İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kutsal Kâse Kanada’da mı?

Kanada’da, Nova Scotia eyaletinin minik adası Oak Island- Meşe Adası’ndaki hazine peşinde define avcıları son zamanlarda gemi azıya aldılar…

12 döneme ait hazine iddiası

0.57 km. kare büyüklüğünde, ana karaya birkaç yüz metrelik köprüyle bağlanmış bu gizemli ada, bahar ayları gelince ve dahi yaz ayları boyunca definecilerin, meraklıların, “Dur bakalım burada neler oluyormuş!” diye geçiyordum uğradımcıların istilasıyla dolar taşar. Öyle bir ada ki, altında 12 değişik döneme ait hazine gizli; öyle iddia ediliyor.

17. yüzyılın meşhur korsanı kelle kesen Kaptan Kidd’in tıka basa altın dolu definesi orada. Bu yetmedi; 16. yy’da bir İspanyol kalyonu buraya geliyor, herkes ölürken altınlar adaya gömülüyor ve ara ki, şimdi bulasın.

Aynı tarihlerde İngiliz Sir Francis Bacon, Amerika seyahati sırasında Shakespeare’ın bütün el yazmalarını da buraya gömmüş, niye gömdü bilinmez; Masonik bir sır var bunun altında diyorlar…

Tapınak Şövalyeleri ise İsa’nın Kutsal Kâsesi’ni ve diğer dinsel emanetleri 13. yüzyılda alıp buraya getirmişler, Amerika keşfedilmeden evvel.

Bir başka iddiaya göre 10.yy’da bir Viking gemisi buraya gelip epeyi parıltılı şey gömmüş yeraltına. Bitmedi! Marie Antoniette’nin o meşhur kayıp mücevherleri de bazı Fransız kraliyetçi subaylar tarafından burada bir köşeye saklanmış. İngilizlere direnen Louisbourg Kalesi’ndeki Fransız subayların orduya ait parası da toprağın derinliğinde gün yüzünü bekliyor. Masonların tarihten kalma gizli serveti de burada dedik mi, derindeki zenginliği anlatmış oluruz.

Tünel bulundu

Efsane bitmedi: Hıristiyanlık dönemindeki Kıpti-Antik Mısır Kilisesi’ne ait altın namına ne varsa, İsa’dan sonra 2. yy’da buraya taşınmış. Bugüne kadar bir şey çıkmadı sanılmasın; pek çok şeye de ulaştılar. İsa Haçları, Masonik sembolleri taşıyan yüzükler, keşişlere ait kutsal tespihler; daha neler neler.

Demek ki efsaneler doğruydu. Kazılar sırasında bir yeraltı tüneline de rast gelinince, herkesi bir telaş aldı. Labirentler nereye gidiyordu? Ayrıca geçen yüzyılda adanın ortasında birkaç yüz metrelik obruk oluşmuş, belki de hemen her şey gömüldükleri yerden çok daha derine yuvarlanmıştı. Obruk çevresinde araştırmalar sürüyor, yeni yeni şeyler bulunuyor.

Bütün bunlar ortaya çıktıkça define ümitleri de artıyor ve adayı ziyarete gelenler kazma kürekle dolaşıyor. Adayı karaya bağlayan köprü artan trafik yüzünden bazen kilitleniyor, işler çığırından çıkınca tamirat gerekçesiyle karayolları idaresi köprüyü kapatıyor; defineci durur mu, tekne kiralıyor.

Adanın mülkiyeti 2008’de 5 ailenin ortaklaşa kurduğu “Oak Island Tours Inc.” isimli bir şirket tarafından satın alınmış; özel mülkiyet. Şirketin üzerinden kâr ettiği şey adaya ait efsane. Kazma kürekçilerden para topluyor; define çıkarsa yüzde alıyor. Ayrıca yeme içme, yatma kalkma derken; iyi para kazanılıyor.

Fakat on yıl sonra bıkmışlar bu kârlı görünen işi sürdürmekten. Şimdi satıp savıp buradan gitmek istiyor hepsi, fakat ya gerçekten adanın gizli yerlerinde define varsa! Sen bunca sene bekle, sonra gelsin başkaları defineyi kaldırsın… O yüzden hem satmak istiyorlar hem bırakamıyorlar. Fakat canlarından da bezmişler; ama mal canın yongasıdır. Define çıkarsa yüzde alınacak, bir kısmı Kanada Hazinesi’ne, bir kısmı da defineciye!

Defineci deyince aklını yitirmişleri sanmayın; kimler gelmedi ki buraya! Kovboy filmlerinin antika ismi John Wayne, yakışıklı aktör Errol Flynn ve hatta ABD Başkanı Franklin Roosevelt; daha pek çok maceracı.

Adanın tamamı orman! Kanada Orman İdaresi dört dönüyor, defineciler ağaçlara zarar vermesin diye. Av hayvanları için de takip sürüyor adada; yeri kaz ama kurda kuşa kurşun sıkmak yok!

Tarihçilere de iş düşüyor tabii… Kolomb’un keşfinden 1400 yıl önce Antik Mısır’dan kim akıl edip de buraya gelir, altınları gömer? Bu ve buna benzer birçok gizemli soru ardı arkasına Meşe Adası’nda meraklısını kendisine çekiyor.

Milyonlarca izleyicisiyle bilinen “The History Channel” da şu günlerde Oak Adası üzerine dizi hâlinde belgesel yayımlamaya başladı. Böylece hem Kanada hem de ABD’den dikkatler buraya yöneldi. Edmonton’da Masonluğun sırlarından gayet emin ve o yüzen ezoterik konuşmayı seven bir Mason tanışım, “Belki Marie Antoniette’nin mücevherini bulabilirler,” dedi, “Fakat Tapınak Şövalyeleri’nin getirip gömdüğü Kutsal Kâseyi asla!” Zira Mason definesi lanetle korunuyor. Bu inançlı Masonun adını da Büyük Sır nedeniyle yazmamam gerekiyor; yoksa definenin laneti gelir beni bulurmuş.

Tedbirli olmakta yarar var; neme lazım!

[email protected]


Cumhuriyet Gazetesi

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: