İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ünlü tarihçiden Ermeni Diasporası yorumu! ‘Türkiye uluslararası meydana 1-0 mağlup çıkmaktadır’

***HyeTert, bu kaynağın ve/veya içeriğin yanlış ve/veya yanıltıcı bilgiler ve/veya soykırım inkarcılığı, ırkçılık, ayrımcılık ya da nefret suçu içerdiği/yaydığı kanısındadır. Metni paylaşmadan önce bu uyarıları göz önüne alarak, içeriği ve/veya kaynağı güvenilir kaynaklardan kontrol ediniz.***
 

Ermeni terörünü ve Ermeni meselesini yeniakit.com.tr’ye değerlendiren, Tarihçi Dr. Gürsoy Solmaz, “Ermeni Diasporası Türkiye’nin Uluslararası ilişkilerinde yaptığı imaj karalama, sözde soykırımın tanınması yolundaki propagandalarla günden güne güçlenmiş ve bugün Türkiye’yi tehdit eden önemli faktörlerden birisi olmuştur.” diye konuştu.

27 Temmuz 1983 te Lizbon’da bulunan Türk Büyükelçiliği 5 Ermeni tarafından basılmış, Büyükelçilik Maslahatgüzarı’nın eşi Cahide Mıhçıoğlu öldürülmüştü. Ermenilerin giriştikleri kanlı ve kansız eylemler hakkında konuşan Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Gürsoy Solmaz, şu ifadeleri kullandı: “Ermeni Diasporası, dünyanın dört bir tarafında Türkiye’nin imajını karalamak için basın, yayın, tiyatro ve konferanslar düzenlemiş, Türkiye’ye ve Türklere karşı terör girişimlerini organize etmiştir.”

“Nüfus çoğunluğunu kazanmak adına Müslümanları katlettiler!”

Ermenilerin, Selçuklular’ın Anadolu’ya yerleşmelerinden rahatsız olmadığını, lakin o dönemde dahi fırsat buldukça arkadan vurmaya ve fırsatları değerlendirmeye çalıştıklarını belirten Solmaz, sözlerine şöyle devam etti: “Osmanlı yönetiminde ‘kavm-i sadıka’ sadakatli kavim diye adlandırılan Ermeniler, devletin her türlü imkânlarından yararlanmıştır. Ayastefanos ve sonrasında da Berlin anlaşmalarında Ermenilik gündeme gelmiş ve gelişen olaylar bu Hristiyan azınlığın, Hristiyan devletlerce desteklenmesiyle birleşmiştir. Bunun ardından Birinci Dünya Harbi esnasında ve sonrasında nüfus çoğunluğunu kazanmak düşüncesiyle Van, Kars, Erzurum, Bayburt ve çevresi vilayetlerde Müslüman halka toplu katliamlar yapılarak hunharca cinayetler işlenmiştir. Lozan Antlaşması’yla isteyenler Türkiye’den ayrılarak başta Fransa olmak üzere değişik ülkelere gitmişlerdir. Bu ülkelerde toplu ve bir arada olduklarını vurgulamak adına diaspora faaliyetlerine başlamış günümüze kadar da devam ettirmişlerdir. Öteki medeniyetin dini yaklaşımlarıyla yaptıkları onca zulüm görmezden gelinmiş, Türkler’in onlara katliamlar yaptıklarını, soykırıma uğratıldıklarını iddia etmişlerdir. Oysa bugüne kadar uğradıkları toplu ölümlere ait herhangi bir toplu mezara rastlanmamıştır.”

“Ermeni Diasporası, Ermenistan dış politikasını yürüten bir kuruluştur!”

“Ermenilerin 1915’te Osmanlı Devleti tarafından soykırıma uğradığı iddialarıyla yurt dışında yaşayan Ermenileri ortak propagandayla bir çatı altında toplayan Ermeni Diasporası, Türkiye’nin dış politikasını ve diğer ülkelerle ilişkilerini etkileyebilecek bir konuma yükselmiştir.” diyen Tarihçi Gürsoy Solmaz, değerlendirmelerini şu ifadelerle sürdürdü: “‘Yahudilerin ana yurtlarından ayrılarak yabancı ülkelerde yerleşen kolları, kopuntu’ anlamına gelen diaspora kelimesi, 20.yy ortalarında Ermeniler’in de sahiplendiği bir kelime olarak siyasi niteliğe bürünmüştür. Ermeni Diasporası, dünyanın dört bir tarafında Türkiye’nin imajını karalamak için basın, yayın, tiyatro ve konferanslar düzenlemiş, Türkiye’ye ve Türklere karşı terör girişimlerini organize etmiştir. Diaspora, 20.yy sonlarında ve günümüzde ise tamamen yurt dışındaki Ermeni faaliyetlerini organize eden ve Ermenistan dış politikasını yürüten bir kuruluşa dönüşmüştür.”

“Türkiye uluslararası meydana 1-0 mağlup çıkmaktadır!”

Tarihçi Gürsoy Solmaz, Ermeni Diasporası’nın Türkiye’nin AB’ye girmesini de etkileyebileceğini belirterek şöyle konuştu: “Ermeni Diasporası, Türkiye’nin Uluslararası ilişkilerinde yaptığı imaj karalama, sözde soykırımın tanınması yolundaki propagandalarla günden güne güçlenmiş ve bugün Türkiye’yi tehdit eden önemli faktörlerden birisi olmuştur. Elbette bu hususta Müslüman Türkiye’yi Hıristiyan alemi ile köşeye sıkıştırma politikasını da unutmamalıyız. Bu bakımndan Türkiye, uluslararası meydanda olaya 1-0 mağlup takımlar gibi çıkmaktadır. Lozan Konferansı’nda isteklerine ulaşamayan Ermeni Diasporası, 1965 yılında, sözde ‘Ermeni Soykırımı’nın 50.yıldönümünde yeni bir imaja bürünmüş ‘Büyük Ermenistan’ ve sözde ‘soykırım’ın tanınması istekleriyle gündeme gelmiş ve bundan sonraki faaliyetlerini de bu yönde sürdürmüştür.”

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: