İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bülent Orakoğlu: ASALA saldırıları yeniden mi başlıyor?

***HyeTert, bu kaynağın ve/veya içeriğin yanlış ve/veya yanıltıcı bilgiler ve/veya soykırım inkarcılığı, ırkçılık, ayrımcılık ya da nefret suçu içerdiği/yaydığı kanısındadır. Metni paylaşmadan önce bu uyarıları göz önüne alarak, içeriği ve/veya kaynağı güvenilir kaynaklardan kontrol ediniz.***
Bülent Orakoğlu

70’li yıllar Türkiye’nin ABD ile ters düştüğü yıllardı. İlk gerilim haşhaş ekimi nedeniyle çıkmıştı. Türkiye’de CHP – MSP koalisyonu iktidardaydı. Başbakan Bülent Ecevit ABD’nin baskısıyla yasaklanan ‘haşhaş ekimini’ 3 yıl sonra 1974 tarihinde Amerika’ya rağmen serbest bırakmıştı.

Bülent Orakoğlu : ASALA saldırıları yeniden mi başlıyor? Haber Merkezi 17 Temmuz 2019, Çarşamba Yeni Şafak ASALA saldırıları yeniden mi başlıyor? yazısının sesli anlatımı ve tüm Bülent Orakoğlu yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Ardından yine Amerika’ya rağmen 19 gün sonra tarihi bir karara imza attı koalisyon hükümeti. 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Barış Harekâtı başlatıldı. Kıbrıs Türklerine yönelik EOKA zulmüne son veren o harekât başarıya ulaşmıştı ulaşmasına ama Türkiye hedefteydi artık. Amerika hem haşhaş ekimi, hem de Kıbrıs Barış Harekâtı nedeniyle Türkiye’ye ambargo uyguladı. Ancak yaptırımlar bununla sınırlı kalmadı. İlk kez uluslararası bir operasyona imza atan Türkiye’nin başına uluslararası bir terör örgütü musallat edilecekti. Kısa adı ASALA olan Ermenistan’ın Kurtuluşu İçin Ermeni Gizli Ordusu 20 Ocak 1975’te Lübnan’da kuruluşunu ilan etti. O ilanın ardından Türkiye yıllarca sürecek cinayet ve katliamlarla sarsıldı. Böylece sürüp gitti cinayetler zinciri… Ancak diplomatlar, diplomat yakını ve konsolosluk çalışanlarıyla birlikte 35 cinayet işledi ASALA. Yaralı sayısı ise yüzün üzerinde. 4 Temmuz 1994’te ise son cinayetini işledi ASALA. Atina Büyükelçiliği Müsteşarı Ömer Haluk Sipahioğlu’nun şehitlik mertebesine ulaştığı haberi geldi Türkiye’ye.

Peki ama bunca cinayeti ve katliamı nasıl işlemişti ASALA? Kimlerle iş birliği yapmış, kimlerden destek almıştı? ABD, cinayet ve katliamlarıyla gündemde olan ASALA’yı yıllarca terör listesine almadı. Türk diplomatlarına yönelik suikastlarını ve terör saldırılarını görmezden geldi. ABD, dağılma sürecine girdiği dönemde terör örgütü olarak ilan etti ASALA’yı! Yunanistan ve Suriye istihbarat servisleri ise ASALA militanlarına her türlü eğitim, öğrenim, lojistik destek ve kolaylık sağladı. Maddi-manevi katkılarda bulundu. Başta Fransa olmak üzere Avrupa’nın birçok ülkesi de kol kanat gerdi ASALA’ya. Örneğin Nisan 1983’de Fransa’ya giden ASALA Lideri Agop Agopyan fotoğrafından tanınmasına rağmen tutuklanmadı. ASALA, etkin olduğu dönemde terör örgütü PKK ile de güçlü bir iş birliği içine girdi. İşbirliğinin ortak amacı Marksist-Leninist ideoloji doğrultusunda Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bir devlet kurulmasıydı. İki örgütün hedef aldığı bölgeler ve hedefleri örtüşüyordu. Teröristbaşı Abdullah Öcalan da 1988 yılında PKK – ASALA iş birliğini itiraf etmişti. Öcalan, o yıl gazeteci Mehmet Ali Birand’a verdiği röportajda, “ASALA ile birkaç görüşme oldu. Sivillere yönelik eylemlerinin zararlı olduğunu gördük, dolayısıyla da 1982’lerde olmaz dedik, bıraktık” demişti.

Türkiye’nin başına bela olan terör örgütleri her zaman dış güçler tarafından maşa olarak kullanıldı. Şimdi PKK, PYD, DAEŞ, DHKP-C nasıl yönlendiriliyorsa, bir dönem de ASALA terör örgütü aynı şekilde yönlendiriliyordu. İşin ilginç yanı PKK terör örgütünün ortaya çıkmasıyla ASALA esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmuştu. ASALA’nın geride kalan kadrolarının halen terör örgütü içinde faaliyet gösterdikleri güvenilir kaynaklarca ileri sürülüyor.

1994 yılından bu yana Türk diplomatlarını hedef alan bir saldırı olmamıştı. Bugün Erbil’de gerçekleştirilen saldırıyı bu anlamda nasıl okumalıyız? Bu saldırılar yeniden mi başlıyor, devamı gelecek mi? Şüphesiz hayır! Türkiye Terörle Mücadele Konsepti’nin değiştirildiğini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarıyla öğrenmişti. Özellikle, terörle mücadele stratejisinde, “tehdidin Türkiye sınırları içinde yok edilmesi” yaklaşımından, “kaynağında ve oluştuğu yerde yok etme” ve ayrıca “kesintisiz operasyon” anlayışına geçilmesiyle, DEAŞ ve PKK terör örgütleri ile mücadelede çok önemli başarılar sağlandı. Yerli ve milli silah sistemleri ile donatılmış TSK’nin terörle mücadele kapsamında yurt içi ve sınır ötesinde Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Pençe Harekatları başta olmak üzere düzenlenen operasyonlarda PKK/PYD terör örgütüne karşı Kandil’de bir ilk olarak çok önemli başarılar elde edildi. Örgüt Kandil’de kuşatılarak bitme noktasına getirildi. Türkiye Pençe ve Pençe-2 operasyonları ile Irak’ta Kandil’den uzanan terör koridorunu parçalayarak ABD’ye de büyük darbe vurmuş olacak.

Tüm bölgede sıkışan gün geçtikçe tecridi artan ve istenmeyen örgüte dönüşen PKK, çıkış yolunu “Güney Kürdistan Öz savunma Güçleri” (GKÖSG) tipi kontra örgütçüklerin saldırılarında arıyor. Etrafındaki çemberin daraldığını gören örgüt bireysel terör eylemlerine sarılmaya başladı. Aslında bu türden girişimlerle daha büyük felaketlerle karşılaşmalarının önünü açtıklarının farkında değiller! PKK’nın Irak’ın kuzeyinde oluşturduğu “Güney Kürdistan Öz savunma Güçleri” (GKÖSG) hem Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ve hem de Türkiye açısından tehlikeli olarak görülüyor. Daha çok küçük gruplar halinde saldırılara girişecek olan örgütün ana hedefi TSK’nın üsleri ve mevzileri ile Türk Devleti’nin kuruluşlarıdır.

Öncelikle Erbil saldırısına ilişkin dikkat çeken ayrıntı, suikastı gerçekleştiren teröristin susturucu takılı silahlarla ve iki elini de kullanarak ateş açması. Teröristin gerçekten çok profesyonel olduğunu gösterir ve böyle bir saldırıyı gerçekleştiren terörist, istihbarat servisleri ve özel kuvvetlerin eğitiminden geçmiş olması gerekir. Burada olası azmettirici ve eğitimci ülke gizli servislerini de unutmamalıyız. (CIA ve MOSSAD) PKK’nın, Erbil’deki Türk Misyonu’nu hedef almasının iki önemli sebebi var. Birinci nedenPeşmerge Kürt Yönetimi’nin Pençe-2 operasyonuna yol vererek Türkiye’yle yaptığı işbirliğini bozmak. İkinci neden ise Pençe-2 operasyonu. TSK’nın bölgede yürüttüğü kapsamlı askeri harekatla Kandil’i köşeye sıkıştırdığı gibi alan daraltarak, örgütü hareket edemez hale getirmiş olması.


Yeni Şafak

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: