İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Beşler, üçler, birler… Hiçler

***Metinde yer alan görüşler yazar(lar)ına ait olup, HyeTert’in görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.***
 

Ohannes Kılıçdağı

Zaten bu gizli oylama meselesi bana çok tuhaf gözüktü. Dokuz kişi çok hayati bir meseleyi konuşmak üzere toplanıyorsun, neyin gizli oylaması, gizli oylamaya niye gerek var? Kaldı ki, böyle bir ortamda gizli oylama pratik olarak nasıl yapılır ki?

Aram Ateşyan
Sahak Maşalyan 
Yeğişe Uçkunyan
Antreas Hagopyan
Zakeos Ohanyan
Zadik Babigyan
Krikor Damatyan
Diran Reisyan
Goryun Fenerciyan

Bu isimlerin oluşturduğu Ruhani Kurul, (Drtad Uzunyan, toplantıya katılmamış) oy çokluğuyla patrik seçimlerinin “genel vekil” ve Ruhani Kurul eliyle yürütülmesine karar vermiş. Yaptıkları 3-5 satırlık zavallı açıklamadan anlaşıldığı kadarıyla Müteşebbis Heyet dahi oluşturma niyetinde değiller. Neden Müteşebbis Heyet oluşturma yoluna gitmeyeceklerini açıklayabilirler mi? Ateşyan’ın berbat sicili de ortadayken, insanın haliyle midesi bulanıyor, işin içinde bir bit yeniği olduğu hissi uyanıyor. 
Beş isim seçimlere uyduruk vekille gidilmesi için oy kullanırken, üç isim değabah seçilmesini istemiş, bir isim de çekimser kalmış. Oylama gizli yapıldığı için kimin ne oy verdiğini bilmiyoruz. Gerçi Sahak Maşalyan geçtiğimiz haftalarda değabah seçimi için çalışacağını açıklamıştı ama resmi toplantı bu toplantı olduğu için, kendileri açıklamazsa o toplantıda olanlardan, kimin ne oy verdiğinden emin olamayız. O üç isim çıkıp kendilerini açıklamadıktan sonra ben yorumcu olarak hepsini işin içine katmak zorundayım.
Zaten bu gizli oylama meselesi bana çok tuhaf gözüktü. Dokuz kişi çok hayati bir meseleyi konuşmak üzere toplanıyorsun, neyin gizli oylaması, gizli oylamaya niye gerek var? Kaldı ki, böyle bir ortamda gizli oylama pratik olarak nasıl yapılır ki?  Meseleyi tartışmadan oylamaya mı geçiliyor ki kimin ne düşündüğü ve oyu gizli olsun? Tartışırken herkes fikrini söylemiyor mu ki oyu bilinmesin, gizli olsun. Acayip bir iş. Kimse aklımızla dalga geçmesin, oylama gizli falan değil. “Biz kimin ne oy verdiğini biliyoruz da size söylemek istemiyoruz”, demektir bu. O beş kişi her kimse, verdikleri oyun arkasında duramayacak, topluma oylarının hesabını veremeyecek kişiler demek ki. O kadar titrek, o kadar korkak. Fikrinden eminsen çıkar çatır çatır savunursun, neyin “gizliliği” bu? Demek ki utanılacak bir iş yaptığının farkındasın. 
Gelecek günler bize bu isimlerin Türkiye Ermeni Patrikhanesi’nin sonunun başlatan insanlar olup olmadığını gösterecek. Son on senelik süreçte “sonun başlangıcı” olarak nitelenebilecek birçok an olduğu doğrudur, bu da onlardan biri. Bu ruhaniler kendi elleriyle, zaten siyasi ve sosyolojik sebeplerle yüz senedir zayıflanmakta olan Türkiye Ermeni Kilisesi’nin sonunu hazırlıyorlar. Tabii ki bunun tek sorumlusu onlar değil ama topun kendilerinde olduğu bir dönüm noktasında yaptıkları affedilir türden bir iş değildir. Adını siz koyun.  
Lafı dolaştırmanın manası yok. Bu kurul, Ermeni toplumuna “it ürür kervan yürür” muamelesi yapmıştır. Saygı göstermedikleri toplumdan saygı görmeleri de haliyle mümkün değildir. Gözlemlediğim kadarıyla toplumda ruhanilere karşı öfke gitgide yükseliyor, “sürüsünü kurda teslim eden çoban” olarak görülüyorlar. Seçime değabahla gidilmesi yönünde oy kullanan üç isim kendilerini bu utançtan kurtarmak istiyorlarsa, çıkıp kendilerini göstermeleri lazım ki biz de bilelim. Aksi takdirde sorumluluk bir bütün olarak kurulun kendisinde olacaktır. Ruhani Kurul’da olmayan diğer ruhanilerin de bu duruma itiraz etmeleri gerekiyor. Sonuçta, değabah seçme hakları ellerinden alınmıştır. İçlerinde dürüst, namuslu, halkını düşünen lider ruhlu olanlar hiç mi yok? İman etmiş kimseler olarak, bunun hesabını verebileceklerine inanıyorlar mı? 
Peki, toplum dediğimizin işlerin buraya gelmesinde hiç kabahati yok mu? Olmaz olur mu hem de çok. En başta, daha evvel söylediğimiz gibi, her ne kadar vakıf seçimleri uzun süredir yapılamasa da, toplumun oylarıyla seçilmiş, dolayısıyla toplumun temsilcisi konumunda olan vakıf başkanları ve yönetim kurulları geliyor. İçlerinden 3-5 ismi bir kenara koy, bu kadar pasif ve zavallı bir topluluk zor bulursun. Bu sözlerim ağırlarına gidebilir ama kusura bakmasınlar, dile kolay on senedir bir krizin içindeyiz, ne zaman etkili bir harekette bulundular? Bunun için çok zamanları ve fırsatları oldu ama havanda su dövmekle yetindiler. Halbuki, toplumu etraflarında toplayacak konumları ve potansiyelleri vardı. Ama demek ki kalibreleri yetmiyor. 
Peki temsilcileri böyle de, toplumun kendisi nasıl? Tek kelimeyle bitik. Dinin, patriğin, patrikhanenin umurlarında olmamasını anlarım, herkes dindar olmak zorunda değil ama mevzubahsin din olmadığını anlamayacak kadar idrakten yoksun musunuz? Bakın din Ateşyan’ın umurunda mı? Dünyalığını yapmakla meşgul. Bu mesele, Türkiye Ermeni toplumunun kaynaklarının nasıl kullanılacağı, bizim ve gelecek nesillerin nasıl yaşayacağı meselesidir. Ermeni toplumu üyeleri gidişata el koymazsa, başta Ateşyan ve bir avuç yöneticinin olduğu klik bu kaynakları bildikleri gibi kullanacaklar. Bunun için de halkı devre dışı bırakmaya çalışıyorlar ki bu da patrik ve vakıf seçimlerini ortadan kaldırmayı veya etkisiz hale getirmeyi gerektiriyor. Yakında patrik seçimiyle ve kimlerin aday olabileceğiyle ilgili yeni kurallar yumurtlanırsa hiç şaşırmayın. Toplum buna dur demezse şikayet etmeye de hakkı olmayacak. Biraraya gelecek 3-5 kişinin dahi sürece nasıl müdahale edebileceklerine kafa yormaları bile olumlu olur. İnsanların varlıklarını hissettirmeleri, bedenlerini göstermeleri gerekiyor. 
Ateşyan PGV’liğinden beri onunla temas kuran, onu o makamda kabul eden herkes zaten vebale ortaktı. Ama artık vekilliğin hiç iler tutar yanı kalmamışken, hepimize küfredercesine o ünvanla ortada dolaşan Ateşyan’la ilişkide olan herkes bu işten sorumludur. İçinde Ateşyan’ın olduğu bir patrikhane dikkate alınmamaya mahkumdur. Bu anlamda Tıbrevank’ın yaptığı Ateşyan’ı tanımama hareketi çok yerinde bir karardır. Azıcık onuru, yüreği, cehennem ateşlerinden geçe geçe iyi kötü şu güne gelmiş Ermeni toplumuna tırnak ucu kadar saygısı olan diğer kurum ve kişiler de aynısını yapar. Yok, bu kadarı da olmuyorsa, hiç başka bir şeyi konuşmaya gerek yok. Ermeni toplumu için perde inmiş, oyun bitmiş demektir. 

http://www.agos.com.tr/tr/yazi/22399/besler-ucler-birler-hicler

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: