İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İstanbul’u Bir de Onlardan Dinleyelim! Geçmişten Günümüze İstanbul İçin Yazılmış 13 Yabancı Şarkı

Buket Gündoğmuş

İstanbul üzerine neler yazılmadı neler söylenmedi ki… Bu listeyi Türkçe yapsak dünyanın en uzun içeriği olurdu herhalde ama bugün sizlerle İstanbul’u anlatan yabancı şarkıları anlatıyoruz. Bakalım neler varmış?

1. The Four Lads – Istanbul: Mega şehir için yazılmış, en çok bilinen şarkı bu yanılmıyorsak. 1953’te yazılan şarkı oldukça eğlenceli ve ironik. Mutlaka dinleyin…

2. Loreena McKennitt – The Gates of Istanbul: Ülkemizde çok sevilen şarkıcının İstanbul’dan ne kadar çok etkilendiğini bu şarkıdan anlayabilirsiniz.

3. Marc Aryan – İstanbul: Ermeni asıllı Belçikalı şarkıcı Marc Aryan, tam bir Türkiye ve İstanbul aşığıymış. Bu şarkı ilk çıktığı zamanlar radyolarda hep çalıyormuş ve ülkemizin kalbine taht kurmuş.

4. Nanu – Oh Istanbul: Yine radyolardan aşina olduğumuz bir şarkı daha…

5. Tom Waits – Telephone Call From Istanbul: Grammy ödüllü Amerikalı şarkıcı Tom Waits de 1987 yılındaki Frank’s Wild Years albümünde ‘Telephone Call from Istanbul’ adındaki bir şarkıya yer vermişti…

6. Freddy Quinn – Istanbul ist weit 1980: Özellikle 1950 ve 1960’lı yıllarda Avrupa’da oldukça popüler olan Avusturyalı şarkıcı, İstanbul’un boğazına, minarelerine oldukça hayran.

7. Eartha Kitt – Uska Dara: İddia ediyoruz Üsküdar’a giderken şarkısını hiç böyle duymadınız. Hele o çadırımın üstüne şıp dedi damladı deyişi… Allah için izleyin 🙂

8. Brooklyn Funk Essentials – Istanbul Twilight: İşte içinizi kıpır kıpır edecek bir şarkı, tıpkı İstanbul gibi. New Yorklu dünyaca ünlü funk, jazz ve hiphop grubunun Laço Tayfa ile düeti…

9. Brazzaville – Bosphorus: Grup üyesi David Brown bir gün İstanbul’a gelir ve tesadüfen Özgecan Tapa isimli bir kızla tanışır. Üzerine bu şarkıyı yazar ve klibinde de Özgecan’ı oynatır.

Brazzaville’in bu şarkısının ilginç bir hikayesi var. Özgecan, David’e Almanya’ya okumaya gideceğim” diyor. David ise “Artık geri dönmezsin herhalde.” deyince, Özgecan, “Ben Boğaziçi’yle nişanlıyım. Her ne olursa olsun buraya döneceğim. Çünkü yüzüğümü boğazın sularına atarak ’Tekrar dönmek dileğiyle’ dedim ve boğazla nişanlandım.” diyor ve bunun üzerine Brazzaville, Bosphorus şarkısını besteliyor ve klibinde Özgecan Tapa’yı oynatıyor.

Sözler ise şu şekilde:

“Boğaziçi ile evli

Yüzüğünü attı, sonra bir öpücük kondurdu

Osmanlılara ve Bizanslara,

denizin altında yatıyor.

Pembe ve sarı bir yazlık elbise giymişti.

Saçlarını sadece bir şair gibi saklamış.

O yol boyunca Almanya’ya gitti.

Trenler ve soğuk karanlık deniz

Sabah güneşi ve bir sigara

İstiklal Caddesi’nde

Sis ve minik minareler.

Siluet içindeki bütün kubbeler.”

10. Morrissey – Istanbul: Ezanla başlayan ve İstanbul sokaklarından ses kayıtları içeren bu şarkı için Morrissey, “İstanbul’da bulunmak benim iyi şansım. Sevginiz, verdiğiniz ilham ve her şey için çok teşekkür ederim” demişti.

11. Marc Almond – She took my soul in Istanbul: Ünlü müzisyen bu şarkıyı İstanbul’u hiç görmeden yazmış. Sonrasında ise İstanbul’la ilgili farklı bir öyküsü olmuş.

Marc Almond’un The Stars We Are adlı 1988 tarihli albümünde Billy McGee ile birlikte yazdıkları, She Took My Soul In Istanbul adlı bir parça yer alıyor. “Tainted Love”adlı otobiyografisinde şunları anlatmış: “Daha önce hiç Türkiye’de bulunmamıştım, ama İstanbul’la ilgili bir şarkı yazınca oraya gitmemin iyi olacağını düşündüm. ‘Hiç olmazsa beni etkileyen bir yer diyebilirim,’ dedim. Hemen arkadaşım Jane Rollink’i taktım koluma ve bir uçağa atlayıp beraber İstanbul’a gittik. Varınca hemen Pera Palas Oteli’ndeki muhteşem Agatha Christie süitine yerleştik. Akşam da aynı hızla şehrin gece hayatına daldık; ucuz göbek dansı kabarelerine, tehlikeli kulüplere girip çıktık. Jane habire suratının önünde kıvırtan bir dansözün midesini gördükçe, “Ne halt etmeye geldim buralara ben” diye söylenip durdu. Joint içemediği için daha da umutsuz durumdaydı aslında. Yanında getirmeye cesaret edememişti: ‘Ben Midnight Express’i seyretmiş biriyim!…’ Bir akşam da İstanbul’un tuhaf isimli premiergay klübü VAT69’u ziyaret etmeye karar verdik (Adı niye öyle, sormayın). Tam kulüpten içeri gireceğimiz sırada, kendimizi birden loş bir arka odaya sürüklenirken bulduk. Aynı anda adamın biri de kapıyı arkamızdan kapatmaya çalışıyordu. Panik halinde, bizi çekip duran onca adamı ittirerek arkamızı dönmeye çalıştık, sonrada güç bela dışarı çıkmayı başardık. Muhtemelen bizi keselemek veya özel bir Türk masajı yapmak istiyorlardı –ki hiç şüphem yok, ikisi de farksızdı. Tekrar sokağa çıktığımızda yine bir grup Türk, el kol hareketleriyle, bir yandan da bağıra çağıra bizi içeri sokmaya çalıştı. Oradan uzaklaşıp bir taksiyi durdurmayı başardığımızda adamlar hâlâ ‘gelin gelin, içerde iyi vakit geçirirsiniz’ diye bağırıyorlardı. Eminim, öyleydi. Dönüşümüze yakın, plağın iç kapağına koymak için Sultanahmet Camii önünde bir fotoğraf çektirmek istiyordum. Hemen hazırlık yaptık ve çarçabuk fotoğraf işini da hallettikten sonra atladık uçağa, Londra’ya döndük. İstanbul pek hayalimde canlandırdığım gibi bir yer çıkmadı. Bir yığın inşaat halinde bina kaplamıştı ortalığı. Şu anda birçok güzel sarayın alışveriş merkezi yapılmak üzere yerle bir edildiğinden eminim.(Duymuşsunuzdur belki; alışveriş merkezleri kişisel nefret listemin başlarında gelir.) ‘She Took My Soul in Istanbul’ sonradan Türkiye listelerinde bir numaraya kadar yükselmişti. Doğrusu bu bana biraz tuhaf geldi; hiçbir yerde single olarak çıkmamıştı çünkü.”[4]

https://onedio.com/haber/istanbul-u-bir-de-onlardan-dinleyelim-gecmisten-gunumuze-istanbul-icin-yazilmis-13-yabanci-sarki-880334

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: