İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermeni soykırımı anmasına izin yok

Ermeni soykırımı anmasına izin yok

İstanbul Valiliği, Sultanahmet’te , 24 Nisan Ermeni Soykırımı anma etkinliği yapılmasına izin vermedi. Açıklama için gelen İHD Eş Genel Başkanı Avukat Eren Keskin, HDP Milletvekili Garo Paylan ve yabancı parlamenterler İHD’de bir açıklama yaptı.

Hacı Bişkin hbiskin@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon, Ermeni soykırımının yıl dönümü nedeniyle Sultanahmet Meydanı’ndaki Türk İslam Eserleri Müzesi önünde bir araya geldi. Aralarında HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın bulunduğu kitleye polis ikazda bulundu. Polisler, Valiliğin anmaya izin vermediğini söyledi.

Fransa’dan gelen milletvekilleri ve Paylan açıklamayı daha sonra Sultanahmet’ten ayrılarak İHD İstanbul Şubesi’nde açıklama yaptı. HDP Milletvekili Garo Paylan, İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Avukat Eren Keskin, Avrupa Irkçılık Karşıtları Taban Hareketi (EGAM)’nin Genel Başkanı Benjamin Abtan, Fransız Parlamento Üyesi Mirelle Clapot ve çok sayıda insan hakları aktivisti açıklamaya katıldı.

‘YİNE HUKUKSUZLUĞUN İKTİDARINI YAŞIYORUZ’

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde açıklama yapan İHD Eş Genel Başkanı Avukat Eren Keskin, Sultanahmet’te açıklama yapılmamasına tepki gösterdi. Keskin şunları söyledi, “Evet bu ülkede işlenmiş ve işlenmekte olan ağır insan hakları ihlalleri Cumhuriyet’in üzerine inşa edildiği soykırımın lanetli mirasıdır. 20. yüzyılın başında Küçük Asya ve Kuzey Mezopotamya’da Hıristiyan halklara, Ermenilere, Süryani/Asurilere, Rumlara yapılan soykırım ve inkârı devletin kendi yasalarını çiğnemesini, bizzat devletin hukuk dışına çıkmasını meşrulaştırmış ve bu devlet aklı egemenliğini Cumhuriyet tarihi boyunca sürdürmüştür. Soykırımın lanetli mirası dediğimiz işte bu devlet aklıdır. Yine hukuksuzluğun iktidarını yaşıyoruz. Yine ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Lanetli miras yeni biçimlerde sürüyor. Bugün 24 Nisan. Ermeni soykırımının yıldönümü. Ama soykırımı anmaya tepki büyük. Bir anma günü ilan edilmesine bile tahammül edilmiyor. ”

‘BU MİRASIN BİN ŞEKLİNİ GÖREBİLİRİZ’

Keskin şöyle devam etti, “Oysa işte, soykırımın titizlikle planlandığı ve ilk işaretinin verildiği kentteyiz. İnkâr bu gerçeği değiştiremiyor. İşte şu anda bulunduğumuz yer, bu şehirdeki, bu ülkedeki yüzlerce, binlerce suç mahallinden biri. Burada, şu gördüğünüz Türk İslam Eserleri Müzesi’nin yerinde bulunan hapishanede toplandı İstanbullu Ermeniler. Buradan götürüldüler Sarayburnu’na, oradan da Haydarpaşa’ya. Oradan çıkardılar onları ölüm yolculuğuna. Soykırımın lanetli mirası dediğimiz şey, yani sınırsız bir hukuksuzluk yeni yeni şekillerde bugün de sürüyor. Biliyoruz, bu mirasın daha binbir şeklini görebiliriz. Ama biz insan hakları savunucularının, ırkçılık karşıtlarının, soykırım ve inkâr karşıtlarının da mücadelesi devam edecek. Sadece tek bir insan hakları savunucusu, tek bir ırkçılık karşıtı kalsa bile soykırım ve inkâra karşı ruh bu coğrafyadan eksik olmayacak.”

‘ERMENİ HALKI 104 YILDIR ADALET BEKLİYOR’

HDP Milletvekili Garo Paylan da, Türkiye’nin Ermeni soykırımını tanımakta inkarcı politikaya devam ettiğini söyledi. Paylan şöyle konuştu, “238 Ermeni siyasetçi, aydın, yazar gece evlerinden gözaltına alındılar. Büyük bölümü katledildi. Her birinin hayalleri vardı. Eşitlik, özgürlük ve adalet talepleri vardı. Ancak bu hayallere karşılık verilmedi. Önce Ermeni aydınları daha sonra ailemde olduğu gibi Anadolu’daki Ermeni halkı sürüldü hemen şehrin dışında katledildi. Ermeni halkı tam 104 yıldır adalet talep ediyor. Ama Türkiye inkarda ısrar ediyor. Kahraman denilen soykırımın faillerine 104 yıl sonra bir kez daha lanet ediyorum. Talat Paşa, Enver Paşa’nın isminden gerçekten utanç duyuyorum. Bu adalet talebimizin daha da uzamamasını istiyoruz. Çünkü cezasız kalan her suç tekrarlar. Bugün Kürt halkına yapıldığı gibi… Ermeni halkına adalet bütün Türkiye’nin geleceğini belirleyecektir. Ruhları şad olsun.”

‘DEVLETİN YAPTIĞINDAN UTANDIM’

Avrupa Irkçılık Karşıtları Taban Hareketi (EGAM)’nin Genel Başkanı Benjamin Abtan da, 104 yıl önce yok edilen Ermeni halkı için burada olduklarını söyledi. “Ben burada faillerin çocuklarıyla ve aynı zamanda kurbanın çocuklarıyla olduğum için onur duyuyorum” diyen Abtan şöyle konuştu: “Burada cesur bir şekilde soykırımı anmaya çalışan aktivistler ilk kez engellenmeye çalışıldı. Anılarına saygı ve adalet birbiriyle ilişkilidir. Ben bugün olanlara şaşırmadım ama aynı zamanda şok oldum. Devletin yaptığından utandım. Posterleri, yürüyüşü yasakladılar ve şimdi kelimeyi yasakladılar, bugün mumları yasaklıyorlar. Ne tarz bir devlet bunlardan korkabilir. Ne tarz bir lider mumlardan korkabilir. Ben anlıyorum ki bu baskının daha da derinleşmesidir. Burada hepimizi baskı altında tutuyorlar. Bizi kontrol etmek istiyorlar. Osman Kavala ve diğer birçok mahkum bu ülkede insan hakları mücadelesini yürüttüler. Bu trend burada devam ediyor fakat tüm dünyada da devam ediyor. ”

Abtan son olarak Türkiye’de baskı ve şiddetin son bulması için yetkililere çağrıda bulunarak şöyle devam etti, “Biz uluslararası delegasyon olarak burada mücadele eden insanları desteklemeye geldik. Türk toplumu için kendi farklılıklarını tanımaktan başka yol yoktur. Bu bir gerçektir. İnsanların hapiste olmasını istemiyorsa Türk toplumunun Ermeni soykırımını tanımaktan başka bir yolu yoktur. Soykırım gerçektir. Bugün dünyadaki herkesin bize bakmasını istiyoruz. Bu şiddetin devam etmemesi için hatırlamak gerekir. Türkiye’nin daha fazla baskı şiddet ve zulüm yapmaması için de geçerlidir.”

‘KELİMELERDEN VE MUMLARDAN KORKMAYIN’

Fransız Parlamento Üyesi Mirelle Clapot da bir açıklama yaptı. Sultanahmet’teki polis engeline değinen Clapot, Fransa Başkanı Emanuel Macron’un Ermeni soykırımını tanıdığını hatırlatarak, “Benim yaşadığım şehirde birçok Ermeni var. Bunu her zaman paylaşıyorlar. Anmak çok önemli. Bu insanların kimliği, ailesi ve çocukları vardı. Kurbanların yaşadıklarını hatırlamak önemlidir. Yeni soykırımların olmaması için… Geçen senelere göre bu sene daha kötüleşti. Bundan sonra belki de daha da kötüleşecek. İnsan haklarının durumu olağanüstü hal kalkmasına rağmen gerçekten kötüye gidiyor. Gazeteciler, siyasetçiler, akademisyenler birçok insan iddianameler olmadan gerekçesiz yargılandı. Osman Kavala, Yiğit Aksakoğlu dahil çok sayıda insan bunları yaşıyor” dedi.

“Fransız parlamentosu üyesi olarak insan hakları aktivistlerini desteklemek için buradayım” diyen Clapot şöyle devam etti: “Gazeteciler, entelektüeller insan hakları aktivistleri korku içerisinde yaşamamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nden bunu bekliyorum. Yetkililerin Ermeni soykırımı anması için izin vermelerini istiyorum. Kelimelerden ve mumlardan korkmayın. Vatandaşlarınızı adaletsizliğe karşı koruyun.” (HABER MERKEZİ)


Gazete Duvar

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: