İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

“Televizyonda Çocuğun Dininin Değiştirilmesi Çocuk İstismarıdır”

Ayşegül Özbek

İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi Genel Sekreteri Çiçek, Nihat Hatipoğlu’nun programında Ermeni bir çocuğun dininin değiştirilmesi ile ilgili yaşanan olayın törensel bir şekilde ekranlardan verilmesini çocuğun din ve vicdan özgürlüğü hakkının ihlali olduğunu belirtti.
İlahiyatçı ve Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Nihat Hatipoğlu, İstanbul Sultanahmet Meydanı’nda yaptığı ve televizyondan canlı yayınlanan iftar programında, 13 yaşındaki bir çocuğun dinini değiştirdi.
Önceki gün Ermeni bir çocuk Hatipoğlu’nun programında, Müslüman olmak istediğini belirterek, canlı yayında Kelime-i Şehadet getirdi. Dinini değiştirdiği 21. kişi olduğunu belirten Hatipoğlu, ayrıca çocuğa ismini değiştirmek isteyip istemediğini de sordu. Çocuk ise “Nihat” ismini istediğini belirtti. Hatipoğlu ayrıca birkaç kez çocuğun ailesinden izin aldıklarını ifade etti.
İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi Genel Sekreteri Fırat Çiçek yaşanan olayın törensel bir şekilde ekranlardan verilmesini çocuğun din ve vicdan özgürlüğü hakkının ihlali olduğunu belirtti.

Fotoğraf: Fırat Çiçek’in Twitter hesabından alınmıştır.
“Din ve vicdan özgürlüğü ihlali”
“Televizyon programında törensel bir şekilde 13 yaşındaki çocuğun görüntüsü ve ismi de belirtilmek üzere uzun süreli yayınla dininin değiştirilmesi çocuğun din ve vicdan özgürlüğü hakkının ihlallini oluşturmaktadır.
“Bununla birlikte yayınlanan programda Çocuğun Üstün Yararı ve Gizlilik İlkesi ihlal edilmiştir. Çocuk, din ya da inanç gerekçesiyle yapılan her türlü ayrımcılıktan korunur. Halklar arasında anlayış, hoşgörü ve dostluk, barış ve evrensel kardeşlik, başkalarının din ya da inanç özgürlüğüne saygı ruhuyla tüm gücü ve yeteneklerini insanlığın hizmetine adaması gerektiğinin tam bilinciyle yetiştirilir. Bununla birlikte çocuk hakları temelinde ciddi bir insan hakları ihlalidir.”
Çocuğun kendinin bile yapmadığı bir paylaşımdan dolayı görüntülerinin televizyon ve internet ortamında kalması çocukluk ve yetişkinlik döneminde de ciddi zararlar doğurabileceğine değinen avukat Çiçek şöyle devam etti:
“Reyting uğruna çocukların istismar edilmesinin hiçbir haklı gerekçesinin olamayacağı ailelerin ve kişisel bilgilerinin en temel değerlerinin paylaşılması yanlışlılığının özellikle gündüz programlarda da çokça yapıldığı görülmektedir. Son olarak bir çocuğun din değiştirmesi gibi en özel kişisel bilgilerinin paylaşılmasının çocuğun istismarı kavramının içine girmektedir.”
“Program ile ilgili gerekli denetim yapılmalı”
Reyting ve popülizm uğruna yapılan her türlü teşhirin istismar olduğun belirten Çiçek, istismarın çocuğun büyüme ve gelişiminde olumsuz etkiler bıraktığı için hem Uluslararası Sözleşmeler hem de Ulusal Mevzuat olmak üzere hukuk normları ile yasaklandığını aktardı.
“Keza Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmelerde Ayrımcılık Yasağını benimsemişdir. Anayasa’nın 10.maddesi “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.” şeklindedir. Ayrımcılık yasağına ilişkin Anayasa gereğince yükümlülükleri vardır. Söz konusu program ile ilgili gerekli denetimi yapmalıdır.” (AÖ)


bianet

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: