İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

“İstanbul muhteşem bir kaos”

Saffet Emre Tonguç: “İstanbul böyle güzel, İstanbul bütün karmaşasıyla güzel. Muhteşem bir kaos İstanbul. Muhteşem bir karmaşa. Karmaşanın senfonisi ya da harmonisi var burada”

Buket Aydın -Pazardan Pazara

Havalar güzel, hafta sonu İstanbul’da kaldınız diyelim. Peki nereye gideceksiniz? Ömrümüz alışveriş merkezlerinde geçiyor. Oysaki İstanbul dünyanın en güzel şehirlerinden biri; bana göre en güzeli. Peki İstanbul’u hiç hakkını vererek gezdiniz mi? Ben bu röportajdan sonra gezmediğimi anladım. Güneşli bir günde Sultanahmet’te buluştuk Saffet Emre Tonguç’la hem İstanbul önerilerini dinledik hem de Ayrıcalıklı Rotalar dediği Türkiye’nin önemli rotalarının izini sizler için izini sürdük. İyi pazarlar…

Siz “İstanbul’u İstanbullu gibi mi gezmek istersiniz turist gibi mi gezmek istersiniz?” diye soruyormuşsunuz yurt dışından gelen misafirlerinize… Bu ne demek, aradaki fark nedir?

Topkapı, Ayasofya, Sultanahmet tabii ki bunları görmek lazım ama ben şuna inanıyorum; bir şehri keşfetmenin en güzel yolu sokaklarında kaybolmaktan geçiyor. Bu çerçevede de bu şehirde sokaklarında kaybolacak çok sayıda semt bulunuyor.

“Hikayeleri bilince şehri gezmek çok daha keyifli”

– Mesela?

“Yerel biri gibi gezmek istiyoruz” dediklerinde götürdüğüm yer Fener, Balat. Çünkü hep şunu söylüyorlar, “Floransa’da kilometre kareye düşen tarihi eser sayısı dünyadaki en büyük rakam”. Bir kere Floransa’da sırf Katolik kilisesi görüyorsunuz. Fener- Balat sokaklarında Fener Rum Patrikhanesi de var. Yani doğu kilisesinin merkezi de var, İstanbul’un en eski sinagogu Ahrida da var. Ermeni kilisesi de, Bulgar Demir Kilisesi de, çok sayıda camii de var. Ki Mimar Sinan’ın yaptığı camiler de bunların arasında. İstanbul’un 1600 yıllık surlarını da görüyorsunuz, en olağanüstü yapılarından biri olan Fener Rum Lisesini de. Aynı zamanda Moğolların Meryem’i Kilisesi vardır ki en büyük özelliği şudur; Bizans dönemindeki bütün kiliseleri Fatih zamanında camiye çeviriyorlar. Fatih Sultan Mehmet’in özel fermanıyla kiliseden camiye çevrilmeyen yegane eserdir. O yüzden de Moğolların Meryem’i Kilisesi de sürpriz mücevherlerden biri olarak ara sokaklardan karşınıza çıkar. Ve Fener’in sokaklarındaki o dükkanlar, kafeler hafta sonu geçirmek için, bayram geçirmek için ideal yerler arasında. Balat keza bana göre İstanbul’un dokusunu hala korumuş ender yerlerinden biridir. Çünkü geçmişte Yahudi semti olarak bilinen bir yer. Bugün hala Musevi hastanesinin Balat’ta olması bir tesadüf değil. Eğer hikayeleri bilirsek çok daha keyifli bir hale geliyor bu şehri gezmek…

– Yeditepeli şehir İstanbul diyoruz ya buraya neden yedi tepe?

Çünkü Roma, yedi tepe üzerine kurulmuş. Burayı kuran Konstantin diyor ki; “Burası Yeni Roma olacak”. O yüzden de şehrin yeni adı Nova Roma’dır. Ve surların içinde yedi tepeye kuruyorlar şehri. Ve ben soruyorum tepelerden birinin adını söyleyin diye. Herkes bu tuzak soruyu Çamlıca diye yanıtlıyor oysa bütün yedi tepe tarihi Yarımada’dadır.

– Tepelerin yedisi de Suriçi’nde mi yani?

Suriçi’nde evet. Osmanlılar da yedi tepeye yedi cami yapıyorlar. Birinci tepede şu anda Sultanahmet Camii var. İkinci tepe Nuri Osmaniye’nin olduğu Çemberlitaş’dır. Üçüncü tepe İstanbul’un en görkemli camilerinden biri olan İstanbul’un en büyük külliyesine sahip Süleymaniye’dir. Dört minaresi vardır çünkü İstanbul’un fethinden sonraki 4. Sultan’dır. 10 tane şerefesi vardır çünkü Osmanlı’nın kuruluşundan itibaren 10. Sultandır. Dördüncü tepe Fatih Camii’nin olduğu Fatih Tepesi’dir. Beşinci tepe Çarşamba’daki Yavuz Sultan Selim’dir. Altıncı tepe büyük aşkın kahramanı için yapılan cami deyince herkesin bildiği Mihrimah Sultan’dır. Yedinci tepeyi soruyorum ona da kimseden cevap gelmiyor, hiç kimsenin bilmediği bir tepedir yedincisi; Cerrahpaşa’dır. Orada da Haseki Hürrem Külliyesi vardır. Yani insanların yapabileceği turlardan bir tanesi de “Yedi tepe yedi cami” olabilir.

5cfc3be0ec10bb24bcd9e07f

– Rehbersiz gezmek zor geliyor sanırım.

Bugün aslında bir rehbere ihtiyaçları yok bugün hani hep diyorlar ya işte şehri gezmek pahalı, rehber tutmamız lazım para harcamamız lazım, hiç pahalı değil. Bir tane İstanbul kart alsınlar. Bütün metrolarda, gemilerde, otobüslerde geçerli. Bir tane müze kartı alsınlar 70 liraya bir sene boyunca Türkiye’deki neredeyse bütün müzelere, Kapadokya’sından Nemrut’una kadar Göbeklitepe’sinden Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’ne kadar hepsi parasız. Bugün Ayasofya 60 lira, Topkapı 60 lira. Siz 70 liraya bir sene boyunca neredeyse bütün müzeleri geziyorsunuz.

– Sizin uygulamanız da var sanırım kitaplarınızın yanı sıra…

“Piri Guide” benim uygulamam. Bütün bu turları yükledik Piri’ye canlı canlı kaydettik. Adım adım Kuzguncuk, Cihangir, Çukurcuma, Karaköy, Fener, Balat, tarihi yarımada hepsini dolaşabiliyorsunuz. Aslında çok kolay bir şey İstanbul’u keşfetmek, hiç de öyle maliyetli bir şey değil; yeter ki o zamanı ayırabilsinler.

“Burası bir başka Kudüs”

En çok nereyi görmek istiyorlar?

Karaköy, Salı pazarı ve Perşembe pazarı turu yapıyorum Bankalar Caddesi’nde. Defalarca önünden geçip hiç farkına varmadığımız ne kadar çok yer varmış diyorlar. Karaköy’de dört tane Rus çatı kilisesi olduğunu biliyor musunuz? Aya Andrea Kilisesi Rus hacılar için yapılmış. Arzu Sabancı geldi bir tura, “Saint Beoint Fransız Lisesi” mezunuymuş. Okulunun yanında beş metrelik bir sokak var. İnanılmaz bir Ermeni Katolik kilisesi vardır o sokakta. Kilise olduğunu bile bilmiyorlar çünkü altındaki dükkanları görüyor insanlar, kafalarını kaldırıp bakmıyorlar içeri. Dedi ki; “Ben 9 sene burada okudum, böyle bir yapı olduğunu bilmiyordum”. İçeriye giriyorsun Buket, Vatikan gibi bir yer çünkü Ermeni Katolik Kilisesi. Bu şehir o kadar zengin ki şehirde 300’den fazla kilise var. Bunların 90 tanesi Fener Rum Ortodoks Patrikhanesine bağlı. Ama hemen hemen her mezhep var; Keldaniler’den Süryaniler’e, Bulgarlar’dan Protestanlara kadar… Ermeni Protestan kilisesi de var Ermeni Katolik kilisesi de var. Halbuki Ermeniler Ortodoks’tur. Ama 12 tane Katolik kilise var çünkü misyonerler onları Katolik yapmışlar. Cami sayısı 3 bin 215 tane. 19 tane de sinagog var bu şehirde. O yüzden de ben hep onu söylüyorum; burası bir başka Kudüs, çok daha büyük anlamda bir Kudüs ve hep şunu hatırlatıyorum; içinden deniz geçen tek şehir İstanbul. İki kıta üzerine kurulu tek şehir, aynı zamanda üç imparatorluğa başkentlik etmiş tek şehir. Napolyon’un bir lafı var diyor ki; “Dünya tek bir ülke olsaydı başkenti İstanbul olurdu”. Adam koskoca Fransa’nın hükümdarı. Dünyalar güzeli Paris’e değil de İstanbul’a veriyor o payeyi.

– Ayrıca çok da bereketli toprakları var İstanbul’un.

Kesinlikle. Marmara inanılmaz bereketli; her yerden bir şeyler fışkırıyor. Ve biz şehri bu kadar mahvetmemize rağmen, hala dut ağaçları kalmış. Bayrampaşa enginarıyla meşhurdu. Yedikule maruluyla meşhurdu. Çengelköy salatağıyla meşhurdu. Bugün maalesef betona teslim olan Arnavutköy çileğiyle meşhurdu. Yani bu şehirde tarım da yapılırdı.

– İstanbul korunuyor gibi gelir bana hep, tılsımlı gibi…

Şehrin 41 tane tılsımı var. Roma döneminde Bizans döneminde anıtlar dikiyorlar, sütunlar dikiyorlar. Mesela bir tanesi Arkadios sütunudur. Cerrahpaşa’da alakasız bir yerde iki binanın arasında karşınıza çıkar. Fatih’teki Kıztaşı… Halbuki kız değil o “Nike”. Hani bizim bildiğimiz zafer tanrıçası. Konstantin Sütunu, Mısır Dikilitaşı… Bunların hepsi şehrin tılsımları. O yüzden çok büyülü, tılsımlı bir şehir İstanbul. Bu kadar zengin bir mimari birikim hiçbir yerde yok. Mesela git Paris’e bütün Paris Hausmann mimarisidir, başka bir şey yoktur eskiye dair. Bizde Roma, Bizans ve Osmanlı dışında neo-klasik, Art Deco, Art Nouveau, Selçuklu hepsi var.

– Kapalıçarşı’da da turlarınız vardı değil mi?

Evet, Kapalıçarşı turu yapardım ve insanlar derdi ki; “Bu adam Kapalıçarşı’da ne anlatacak?” Efsane bir turdu o, 8 saat sürerdi. Kapalıçarşı’da 4000 dükkan var. O kadar çok han var ki 65 tane sokak, 21 tane kapı var. Ama insanlar sadece Nuri Osmaniye kapısından giriyorlar, bakıp çıkıyorlar. Halbuki oradan aşağı inersem Mahmutpaşa’nın ara sokaklarına çıkarım ve oralar aşırı renklidir. Büyük Valide Han vardır; çatısından inanılmaz bir İstanbul manzarası görürsün. Aşağı inerken mesela Art Nouveau’nun en güzel örneklerinden biri Aslan Fresco Han’ı görebilirsiniz. Hemen yanında da Neo-klasik bir eser var. Hepsi yan yana ve bunlar o kalabalıkta, Mahmutpaşa’nın o keşmekeşinde insanların farkına bile varmadığı eserler… O kadar çok şey var ki İstanbul’un sokaklarında.

“Bu şehirde iyi ya da kötü her köşede bir sürpriz var”

İstanbul’da tarihi yerleri gezerken dikkatimi çeken şu oluyor: Oto tamircisinin yanında kilise var, onun yanında kıyafet satan bir yer, her yerden karşına eski tarihi bir bina çıkabilir. Acaba İstanbul’u bu kadar güzel kılan da bu mu?

Çok haklısın. Ben eskiden şöyle düşünürdüm; aman işte yabancılar geliyor onlara hep güzel şeyleri gösterelim Nişantaşı var, Bağdat caddesi var. Sonra dedim ki; İstanbul sürprizleriyle güzel. Yabancılara şunu söylüyorum; “Bakın bu şehirde her köşede bir sürpriz vardır sizi bekleyen. İyi ya da kötü bunu garanti edemem ama sıradanlık yoktur”. Mesela Madrid sokaklarında dolaşıyorsun her köşede güzel bina görüyorsun; Neo-klasik bina görüyorsun. Burada ise ne göreceğin belli değil ama mutlaka sıra dışı dedirtecek bir şeyler görüyorsun.

– Evet, bakman gerekiyor.

Kesinlikle mesela ben Bill Gates’in oğlunu gezdirmiştim. Çocuğu nereye götürdüm biliyor musunuz? Mahmutpaşa’dan aşağı Mısır çarşısına götürdüm çünkü asıl İstanbul o. Kapalıçarşı çok steril. Şimdi senin dediğin gibi eğer onları kaldırırsan şehir steril hale gelir, kendi karakteristiğinden çıkar. Bence İstanbul böyle güzel, İstanbul bütün karmaşasıyla güzel. Muhteşem bir kaos İstanbul. Muhteşem bir karmaşa. Karmaşanın senfonisi ya da harmonisi var burada.

Mesela Kariye müzesi gibi çok bilinmeyen inanılmaz güzel yerler de var İstanbul’da…

Kariye gerçekten arada kalmış bir mücevherdir. Başka bir şey söyleyim; şimdi siz Kariye’yi biliyorsunuz ama o üçgende inanılmaz eserler var. Kariye’den yüz metre inin İştipol Sinagogu vardır. İstanbul’un yegane ahşap sinagogudur fakat 70’den beri cemaat kalmamış, bomboş duruyor öyle kaderiyle baş başa. Oradan yüz metre yürü karşına bu sefer Mihrimah Sultan Camii çıkıyor, altıncı tepede Mimar Sinan’ın inanılmaz eseri. Onun arkası surlar. Kariye’nin 300 metre ilerisi Tekfur Sarayı. Yani o kadar büyük zenginlik var ki. Kariye sadece olağanüstü Bizans mozaikleri olduğu için bilinen bir mücevher ama etrafında bir sürü eser var mesela oradan biraz daha ileriye git eski adıyla Pammakaristos Kilisesi şimdiki adıyla Fethiye Camii var; yarısı Kariye gibi yarısı cami. İstersen git bir yarısında ibadet et istersen git diğer yarısında mozaikleri gör. Bu şehir inanılmaz böyle bir görkem yok.

“Ayasofya’yı Mısır piramitleriyle kıyaslıyorum”

– Peki Ayasofya’nın gizemi, kutsallığı?

Bir kere Ayasofya dünyanın en görkemli ibadethanelerinden, mabetlerinden biri. 1500 yıldır ayakta duruyor. Mesela Floransa’ya Doumo’ya gidersiniz, 500 yıllık Doumo için derler ki; kubbe mimarisinde devrim derler. Kardeşim devrim ondan 1000 yıl önce Ayasofya’da yapılmış ve Ayasofya o kadar görkemli ki 5 yılda bitirilmiş. 10.000 kişi çalışmış inşaatında. Şunu unutmamak lazım bu şehir her yüzyılda bir depremin olduğu bir şehir. Depremler kuşağında adamlar 1500 yıldır ayakta kalan bir yapı yapmışlar ve yapıldığında dünyanın en büyük kilisesiymiş. Eşi benzeri yok. Ben Ayasofya’yı bir Mısır’daki piramitlerle iki Roma’daki Pantheon ile kıyaslarım. Bu kadar yaşlı bir bina ve hala çok iyi konumda.

– Sarnıçlar da çok ilgimi çekiyor.

Şerefiye Sarnıcı yapıldı 9 senedir restorasyonu sürüyordu. Roma mimarisinin olağanüstü örneklerinden biri. 1600 yıllık bir eser orada. Eski adıyla Theodosius Sarnıcı. Giriş bedava, belediyenin sarnıcı olduğu için. Ayrıca içinde sık sık sergiler oluyor görebilirler, ücretsiz gezebilirler. Yani bu şehirde tek bir yer yok. Mesela ben “İstanbul Hakkında Her şey” kitabımı 101 bölüme ayırmıştım. Bütün şehri adım adım dolaşmak; her bir yeri bir gün gezsen neredeyse 3,5 ay ediyor. Nereye gitsinler biliyor musunuz, Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı’na. İngilizlerin kontrolünde olduğu için müthiş bir mezarlık var içinde, anıtlar var, Kraliçe Victoria anıtı var. Diyorsunuz ki burası İngiltere… Aynı zamanda 1853 ile 1856 yılları arasında Florence Nightingale burada yaşıyor, Selimiye Kışlası’nda hastaları tedavi ediyor. Florence Nightingale’nin dünyada hemşireliği başlatan ilk kadının orada müzesi var. Kaç kişi biliyor?

– Anadolu yakasında da tarihi yerler Avrupa yakası kadar çeşitli mi?

Aslında çok fazla yer var; bir kere boğaz köyleri inanılmaz bir zenginliğe sahip. Mesela Kuzguncuk’a eskiden Küçük Kudüs demişler. Neden? O zaman uçak yok. Hacı adayları Kudüs’e kadar gidemiyorlar. Ne yapıyorlar? Boğazı geçiyorlar. Boğazın öteki tarafı ne? Başka bir kıta, Asya. Asya’da ayak bastıkları ilk noktalardan biri olduğu için Kuzguncuk’a Küçük Kudüs diyorlar. Bugün mesela çok eski Yahudi mezarları vardır, iki tane sinagog vardır, iki tane Rum Ortodoks kilisesi vardır, bir tane Ermeni kilisesi vardır. Bir tane cami vardır Kuzguncuk camii o da 1952’de yapılmıştır. Çocukluğum Kandilli ‘de geçti üç tane kilise bir tane cami vardı. Rum kilisesi, Katolik kilisesi, Ermeni kilisesi bir de cami vardı. Çünkü çok kozmopolitmiş ama günümüzde kozmopolit yapı kalmamış.

5cfc3be0ec10bb24bcd9e081

“Göbeklitepe olmazsa olmaz, Mardin müthiş bir şehir”

– Son kitabınız “Ayrıcalıklı Rotalar Türkiye”deki ayrıcalıklı rotalara bakıyorum da her yeri gezesim geldi. Ayrıcalıklı rotalardan kastınız ne?

Aslında Türkiye’de 81 tane şehir var hepsi birbirinden güzel. Hani böyle nasıl bir baba bir anne çocuğunu ayıramaz hepsi aynıdır ama yine de bir gözdesi vardır. Ben en çok hoşuma giden, muhakkak yazılması gereken 34 tane şehri yazdım. Mesela bir Göbeklitepe olmazsa olmaz. Mardin müthiş bir şehir, Gaziantep olağanüstü bir şehir, Isparta keza öyle. Burdur’daki Sagalassos Antik Kenti çok görkemli. Fakat inşallah Ayrıcalıklı Rotalar 2 de gelir, kalan şehirleri de yazarım.

5cfc3be0ec10bb24bcd9e083
“Ayrıcalıklı Rotalar Türkiye” aralık ayında Hürriyet Kitap’tan çıktı. Kısa bir sürede dört baskı yaptı.

http://ww2.milliyet.com.tr/pazar/istanbul-muhtesem-bir-kaos-2886530

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: