İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermenistan ve Türkiye ancak müzakere ederek pozitif bir sonuca varabilir

Türkiyeli gazeteci, yazar, radyo ve televizyon programcısı, müzik eleştirmeni ve Milliyet’te köşe yazarı Güney Güneyan Ermenihaber.ame konuştu. Sosyal bilimler ve ve kültür dergisi Komplike’nin genel yayın yönetmenliği yapan Güneyan Haziran ayında okuyucuların dikkatine sunduğu ilk, “Nepotizm Hipotezi: Sosyal Dışlanma ve Yoksulluk” başlıklı kitabını tanıttı ve Ermeni kültür mirasıyla, Ermenistan-Türkiye ilişkileriyle ilgili sorularmızı da cevapladı.   

– Öncelikle ilk kitabınızın yayımlanması münasebetiyle tebrik ediyoruz. Kitabınızın başlığı “Nepotizm Hipotezi: Sosyal Dışlanma ve Yoksulluk”. Biraz anlatır mısınız neden özellikle bu konu üzerinde durdunuz? Türkiye toplumunda nepotizm gelenekleri belirgin bir şekilde yaşamaya devam ediyor mu? 

– Teşekkür ederim. Türkiye gerek politik gerek ekonomik şartlar sebebiyle yıpranan bir ülke. Bu yıpranma da bildiğiniz üzere mevcut her iktidarla birlikte yeniden törpülendi. Nepotizm kavramına bu açıdan baktığımızda yeni bir fenomen olduğunu söylemek çok gülünç olur. Çünkü en küçük bir işletmeden tutun da herhangi bir kamu kuruluşunda da bu tür benzeri olgulara rastlamak mümkün. 

Bu yalnızca Türkiye’de değil, tüm dünyada böyle işleyen bir sistem. Dünyada dahi kabul gören bu olguların bir anda yok edilmesi neredeyse imkânsız denebilir. Siyasilerin ağzından düşmeyen liyakat kelimesi tam da bu sorunun önemini vurguluyor. Liyakatin olmadığı yerde nepotizm yer bulur. Ve bu da bir ülkeyi çöküşe dek götürür. Birden olduğu görülmez, evet. Fakat bilinmelidir ki; nepotizm içerisinde bulunduğu tüm yapılara zarar verir. Kitapta da bahsettiğim bazı ara başlıklar bu durumu kıyısından köşesinden irdelese de tam anlamıyla bu tanımı açıklamamıza yetmiyor. 

Siyasi fanatizm, yetersiz formasyon, şoven milliyetçilik ve daha nice sebepten ötürü nepotizm Türkiye toplumuna etki etmiş durumda. Türkiyelilerin tümü de bu kavramı artık tanıyor, biliyor. Burada tek sorun bununla nasıl baş edeceğini bilmemesidir. Bu noktada da gerçeklikten uzak ve irrasyonel düşüncelere kapılıyorlar. Bu sebepten ötürü, toplum da siyasiler de toplumdurumsal olaylara realist bir bakış açısıyla yaklaşamadıkları için bu sorunun daha nice yüzyıllar boyunca Türkiye’de varlığını korumasına ön ayak olacak bir yanlışı bu topraklarda palazlanmasını sağlıyorlar.

– Sizce nepotizme daha çok hangi toplumlar yatkın ve bu bağlamda ne gibi tehlikeler görüyorsunuz özellikle Türkiye toplumunda?

– Herhangi bir ideolojiye körü körüne bağlanan, bu birliktelikten güç alan, bu güçten dolayı da savunduğunu düşündüğü ideoloji yüzünden güç gösterisi yapan birtakım gruplar asıl tehlikeyi oluşturuyor. Nitekim Türkiye’nin ahlak, asayiş, işsizlik, enflasyon, fikir özgürlüğü, laikliğin korunması, rüşvet, yolsuzluk ve daha birçok sorunu var. Az önce de dediğim gibi, o tehlikeli gruplar dolayısıyla adaletsiz bir durum var. Bu sorunları oluşturan etkenler ayrı ayrı birer bütün. Türkiye bu sebepten ötürü hiçbir zaman kendisiyle barışık bir ülke olamadı, olamayacak gibi görünüyor. Bugün nepotizm çok önemsenen bir sorun başlığı gibi durmuyor olabilir.  Fakat dogmatik yaklaşımlar yüzünden siyasi fanatizm körükleniyor. 

Bu siyasi hareketlilik ve ideoloji kayırıcılığının sütüne nepotizm de eklenince akıl karı bir formül çıkmıyor. Farklılıklardan doğan çeşitliliği reddetmek kabul görüyor. Esnek olmayan sabit fikirliliğe rağbet gösterenler ise fanatizmden besleniyor. Tehlike de işte burada ortaya çıkıyor. Yarın ya da diğer gün, dileğim olmaması ama gelecekte eğer çeşitli bir sebepten ötürü siyasi bir kavga başlarsa eğer, nepotizmin sadece akraba kayırmacılık olmadığını anlayacak duruma geleceğiz. Bu en amiyane tabiri ile kraldan çok kralcı olmak gibi adlandırılabilir. Dikkat çekilmesi gerekilen nokta da tam olarak bu. Dikkat edilmeli ve geçmişten ders alınmalıdır. Aksi halde zaten çürümekte olan bir sistemin kim olduğu belirsiz bir güruha teslim edildiğine şahit oluruz.

– Ermeni kültürü de ilgi alanınızda yer alıyor mu, Ermeni toplumun kültürel ve sosyal katkılarıyla ilgili araştırmalar yaptınız mı veya yapmayı düşünüyor musunuz?

– Ermeni kültürünün ilgi alanım olduğunu söylemek doğru olmaz. Çünkü bu kültür hayatımın bir parçası ve bu kültüre dair bir şeylere dahil olmak benim için bir onur. Kurucu genel yayın yönetmeni olduğum Komplike Dergi’de görev alan birçok Ermeni dostum, çalışma arkadaşım var. Bir bakıma gerek kişisel yaşantımda gerek ise çalışma arkadaşlarımız sebebiyle Ermeni kültürüyle tanışıklığım çok uzun zaman öncesine dayanıyor.  Bu kültürel çeşitliliğe dair somut bir çalışma bir çalışma yapamadım. Gelecek süreçte bu kültüre dair bir çalışma yapmak istediğimi çok sevgili Tatul Anuşyan ağabeyime iletmiştim. Henüz vaktinin gelmediğini düşünüyor ve uygun zamanı bekliyorum.

– Ermeni zengin kültürel mirasından bahsederken Osmanlı Devleti ve daha sonra Türkiye Cumhuriyeti’nde bunun acımasızca yok edilmesi bilinen bir gerçektir. Ermeni Kiliselerin yok edilmesi veya ahırlara dönüştürmesi, Türklerin Doğu Anadolu dedikleri bölgeden Ermenilerin kültürel ve tarihi izlerinin silinmesi bu politikanın bir parçasıdır. Bu konular hakkında sizin düşünceleriniz nedir?

– Kültür Bakanlığı’nın bu tür şeylerle çok da ilgilenmek istediğini veya ilgilendiğini düşünmüyorum. Çünkü Bitlis, Tatvan’da bir kilise için koruma altına alınmasını istenmesine rağmen konuya dair bir şeyin yapılmadığını biliyoruz. Kararı önemseyen de ilgilenen de yok. Her gün yıkılıyor, dökülüyor. Çağrı ya da ikaz edilmesine rağmen kulak asılmıyor. Bunun sebebi de aleni bir gerçeği bilmekten geçiyor. Ne kadar çok gizler ya da görmezden gelirsen, o kadar kanıksanır ve unutulur. Bunun mantıklı bir açıklaması da olamaz, aklıselim bir davranış olduğunu savunan da. Bu şehirlerde herkesin çeşitli izleri, imgeleri vardır. Fakat kanıksanmasını o kadar çok ister ve arzularlar ki; gerçekleri görmek akıllarına dahi gelmez. Biraz insaflı olunsa ve empati kurulsa zaten her şeyin çözümü olduğu görülecektir.

– Günümüzde Ermenistan-Türkiye ilişkilerinin durumu hakkında ne düşünüyorsunuz? Geleceğe yönelik ne beklentiler olabilir? Mevcut sorunlar sizce sadece politik sorunlar mı yoksa toplumlar arasında da sorunlar var?

– İki ülke arasında birçok sorunun var olduğunu biliyoruz. Fakat aynı bölgede yaşayan birçok ülke, birçok ortak özelliği ve çıkarı barındırır. Bu birinci sebep, evet, politik. Elbette önkoşullar sebebiyle gerilen iki ülke olabilir. Ancak bu iki ülke ancak müzakere ederek pozitif bir sonuca varabilir. Çeşitli çıkarlar sebebiyle Ermenistan ile Türkiye’nin kurduğu ikili ilişkiyi yıpratmak isteyenler için birçok sebep vardır, doğrudur. Gelecekte barış içerisinde yaşamak için başarmak için sorunların çözüme kavuşması gereklidir.

Burada gerek Ermenistan gerek ise Türkiye yapıcı adım atmadığı sürece her iki toplumun da birbirine düşman olarak görmesi muhtemel değil de nedir? Unutulmaması gerekilen şeyler var. Osmanlı İmparatorluğu döneminde bürokrasi de ekonomi de maliye de idari de sanat da ve birçok önemli noktada Ermeniler yer alıyordu. Birbirine bu denli benzeyen, iç içe geçmiş, bir arada olan ama bir o kadar da ayrı kalmak zorunda olduğuna inandırılan başka bir ulus olabilir mi? Keşke olmasa!

https://www.ermenihaber.am/tr/news/2019/08/21/Ermenistan-Türkiye-müzakere/162473

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: