İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

“Pontus” denilenler aslında Türk mü

***HyeTert, bu kaynağın ve/veya içeriğin yanlış ve/veya yanıltıcı bilgiler ve/veya soykırım inkarcılığı, ırkçılık, ayrımcılık ya da nefret suçu içerdiği/yaydığı kanısındadır. Metni paylaşmadan önce bu uyarıları göz önüne alarak, içeriği ve/veya kaynağı güvenilir kaynaklardan kontrol ediniz.***
İsmail Hakkı Demircioğlu, Rahmi Çiçek ve Mehmet Okur editörlüğünde hazırlanıp birçok akademisyenin makalelerin yer aldığı “Karadeniz’de İsyan Mübadele ve Propaganda”, Yeditepe Yayınevi’nden çıktı.

Birçok ismin çalışmalarının yer aldığı kitapta, 20’inci yüzyılda Karadeniz’de emperyal güçlerin teşvik ve yönlendirmesiyle vatandaşı oldukları Osmanlı Devleti’ne isyan eden Rumlar ve Yunanistan’ın yol açtığı olaylara ışık tutuldu.

Eserde, uluslararası antlaşmalara dayalı olarak Türkiye ve Yunanistan arasında yaşanan mübadele ve sözde Pontus iddialarıyla ilgili Yunanistan’ın yürüttüğü propaganda faaliyetleri anlatıldı.

PONTUSÇU RUMLAR TÜRK MÜYDÜ

Prof. Dr. Mesut Çapa’nın kaleme aldığı “Anadolu’daki Rumların Orijini Üzerine Görüşler” başlıklı bölümde Karadeniz kıyılarında hüküm sürmüş olan Pontus ailesinin Rum olmadığına dair savlardan bahsetti.

Mesut Çapa, Rum adı altında Anadolu kıyılarında bulunanların hemen hepsinin, Selçuklulardan önce gelerek Hristiyanlığı kabul etmiş Türkler olduklarına dair görüşleri anlattı.

İşte “Anadolu’daki Rumların Orijini Üzerine Görüşler” başlıklı o bölümde anlatılanlar:

“Pontusçu Rumlar, menşelerini Pontus Krallığı devrine bağlamak istiyorlardı. Halbuki, Trabzon ve Karadeniz kıyılarında hüküm sürmüş olan Pontus ailesi Rum değildi. Ayrıca, Yunanlılarla hiçbir ilgisi yoktu. Yunanlılar Karadeniz kıyılarında koloniler kurmuşlar, fakat iç bölgeye hiçbir zaman egemen olamamışlardı.

Rum adı altında Anadolu kıyılarında bulunanların hemen hepsinin, Selçuklulardan önce gelerek Hristiyanlığı kabul etmiş Türkler oldukları da ileri sürülmüştür. Bu görüşe Hristiyan Türkler dil, ahlâk ve adetlerini devam ettirmişlerdir. Yalnız sahilde bulunan ve İstanbul’la sürekli iş birliği içinde olan yerlerdeki halk biraz Rumca öğrenebilmişti.

Bölgede ‘Yunanlaştırma’ ve ‘Hristiyanlaştırma’ çalışmalarının 1856’da Islahat Fermanı’nın ilanından sonra başladığı bilinmektedir. İkinci Meşrutiyet Dönemi’nde bu faaliyetler daha yaygın bir hale gelmiştir. Trabzon Belediye tabibi, 1912 yılında Maçka ilçesinde yaptığı teftiş sırasında, Rum din adamlarının etkisiyle köylerdeki Müslümanlar arasında Hristiyanlaşma oranının yüzde altmışa ulaştığını görmüştür.

Pontusçu Rumların ileri gelenleri, Karadeniz’deki nüfusun büyük kısmını Rum orijinli göstermeye büyük çaba sarf etmişlerdir. Trabzon Rum Metropoliti Hrisantos, Paris Barış Konferansı’na verdiği muhtırada, Müslüman nüfusun da bir kısmını Rum asıllı olarak gösterdi. Ona göre bunlar Rumca konuşuyor, Rum örf ve adetlerini sürdürüyor; İslâmiyeti kabul etmiş olmalarına rağmen, hâlâ bazı Hristiyan geleneklerine bağlı kalıyorlardı.

Marsilya’da yerleşmiş Giresunlu bir iş adamı olan G. Konstantinidis de yaptığı kongrelerde Pontus tezini savunmuştur. 1918 yılı Kasım ayının sonunda Marsilya’da toplanan Kongreden sonra, 2 Aralık 1918’de Foreign Office’e ‘Pont-Euxin asıllı kongre başkanı C.G. Constantinides’ imzalı bir mesaj gönderildi. Mesajda, 1.500.000 Ortodoks Pontus’lu Rum’Un himayesinin İtilâf devletlerinden istirham edilmesi kararına varıldığı belirtilerek, daha önce Komnen İmparatorluğu’na ait olan bu memlekette halkın çoğunluğunun hâlâ Rumca konuşmakta olup Rum adet ve geleneklerini muhafaza etmekte oldukları ve nihayet Türk zulmünün artık son bulması gerektiği ifade ediliyordu. Bu iddialar inandırıcı bulunmamıştır. İngilizler bu muhtırada ileri sürülen istatistik ve hudutları hayal mahsulü olarak bulmuşlar ve buraları teklif edilen Ermeni devleti sınırları içinde görmeyi tercih etmişlerdi.”

“SELÇUKLULARDAN EVVEL GELEREK HRİSTİYANLIĞI KABUL ETMİŞ TÜRKLERDİR”

“1920 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Hükümetince de benimsendiği anlaşılan bir görüşe göre, ‘Rum adı altında Anadolu Sahili’nde bulunanların önemli çoğunluğu ve dâhilde bulunanların hemen hepsi Selçuklulardan evvel gelerek Hristiyanlığı kabul etmiş Türklerdir. Batı Anadolu dâhilindeki Ortodoks köylerin isimleri Rum’la alâkadar olmadığı gibi bunlar lisanlarını ahlak ve adetlerini İstanbul’da Fener Rum Patrikhanesi’nin asırlardan beri devam eden çalışmalarına rağmen muhafaza eylemişlerdir. Yalnız sahilde bulunan ve İstanbul’la sıkı ve samimi münasebeti olan yerler biraz Rumca öğrenebilmiştir’ denilmekteydi. Milliyetlerini koruyabilme cesaretini gösteren Türk Ortodokslarının Fener Patrikhanesi’nce sürekli ezildiği ifade edilerek, bunların himaye edilmesi gerektiği dile getiriliyordu.

Bölgedeki bütün Rumlar gerçekten Türk kökenli miydi? Rumları Türk menşe’li gösterme gayretinin, biraz da içinde bulunulan olayların zorlamasından kaynaklandığı düşünülebilir. Bunlardan bir kısmının daha önce Hristiyanlaşan Türklerden oluştuğu, kültür ve dil benzerlikleri dikkate alındığında, akla uygun gelmektedir. Şurası kesindir ki, bölgedeki Rumlar hangi menşeiden gelirlerse gelsinler, hemen hepsi Türk kültürü ile yoğrulmuşlardı. Yüzyıllarca Türklerle birlikte yaşayan Hristiyan unsurlar, Yunan propagandasının Karadeniz bölgesine girmesine kadar Türk egemenliği altında rahat bir hayat yaşadılar. Bütün unsurların Türkçe konuşmaları, Türk örf ve adetlerini benimsemiş olmaları Türk kültürünün bölgede hâkim olduğunu göstermektedir.”

Odatv.com


https://odatv.com/pontus-denilenler-aslinda-turk-mu-31051933_m.html

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: