İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bir türküdür Diyarbakır

Bir yandan dillere pelesenk olmuş türküleri

Bir yandan tarihe meydan okuyan surları 

Sıcak, samimi, içten insanları 

Dicle Köprüsü’nden geçerken Suzan Suzi’nin türküsü dolanır dilime

Dicle’nin serin sularına bakarken, saçlarıma kumlar dolar…  

Suzan ve Adil’in aşkı gelir aklıma acı sonla biten aşka üzülürüm. 

Çok uzun zaman oldu Diyarbakır’a gitmeyeli. Daha doğrusu gezebilmek için böyle bir fırsatım olmamıştı. Diyarbakır’a hep haber için gittim bugüne kadar. İçinde bu kadar güzellikler barındırdığını bu gezide öğrendim. Bakmak ve görmek arasındaki o kalın çizgiyi bir iskemlenin üzerinde çay yudumlarken anladım. 

MEDENİYET ÜSTÜNDE MEDENİYET

Şehrin merkezinde Ulu bir mabet, Taç kapıdan içeri girince içiniz huzur doluyor. Görkemine inanamıyorsunuz. Caminin tarihçesini okudukça büyülenmemek elde değil… Ulu Cami, tüm kadim dinlere ev sahipliği yapmış… Hz. Musa zamanında Sinagog, Hz. İsa zamanında kilise, Hz. Ömer zamanında sahabelerin Diyarbakır’ı almasıyla camiye çevrilmiş. Roma zamanında kalan sütunları, kare planlı minaresi, ortasında bulunan şadırvanları ve güneş saatiyle harika fotoğraflar çekebileceğiniz bir yer.

ZİNCİRİYE KONAĞI’NDA KAHVALTI

Zinciriye Medresesi yanında Ulu Cami’nin hemen arkasında harika bir konak. Aslında iki konağın birleştirilmesiyle yapılmış güzel bir yer. Bir zamanların bey konağı… Restorasyon çalışmaları sonucunda turizme kazandırılmış. Muazzam bir kahvaltı yaptık. Kavurmalı yumurtasından, Diyarbakır peynirine, acılı ezmesinden, murtağuna ve daha çok lezzet üzerine bir de sıcacık tırnaklı pidesi yok mu? İnanılmaz bir kahvaltının ardından gezimize devam ediyoruz.   

Asıl adı Semanoğlu Köşkü… 15. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen köşk, Akkoyunlular işçiliği taşıyor. Mustafa Kemal Atatürk, 16. Kolordu Komutanı olarak 11 ay bu köşkte kalmış. 1926’da Atatürk’e, “Fahri Hemşeri” unvanı veriliyor ve köşk satın alınarak Atatürk’e hediye ediliyor. Köşkün acil bir tadilata ihtiyacı var. Tavanları dökülmeye başlamış, umarım bir an önce eski görkemine kavuşur. Bahçesinde hoş vakit geçirebileceğiniz bir yer. 

KIRKLAR DAĞI EFSANESİ

Diyarbakır’ın önde gelen Süryani bir ailesinin çocuğu olmuyormuş. Hangi âlime, hangi hekime gitmişlerse de bir türlü çocuk sahibi olamamışlar. Müslüman komşuları, Kırklar Dağı ziyaretine gitmelerini ve çocukları olması için adak adamaları gerektiğini söylemiş. Gel zaman, git zaman nur topu gibi bir kızları olmuş. Suzan koymuşlar adını. Ailesi her adak zamanı Kırklar Dağı’na gider adaklarını adarlarmış. Suzan, artık kocaman bir kız olmuş, ailesi yaşlandığı için de adaklarını artık Suzan’ın kestirmesini söylemiş. Ziyarete giden Suzan, orada Adil adında Müslüman bir genci görmüş ve birbirlerine âşık olmuşlar. İlk görüşte aşkın etkisiyle dağın arkasına geçen geçler, orada birlikte olmuşlar. Ama unuttukları bir şey vardı. Kırklar Dağı Ziyareti bu durumu affetmeyecekti. Bir gece çarpılan Suzi, kâbuslar, karabasanlar görmeye başlamış. Günlerce devam eden bu durum sonucunda, bir türlü iyileşemeyen Suzi, kendini Dicle Nehri üzerindeki (Dicle Köprüsü) On gözlü köprüden sulara bırakmış oracıkta hayatını kaybetmiş. Bu acıya dayanamayan Adilde bir süre sonra aynı yerden kendini sulara bırakmış. İşte Suzan Suzi, şarkısının acı hikâyesi böyledir.

CİĞERCİDE KAHVALTI

Herkes Hasan Paşa Hanı’nda kahvaltı yapmayı sever. Ama ben ikinci güne ciğer ile başladım. Sevgili Cemil Çelikten Ağabeyim bize harika ciğerler hazırladı. Beni tanıyanlar bilir, ben Diyarbakır’da yapılan ciğere bayılırım. O ciğerler köz ile birleşti mi bir de sıcacık lavaş ekmeği tarifsiz bir lezzet. Ama bu kez farklı bir ciğerin tadına baktık. Gömlek yağına soğan ile sarılan ciğerler bir efsaneydi. Siz de muhakkak Diyarbakır’a gittiğinizde ciğer yemeyi ihmal etmeyin.

SUR İÇİNDE DİYARBAKIR

Diyarbakır’da o kadar gezilmesi gereken yer var ki ama en başında tabii ki surlar geliyor. Yukarıdan bakıldığında bir kalkanbalığını andıran surlar şehrin en önemli yapı taşları, 82 burcu bulunuyor. Ama birçoğu çok kötü durumda. Aklıma şöyle bir fikir geldi, 82 ilimiz o burçlara destekleyicisi olsa… Ve her burca bir ilimizin ismi verilse. Teması barış ve kardeşlik olan kadim şehir tüm illerimizle kardeş olsa. Ne bileyim benimki sadece bir fikir ama hoşuma da gitmedi değil.Daha çok gezilecek han, hamam, konak köprü var ama iki günde tadını çıkara çıkara ancak bu kadar gezebildik. Diyarbakır tekrar görüşmek dileğiyle… Fotoğraflar için Şeyhmus Kızılaslan’a teşekkürler.

https://www.aksam.com.tr/cumartesi/bir-turkudur-diyarbakir/haber-988917

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: