İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

MİT’in ASALA ile imtihanı

***HyeTert, bu kaynağın ve/veya içeriğin yanlış ve/veya yanıltıcı bilgiler ve/veya soykırım inkarcılığı, ırkçılık, ayrımcılık ya da nefret suçu içerdiği/yaydığı kanısındadır. Metni paylaşmadan önce bu uyarıları göz önüne alarak, içeriği ve/veya kaynağı güvenilir kaynaklardan kontrol ediniz.***

 

MİT, kanlı pusularla diplomatlarımızı şehit eden ASALA’yla mücadelede Beyrut’taki Mardinlilerden destek aldı

Giriş Tarihi: 3.8.2019

AJANLAR DÜNYASINDA TÜRKİYE GERÇEĞİ/ ZÜMRÜT YILMAZ

Casusluk faaliyetleri terör örgütleriyle mücadelede de etkili bir şekilde kullanıldı. Yazı dizimizin bu bölümüne işte bunun önemli bir örneği ile başlayalım. Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta Ermeni asıllı Agop Agopyan tarafından kurulan ASALA terör örgütü bir dönem sansasyoneleylemlerle adından söz ettiriyordu. Başta Türkiye olmak üzere 16 ülkede faaliyet gösteren ve özellikle diplomatik hedefleri seçerek dikkat çeken Ermeni terör örgütü ASALA, kurulduğu 1975 yılından Türkiye’de etkili olduğu Susurluk olayı sonrasına kadar birçok kanlı eylem gerçekleştirdi. 16 Şubat 1976 tarihinde Türkiye’nin Beyrut Büyükelçi Başkatibi Oktar Cirit, Ermeni terör örgütü eliyle şehit edildi.

HİRAM ABAS OPERASYONU

1973’ü izleyen yıllarda onlarca diplomatımız, onların aileleri ve yakınları sistematik şekilde hedef alındı. Sidney’den Viyana’ya, Lizbon’dan Atina’ya büyük çoğunluğu ASALA terör örgütünün saldırıları sonucu onlarca Türk yetkili şehit oldu. 1982’de merkezini Lübnan’dan Atina’ya taşıyan ASALA’yı bu taşınmaya iten ise o yıllarda direkt olarak Cumhurbaşkanı tarafından bu iş için Lübnan’a gönderilen ve ilerleyen yıllarda MİT Müsteşar Yardımcılığına kadar yükselen Hiram Abas oldu. Abas, Mardinli karşı grubu kullanarak başarılı bir operasyon yürütmüş ve örgütü ülkeden çıkarmayı başarmıştı

BERLİN KAPLANI EL ZEİN

Mardinli El Zein ailesi de sonraki yıllarda yaşamlarını Almanya’da sürdürdü, hatta ailenin başındaki Mahmud El Zein, Almanya’nın en güçlü organize suç örgütünün lideri olarak yıllarca ‘Berlin Kaplanı’ olarak anıldı. Abas ise 1990 yılında İstanbul’da uğradığı bir suikastle şehit oldu. Görüldüğü gibi casusluk faaliyetleri, isimleri farklı olsa da amaçları pek de değişmeyen terör örgütlerinin etkisiz hale getirilmesinde sıkça kullanıldı. Karşı grupların terörle mücadelede rol oynamasına da devlet için çalışan istihbaratçılar yol açmıştır.

DEV-GENÇ’E SIZAN AMERİKALI

Şimdi size 60’ların en etkili sol hareketinden ve bu hareketin liderine kadar yaklaşan bir Amerikan ajanından bahsedelim. Aldrich Ames, Amerika’da piyasaya çıkan ‘Bir Casusun İtirafları’ adlı kitabında bir Türk Dışişleri görevlisi ile kurduğu dostluk sayesinde DEV-GENÇ’e nasıl sızdığını şöyle anlatır: Ames, bu Türk görevliyi Sovyet askeri istihbarat çalışmaları hakkında ücret karşılığı bilgi vermeye ikna eder. Ve bu sayede bir süre Türk istihbaratının Sovyet sefaretini dinlemelerini sağlayarak Amerikalılara bilgi aktarır.

CIA’YA ÇALIŞAN DEV-GENÇ’Lİ KIZ

Bu arada Amerikalı bir profesör DEVGENÇ liderlerinden Deniz Gezmiş’e yakın olan ve bir güzellik yarışmasında derece almış öğrencisinin Ames’le tanışmasını sağlar. Kendisini diplomat olarak tanıtan Ames, arkadaşları arasında ‘Modesti’ lakabıyla anılan genç kıza tutuklanıp işkence görmelerini engelleyebileğini ancak karşılığında DEV-GENÇ’in planlarını bilmek istediğini söyler. Modesti, kabul eder. Ames’ten bir miktar da para alan genç kız birkaç hafta içinde DEV-GENÇ’in tüm kadrosunu, planlarını, buluşma yerlerini teker teker anlatır. Tabii Ames de bu bilgileri Ankara’daki CIA istasyon şefine aktarır.

GEZMİŞ’İN HALK ÇOCUKLARI DEDİĞİ CIA AJANLARI

Tarihler 4 Mart 1971’i gösterdiğinde Deniz Gezmiş ve arkadaşları Gölbaşı’ndaki radar üssünden dönen 4 Amerikalı askerler başçavuş Jimie Sexton, erler Larry Heavner, Richard Caraczi ve James Ghalson’u kaçırır. Gezmiş ve ekibi rehineler karşılığında 400 bin dolar fidye ve THKO bildirisinin radyolardan okunmasını ister. Ancak Gezmiş’lerin bu şartların yerine getirilmesi için verdikleri 36 saat dolmasına rağmen Amerikalılar gayet rahattır. Askerlerinin bırakılacağına inançları tamdır. Ve öyle de olur. Eylemciler rehineleri tuttukları Amaç Apartmanı’ndan olaydan 4 gün sonra ayrılır. Gezmiş’in Mamak Cezaevi’nde arkadaşı Erdal Öz’e kandırılmış sıradan halk çocukları olarak anlattığı askerler aslında CIA ajanıdır ve Türkiye’den döndükten sonra CIA merkez biriminde görev aldıkları Ames’le bağlantıları olduğu ortaya çıkar. Ancak Ames’in Gezmiş ve ekibinin faaliyetlerinden haberdar eden ve ODTÜ’de görev yaptığı iddiia edilen profesör ile genç kızın kimliği hala bilinmez.

AMES ABD’Yİ RUSLARA SATTI

Türkiye’de bulunduğu sürede Cumhurbaskanını bile dinlediği iddia edilen ajan Ames ise Amerika’ya döndükten sonra 1985’te Washington’daki Sovyetler elçiliğine giderek onlara para karşılığında bildiği sırları satar. O tarihten sonra da Sovyetler adına çalışmayı sürdürdü. Onun sızdırdığı bilgilerle tam 9 yıl boyunca 100’den fazla Amerikan operasyonu tehlikeye düştü ve en az 10 istihbarat kaynağı öldürüldü. Resmi olarak son görevi ise CIA’nın Avrupa bölümü Karşı Casusluk Şubesi oldu. FBI’ın şüpheleri üzerine takibe alınan Ames, 24 Şubat 1994’te Sovyetler Birliği’ne yapacağı bir uçuş öncesi firar şüphesi nedeniyle tutuklandı.

AKILLARDA KALAN SORULAR

Bu olayları irdeledikçe akıllara hep benzer sorular geliyor aslında. Türkiye içindeki faaliyetleri tespit edilen ya da Türkiye’den ayrıldıktan sonra bir şekilde deşifre olan ajanların etkileri ortada. Acaba faaliyetleri hiçbir zaman tespit edilemeyen diğerleri tarihin tozlu sayfalarında nasıl roller oynadılar?


https://www.yeniasir.com.tr/gundem/2019/08/03/mitin-asala-ile-imtihani

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: