İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

ABD, İtalya ve Fransa’dan 24 Nisan Öncesi Hamle: Ermeni Soykırımını Tanıyın (5)

***HyeTert, bu kaynağın ve/veya içeriğin yanlış ve/veya yanıltıcı bilgiler ve/veya soykırım inkarcılığı, ırkçılık, ayrımcılık ya da nefret suçu içerdiği/yaydığı kanısındadır. Metni paylaşmadan önce bu uyarıları göz önüne alarak, içeriği ve/veya kaynağı güvenilir kaynaklardan kontrol ediniz.***

RIDVAN KARLUK

Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki katılım müzakerelerinin askıya alınması kararı Strasbourg’daki Genel Kurul oturumunda oy çoğunluğuyla kabul edilirken Türkiye neden gerekli önlemleri zamanında almakta gecikmektedir? Oylamaya katılan 622 parlamenterden 370’i karar lehinde, 109’u ise karar aleyhinde oy kullanırken 143 parlamenter çekimser kalmıştır. Neden Parlamento önünde Türk kuruluşlarının protesto yapması organize edilememektedir? Perinçek temyiz kararının alındığı tarihte Turgut Özal Üniversitesi adına davayı izlemek için Strasbourg’da bulunuyordum. Kararın açıklandığı gün AİHM’e giden Avenue l’Europe üzerinde PKK’lılar Öcalan’ın resimleri ile Türkiye aleyhinde propaganda yapıyorlardı. 

AP Türkiye raportörü, Hollandalı sosyal demokrat parlamenter Kati Piri tarafından hazırlanan karara gerekçe olarak, Türkiye’de demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti alanlarındaki gerileme” ve son anayasa değişikliğinin mevcut haliyle yürürlüğe girmiş olması gösterilmiştir. Parlamento geçen yıl son anayasa değişikliğinin mevcut haliyle yürürlüğe girmesi durumunda müzakerelerin resmen askıya alınması çağrısında bulunacağını belirtmişti. Kararda, müzakere sürecinin askıya alınması tavsiyesine ek olarak, iki yeni unsura daha yer verilmiştir. Türkiye-AB ilişkilerinin “etkin bir ortaklık temelinde yeniden tanımlanması” istenmektedir. Parlamento, katılım müzakerelerinin başladığı 2005 yılından bu yana ilk defa bu düşünceyi kararına yansıtmıştır. İkinci olarak, Türkiye ile AB arasındaki her türlü yeni siyasi yükümlülüğün demokrasi, hukukun üstünlüğü ve temel haklara saygı koşuluna bağlanması kararlaştırılmıştır.

Avrupa Birliği kurumları Türkiye’yi soykırım yapmakla suçlarken neden her defasında sadece “kınıyoruz”, “yok hükmünde sayıyoruz”, “yok sayıyoruz” “bu kararın bizim için hiçbir geçerliliği yoktur” diyoruz. Bizim yok hükmünde dememiz ile alınan kararlar yok mu oluyor? Bunu söyleyenler acaba gerçeği bilmiyorlar mı? Yok hükmünde dememizle kararlar yok olmuyor, tarihe geçiyor ve devamlı karşımıza çıkıyor. 

Fransa, 24 Nisan’ı “Ermeni Soykırımını Anma Günü” ilan etmiş, kararname 11 Nisan 2019tarihinde Cumhurbaşkanı Macron tarafından imzalanmıştır. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu karara tepki göstermiştir: “Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un ’24 Nisan Ermeni Soykırımını Anma Günü’ kararnamesi, AİHM ve Fransız Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını açıkça ihlal ediyor… AİHM´in de bu konuda net kararları var… Ruanda soykırımının üzerinden 25 yıl geçmedi. Diğer tarafından Cezayir´de ve diğer yerlerde, Afrika´da Fransa´nın ne yaptığını neler yaptığını ne onlar unuttu ne biz unuttuk… Ama bu kararın bizim için hiçbir geçerliliği yoktur. Bu konuda biz de gerekli tedbirlerimizi zaten alacağız. Bununla ilgili Ankara´da da bazı girişimleri başlattık.” 

Ermeni diasporasının çatı kuruluşu olan Ermeni Örgütleri Koordinasyon Konseyi’nin (Conseil de Coordination des organisations Arméniennes de France: CCAF) 5 Şubat 2019 tarihindeki toplantısında Macron, 24 Nisan’ı sözde Ermeni soykırımı anma günü ilan edeceğini açıklamıştı. Twitter’da yaptığı paylaşımda “Fransa tarihle yüzleşir. Gelecek birkaç hafta içerisinde söz verdiğim gibi 24 Nisan’ı Ermeni soykırımını anma günü ilan ediyoruz” demiştir. 5 Şubat’tan sonra geçen 66 günde Türkiye hiçbir tedbir almamıştır. Perşembenin gelişi Çarşambadan belli olmuştur ama gerekli önlem alınmamış, Fransa’nın Cezayir ve Ruanda da yaptıkları soykırımlar ile yüzleşmesi sağlanamamıştır. Bakan Çavuşoğlu’nun “bu kararın bizim için hiçbir geçerliliği yoktur” demesiyle karar geçerliliğini kaybetmemektedir. Karşı tarafa aynı şekilde cevap verilmediği sürece sözel tepkilerin hiçbir anlamı olmaz. Maraş’ta Fransa’nın yaptığı katliamları neden soykırım olarak kabul etmiyoruz? Neden ve kimden korkuyoruz? Önce İngiltere sonra Fransa’nın işgaline uğrayan Maraş’ta yaptıkları neden gündeme getirilmemektedir? 

30 Ekim 1919 Perşembe günü Fransız kuvvetleri Maraş’a girer. Fransızlar, girdikleri yerlerdeki Ermenilerin olay çıkarmalarına sebep olacak derecede onlara yüz verir. 31 Ekim 1919 Cuma günü Uzunoluk Yokuşu üzerinde yer alan hamamdan çıkan kadınlara, Fransız lejyonu mensubu birkaç Ermeni şunları söyler: “Artık buraları Fransız ve Ermeni memleketi oldu. Tesettür kalkacak, bütün kadınlar yüzlerini açacak. Kim peçesini açmazsa parça parça edip işte böyle yapacağız.” Bunun üzerine Sütçü İmam belinden tabancasını çıkarır, tetiğe basar ve isyanı başlatır. Kahramanmaraş şehir merkezinde yer alan Sütçü İmam Abidesi 99 yıl önce verilen mücadeleyi gösterir. Yirmi iki gün sonra Fransızlar ve Ermeniler Maraş’ı terk etmek durumunda kalır. Uzunoluk’un üzerinde yapılan çeşmede “Sütçü İmam, Türk namusunu burada silahı ile korudu ibaresi vardır.

http://www.sakaryagazetesi.com.tr/makale/abd-italya-ve-fransadan-24-nisan-oncesi-hamle-ermeni-soykirimini-taniyin-5-6364/

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: