İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bizde teröriste ‘şanlı avcı’ diyen Tevfik Fikretler bitmez

***HyeTert, bu kaynağın ve/veya içeriğin yanlış ve/veya yanıltıcı bilgiler ve/veya soykırım inkarcılığı, ırkçılık, ayrımcılık ya da nefret suçu içerdiği/yaydığı kanısındadır. Metni paylaşmadan önce bu uyarıları göz önüne alarak, içeriği ve/veya kaynağı güvenilir kaynaklardan kontrol ediniz.***

 

ERHAN AFYONCU

Sultan Abdülhamid’e 1905’te suikast düzenleyip, 26 kişinin ölümüne sebep olan bombacı teröristlere alkış içimizdeki bir şairden (Tevfik Fikret) gelmişti. Bu kafa yapısında olup, dünyayı kurtardıklarını sanan entellerimiz Türkiye aleyhtarı bildiriler yayınlayıp günümüzde terörü ve teröristleri övmeye devam ediyorlar

Ermeniler, Avrupalılar’ın kışkırtmalarıyla 19. yüzyılın sonlarına doğru bağımsız olabilmek için Taşnak ve Hınçak komiteleriyle çeşitli isyanlar çıkardılar. Dönemin hükümdarı İkinci Abdülhamid Ermeniler’e taviz vermeyip bağımsızlık yolunu tıkayınca Ermeni teröristler sultanı en büyük düşman olarak gördüler.

Ermeni teröristler, uzun süren takip sonucunda İkinci Abdülhamid’in Cuma selamlığında suikast yapmaya karar verdiler. 21 Temmuz 1905 Cuma günü 80 kilo patlayıcı madde ihtiva eden bombalı arabalarıyla Yıldız Camii’ne geldiler. Plan görünüşte işliyordu. Ancak namaz bitiminde Şeyhülislam Cemaleddin Efendi, İkinci Abdülhamid’in yanına gelerek, sultanı lafa tuttu. Bu arada saatli bomba, müthiş bir gürültüyle patladı. Cemaleddin Efendi tarafından tesadüfen birkaç dakika oyalanan İkinci Abdülhamid suikasttan kılpayı kurtulmuştu. Ancak çevredeki 26 kişi hayatını kaybetmiş, 58 kişi ise hafif veya ağır şekilde yaralanmıştı. Ayrıca 20 kadar hayvan ölmüş, birçok araba enkaz haline gelmişti.

Terör eyleminde kullanılan patlayıcı düzenekleri.

Soruşturmanın başlamasından kısa bir süre sonra Charles-Edouard Joris ve bazı suçlular yakalandı. Bazı teröristler ise yurt dışına kaçmayı başardılar.

Edouard Joris

TERÖRİSTİMİZİ VERİN
Bombalı terör eyleminden sonra Batılı devletler üzüntülerini bildiren telgraflar göndermişlerdi. Ancak tutuklamaların ve mahkeme kararının açıklanmasından sonra Osmanlı yönetimi Avrupalı diplomatların baskısına maruz kaldı. Osmanlı yönetimi Belçika’nın baskılarına direndi. Ancak Osmanlı İmparatorluğu, diğer Avrupa başkentlerinden de Belçika’yı destekleyen talepler gelmeye ve bu talepler tehdit halini almaya başlayınca Batı dünyasının baskılarına boyun eğdi. Sultan Abdülhamid, canına kasteden Joris’in idam cezasını önce müebbed hapse çevirdi, sonra da affetti. Charles-Edouard Joris Belçika’ya iade edilmedi ama pasaportu verilerek Avrupa’ya gönderildi. Onlarca kişinin katili bir terörist Batı’nın baskısıyla serbest kalmıştı.

Tevfik Fikret

ŞANLI AVCI
Sultan İkinci Abdülhamid’e suikast teşebbüsü bütün dünyada yankı uyandırmış, Avrupa sonradan teröristlere sahip çıkmasına rağmen suikastı kınamıştı. Bombacılara alkış ise içimizdeki bir şairden Tevfik Fikret‘ten geldi. Tevfik Fikret, o yıllarda dinden, milletten, devletten, tarihinden soğumuştu. “Milletim nev’i- beşerdir, vatanım ruy-i zemin”, yani “Milletim insanlık, vatanım yeryüzüdür” gibi şiirler yazıyordu. Bu ruh hâliyle Sultan İkinci Abdülhamid’e düzenlenen suikastın başarısızlığına duyduğu üzüntüyü “Bir lâhza-i teehhür (Bir gecikme anı)” isimli bir şiirle dile getirdi. Mısralarında teröristleri “şanlı bir avcıya” benzetip, bombanın erken patlamasına şu şekilde esef etmişti: “Ey şanlı avcı dâmını bihude kurmadın/ Attın fakat yazık ki, yazıklar ki vurmadın!/ Mâlik sesin o sevret-i ra’din-i gayza ki/Her yerde hiss-i hakk u halâsın muharriki/Dursaydı bir dakikacağız devr-i bi-sükun/Bir hayr olurdu misli asırlarca gelmemiş (Ey şanlı avcı, tuzağını boş yere kurmadın, attın ama yazıklar olsun ki, vuramadın! Öfkeyle ve kızgınlıkla gürleyen sesin, hak ve kurtuluş duygusunu her yerde harekete geçirendir. O an bir dakikalığına devam etseydi, örneği asırlar boyu görülmemiş bir hayır, bir iyilik olurdu).

Yıldız Camii’nde Cuma Selamlığı.

Entel geleneğimiz: Memlekete küfret yöneticilerden nefret et

Entelektüel (münevver/aydın), bilgisini paylaşıp, yayarak halkını aydınlatan ve hakikat peşinde koşan, ülkesinin dilini, edebiyatını, tarihini ve toplumsal değerlerini bilen kişidir. Bizde ise maalesef çok az entelektüel, çok fazla entel vardır. Bizim entel geleneğimizin iki temel ögesi vardır. Birincisi “memlekete küfretme”, ikincisi ise “özellikle devleti yöneten kişilere karşı nefret saplantısı”.
Müstemleke aydınları olan entellerimiz rahmetli Durmuş Hocaoğlu ağabeyimizin de dediği gibi çok kolayca ihanet ve yabancılaşma hastalıklarına yakalanırlar. Maalesef bu hastalıklarının tedavisi de yoktur.
Türkiye‘de halkın çok sevdiği devlet adamlarının entellerimizle yıldızları hiç barışmamıştır. II. Abdülhamid, Adnan Menderes ve Turgut Özal birkaç örnektir. Halkın yöneticilere sevgisi ne kadar çoksa entellerimizin nefret ve kinleri de o kadar çoktur. Bunların iradeleri siyasi ihtiraslarının esiridir. Siyasi ihtiras oyunu oynayıp dururlar. Bütün gücün kendilerinde olması gerektiğine ve en doğruyu kendilerinin bildiğine inanırlar. Türkiye’de olupbitenler kendi istedikleri gibi değilse sinir krizlerine girerler. İnatla halkın benimsemediği, ülke gerçekleriyle ve menfaatleriyle uyuşmayan uçukkaçık kendi düşüncelerini ön plana çıkarmaya çalışırlar. Her fırsatta saplantılı nefretlerini kusarlar. Halka ve devlet adamlarına hakaret ederler ve bunu ifade özgürlüğü diye savunurlar. Terörist seviciliklerini ise barış maskesi altında gizlemeye çalışırlar. Görünüşte siyasi iktidarın kusurlarını, otoriteyi kötüye kullanmasını eleştirirler. Ancak dertleri kendi çevrelerinin çıkarlarını kollamaktır. Kin ve nefretleri hiç bitmez. Entelektüelin bilgilerini kullanarak iktidarların meşruiyet temellerini sorgulamasını devlet adamlarına ve devlete küfretmek olarak algılarlar. Milletin taleplerini devlet karşısında korumak yerine herkese ve her türlü milli değere küfrederler. Asılsız yaygaralarla dehşet ortamı yaratarak devleti ve devlet adamlarını yıpratırlar.
Türkiye’de kendilerine aydın denilen enteller kendi milletinin değerlerine sırt çeviren, kendi milletine, kendi devletine, kendi tarihine küfreden kişilerdir. Ne kadar küfrederlerse o kadar büyük entel olduklarını sanırlar. Entel, milletini, tarihini, devletini ve devlet adamlarını hiç beğenmez. Donkişot’un yel değirmenleriyle savaşması gibi bizim aydın müsveddelerimiz de kendi milletiyle, kendi tarihiyle savaşırlar. Entellerimizin fantezileri hiç bitmez Bunların çoğu SSCB’nin çökmesiyle birlikte işsiz kalan eski komünistlerimizdir. Her fırsatta Türkiye aleyhtarı faaliyetlerde boy gösterirler. Ermeni tezlerini Türkiye’de yaymak için ellerinden geleni arkalarına koymazlar. Terörü ve teröristleri desteklerler. Türk’e zararı dokunacak ne varsa orada bit gibi biterler. Hiçbir milli idealleri ve vatan sevgileri yoktur. Türk milletine olan dinmez nefret ve kinlerinden beslenirler. Aydın ihanetine başka ülkelerde de rastlanmıştır ama Türkiye’deki aydın geçinen entellerimizin ihanetlerinin ve milletlerine yabancılaşmalarının dünyada eşi benzeri yoktur. İhanette sınır tanımayan aydın müsveddelerinin farkında olmadıkları durum, tarihin en büyük üç imparatorluğundan biri olan Osmanlı İmparatorluğu’nu kuran Türk milletinin üç-beş tane entele ve fantezilerine boyun eğmeyeceğidir.


https://www.sabah.com.tr/yazarlar/erhan-afyoncu/2019/08/04/bizde-teroriste-sanli-avci-diyen-tevfik-fikretler-bitmez

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: