İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

PKK Hristiyanların mallarını nasıl gasp etti

Fehim Taştekin, Suriye’nin kuzeyini gezdikten sonra, PKK’nın Suriye kolu YPG tarafından, Hristiyanların mallarının nasıl gasp edildiğini yazdı.

Suriye’nin kuzeyindeki savaşın siyasal ve sosyolojik bir dönüşüme neden olduğunu yazan Fehim Taştekin, “Buna ekonomik dönüşüm ayağının eklenmesi, yani Kürtlerin bir şekilde orta ve üst sınıfa terfi etmeleri, savaşın sağladığı rızayı kaçınılmaz olarak sarsabilir” diye yazdı.

– Fırsatçıların, sahiplerinin yokluğundan ve hukuk-yetki-otorite karmaşasından yararlanarak sahte evrakla ele geçirdiği mülkler;

– Tehdit ve şantajla gasp edilen işletmeler;

– Çatışma bölgelerinden gelen göçmenlerin yerleştiği evler;

– Halk Koruma Birlikleri (YPG) ve Kürt güçlerin kent güvenliği için kurduğu Asayiş’in olağanüstü koşullarda yerleştiği arazi ve binalar;

– IŞİD’e karşı savaşa katılan yabancı gönüllü savaşçıların (enternasyonallerin) ‘geçici’ olarak barındığı köyler;

– Ve eskiden bugüne devreden ihtilaflı satışlar söz konusu.”

“BENİM REJİMLE BİR SORUNUM YOK BARIŞ İÇİNDE YAŞAMIŞIZ, YALAN MI SÖYLEYEYİM”

Malları gasp edilen Hristiyanların “ihanet” ile suçlanmaları korkusuyla da konuşamadıklarını yazan Fehim Taştekin, mallarına el konulan ve Suriye Devleti’ni savunan bir Ermeni iş adamının da isyanını şu satırlarla anlattı:

“Beni bu yazıyı yazmaya iten de Kamışlı’da Hristiyanlara ait bir eğitim kompleksinde yemek davetine icabet ettiğim bir Ermeni iş adamının mülklerle ilgili çıkan tartışma üzerine sergilediği serzeniş oldu:

‘Şimdi nizam (devlet) bana ‘Sadakatini göster’ diyor. Ben ne diyeyim? 100 yıl önce Mardin’den, Diyarbakır’dan, Malatya’dan sürülüp buraya gelmişiz. Benim rejimle bir sorunum olmamış. Barış içinde yaşamışız. ‘Yok’ diyerek yalan mı söyleyeyim? Kürtler de ‘Bizimle beraber olacaksınız’ diyor. Peki tersini mi yapmışız? Bana gelip ‘Kobani için, Afrin için yardım et’ dediler. ‘Kim ne verdiyse daha fazlasını vereceğim’ dedim. Vermedim mi? Benden daha ne istiyorlar? Ha iyi hoş ama mülkleri konuşmayalım. Öyle mi? Bırakalım gidelim o zaman! Canı cehenneme mülklerimin!’”

Kent merkezinde Kürtlerin, kırsalda da Arapların Hristiyan nüfusu sildiğini anlatan Fehim Taştekin, bu durumu şöyle anlatıyor:

“Kamışlı’da devletin kontrolündeki bölgelerden geçip Süryani asayiş birimi Sutoro’nun tuttuğu bir mahallede Süryani ve Ermeni temsilcilerle oturup uzun uzadıya sohbet ettim.

Bu tür diyaloglarda genelde söz Derik’in, Kamışlı’nın, hatta Haseke’nin temellerinin Süryani-Asuriler tarafından nasıl atıldığına ve zamanla nasıl Kürtleştiğine dair anekdotlarla başlar. Bu kez de öyle oldu.

Biri el yazısıyla not aldığı 1939’daki Fransızların nüfus sayımında Kamışlı’nın durumunu gösteren kâğıt parçasını uzattı. Süryaniler 14.140, Araplar 7.990, Kürtler 5.800 ve Ermeniler 3.500. (Şimdi Arap kaynaklara göre köy ve nahiyelerle birlikte Kamışlı’nın yüzde 62’si Arap, yüzde 33’ü Kürt ve kalan kısım Hristiyan. Kürt kaynaklar ise Kürt oranının merkezde yüzde 60-70, genelde yüzde 40-45 olduğunu belirtiyor. Yani kent merkezinde Kürtler, kırsalda Araplar çoğunlukta.)”

“5 YILDIR YPG’NİN ELİNDE”

Ermeni, Süryani, Asuri ve Keldanilerin, Kamışlı ve Haseke’de dışında, Malikiye (Derik), Kâhtaniye (Tirbespiyê) ve Ras el Ayn’de de (Serekaniye’de) mallarının gasp edildiğine dikkat çekilen Taştekin’in yazısında, PKK’nın Suriye kolu YPG’nin ilan ettiği “özerk yönetim” için, “Özerk yönetim birimlerinin ‘ihtiyaçtan’ ya da zaruri durumlarda işgal ettiği yerler de var” ifadeleri kullanılıyor.

Fehim Taştekin yazısında bu YPG’nin bu gaspına bir örnek vererek şöyle yazdı:

“Kamışlı’da Vahde Caddesi’ndeki Hadaya Hotel bunlardan biri. Burası şimdi belediye binası olarak kullanılıyor. Ermeni mühendis Babkin Simon buranın nasıl işgal edildiğini şöyle anlattı:

‘2012’de (Kürt hareketinden) üst düzey iki yetkili otele gidiyor. Otelin sahibi Pierre Hadaya Kanada’da yaşıyor. Otelle ilgilenen bir vekili vardı, sonradan öldü. Bu iki kişi vekile ‘6 milyon Suriye lirası borcunuz var. Ya bunu ödersiniz ya da oteli devredersiniz’ diyor. Bu neyin parası bilmiyoruz. Burada bir şeyler döndü. Başvurumuzu yaptık, özerk yönetim iade ile ilgili talebimizi olumlu buldu. Şimdi boşaltma yerine kira karşılığı kalınması yönünde bir tartışma var. Ama sorun hala çözülmedi.’

Bir-iki örnek de Hanna verdi: ‘Kamışlı’nın dışında bir eğitim tesisi (sürücü kursu) 5 yıldır YPG’nin elinde. Nihayet bir anlaşma sağlandı ve 2019’un sonunda okul boşaltılacak.’

Azadyan da Serekaniye ve Kamışlı’dan örnekler verdi:

‘20 gün önce Serekaniye’de kiliseye ait binaya YPG adına el konuldu. Kişisel bir mülk olsaydı belki bu kadar tepki çekmezdi. Şu anda bunu çözmek için çalışıyoruz. Aynı şekilde Serekaniye’de bir kısmı Asfar Neccar’a ait olmak üzere sivillere ait arsa ve arazilere el konuldu. Kamışlı’daki mahkeme gasp edilen bir araziyle ilgili yürütmeyi durdurma kararı verdi. Karara uyuldu. Fakat mülk devletin kontrol ettiği bölgede. O yüzden inşaat yeniden başlarsa özerk idare bir şey yapamaz.”

Fehim Taştekin devam eden yazısında, Hristiyanların da bedel ödediğini, buna karşın mallarının da gaspa uğradığı şu sözleri aktardı:

“Hristiyan temsilcilere, ‘Kürtler bedel ödedi, savaş halindeyken işgal normaldir’ yaklaşımını hatırlattım. Yüzler asıldı. Sustular. Bir tek Lahda Davud konuştu: ‘Bunu kabul edemeyiz. Ben de iki oğlumu şehit verdim. Süryani Askeri Meclisi’nin saflarında Rakka’da savaştılar. Nüfusumuz çok az, sayımıza oranla herkes kadar bedel ödedik.”’

Hristiyanların durumu ‘ihanet’ ya da ‘sadakat’ parantezine alınamayacak kadar kırılgan. Sözün gelimi beş kardeşten üçü rejimle, ikisi özerk yönetimle çalışıyor. İki taraf da aynı genci kendi kışlasında askere çağırıyor.”


https://odatv.com/pkk-hristiyanlarin-mallarini-nasil-gasp-etti-26071923.html

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: