı. Çünkü “sosyalistler” dâhil bütün Almanya artık Ermenileri savunuyordu!

Almanya müttefikini sadece yalnız bırakmakla kalmıyor, kendini “kurtarmak” istiyor, bu düşüncesiyle de onu feda ediyordu.

Çünkü İtilaf devletleri savaşın galipleri olarak hem Almanya’yı büyük bir tazminat ödemek durumunda bırakmışlar, hem Alman toplumuna kabul etmekte zorlanacağı şartlar dayatmışlar, hem de Almanya’ya savaşın olumsuz sonuçları konusundaki yüklenmelerinde ölçüyü kaçırmışlardı. Savaş sırasında Osmanlı topraklarındaki azınlıkların yaşadığı sorunlar bu yüklenmelerin başında geliyordu. Almanya’ya vuruldukça vuruluyordu. Olaylara yol açan Ermeni örgütlenmeleri, kendilerini desteklemeyen ve Osmanlı devletiyle ittifak yapmış olan Almanya’yı suçlamakta başı çekmeye elbette çok hevesliydiler.

Savaşın son günlerinde Ermeni dostu ve Türk düşmanı propagandalar o derece sistemliydi ki, Osmanlı Veliahtı Mehmet Vahdettin, “dost ve müttefik” Almanya’ya yaptığı seyahat sırasında (Nisan-Mayıs 1918) Alsace’ta bölge valisinin davetinde Osmanlı devletinin neden Ermeni kıyımı yaptığı sorusuna muhatap olmuştu. Vahdettin’le birlikte olan Mustafa Kemal, veliahttın kendisini zor durumda hissetmesi üzerine valinin sorusunu cevaplandırması için konuşmaya dâhil ettirildiğinde, valiye “neden Ermeniler lehine konuştuğunu” soracak, valinin yanlı ve iyiniyetli olmayan tutumunu yüzüne vuracaktı.

Reklamdan sonra devam ediyor 

Daha savaş sürerken “Ermeni dostu” dernek ve kuruluşlar, her türlü engellemelere rağmen basında ve kamuoyunda Türk düşmanı propagandalarını sürdürmüşlerdi. Hatta zamanın şansölyesi Bethmann Holweg’e defalarca başvurmuşlardı. Savaş bittiğinde ise bunlara gün doğdu. Ezik Almanya kendini savunma telaşına düşmüştü ve bu zaaf, Türk düşmanlarının baskılarının daha da yoğunlaşmasına, girişimlerinin artmasına yol açacaktı.

Türk düşmanı faaliyetler kısa bir zaman içinde kampanyaya dönüşmüştü.

PEKİ, BUGÜN YAPILAN NE?

İçinde yaşadığımız günlerin rezaleti olan “Tehliryan heykeli” konusunda tuhaf ve yersiz yorumlarla karşılaşıyoruz. Bu girişim ve heykel münasebetsizliğinden, kimi Ermenistan’ı, kimi “dünya çapında”ki Ermeni lobisini(!), kimileri de Ermenileri sorumlu tutuyor ve “haklı olarak” onları kınıyor. Böylece, Talât Paşa’nın aşağılanmasında, ülkeler arası ilişkileri bozacak yanlışlıklarda, Türklerin Ermenilere soykırım yaptığı iması ve hatta iddiası barındıran bir heykelin şekillendirilmesinde, bir katilin, bir teröristin, zavallı veya alçak bir “alet”in kutsanmasında emperyalizmin oynadığı rolü gizlemiş oluyor.

“Ermeni Tehciri”nin Türkleri suçlamak için emperyalizm tarafından suç olarak tanımlanmak istendiğini ama bunun başarılamadığını, Türkiye’nin “soykırımcı” olarak suçlanmaya çalışıldığını ama çabaların boşa çıktığını, bugüne kadar Türkiye’yi karalamak için yapılanların hep emperyalizmin planlandığını, emperyalizm tarafından yürütüldüğünü ülkemizde duyurmadığımız kimse kalmamıştı. Birinci Dünya Savaşı ve hemen sonrasında İngiltere’nin, 20. yüzyılın sonlarına doğru ABD emperyalizminin Türklere ve Türkiye’ye karşı bir propaganda faaliyeti ve bir psikolojik savaş yaptığını bilmeyen de kalmamıştı.

Ama gelin görün ki, suçlanan diyaspora, lobi ve Ermenilerdir.

1920’lerin cinayetlerinin arkasında İngiltere vardı. 1970’ler sonrasının cinayetlerinin arkasında ise ABD vardır. Bu terörist cinayetlerde “failler”in Ermeniler olması, cinayetlerin sorumluluğunu Ermeni terör örgütlerinin üstlenmiş olması, İngilizlerin ve Amerikalıların suçunu, emperyalist ülkelerin azmettiriciliğini ortadan kaldırmaz.

Bunlar her şeyden önce terördür. Ancak, aendilerinin yaptığı, yaptırdığı terör “kötü” olmamaktadır.

Ermenistan’ın olumsuz politikalarının arkasında ABD bulunmaktadır. ABD, Ermenistan devletiyle oynamaktadır. Ermeni “lobisi”nin arkasından ABD çekildiğinde geride bir şey kalmaz. Dünya çapında yürütülen Türklerin soykırımcı olduğu faaliyet ve propagandasının ABD’nin politikaları olduğu ortadadır.

SONUÇ

Tehliryan Ermenilerin ve Ermenistan’ın kahramanı değil, yüzkarasıdır. Tehliryan dün İngilizlerin ve bugün, ABD emperyalizminin “kahramanı”dır.

Tehliryan “heykeli” bir anıt değil, emperyalist bir propagandadır.

Tehliryan emperyalizmin tetikçisidir! Talât Paşa, büyük bir Türk devlet adamıdır! Soykırım iddiaları emperyalist bir yalandır! Yalanların tekrarcıları kullanılan aletlerdir!

https://www.aydinlik.com.tr/bir-heykel-rezaleti-ve-talat-pasa-yi-kim-oldurdu-ozgurluk-meydani-eylul-2019

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: