İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bakü Sovyeti: Etnik ve dini savaşın ortasında sınıf savaşı

Sadık Güleç

Ronald Grigor Suny’nin “Bakü Komünü” kitabı Aras Yayıncılık tarafından raflarda yerini aldı. “Bakü Komünü” Ekim Devrimi üzerine yeni çalışmaların, Devrim’in bir merkezden başlayarak çevreye yayıldığı şeklindeki geleneksel algıyı önemli ölçüde kırması açısından öncü bir eser olarak kabul ediliyor. 

1917 Ekim devriminde Bolşeviklerin başarısını sağlayan en önemli etkenlerden birisi Saint Petersburg ve Moskova’da iktidarı ele geçirip daha sonra buradan Polonya sınırından, Bering Boğazı’na kadar dünyanın altıda birini kapsayan bir alanda hakimiyet kurmaları olarak görülür. Devrim önce Rus işçi sınıfının kazanılması ve köylü ittifakıyla diğer ulusların hakimiyet altına alınması ile sonlanmıştır. Bu yüzden 17 Ekim Devrimi üzerine yapılan bütün incelemeler daha çok bu merkezler üzerine yoğunlaşmıştır.

Ronald Grigor Suny’nin Aras Yayınları’ndan çıkan Bakü Komünü 1917-1918 Rus Devriminde Milliyet ve Sınıf adlı kitabı, devrimin şimdiye kadar çok az incelenen Müslüman bir coğrafyada işçi sınıfının olduğu bir ada gibi yaşayan petrol işçilerinin ve burjuvazisinin şehri Bakü’yü anlatıyor.

Kapitalizm Çarlık Rusya’sında geç gelişmesine ve genel nüfus içinde küçük bir orana sahip olmasına rağmen Rus Marksistleri önceliği belirli merkezlerde yoğunlaşan işçi sınıfı içinde çalışmaya verdiler. Bu merkezler içinde Bakü kendine has özelliklere sahipti. En önemlisi Bakü’de işçi sınıfının oluşması tamamen petrol ile ilişkiliydi. Zengin petrol yatakları yalnızca Rus burjuvazisini değil İngiltere, Almanya gibi büyük kapitalist ülkelerden sermayeyi de bu küçük şehre çekmişti. Bu nedenle vasıflı vasıfsız yüz binin üzerinde işçi bu kenti çevreleyen petrol kuyularında çalışmaya başlamıştı.

STALIN DE BAKÜ’DE FAALİYET YÜRÜTMÜŞTÜ

Bu yüzden yalnızca Bolşevikler değil, Menşevikler, Sosyal Devrimciler, hatta Rus burjuvazisini temsil eden Kadet Partisi de bu küçük şehirde çalışma yürütüyordu. Rus devriminin ilk büyük denemesi 1905 devriminde de Bakü büyük bir hareketlilik yaşamıştı. 1905 yenilgisinin ardından Rus muhalefeti geri çekilirken Bakü büyük grevlere sahne olmuş, bu hareketliliğin arkasındaki isimlerden Josef Stalin Lenin’in dikkatini bu grevlerdeki rolü dolayısıyla çekmişti.

Fakat Bakü’nün bir sanayi şehrinde yaşanan sınıf çelişkilerinden öte onu farklı kılan bir yönü daha vardı. Müslüman ve feodal üretim ilişkilerinin hala hüküm sürdüğü bir coğrafyanın ortasında bir sanayi vahası gibiydi. Şehir aynı zamanda Kafkaslardaki renkli etnik çeşitliliğin bir yansımasını da kendi içinde barındırıyordu. Şehirde Azeri Müslüman bir çoğunluğun ve büyük bir Ermeni nüfusun yanı sıra Rus, Tatar, Fars işçiler de bulunuyordu. Burjuvazisi ise benzer bir etnik çeşitliliğe sahipti. Rus, Ermeni, Alman, İngiliz, Azeri, Fransız sermayedarlar şehrin lüks mahallelerinde toplanmıştı.

ÇOK MİLLİYETLİ BİR İŞÇİ SINIFI

Bu etnik çeşitlilik aynı zamanda Bakü’de çalışma yürüten devrimciler açısından büyük bir sorunu da beraberinde getiriyordu. Petrol patronları çoğunlukla kendi petrol işletmelerinde yine mensup oldukları etnik milliyete göre çalışanlarını seçmeye özen gösteriyorlardı. Bu ortak bir mücadele önünde en büyük engellerden biriydi. Bolşeviklerin “halkların kendi kaderlerini tayin hakkını” savunmaları bazen Azeri, Ermeni ya da Gürcü işçilerin ilgisini çekse de büyük çatışma anlarında farklı etnik milliyetlerden işçileri birbirine karşı kullanmak Bakü Burjuvazisi’nin sık kullandığı bir yöntemdi. 1905 Devrimi sırasında da büyük grevlere sahne olan Bakü’de ortak mücadele Ermeni ve Azeri işçilerin birbirine karşı kışkırtıldığı kanlı bir çatışmanın ardından yenilgiye uğramıştı.

BOLŞEVİKLERDEN, AZERİ ULUSALCILARA, ERMENİ TAŞNAKLARDAN, MÜSLÜMAN SOSYALİSTLERDEN OLUŞAN BÜYÜK KOALİSYON

Bakü 1917 Şubat Devrimi’ni bu koşullar altına karşıladı. Şehir Çarlık Rusya’sının bütün muhalif örgütlerinin yanı sıra bulunduğu coğrafyanın bütün etnik gruplarının temsilcilerini hatta o güne kadar görülmemiş yeni siyasi oluşumları da ortaya çıkarmıştı. Örneğin liderliğini kadın bir Müslüman, Nerminov’un yaptığı kendini Müslüman sosyalist olarak tanımlayan Himmet grubu bunlardan biriydi. Ayrıca yine kendini sosyalist olarak tanımlayan Ermeni Taşnaksutyun ve Azeri toprak sahiplerinin ve iş adamlarının desteklediği ulusalcı Musavat da etnik çatışmanın iki tarafı olarak siyasal sahnede yerlerini almışlardı.

Elbette bu grupların yanı sıra Çarlık rejimini geri getirmek isteyen generaller için çalışan sabotajcılar, İngiliz, Alman, Fransız emperyalistleri için çalışan ajanlar da boş durmuyorlardı. Şehirde bütün siyasi grupların korkulu rüyası olan etnik çatışmayı gerçekleştirmek için yapılan cinayetler, patlamalar hemen her gün sıradan olaylar haline gelmişti.

Bakü Komünü Rus Devriminde Milliyet ve Sınıf, Ronald Grigor Suny, Çevirmen: Kudret Emiroğlu, 368 syf., Aras Yayıncılık, Ağustos 2019.

BAKÜ SOVYETİ’NİN EN PRESTİJLİ GRUBU: BOLŞEVİKLER

Bolşevikler bu siyasi partiler içinde gücü en az olan sosyalist partilerden biri olmalarına rağmen çok ince bir ittifaklar politikası ile etkin bir güç haline gelmişlerdi. Lenin’in ortaya attığı “bütün iktidar Sovyetlere” sloganını başarılı bir şekilde uygulayan Bolşevikler Bakü Sovyeti’nin en önemli iktidar organı haline getirmeyi başarmışlardı.

Bunun yanında Bolşevikler daha sona “Bakü’nün 26 Komiseri” olarak tanınan yerel önderler ile özellikle askerler ve Bakü işci sınıfı içinde önemli bir güç olmuşlardı. Bu yerel liderler içinde en önemlisi ise Bolşevik lider İsdepan Sahumyan’dı. Sahumyan başlangıçtan itibaren Sovyet Devrimi konusunda Lenin’in görüşlerine yakın durmuştu. Üstelik Ekim devriminden önce Bakü’de iktidarın Sovyet’e geçtiği barışçıl bir geçişi gerçekleştirmeyi başarmıştı. Sahumyan devrim öncesinde Bakü’de tanınan bir işçi lideriydi. Bakü’de 1914 yılında gerçekleşen büyük grevin lideriydi. Bakü işçileri üzerinde öylesine etkiliydi ki Şubat devriminden sonra hapishane ve sürgünden henüz dönmemesine rağmen yokluğunda Bakü Sovyeti’nin başkanlığına seçilmişti.

Bakü Sovyeti içinde 26 komiserden oluşan bir konsey oluşturan Bolşevikler topraklar, petrol sahaları hatta balık avlanma alanlarına kadar olan bölgeleri kamulaştırmışlardı.

BAKÜ’NÜN KORKULU RÜYASI, ETNİK ÇATIŞMA

Fakat Bolşevikler’in liderliğindeki Bakü Sovyeti’nin iktidarı bir yanıyla son derece ince işlenmiş ancak zayıf ittifakların başarısına bağlıydı. Şehrin Müslüman çoğunluğu Bakü’nün yoksul kesimlerini oluşturuyordu. İkinci büyük güç Ermeniler ise Taşnak Partisi’nde örgütlenmiş ve silahlı güçleri vardı. İki halk arasında geçmişe dayanan katliamlar zinciri her an bir başka çatışmayı tetikleyebilirdi. Bölgede geçmişteki Rus ordusundan çok zayıf bir kuvvet kalmıştı.

Lenin’in ve Bolşevik Partisi’nin dünyanın ilk büyük emperyalist paylaşımı için yapılan 1. Dünya Savaşı’na olan karşı çıkışları devrim sonrasında da devam etmişti. Bolşevikler Çarlık ordusunun köylü yığınlarına “bu savaş sizin savaşınız değildir” çağrısının ardından yaptıkları ilk işlerden birisi aristokrasinin topraklarını köylülere dağıtmak olmuştu. Bu nedenle Osmanlı topraklarındaki Rus orduları çözülmüş işgal ettikleri yerleri terk etmişlerdi.

OSMANLI ORDUSU BÖLGEYE GİRDİ

Ancak bu durum Bakü Komünü için bir başka tehlikeyi ortaya çıkarmıştı. Osmanlı ordusu yeni sovyet devrimi ile Almanya arasında yapılan Brest Litovsk antlaşması ile çizilen sınırlara riayet etmemiş bölgedeki en büyük askeri güç olarak Bakü’ye doğru yürümeye başlamıştı. Bakü devrimi bu tehlikenin yanı sıra şehirde bir Ermeni katliamından korkan Azeri ulusal hareketi Musavat’ın silahlı isyanı ile karşı karşıya kaldı. Bu isyan Taşnakların desteği, Azeri sol hareketi Himmet’in Bolşeviklerin yanında yer alması ile atlatılmıştı. Ancak Taşnaklar girdikleri Azeri mahallelerinde bir sivil katliamı da gerçekleştirdiler. Sınıf mücadelesinin yerine artık etnik çatışmaya dayanan ulusal mücadele baskın hale gelmeye başlamıştı.

Osmanlı ordusunun ilerleyişi karşısında Bakü’deki diğer partiler İran’da bulunan İngiliz ordusundan yardım istenmesini talep etmeye başladılar. Bolşevikler İngiliz Emperyalizmi’nin bölgeye gelmesinin nelere yol açacağını biliyorlardı. Bu yüzden kendi iktidarlarının yıkılması pahasına bu talebe karşı çıktılar. İngilizlerin ise gerçekte bölgeyi koruyacak büyük bir askeri güçleri yoktu.

BAKÜ SOVYETİ ETNİK MİLLİYETÇİLİK KARŞISINA ÇÖKTÜ

Kitabın yazarı Ronald Grigor Suny etnik milliyetçiliğin etkisindeki yerel güçlerin kazanılamamasının Bakü Sovyeti’nin çökmesinde belirleyici olduğunu aktarıyor. Fakat bölgedeki şartlara bakıldığında Sahumyan liderliğindeki Bolşeviklerin çok küçük bir güçle Bakü Sovyeti’nin liderliğini sürdürmelerinin büyük bir başarı olduğunu da kabul etmek gerekiyor. Bakü deneyimi yalnızca o yıllarda ve sonrasında benzer sorunlar ile karşılaşan sosyalistlerin değil, bugün de hala devam eden ulusal soruna karşı nasıl bir politika izlenmesi gerektiğine ilişkin önemli aktarımlar içeriyor.

BAKÜ’NÜN 26 KOMİSERİ KURŞUNA DİZİLDİ

Bakü Sovyeti’nin iktidarı Sosyalist Devrimciler ve Taşnaklar karşısında Bolşevikler ile birlikte hareket eden sol sosyalist devrimciler, sol Taşnaklar ve Himmet’çilerin İngilizlerin çağrılmasını istenen oylamada yenilgiye uğramaları ile son buldu. İngilizlerin Bakü’ye gelmesi ile birlikte Sahumyan’ın içinde bulunduğu 26 komiser tutuklandı. Osmanlı ordusunun Bakü’ye yaklaşması ile birlikte bir başka yere nakledilmek istenen bu komiserler maceralı bir yolculuktan sonra beyazların eline geçtiler. Ve topluca katledildiler. Tarihçi Ronald Grigor Suny’nin Aras Yayınları’ndan çıkan Bakü Komünü eseri Sovyet Devrimi’nin az bilinen bu deneyiminin ayrıntılı bir tasvirini yapıyor. Bu yanıyla bu konuda yapılan ender araştırmalardan birisi olduğunu söyleyebiliriz.

https://www.gazeteduvar.com.tr/kitap/2019/09/06/baku-sovyeti-etnik-ve-dini-savasin-ortasinda-sinif-savasi/

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: