İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

SAHAK SRPAZAN’DAN SEÇİM SÜRECİ AÇIKLAMASI

Seçim süreci başladı, elbette tartışmalar da. Bazen en küçük bir eylemi anlatabilmek için uzun bir mantık dizgesi kurmak zorunda kalıyorsunuz. Kilise sistemini bilmeyen, malumat sahibi olmadan fikir sahibi olanlar o kadar çok ki. Çabuk yanıt bekleyen, okumayı sevmeyen ve bazen önyargılı insanlara bunu anlatmanın ne kadar zor olduğu rahatlıkla tahmin edilebilir. . Bu yazıyla da amaçladığım herkesi ikna etmek değil. Tarihe bir not düşelim, yeter. Ruhani Meclisin 29 Nisan oturumda alınan karar kötünün iyisiydi. Ruhani Kurul Başkanı (adenabed) olarak mevcut şartlarda takınabileceğim en doğru tavrı seçtiğim kanaatindeyim Sorularla ilerliyelim.

Niçin Sayın Aram Srpazanın vekil olarak Kurula riyasetini kabul ettiniz? Çünkü artık patriğin ölümünden sonra vekil değil.

Doğru, kendisi “Patriklik Genel Vekili” değil artık. Ama kurumlarda yenisiyle yer değiştirene kadar (hatta istifa bile etmiş olsa) eskisi o unvanı korur ve yenisine görev ve yetki aktarımını gerçekleştirir. Bu bilinen idari bir uygulamadır. Bu yüzden müteveffa Patrik Mutafyan’ın vefatından bu yana patrikhaneyle tüm resmi ilişkilerinde hemen herkes “pokhanort – vekil” unvanını kullanmaya devam etti. Ruhani Kurula Aram Srpazan vekil olarak riyaset etmeseydi bile, Türkiye’de görev yapan en kıdemli din adamı olarak riyaset etme hakkı vardı.

Niçin Ruhani Kurul’dan yanlış bir kararın çıkmasına izin verdiniz?

Çünkü benim elimde değildi. Ben tavrımı, değabah seçilmesi şartını gücüm ve sesim elverdiği ölçüde haykırdım. Patrik seçim sürecini sadece zaten çok yıpratılmış dokuz kişilik Ruhani Kurula bırakmak en büyük hataydı. Tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok oluyor. Patrik seçim süreci ağırlıklı olarak sivil katılımlı gerçekleşir. Din adamlarının katkısı sadece 7 de 1 oranındadır. Halkın ve yöneticilerin bir şekilde Değabah Seçimi’ne destek vermesi gerektiğini de belirtmiştim ama herhangi bir reaksiyon gösterilmedi. İyi niyetle imza toplamaya çalışan bir avuç gönüllünün dışında, herkes bekleyelim görelim havasındaydı. Sürece göz kulak olması beklenen kilise yönetimleri de dirayetli bir duruş sergilemediler. VADİP toplandı oradan da hiçbir bağlayıcı karar çıkmadı. “Çabucak bir seçim yapılsın, Değabahla da olur, Patrik Genel Vekilliğiyle de olur dendi.” Bütün bunların arka planında biz Ruhani Kurulu topladık. İç dinamiklerle bu Kuruldan böyle bir karar çıkacağı gün gibi aşikardı. Yine de mücadelemizi verdik, sesimizi duyurduk.

Niçin daha sert mücadele yolunu seçmediniz?

Ruhani Kurul divan başkanı olarak yapacağım tek şey Ruhani Kurulu kilitlemek olurdu. Bu da seçim sürecini başlamadan akamete uğratmak demekti. Bu tavır sistemin ortadan ikiye bölünmesi ve srpazanların seçimi bırakıp birbirlerine düşmesi anlamına gelirdi. Halkın da karışacağı ve bizi nereye götüreceği belli olmayan karanlık bir kavga ortamına sürüklenirdik. Öyle davransaydım bu kez hakkımda bugün başka şeyler konuşuluyor olacaktı. Bizim tüm seçim süresince işleyen bir Ruhani Kurula ihtiyacımız var bütün zafiyetlerine rağmen. Zaten kör topal giden sistemi bütünüyle çökertmeye gönlüm el vermedi. Doğru, Kurul Başkanının rızası olmadan o toplantıyı Aram Srpazan yapamazdı. Ama divan başkanı da Aram Srpazan olmadan o Kurulu toplayamazdı. Belli değil mi? Yanımda duran üç kişiyle mi Ruhani Kurulu toplayacaktım? Bizi bekleyen kaostu.

Peki kaosun yerine haksız bir makam işgalini sindirmemizi mi bekliyorsunuz?

Elbette ki hayır. Hak arayışının aşamaları vardır. Ruhani Kurul’un bu kararıyla Değabah seçiminin önü mutlak anlamda kapanmamıştır. Çünkü bu noktadan sonra Devlet sürece müdahil olmaya başlayacaktır. Süreç devletin katılımıyla ancak yasal bir aşamaya geçer. Bu da bizim devlete seçimi başlattığımızı bildirmemizle başlar. Niçin, Ruhani Kurul toplantısının sadece olumsuz yönü konuşuluyor. Her kötüden bir iyilik doğar. O toplantı sonrası hiç vakit kaybetmeden sürecin başlatıldığını devlete ilettik. Bu süreci hızlandıran şahsen benim girişimim oldu. Bu acil başvuruyu ben yaptım. Vilayetten acil randevu talebinde ben bulundum. Sağ olsunlar kırmadılar ve devlet bu konuya gereken ihtimamı göstermektedir. Kaygılarımız pek çok kanalla devlet mercilerine iletilmiştir. Bir hafta, 10 gün içerisine devletten cevap gelmesini bekliyoruz. Bunun da 1863 Nizamnamesinin ruhuna uygun olarak gelmesi umudundayız. Böylece halkımızı memnun edecek, daha tarafsız ve daha sağlıklı bir seçime gidebiliriz. Kurallar yerine getirilir, herkes o kurallara göre oynar. 

Devlete iletilen mektupta ne yazıyordu?

İşin güzel tarafı da o zaten. O mektupta 29 Nisan Ruhani Kurul toplantısında sadece “patrik seçimine gidilmesi kararlaştırılmıştır” yazılmıştır. Bu kurul toplantısında seçim sürecinin vekille yürütülmesine karar verildiğine dair hiçbir ibare yoktur. Mektup, “patrik seçim çalışmalarına başlayacağımızı yüksek makamınıza bildiririz” şeklinde tamamlanmaktadır. Artık devlet rahatlıkla bize seçim çalışmalarınızın ilk adımı değabah seçmektir, diyebilir. 

Peki devlet bunu diyecek mi?

Daha önce, devlet Mesrop Badriakın vekille başlatılan seçim sürecine müdahil olmuş ve geleneklerimize uygun olarak değabah seçiminin yapılması gerektiğini bildirmiştir. Yine aynı şey olacaktır. “Yanlış hesap Bağdat’tan döner” derler. Bu kez o kadar da uzaktan değil, Ankara’dan dönecektir. Halkımız müsterih olsun. Devletimiz bu seçimlerin mevcut mevzuat hükümlerine, teamül, gelenek ve göreneklere göre yapılacağının garantisini vermiştir. Sayın valimiz Ali Yerlikaya ile olan görüşmemiz yüreğimizi umutla doldurdu. Kendilerinden hakkımız olan seçimin yakın olduğuna ilişkin bir kararlılığı ve otoriteyi sezinledik ve bu konuda devlet güvencesini bizlere layıkıyla ilettiler. Kendilerine minnettarız.
29 Nisan Ruhani Kurul toplantısıyla 85. Patrik seçim süreci başlamıştır. Bu kurulda divan başkanı olan şahsımın takındığı tavır, bir zayıflık olarak değil, barışı arzulayan ve süreci tıkayan değil önünü açmayı hedefleyen stratejik bir adım olarak anlaşılmalıdır.  

Saygılarımla
Episkopos Sahak Maşalyan
2 Mayıs 2019

https://www.facebook.com/sahak.mashalian/posts/10156808246162012


İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: