İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Fransa’ya boykot uygulanmalı

***HyeTert, bu kaynağın ve/veya içeriğin yanlış ve/veya yanıltıcı bilgiler ve/veya soykırım inkarcılığı, ırkçılık, ayrımcılık ya da nefret suçu içerdiği/yaydığı kanısındadır. Metni paylaşmadan önce bu uyarıları göz önüne alarak, içeriği ve/veya kaynağı güvenilir kaynaklardan kontrol ediniz.***

SEDA AKYÜZ / ANKARA 

Giresun Üniversitesi eski rektörü ve hâlâ öğretim görevlisi olan Prof. Dr. Aygün Attar, 1915 olaylarının yıldönümünde Aydınlık’a önemli değerlendirmelerde bulundu. Fransa’nın 24 Nisan’ı sözde Ermeni soykırımını anma günü ilan etmesinden, İtalya’nın girişimlerine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek ile ilgili verdiği karara kadar birçok konuda konuştuk. Batılı ülkelerin Ermeni meselesiyle ilgili Türkiye’yi sıkıştırmasının nedeninin bölgesel gücünden rahatsız olmasından kaynaklandığını belirten Attar, Avrupa Parlamenter Asamblesinin şimdiye kadar 1915 olaylarıyla ilgili somut hiçbir kanıt ortaya koyamadığının altını çizdi. Attar sorularımızı şöyle yanıtladı;

Fransa’nın 24 Nisan’ı sözde Ermeni soykırımını anma günü ilan etmesini ve İtalya’nın girişimlerini nasıl yorumluyorsunuz?

Batı dünyasının çok eskiden gelen Türkiye’nin bölgesel gücünden rahatsız oluşlarının dışa vuruşudur. Siyaset farklı arenadır. Büyüklük taslayan Batılı devletler ‘şark ülkelerine ders veren’ zihniyetler. Aslında 100 senenin ötesinde vuku bulduğu rivayet edilen olayları parlamentolarda tekrar gündeme taşımaya çalışıyorlar ve aktüel hale getirmek istiyorlar.

Bunun üzerinden Türkiye’yi sıkıştırma çabası içindeler. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uluslararası mahkemeler, Ermeni diasporasının güçlü olduğu ABD’nin kongresi, senatosu ve en önemlisi Avrupa devletlerinin Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak için fırsat aradıkları Avrupa Parlamenter Asamblesi şimdiye kadar somut ne gösterebildiler?

‘YEGÂNE KARARDIR’ 

Türkiye’nin elinde Doğu Perinçek’in AİHM’de aldığı karar var…

Reklamdan sonra devam ediyor 

1965 sonrasında Avrupa’da gündeme getirilme gayreti içinde bulunulan sözde Ermeni soykırımı ile ilgili hukuksal olarak Türkiye’nin elini kuvvetlendiren yegane karardır. Bu karar önemli bir yol haritasının başlangıcıdır. Ancak Türkiye bunu iyi değerlendiremedi. Neden? Ermeni meselesi milli dava olarak nitelendirdiğimiz konular içindedir. Milletçe ve devletçe bu karara sahip çıkmamız lazım. Bütün partiler sözde Ermeni soykırımıyla ilgili Perinçek’in kazandığı davayı önemli bir karar olarak kabul etmeli ve toplumsal mutabakatta bir şapka niteliğinde olmalıdır. Sadece bir partinin kıt kanaat olanaklarıyla, Avrupa’da davaya gidenlerle değil, milletçe iştirak etmemiz gerekiyordu.

‘MACRON TERÖR UZANTILARINI KABUL ETTİ’

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Fransa milletvekilinin ‘soykırım’ iddiasına verdiği yanıtı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mevlüt Çavuşoğlu’nun verdiği yanıt o hanımefendinin karizmasını çizecek nitelikte çok net bir cevaptı. Ancak uluslararası siyaset açısından söylemdir. Söylemlerle eylemler arasındaki farklar mütekabiliyet ilkesinin icraata dönüşmesiyle gerçekleşir. Fransa belli ki o polemikten etkilenmemiş olacak ki Cumhurbaşkanı Macron 19 Nisan 2019’da Suriye’deki terör örgütü uzantılarını devlet seviyesinde kabul etti. Bu da Fransa’nın zincirvari şekilde uluslararası hukuku hiçe sayarak bu tür eylemlerin devamını getireceğini deklare etme şekliydi. Macron’da Ermeni diasporasına gebe olan bir siyasetçidir. Türkiye, kırmızıçizgileri niteliğinde olan milli davalarına keyfi şekilde yaklaşamayacağını devlet üslubuyla hiç zaman kaybetmeden devreye sokmalıdır.

FRANSA’YA BOYKOT ÖNERİSİ 

Türkiye ‘soykırım’ iddialarına sözlü tepki gösteriyor. Ancak daha somut ne yapılabilir?

Fransa ile Türkiye’nin, yine Fransa ile Ermenistan’ın dış ticaretine bakınız. Fransa’nın Türkiye’ye ne kadar bağımlı olduğunu göreceksiniz. Türkiye aldığı malların çok az kısmını boykot etse, zaten sarı yeleklilerle başı dertte, ekonomisi buhran içinde olan Fransa’nın ne duruma düşeceğini tahmin etmek zor değil. Bu işlerin söylemden ziyade eylemle gerçekleşmesinden yanayım. Başta Türkiye olmak üzere Türk Cumhuriyetleri, Avrasya platformunun gerçek sahipleri, iç siyasetten, içeride popülizm kokan hadiselerden sıyrılmalı. Bir an önce birlikte tek millet, tek devlet ve tek bayrak ilkesinde birleşen milli mutabakat ruhunu yakalamalıyız. Milli mücadelenin 100. yılındayız. 1919’da kriz ortamında çok ileriye yönelik bir devlet kimliğini ortaya koyduk. Türkiye, 1919’daki aynı ruhla Suriye meselesi başta olmak üzere bir an önce dış siyasetinde yenilenmeyle birlikte iddialı şekilde varlık göstermek zorundadır.

https://www.aydinlik.com.tr/fransa-ya-boykot-uygulanmali-turkiye-nisan-2019

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: