İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Göbeklitepe: Urfa 12 bin yıl önceki hemşehrileriyle gurur duyuyor

Göbeklitepe, Şanlıurfa ilinin 15 kilometre kadar kuzeydoğusunda kalan bir bölge. Bir zaman makinesiyle 12 bin yıl öncesine dönme şansı olsa, bilinmeyen bir medeniyetin üyelerini, bilinmeyen sebeblerle dikilitaşlar dikmeye çalışırken görmek mümkün olurdu. Günümüzde ise söz konusu gizemli insanların inşa ettikleri yapılar kısmen ilk günkü haliyle ziyaret edilebiliyor. Zaman biraz yıpratmış olsa da…

2019 yılı, Türkiye’de Göbeklitepe yılı ilan edildi. Türkiye’nin her yanından turlar düzenleniyor, zaman zaman kuyruklar oluşuyor. Göbeklitepe’ye sarı çiçekler ve yemyeşil bir araziyle çevrilmiş bir yoldan ulaşılıyor. Örencik köyüne çok yakın. Her köşe başında bir Göbeklitepe tabelası ve dikilitaş kopyası olduğundan yolu kaybetmek imkansız. Şanlıurfalılar bu 12 bin yıllık hemşerilerinin eserleriyle gurur duyuyor.

Kazı çalışmalarını 1995 yılında Alman arkeolog Klaus Schmidt başlatmıştı. 20 yıl boyunca burada sayısız keşfe imza attı. Ancak Schmidt hayatını kaybettikten sonra onun ortaya çıkardığı A, B, C, D, E ve F yapısı olarak adlandırılan alanlarda kazı çalışmaları durdu ve ekibi dağıtıldı. Bu bölgede arkeologlar sadece eserlerin temizlenmesi ve envanterinin çıkarılması işleriyle uğraşıyor. Göbeklitepe’yi tamamen gün ışığına çıkarmanın 150 yıl süreceği tahmin ediliyor.

Sadece “tapınak” değil

Schmdit’e göre, Göbeklitepe, M.Ö. 10 bin ile 8 bin 700 yıllarını kapsayan Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem topluluklarının tören merkeziydi. Ancak Göbeklitepe, sadece “tapınak” olarak adlandırılan yapılardan ibaret değil. Çevresinde evler ve konutlar da bulunuyor. İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mehmet Celal Özdoğan, şu ana dek kazıların ağırlıkla tapınak olarak adlandırılan bölgelerde yoğunlaşması nedeniyle Göbeklitepe’nin sadece tapınaklardan oluşan bir bölge olduğu yönünde yanlış bir izlenim oluştuğunu vurguluyor.

Özdoğan, “Daha evvel yapılan kazılarda da, geçen sene, evvelki sene yapılan sondajlarda da konutlara ait izler tespit edildi. Zaten Göbeklitepe’nin etrafında onun gibi çok yerleşim biliyoruz. Bu, Göbeklitepe önemsiz anlamına gelmiyor. Burası Stonehenge gibi oturup birinin yapı inşa edelim diye başladığı bir yer değil, bir yerleşmenin kendi içindeki kült binalarının olduğu yer” bilgisini veriyor.

Prof. Dr. Mehmet Celal Özdoğan

Göbeklitepe, zaman zaman benzetildiği ve turist akınına uğrayan İngiltere’deki Stonehenge’den 7000 yıl kadar daha eski. Ancak pürüssüz su geçirmez zemini, rölyefler ve ağırlığı 15 tonu bulan T şeklindeki stellerin muazzam kesimiyle Stonehenge’den binlerce yıl önce inşa edilmelerine karşın işçilikte binlerce yıl ileride görünüyor.

Göbeklitepe insanlık tarihine dair bilinenleri değiştirebilir mi?

Göbeklitepe’deki yapıların yaşı tespit edildiğinde bilim dünyasında şaşkınlık yaratmıştı. O döneme dek hiç bir kültürel birikime ya da gelişmiş tekniklere sahip olmadığı düşünülen avcı-toplayıcı kültürler nasıl oldu da böylesine gelişmiş yapıları inşa edebilmişti?

Son 20 yılda Göbeklitepe ile aşağı yukarı aynı döneme denk gelen 20 küsur kazı alanında görüş açısını değiştiren sonuçlar ortaya çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Özdoğan, “O dönem daha tarıma geçmemiş toplulukların, son derece ilerlemiş bir kültürel yapıya sahip, sınıflanmış, elit zevkleri ve inanç sistemleri son derece gelişmiş olan hiç beklemediğimiz bir topluluk olduğu ortaya çıktı. Bunu en iyi gösteren yerlerden biri Göbeklitepe doğru ama bütün bu olay tek başına Göbeklitepe ile değil. O dönemi yansatan diğer kazı yerleri Çayönü, Nevali Çori, Hallan Çemi gibi bütün bu yerler, bize hiç beklenmedik gelişmiş bir toplum portresi çizdi” diyor.

Göbeklitepe neden kasten gömüldü?

Göbeklitepe’ye ilişkin en çok dile getirilen ve en gizemli bulunan özelliklerden biri ise tüm bölgenin kasten gömülmüş olması. Bu özellik de sadece Göbeklitepe’de değil, Çayönü gibi o döneme ait bütün yerleşimlerde de gözlemleniyor.

O döneme ait yerleşim yerlerinin insan gibi gömüldüğünü, bazılarına mezar armağanları da bırakıldığını belirten Prof. Dr. Özdoğan’a göre, bunun nedeni büyük olasılıkla kutsala bir daha el sürülmesini önlemek. Göbeklitepe’de gün ışığına çıkarılan anıtlar onu inşa edenler için neden kutsaldı bilinmiyor. Ancak bu inançları sayesinde günümüzde Göbeklitepe’yi neredeyse ilk inşa edildiği günkü gibi görebilme imkanı bulunuyor.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı

Göbeklitepe, Hasankeyf’in aksine UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi’ne alındı. Bunu çok önemli bir gelişme olarak gören Prof. Dr. Özdoğan’a göre, Göbeklitepe şu anda çok iyi korunamıyor: “Bir defa başlamadan çok önemli bir hata oldu. Geçici çatıyla bir ara korunmaya çalışıldı. Sonra bir AB projesiyle iki tane çatı yapıldı. O çatıların çok iyi olduğunu söyleyemeyeceğim. Orada esas önemli olan rüzgar erozyonu; yani rüzgarla gelen kum bombardımanı da tahrip ediyor. Çatıların örtmediği alanlar var. Koruma sorunları var ama en azından şu anda Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınması dolayısıyla giderek korumanın önemi ve koruma önlemleri girişimleri arıyor.”

Göbeklitepe’de özellikle bitkiler arasında kalan F yapısı ile üzeri açık olan ve bazen turistlerin uyarı levhasına rağmen taşlar üzerinden atlayıp üzerinde gezindiği E yapısı korumasız görünüyor. E yapısındaki zeminin yağmur sularıyla dolduğu da göze çarpıyor. Prof. Dr. Özdoğan’a göre çözüm olarak orijinal yapıları müzeye alıp yerine bire bir kopyaları yerleştirilebilir.

Göbeklitepe’yi inşa edenler kimdi?

Bu gizemli yapıları kimin inşa ettiği kesin olarak bilinmiyor. Çünkü iyi korunmuş DNA örnekleri henüz tespit edilemedi. Ancak tahminler var. M.Ö. 35 bin yıllarında Homo Sapiens Sapiens’in yani atalarımızın yayılmaya başladığı andan itibaren inanç sisteminde de gelişmeler olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özdoğan, İspanya’dan başlayıp Urallara kadar giden kültür bölgesine dikkat çekiyor.

Türkiye’nin doğudaki hazineleri Tanrıların dağı Nemrut M.Ö. 34 yılında ölen Kommagene Krallığı’nın lideri 1’inci Antiochos’un mezarının bulunduğu Nemrut Dağı her gün binlerce ziyaretçi ağırlıyor. Nemrut, belki de günbatımının en güzel izlendiği yerlerden biri. Ancak uçurumun kenarından ve karlı yollardan tırmanmak biraz cesaret işi.

Türkiye’nin doğudaki hazineleri Midyat’ın konakları Mardin’in Midyat ilçesi de Mardin gibi çatısız taş evleri ve konaklarıyla biliniyor. Pek çok Türk dizisinin çekildiği Midyat’taki Konuk Evi ise turist akınına uğruyor.

Türkiye’nin doğudaki hazineleri 4 bin yıllık Güneş Tapınağı Mardin’de Deyrulzafaran Süryani Manastırı 5’inci yüzyılda kurulmuş. Manastır içerisindeki en ilginç yapı ise manastırın üzerine inşa edildiği 2 tonluk taşlardan çatıya sahip olan 4 bin yıllık Güneş Tapınağı.

Türkiye’nin doğudaki hazineleri ‘Çingene Kızı’ Zeugma antik kentinin büyük bölümü sular altında kalmadan önce kurtarılan mozaikler Gaziantep’te Zeugma Mozaik Müzesi’nde toplandı. Kurtarma çalışmaları sırasında bir villanın tabanında bulunan ünlü “Çingene Kızı” mozaiği de burada. Mozaiğin eksik parçaları ABD’ye kaçırılmış, uzun müzakereler sonucu geçen yıl geri alınmıştı.

Türkiye’nin doğudaki hazineleri Sular altındaki minare 2000 yılında Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinin büyük bölümü Birecik Barajı’nın suları altında kaldı. Karagülün tek yetiştiği yer olan eski Halfeti tekne turlarıyla gezilebiliyor. Halfeti’ye bağlı Savaşan köyünün de sular altında kalmasıyla böyle bir görüntü ortaya çıktı.

Türkiye’nin doğudaki hazineleri Birecik’in kelaynakları Türleri tehlike altında olan göç ederek yaşayan son kelaynaklar Türkiye’de. Birecik Kelaynak Üretme İstasyonu’nda kalan 300 kelaynak koruma altında. Tesis yetkilileri ayrıca Fırat kaplumbağası, çöl varanı ve çizgili sırtlanı da koruma altına almış.

Türkiye’nin doğudaki hazineleri Şuppiluliuma’yı görmeden geçmeyin Hitit Kralı Şuppiluliuma’nın 1,5 metre boyunda ve 1,5 tonluk heykeli sayısız Hitit eseri ve mozaikle birlikte Hatay Arkeoloji Müzesi’nde. Bir elinde başak, bir elinde mızrak tutan sevimli heykel eşsiz olarak değerlendiriliyor.

Türkiye’nin doğudaki hazineleri Harran’da eğitim Şanlıurfa’ya 44 kilometre uzaklıkta bulunan Harran ilçesi dünyanın ilk üniversitelerinden birinin kalıntılarına sahip. Bir rasathane kulesine sahip. Örneğin bugünkü Harran’da doğan astronom El Battani burada Dünya ile Ay arasındaki mesafeyi ölçmüş.

Türkiye’nin doğudaki hazineleri Konik evler 30-40 yıl öncesine kadar insanların yaşadığı Harran’ın konik evleri de ilçenin en çok bilinen yapılarından. Fotoğraftaki ise eski aşiret ağasının dokuz eşi ve 36 çocuğuyla yaşadığı ev.

Türkiye’nin doğudaki hazineleri Balıklıgöl’ün sırrı Tek tanrılı dinlerin öncüsü sayılan İbrahim Peygamber’in Kral Nemrut tarafından öldürülmek üzere ateşe atılması emrini verdiği sırada ateşin suya dönüştüğüne inanılan Balıklıgöl de Şanlıurfa’da en çok ziyaret edilen yerlerden.

Türkiye’nin doğudaki hazineleri 12 bin yıllık Göbeklitepe 12 bin yıl önce inşa edilen ve kasten gömüldüğü için binlerce yıldır zarar görmeden günümüze dek ayakta kalabilen Göbeklitepe, Türkiye’nin en gizemli bölgelerinden. Üstelik bu yıl Türkiye’de Göbeklitepe yılı ilan edildi.

Türkiye’nin doğudaki hazineleri Diyarbakır Ulu Cami 3400 yıldır bir ibadethane olarak kullanıldığı belirtiliyor. Musa Peygamber döneminde sinagog, İsa Peygamber döneminde Saint Toma ya da Mar Toma adlı kilise olarak kullanılan bina, 7’inci yüzyılda Halife Ömer döneminde Diyarbakır’ın sahabelerce fethi sonrası camiye dönüştürülmüş. Ülkedeki dikdörtgen planlı tek cami.

Türkiye’nin doğudaki hazineleri Yaş 35… Yolun yarısı Ünlü şair Cahit Sıtkı Tarancı’nın 1910 yılında dünyaya geldiği ev Diyarbakır’da Ulu Cami yakınlarında müze olarak ziyaret edilebiliyor. 1733 tarihli bina sonbahar, yaz, ilkbahar, kış adlı dört bölüme ayrılıyor.

Türkiye’nin doğudaki hazineleri Malabadi Köprüsü Batman Çayı üzerindeki köprü 1147/48 yılında inşa edilmiş. Köprü üzerindeki hamamın hikayesi ilginç. Malabadi, bir sınır köprüsü gibi. İnşa edildiği dönem kente gelenler yeterince temiz bulunmadıklarında bu köprüde yıkanıp, öyle kabul ediliyormuş.

Türkiye’nin doğudaki hazineleri Hasankeyf için son şans! Binlerce yıldır sayısız medeniyete ev sahipliği yapan Batman’a bağlı Hasankeyf, Ilısu Barajı’nın haziran ayında su tutmaya başlamasıyla sular altında kalacak. Şu sıralar Hasankeyf’i yüzeyde görebilmek için son günler olabilir. Başak Sezen ©Deutsche Welle Türkçe

M.Ö. 30.000 ile 14.000 arasındaki döneme denk gelen gerek mağara sanatı, gerek Orta Avrupa’daki heykelcikler, Karadeniz’in kuzeyinde mamut dişinden yapılan büyük tapınaklar bulunduğunu belirten Prof. Dr. Özdoğan, “Göbeklitepe onlarla aynı mantıkla geliyor fakat bir sabit yerleşme kavramını, yeni bir yaşam biçimini de beraberinde getiriyor. O dönem, o kültür Anadolu’ya geldiği zaman artık yeni bir sosyal yaşamı da beraberinde getiriyor. Sadece bir inanç sistemi değil, bir inancın göstergeleri değil, daha sonra kent devleti, imparatorluğa kadar giden sistemin sosyal altlığı burada gelişiyor. Bence Göbeklitepe kültürünün en büyük özelliği o zaten” diyor.

Göbeklitepe binlerce yıl toprağın altında gizlendi. İnşa edenler bir gün geri dönme ihtimali üzerine bir de gizli giriş bırakmışlardı. Ama dönemediler. Bu dikilitaşlar şimdi gizlendiği süreden daha uzun bin yıllar boyunca yüzeyde korunmayı bekliyor.

Başak Sezen / Göbeklitepe

© Deutsche Welle Türkçe


Deutsche Welle

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: