İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sahakoğlu’ndan tutkuya dair

Vartan Estukyan

Kirkor Sahakoğlu’nun yeni sergisi ‘Passion’, Millî Reasürans’ta açıldı. Sergide, sanatçının son dönem çalışmaları arasında yer alan 50’den fazla eser sanatseverlerle buluşuyor. Bir önceki sergisi ‘Utopia’da Adorno’nun “Hakikatin yalan, yalanın hakikat gibi göründüğü dönemeçteyiz şimdi” sözünden ilham alan Sahakoğlu, bu sergisinde Schönberg’in “Derine, derine, daha derine…” sözünden esinlenmiş. ‘Utopia’ ile eşzamanlı çalışmaya başladığı son sergisinde ressam, İtalya’da yaşadığı dönemden izleri tuvale yansıtmış. Soyut resimleriyle bildiğimiz Kirkor Sahakoğlu, ‘Passion’da yeniliklere açık bir yaklaşımda da bulunmuş. Buna en somut örnek, ressamın tablolarında kolajlara yer vermesi. Ressamla, 27 Mayıs’a dek görülebilecek sergisi üzerine konuştuk.

‘Tutku’nun önemi

Sahakoğlu, sergisinin ismi olan ‘tutku’nun önemini, yazdığı manifestoda şöyle ifade ediyor: “Ruhun gerçek sahibidir tutku. Vaz geçer, geri döner, uzaklaşır, yaşamın sonsuz deviniminde şekilden şekle girer. Umudun ufuk çizgisinden bile uzak olduğu zamanlarda omuzlarından sarsıp yaşama döndüren de, aynı tutkudur. Bir şeye tarifsiz duygularla bağlı olmanın, o şeyi yaratmayla ne çok ilgisi vardır aslında? Çünkü tutku narsisttir biraz da.”

Ressam, tutkunun iki farklı duyguyu barındırdığını söylüyor: “Tutku insanlara hem iyi şeyler veren bir duygu, bir adrenalin hem de bir zaaf. Ama ben bunu bir zaaf olarak ele almıyorum. Decartes, ‘Seni yöneten zaaflardan uzaklaş’ diyor, bense aksine, ‘Ben ona teslim de oluyorum’ diyorum.”

Ressam, tutku konseptine aşkı da dahil ettiğini söylüyor: “Benim burada görmeye çalıştığım, her türlü aşk. Ana-baba aşkı da olabilir, doğa aşkı da, hayvan aşkı da, eşcinsel aşk da olabilir.”

Hamasyan konserinde notlar

İlk sergisi ‘Eksik’in, kendi etnik kimliğiyle bir hesaplaşmasını yansıttığını belirten Sahakoğlu, ‘Utopia’da ise olmayan bir yerin özlemini, Yunanistan ve adalarla beslediği bir duygu ve motivasyonla hareket ettiğini belirtiyor: “Utopia’yı iki yıl önce sergilemiştim ama bu sergideki resimleri ondan sonra yapmaya başlamadım, yani iki yıl önce, ‘Şimdi de başka bir sergi yapayım’ diye yola çıkmadım. Yıllardır bunun üzerine çalışıyorum zaten. Şöyle örnek vereyim: Aya İrini’de Tigran Hamasyan’ı dinlerken, o gün bu sergiyle ilgili resim notları aldığımı hatırlıyorum.”

‘Realist resim bitti’

Sahakoğlu, neden soyut resim yaptığını şu sözlerle açıklıyor: “Kendi açımdan, realist resmin bittiğini düşünüyorum. Soyut resimleri yaparken, her şeyden önce, bu resimlerin böyle ortaya çıkacağını bilmiyorum. Bu, var olmayanın resmini yapmakla ilgili bir şey. Tabii ki bunları yaparken, her bir kare kendi hikâyesini de barındırıyor. Soyut resimlerin pek ismi olmaz. Zaten resim, kendi içinde anlam kazanıyor. Bütün resimlere bir hikâye ile yaklaştığımı düşünüyorum.”

Ana tablonun hikâyesi

Ressam, serginin ana tablosunun hikâyesini şöyle anlatıyor: “Bir ‘şey’e tarifsiz duygularla bağlı olmanın, o ‘şey’i yaratmayla ne çok ilgisi vardır aslında.  Çünkü tutku, narsisttir biraz da… Açık bir yara gibi sızladığında bile, kendini anımsatması zevk verir. Çünkü tutku sahibi bilir ki hücrelerine işlemiş bu duygu yığını aynı zamanda hayatta kalmasının, ayakta durmasının nedenidir. Reddettiği için cezalandırılsa da dayatılandan kaçıp tutkuya sığınabilmek, sıradan ruhların asla sahip olamayacağı bir lükstür.”

http://www.agos.com.tr/tr/yazi/22394/sahakoglundan-tutkuya-dair

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: