İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

“İnanç Özgürlüğü İçin Köklü Bir Değişime İhtiyaç Var”

İnanç Özgürlüğü Girişimi raporunda, bölgedeki çatışmalı ortamın Ermeni ve Süryanilerin varlıklarını sürdürebilmelerine engel olduğuna dikkat çekildi.
İnanç Özgürlüğü Girişimi’nin hazırladığı, “Hak Ve Eşitliğin Peşinde Türkiye’de İnanç Özgürlüğü Hakkını İzleme Raporu Ocak 2016- Mart 2019” raporu yayımlandı.
TIKLAYIN – Raporun tamamını okuyun
Raporda, din veya inanç topluluklarının dinî liderlerini seçme ve atamaları konusunda kısıtlamalar belirli topluluklar için geçerli olmaya devam ettiği belirtildi. Raporda öne çıkanlar şöyle:
*Başta cem evleri, Protestan kiliseleri ve Yehova Şahitlerinin ibadet yerleri olmak üzere resmî ibadet yeri statüsünün tanınması konusunda engeller sistematik bir şekilde sürmektedir. Bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından alınmış kararlarda benzer ihlallerin gerçekleşmemesi için Hükümet tarafından alınması öngörülen genel önlemler alınmadı.
*Din veya inanç topluluklarının dinî liderlerini seçme ve atamaları konusunda kısıtlamalar belirli topluluklar için geçerli olmaya devam etmektedir.
*Türkiye eğitim alanındaki görevlerini yerine getirirken çocukların düşünce, din ve vicdan özgürlüğü hakkı ve ebeveynlerin çocuklarını kendi dini ve felsefi görüşlerine saygı gösterme yükümlülüklerini tam olarak yerine getiren bir eğitim sistemini halen kurabilmiş değildir.
*Temmuz 2015 tarihinde başlayan ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin çeşitli illerinde devam eden güvenlik operasyonları ve sonrasında gelişen olaylar bölgede can kaybı, kültürel mirasın zarar görmesi ve başka ciddi ve yaygın insan hakları ihlallerine yol açmıştır.
“Çatışmalar kaygı verici”
*Diyarbakır’ın Sur Mahallesi’nde yoğun bir şekilde yaşanan çatışmalar sırasında ve sonrasında yaşanan süreçte din veya inanç özgürlüğünü etkileyen gelişmeler yaşanmıştır ve bunların etkisinin halen sürdüğü görülmektedir.
* Yaşanan kayıpların Sur ilçesinde küçük bir nüfusa sahip olan Ermeni ve Süryani cemaatlerinin üzerindeki etkisi kuşkusuz ağır olmuştur ve bu toplulukların Diyarbakır’da gelişerek varlıklarını sürdürebilmeleri konusunda kaygı vericidir.
*Başta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları olmak üzere uluslararası insan hakları koruma mekanizmalarının din veya inanç özgürlüğü hakkı ile bağlantılı olarak vermiş oldukları karar ve tavsiyeler etkili bir şekilde hayata geçirilmemektedir.
“İnanç Özgürlüğü için mevzuatta değişiklik yapılmalı”
* Zorunlu Din Kültürü Ahlak Bilgisi dersleri, vicdani ret, ibadet yerlerinin statüsü ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaynaklarının Alevi toplumuna yönelik din hizmetlerine aktarılmaması ile ilgili kararlara ilişkin genel önlemlerin etkili bir şekilde uygulanması Türkiye’de din veya inanç özgürlüğünün korunmasında önemli ölçüde iyileşme sağlayabilecek niteliktedir. Bu sebeple kamu kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası insan hakları izleme kuruluşları için bu kararların icrasının izlenmesi önceliklendirilmelidir.
* Türkiye’nin din veya inanç özgürlüğü alanında gerek uluslararası insan hakları sözleşmeleri ve Lozan Antlaşması gerekse Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndan kaynaklanan önemli insan hakları yükümlülükleri bulunmaktadır.
* Öte yandan eski ve yeni pek çok inanç özgürlüğü meselesi mevzuat ve uygulama değişikliği ile halen çözüm beklemektedir.
* Raporda ayrıntılı bir şekilde ortaya konan bulgular herkesin din veya inanç özgürlüğü hakkının etkili bir şekilde korunmasının güvence altına alınması için insan hakları standartlarını temel alan ve kapsayıcı bir danışma süreciyle hayata geçirilecek köklü bir dönüşüme ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir.

Rapordan teknik detaylar
Türkiye’de İnanç Özgürlüğü Hakkını İzleme Projesi’nin ana etkinlikleri izleme, belgeleme, raporlama ve çözüm önerilerinin geliştirilmesinde oluşmaktadır. Türkiye’de İnanç Özgürlüğü Hakkını İzleme Raporu (Ocak 2016-Mart 2019) Dr. Mine Yıldırım tarafından kaleme alınmıştır. Mine Yıldırım Norveç Helsinki Komitesi: İnanç Özgürlüğü Girişimi proje yöneticisidir.
İnanç özgürlüğü alanında çeşitli çalışmaları ve uluslararası ve ulusal yayınlarda yazıları bulunan Yıldırım “Uluslararası İnsan Hakları Hukukunda Din veya İnanç Özgürlüğünün Kolektif Boyutu ve Bulguların Türkiye Vak’asına Uygulanması başlıklı doktora teziyle Finlandiya’da bulunan AAbo Akademi Üniversitesi İnsan Hakları Enstitüsü’nde doktora ünvanını kazanmıştır.
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu Din veya İnanç Özgürlüğü Uzmanlar Paneli üyesidir.

İnanç Özgürlüğü Girişimi Hakkında
İnanç Özgürlüğü Girişimi Türkiye’de düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkının herkes için korunması amacıyla çalışmalar yürüten bir insan hakları projesidir.
Projenin temel etkinlikleri izleme, belgeleme, raporlama ve çözüm önerilerinin geliştirilmesinden oluşmaktadır. Proje kapsamında Türkiye’de inanç özgürlüğü hakkının korunmasına ilişkin yasal ve idari gelişmeler, yargı yararları ve uluslararası insan hakları mekanizmalarının karar ve görüşleri izlenmektedir.
Gelişmeleri sistematik ve insan hakları temelli bir şekilde sunan yıllık raporların yanı sıra savunu raporları ve üçüncü taraf gözlemleri aracılığıyla insan hakları uyum denetimi izleme süreçlerine katkı yapmaktadır. İnanç özgürlüğünün etkili bir şekilde korunmasının önündeki bağlam kaynaklı meseleleri çeşitli yönleriyle ele almak ve farklı paydaşları bir araya getirmek amacıyla çalıştaylar ve konferanslar düzenlemektedir.
Proje bir insan hakları projesi olarak herkesin düşünce, din veya inanç özgürlüğüne sahip olduğu
2013 itibariyle Norveç Helsinki Komitesi ile işbirliği yapmaya başlamıştır. Projenin temel aktiviteleri Norveç Dışişleri Bakanlığı’nın fonuyla yürütülmektedir.

(EMK)


bianet

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: