İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

40 mesleğin meskeni: Tebriz Çarşısı

40 mesleğin meskeni: Tebriz Çarşısı

Geçen hafta çıkan bir yangında hasar gören Tebriz Çarşısı halkın toplanma merkezidir. Buradaki camiler, medreseler, avlular ve çay evleri halkı buraya çeker. Çarşı içindeki medrese ve kütüphaneler toplumun eğitim ihtiyaçlarına cevap verir. Tüccarlar ticari işleri burada konuşur. Kuyumcu, bakırcı, halıcı, kunduracı, kumaşçı, manifaturacı, turşucu, şekerlemeci ve baharatçıların yanı sıra seyyar satıcıları ile de ünlü olan çarşıda 40 meslek kolu icra edilmektedir. Bu yönüyle çarşı ticari, dini, sosyal ve kültürel işlevi olan kamusal bir komplekstir.

Alev Erarslan

Şems-i Tebrizi ve İran’ın en büyük şairlerinden Şehriyar’ın memleketi olan Tebriz Halife Ömer döneminde (642) İslam topraklarına katılır. İlhanlı, Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Safevîler gibi önemli uygarlıklara başkentlik yapan kent, 1514 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı hakimiyetine girer. Geçmişte kentte Türk, Arap, Fars, Moğol, Ermeni gibi çok kültürlü ve çok dinli bir kültürel yaşam varken, bugün kentteki demografik yapıyı Azeri Türkleri ve Farslar oluşturmaktadır.

İran’ın kuzeybatısında bulunan Tebriz coğrafi konumuyla tarih boyunca Avrupa ve Asya arasındaki en önemli toplanma ve buluşma merkezidir. Marco Polo’ya göre kent, Doğu-Batı arasında en büyük pazar olup önemli ana yolların kesişme noktasıdır. XII’nci yüzyılda İstanbul-Konya-Tebriz ekseninde canlı bir ticaret mevcuttur. İlhanlı hükümdarı Ahmed Teküder (1284) zamanında Tebriz dönemin en önemli ticaret merkezlerinden biri haline gelir. İlhanlılar’dan itibaren Hint baharatı, Çin porseleni ve ipekleri, Deştikıpçak’ın kürkleri, Mazenderan, Gilan ve Şirvan’ın ipeği, Hürmüz’ün kıymetli taşları Tebriz’den Türk, İran, İtalyan, Rus ve İngiliz tüccarlar tarafından Avrupa’ya ve İslâm ülkelerine ihraç edilmekteydi. Başta Marco Polo olmak üzere Evliya Çelebi ve İbn-i Batuta gibi tarihçiler kentte dokumacılık, dericilik, nakkaşlık ve kuyumculuk gibi mesleklerin gelişmişliğinden söz ederler. Bu yüzden başta Ceneviz olmak üzere birçok ülke Tebriz’de şehbenderlik (konsolosluk) açar. Karakoyunlular zamanında ise kentte bir darphane bulunmaktadır.

İpek Yolu’nun kuzey-güney kavşak noktası üzerinde bulunan kent her zaman kervanların uğrak noktası olmuştur. Ticari yönünün zenginliğinden dolayı kentte çok sayıda çarşı, pazar ve imalathane bulunmaktaydı. İlhanlılar 13’üncü yüzyılda kente yeni çarşı-pazarlar, camiler, hamam, barajlar ve surlar yaptırır. Safevi Sultanlığı döneminde ise kent altın çağını yaşar. Bu dönemde yapılan ticaret anlaşmaları ile Tebriz Doğu’nun en ünlü pazarlarından biri olur. İran’ın dünyaya açılan penceresi niteliğindeki kent, Süveyş Kanalı’nın 1869 yılında açılmasından önce dünya ticaretinin merkezidir. Kentin ticari rolü kanalın açılması ile uluslararası ticarette biraz düşer.

İRAN’DA PAZAR VE KENTLEŞME

İran’da ticaret tarih boyunca önemlidir. İran M.Ö. IV’üncü bin yılda Mezopotamya merkezli Uruk ticaret ağı sisteminin içinde yer alır ve tarihi Susa kenti bu dönemde bu ticaret sisteminin garnizonu konumundadır. Bölgede bu döneme tarihlenen antik kervan yolu Ahamenişler döneminde Kral Yolu olarak düzenlenmiştir. Pers Kralı I. Darius ise bu yolu geliştirmiştir. Bölgede kentlerin oluşmasında en önemli faktör olarak pazarlar gösterilir. Ticaret ve tüccar sınıfı ile “merkezler” (şehirler) ve bu merkezlerin gelişmesi ile ekonomik bir Rönesans sonucu İran’da kentleşme olgusunun ortaya çıktığı kabul edilir.

Pazar kelimesi eski Persçe bir kelime olan bazaar kelimesinden türer. Bir İran kentinde pazarın rolü çok önemlidir. Kentlerin gelişmesinde en önemli faktör olarak kabul edilen pazarlar aynı zamanda farklı sosyo-ekonomik sınıfların bir araya geldiği toplumsal birleştirici bir faktör olarak gösterilir. Bir İran kenti pazarsız düşünülemez. Geleneksel İran şehirlerinin gücü pazarın ekonomik ve politik gücüne bağlıdır. Pazar İran’ın kentleşme sürecindeki hayati değerdeki rolünün yanı sıra dini, kültürel ve sosyal role de sahiptir. İran toplumunda pazarlar tüm sosyal sınıflar arasında bir köprü görevi üstlenmiştir. İran şehirlerindeki en önemli sosyo-ekonomik sistem olan pazarlar bu nedenle kentlerin merkezine konumlandırılmıştır. Kentin ana yapıları olan cami ve pazar her zaman simbiyotik bir şekilde yan yana ve iç içedir. Pazar kentteki en önemli kamusal alandır.

Ülke tarihinde ilk para Büyük Kiros zamanında kurulan ilk Pers İmparatorluğu olan Ahameniş İmparatorluğu (M.Ö. 6’ncı yy.) zamanında kullanılmaya başlar. Bu dönemde ilk kez pazarlar ortaya çıkar ve kentler yönetimsel, ticari ve ekonomik merkezler olur. Kentler finansal gücün yansıdığı yerler haline gelir. Part İmparatorluğu döneminde ise pazarlar şehir merkezlerine açılan kapılar olarak görülür. İran tarihinde pazarın önemi Sasani Dönemi’nde de devam eder. Bu dönem İran’ın kentleşme sürecindeki ana dönem olup pazarlar kentlerin omurgası olarak kabul edilir. Pazar bu dönemde de şehirlerin merkezinden başlar, buradan banliyölere devam eder.

İran kentlerinde pazarın ekonomik ve sosyal önemi İslami dönemde de devam eder. İslam dönemi kentlerinin morfolojisi Sasaniler dönemindeki gibi kurgulanmıştır. Bir İran İslam kenti orta kent (Sharestan), dış kent (Kohandege) ve pazar (Rabaz) olmak üzere üç alandan oluşur. Kentin merkezi olan orta kentte (Sharestan) Sasani döneminde olduğu gibi cami, medrese, kervansaray ve hamam gibi çok sayıda kamusal fonksiyonlu yapı bulunur. Kentin ikinci önemli bölümü ise pazarın bulunduğu alan olup burası da Sasani dönemindeki gibi düzenlenmiştir. Pazarın ana alanı büyük bir plazaya açılır ve kolları kente yayılır. Kentin mahalleleri ise sosyal, kültürel ve ekonomik durumlarına göre bu kompleksin etrafında düzenlenir. Safevi döneminde ise önceki dönemlerden farklı olarak cami, pazar, politik ve sosyal merkezler ile rezidansiyal alanlar birleşik bir kompleks oluştururlar.

TEBRİZ ÇARŞISI

Tarihi Tebriz Kapalıçarşısı kentin kuzeybatısına kurulmuştur. Kent, çarşı çevresinde genişlemiş olup kent dokusu bu merkeze bağlı gelişim göstermektedir. 1255-1275 yılları arasında yapılmış olan çarşının büyüklüğü 30 bin hektardır. Ticaret sonucu gelişen kentin en önemli ticari yapısı olan çarşı, kentin doğusunu kuzeybatıya bağlayan şehrin merkezi ana sirkülasyon aksının üzerinde kurulmuştur. Yapı, Tebriz’i diğer bölgesel ve yerel ticaret merkezlerine de bağlar. Çarşı doğuda Ali Qapu, batıda Tebriz Cuma Camisi, kuzeyde Mehran Nehri, güneyde ise Qod Caddesi ile sınırlanır. Çarşının kuzeyi güneyine göre daha az işlektir. Bu yüzden buradaki dükkanlar daha az iş yapar. Bu iki bölümü birleştirmek ve iki bölüm arasındaki ekonomik eşitsizliği dengelemek için, Mehran Nehri üzerinde iki adet çarşılı köprü (pol bazaar) yapılmıştır. Depremler sonucu çarşının bazı bölümleri yıkılmış olup ana bölümdeki bazı dükkanların fonksiyonları değişmiştir.

Çarşıyı oluşturan mekânsal ve işlevsel bölümler; asıl raste, feri raste, çaharsu, dalan, sera, hanbar, gayseriya, meydan, colohan, hücre ve timçeledir. Asıl raste çarşının ana aksıdır. Dükkan mekanları bu ana aksın kenarlarına karşılıklı olarak dizilmiştir. Raste, dükkanların arasındaki yaya kullanım alanıdır. Ana aks üzerindeki dükkânlara farklı meslek gruplarından tüccarlar yerleştirilir. Tali akslar olan feri raste ise birbirine paralel veya kesişen birden fazla akslardır. Yayaların kullanım yoğunluğu sonucu oluşan bu aksların sayısı kentin ekonomik seviyesini göstermektedir. Feri akslar bir meslek grubu veya ticari üretim yapan çiftçiler tarafından kullanılmaktadır. “Dört yol” anlamındaki çaharsu iki ana aks yolunun kesişen yerine verilen isimdir. Bazen kesişen bu iki ana yol, özel tasarlanarak farklı bir mekân oluşturur. Aks yolu üzerinde bulunan bu mekân son derece değerlidir. Çarşının bir diğer mimari arketipi dalan denilen koridorlardır. İç ve dış mekânlar arasındaki bağlantıyı oluşturan bu alanlar genelde küçük bir sokaktır. Bu sokakların bir ucu çarşının ana aksına bağlanırken, diğer ucu kervansaraya bağlıdır. Tarihi Tebriz Kapalıçarşısı’nda yaklaşık on beş tane dalan bulunur. Sera bölümünün Türkçe karşılığı han demektir. Hanlarda numuneler alınır ve değişik yerlere dağıtımı yapılır. Çarşının bir diğer bölümü de “uzun sera” anlamındaki gayseriya bölümüdür. Bu bölümde kuyumcular, mücevherciler ve manifaturacılar gibi ince işlerle uğraşan sanatçı ve zanaatçılar çalışır. Gayseriyaların kapıları kapılıdır. Çarşının yanında veya aksın devamında bir kent meydanı veya bölge “meydanı” bulunur. Çarşı, kentin en önemli geçiş yolu olduğu için bu meydanla bütünleşir. Sahibad ve Gecil Kapısı meydanları çarşının en önemli meydanlarıdır. Han Önü olarak bilinen colohan çarşının bir diğer bölümüdür. Hanların önünde bulunan bu alanın üç tarafı yapılarla çevrili olup bekleme ve toplanma amacıyla kullanılır. Bu küçük meydanda kente dair haberler de paylaşılır. Çarşıyı oluşturan bir diğer mekânsal öğe de hücre denilen dükkanlardır. Doğrusal bir yol üzerinde yan yana, sıralar halinde dizilmiş olan bu mekanlar rasteyi oluşturur. 10-25 metrekare arasında değişen büyüklüklere sahip olan dükkanların alt katları malların sergilendiği yerler iken üst katlar çalışma ve idari amaçlı kullanılmaktadır. Bazı dükkânlarda dükkanın en sonunda ana mekândan duvarla ayrılmış kasalar bulunur. Çarşının bir diğer bölümü de en önemli mekan olan timçedir. Timçe sekizgen planlı, iki veya üç katlı kapalı bir alan olup çatısı kubbe veya tonoz örtülüdür. Etrafı belli malları satın dükkanlarla çevrili olan timçeler örtü sistemleri ile geleneksel İran mimarisinde şaheser niteliğindedir. Timçelerin örtülerindeki pencereler gün ışığını yapıya alır. Tebriz kapalı çarşısında halıcılar, çorapçılar, ayakkabıcılar, kuyumcular gibi bölümlere ayrılmış on dokuz tane timçe vardır. Dar ve karanlık koridorlardan açık ve aydınlık olan timçe alanlarına varmak, kişide bir ferahlık duygusu yaratır. Çarşının en çok ziyaretçi çeken yerleri kuyumcuların yoğun olarak bulunduğu Amir timçesi ve İran halılarının tüm üretim aşamalarını içeren bölümlerin bulunduğu Muzafferiye timçesidir. Muzafferiye timçesi iki katta olup her katta yirmi altı halı dükkanı bulunmaktadır ve büyük, mukarnaslı ve kaburgalı tuğla yıldız kubbesiyle ünlüdür.

Yaklaşık 2 bin 800 dükkan ve 5.5 km. uzunluğundaki ana omurgası ile dünyanın en büyük kapalıçarşısı olan yapı binlerce dükkandan oluşan 30 arasta, 26 kervansaray, 20 küçük kervansaray (timcha), sekiz pazar, 28 cami, iki türbe, altı medrese, beş hamam, iki kütüphane, 19 timçe, bir zurkhana (geleneksel İran sporunun yapıldığı yer), çayevleri ve eski kentin yönetim merkezi olan tarihi bir meydandan oluşur. Çarşıda aynı zamanda çok sayıda avlu, koridor (dalan) ve pasajlar vardır. Avlular toplanma alanları olmanın yanı sıra çarşının hava ve ışık kaynağıdır. Avlulardaki havuzlar ve bitkiler mikro iklimi düzenleyici rol oynar. Özellikle Hatayi denilen kumaşları ve İpek halılarıyla ünlü olan çarşıda ayrıca her türlü ev eşyası, kuruyemiş, antika, cam eşyalar ve elektronik malzeme satılmaktadır. Ayrıca kuyumcu, bakırcı, halıcı, kunduracı, kumaşçı, manifaturacı, turşucu, şekerlemeci ve baharatçıların yanı sıra seyyar satıcıları ile de ünlü olan çarşıda 40 meslek kolu icra edilmektedir. Bu yönüyle çarşı ticari, dini, sosyal ve kültürel işlevi olan kamusal bir komplekstir.

Tuğla işçiliğinin başyapıtlarından biri olarak gösterilen çarşı aydınlık açıklıklı, kaburgalı ve pencereli yıldız kubbeleri, tonozları ve sivri kemerleri ile göz doldurur. Tuğla işçilikte yer yer çini süslemeye yer verilmiştir. Işık, tuğla tonozların yan pencerelerinden içeriye sızıp yere ve rengârenk halılara vurunca ortaya etkileyici bir görüntü çıkar. Çarşının bazı bölümleri ise taştır. Çarşının ştuko süslemeleri de dünyaca ünlüdür. Dünyanın en büyük kapalıçarşısı olma niteliğindeki yapı yerel halk tarafından “Örtülü Bazar” olarak bilinir. 1780 yılındaki depremden zarar gören yapı onarılmış ve 1975 yılında koruma altına alınmıştır. 2010 yılında ise UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine alınır. 2013 yılındaki restorasyonu ile de Ağa Han Mimari Ödülü’nü kazanır.

ÇARŞI VE SİYASET

Son derece stratejik bir noktada kurulmuş olan çarşı halkın toplanma merkezidir. Buradaki camiler, medreseler, avlular ve çay evleri halkı buraya çeker. Çarşı içindeki medrese ve kütüphaneler toplumun eğitim ihtiyaçlarına cevap verir. Tüccarlar ticari işleri burada konuşur. İran ticari hayatında ülkenin coğrafi, demografik ve sınıfsal dinamikleri ekonomik işleyiş üzerinde belirleyicidir. Özellikle Müslüman sarraf ve tüccar elitler tarafından yürütülen geleneksel kredi mekanizması ticari hayatın kalbidir. Çarşı, tüm bu iktisadi faaliyetlerin yanı sıra Şii ulemanın ön ayak olduğu siyasi muhalefetiyle de ön planda olmuştur. İran’da caminin yanı sıra çarşı da özerk iki ayrı güçten biridir. Farklı sosyal grupların sosyal organizasyonları burada gerçekleşir. Bu açıdan Tebriz Çarşısı’nın sosyal rolü de hayli güçlüdür. Çarşıdaki camiler sadece basit birer ibadet alanları olmayıp ortak kararların alındığı ve yayıldığı, dayanışma, danışma ve birlik olgularının geliştiği, toplumsal haberleşme, kültürel alışveriş, dertleşme ve sohbetlerin odağını oluşturmasıyla ekonomik, politik ve sosyal gelişmelerin yönünü belirleyen yerlerdir. Sosyal konsensüsler, kolektif kararlar ve kamusal bağışlarda da çarşı camileri başroldedir.

Çarşı, İran siyasi tarihinde her zaman kilit rol oynamıştır. Tebrizli çarşı aydınlarının baskısıyla Muzafferüddin Şah 1906 yılında Meşrutiyet ilân eder. Yerine geçen Muhammed Ali Şah’ın Meşrutiyete son vermek istemesiyle Tebrizliler ve çarşı esnafı ayaklanır ve bu kez Muhammed Ali Şah tahttan indirilerek, 1909 yılında ikinci Meşrutiyet ilân edilir. Tebriz Çarşısı bu dönemde, Şah yönetimine anayasal düzen ve meclis kurulması talebini kabul ettirmek için ekonomik baskı yapmak amacıyla iki kez kapatılır. Ve bu süreç sonunda bir anayasa hazırlanır. 1979 İran Devrimi’nde de dükkan sahipleri grev yaparak dükkanlarını kapatmış ve polislere karşı rasteler ve avlularda toplanmıştır. Muharrem ayı boyunca İmam Hüseyin’in yas törenleri de burada düzenlenir. Özellikle Aşura Günü özel ritüelleriyle çarşının en önemli günüdür. Bu yönüyle çarşı Şiiler için ayrı bir önem taşır.

Bugün 2,5 buçuk milyon nüfusu ile İran’ın en önemli şehirlerinden biri olan kent Tahran, Meşhed ve İsfahan’dan sonra ülkenin dördüncü büyük kenti konumundadır. 1963 yılından sonra büyük sanayi tesislerinin de kurulmasıyla kent dini, ticari, kültürel ve sosyal kimliğine sanayi kenti kimliğini de eklemiştir.

Doç. Dr., İstanbul Aydın Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Mimarlık Bölümü

* Forum kategorimiz çok çeşitli türde içeriğe açıktır. Gazete Duvar’ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.


Gazete Duvar

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: