İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

‘Doğanın emrine emanet edin yüreğinizi’

LÜTFİ ÖZGÜNAYDIN

ERZİNCAN-KEMAH

Ve renkleri fark edin yaprağın yeşilini dağın zirvesinde ki karın beyazını, mor çiçeklerin, al çiçeklerin rengine çevirin gözlerinizi… Yürüyün bakın sizi nereye götüreceğim.

Erzincan’dan doğuya doğru gidelim bugün Fırat’ın kıyısından yürüyelim. Önce dilerseniz Girlevik Şelalesi’ne uğrayalım. Otuz bir kilometre yol yapacağız; muhteşemdir şimdi. İlkbaharın renkleri, dallarda kuşlar, dağlarda kar çizgi çizgidir Keşiş dağının tepesinde. Söğüt ağaçları dallarını uzatır yolun üstüne, şelale önünde hazırol da bekler söğütler… Su süzülür kayaların arasından tel tel otlara değer yosunlara değer, muhteşem bir ses dolar kulaklarınıza. O ritime dayanamaz yüreğiniz otur bakar durursunuz suyun düşüşüne…

Dönüşte, Cimin ilçesinin yemyeşil tarlalarının içinden, doğanın güzelliğine uygun biçimde bir tepe yükselir… Altıntepe’dir orası… Yüzyılların içinden günümüze ulaşan kalıntılara, çıkmadan olur mu? Urartu, Bizans ve Osmanlı medeniyetlerin yaşadığı mekan tanıtılsa insanlar koşa koşa gelir, bu yuvarlak tepeye çıkar, tarihin derinliklerinden gelen eserlere bakar, yemyeşil Erzincan Ovası’na hayran olur da gider…

Fırat kıyısından biz yolumuza devam edelim. Fırat bazen köpürür, hırslanır sesi insanın yüreğini ürpertir bazen dingin halı gibi yayılır vadinin tabanına ruhunuzu dinlendirir. Mutu köprüsünü geçince Mercan kasabasına varılır. Oradan yolumuzu Üçpınar köyüne doğru çevirelim… Yıllar önce “Erzincan” kitabını yazarken bu yolu coşkuyla geçmiş Üçpınar (Abrenk) kilisesine ulaşmıştım. Yol yoktu o tepeye çıkmak için çok zorlanmıştım. Tepede klişe bir şapel ve iki dikili taş var. Ermeni klişesi. O dikili taşlara “Haçkar” deniliyormuş, bir nevi kitabe… Geldim anlattım Hürriyet Seyahat ekinde yazdım toprak bir yol yaptı zamanın valisi…

MAMA HATUN TÜRBE VE KERVANSARAYI

Üçpınar’dan Tercan ilçesine Mamahatun Türbe ve kilisesine gidelim. Fırat yine yanınızda dümdüz bir ovayı geçip ülkemizin en önemli değerlerinden Mamahatun Türbe ve Kervansarayı’nda duralım. Kadın hükümdarın eserine ve ilginç türbesine bakalım dinlenelim ve güç toplayalım… Müthiş bir eserdir Mamahatun Kervansarayı ve Türbesi. Saltukoğullarının kadın hükümdarı Mama hatun tarafından yaptırılmıştır.

Oradan Çayırlı’ya Koçbaşı mezarlara gidelim. Yaşam ve ölüm; Çayırlı’daki Başköy mezarlığına giderken iki kavramı yargılayıp durdum. İçimden dedim ki, “Yaşıyorsam benden geriye bir şeyler kalmalı. Bunun için çalışmam, çok çalışmam gerek”.

Başköy’de Akkoyunlu ve Karakoyunlulardan gelen gelenek nedeniyle mezar taşlarında o kişinin yaşamı anlatılır. Kimisinde saz, kimisinde ibrik, kimisinde at, kimisinden kılıç var. Bu simgeler mezarda yatanı anlatır. Bir de koçbaşı mezar taşları var onlar da Akkoyunlulardan gelen bir gelenek.Yaşamlarının anılmasını ister insanoğlu. Onun için” birşeyler kalmalı yaşamdan geriye” diyorum.

Mezar taşlarından sonra Otluk beli ilçesine gitmeliyiz. Bir büyük savaşın yapıldığı alana. Fatih’le Uzun Hasan arasındaki savaş bu ilçenin yakınlarındaki, ovada yapılmış. Ve Otlukbeli’nde dünyanın en ilginç göllerinden Traverten Gölü var. Öylesine zarif ve güzel ki… Travertenler bir set oluşturmuş ve göl öylece oluşmuş. Koruma altında. Dünya da tek… Mutlaka görülmesi gereken yerlerden birisi…

KEMAHA GİDELİM…

Erzincan’ın doğusuna yaptığımız bu geziden dönüp, yine Fırat’ın kıyısından Kemah’a gidelim. Fırat hep yanınızda dağlar, yemyeşil yamaçlar sürüp gidiyor. Fırat’ın sesi her dem değişen sesi kulaklarımızda. Erzincan’dan elli kilometre sonra Kemah’tasınız. Eski Belediye Başkanlarından Hüsamettin Şanal’la konuştuk Kemah’ı; ”Selçuklu’nun Anadolu’ya armağanı Mengücek oğulları diyarı Sancak Şehir Kemah…” dedi ve yöresini anlattı… Kemah hemen Munzur dağlarının önünde, Fırat önünde kale yanı başında dünyanın doğal kalelerinin en önemlilerinden birisi. Bir boğazdan giriyorsunuz Kemah’a… Sağınızda Sultan Melik Türbe ve kümbetleri var. Solunuzda kale ve üzerinde bir görkemli kümbet.

Nereleri gezebilirsiniz, Tanasur Kanyonu, Gülabibey Cami, Tugay Hatun kümbeti, Sultan melik kümbetleri… Kemah’tan yukarı dağlara Munzur’a doğru çıkmak gerek. Karların hiç eksik olmadığı dağların zirvesinin önünde yemşeyil yaylalar var. Sürüler koyunlar ve göçer çadırları süsler bu yaylaları.

Kemah yetiştirdiği insanlarla da tanınan bir ilçe Cumhurbaşkanları bakanlar çok önemli bürokratlar ve bilim adamları da yetişmiş… Köylerden genellikle İstanbul’a inenler iş alanında çok başarılı olmuşlar. Mutlusan Elektrik’in sahibi bütün sosyal çalışmaların içinde yöresi için her zaman çaba gösteren Mustafa Kaçmaz, “Kemahlı İstanbul’da iş alanında çok başarılı olmuştur” diyor…

Fırat’ın kıyısında soğuk sularda bu geziye nokta koyalım. Anlattığım her mekanın fotoğrafını eklemek isterim ama köşe bu kadar. Bu sayıda dört fotoğraf seçtim sizin için.

https://www.aydinlik.com.tr/doganin-emrine-emanet-edin-yureginizi-toplum-haziran-2019

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: