İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

1915’te gerçekten ne olduğunu önce kendimiz öğrenmeliyiz!

***HyeTert, bu kaynağın ve/veya içeriğin yanlış ve/veya yanıltıcı bilgiler ve/veya soykırım inkarcılığı, ırkçılık, ayrımcılık ya da nefret suçu içerdiği/yaydığı kanısındadır. Metni paylaşmadan önce bu uyarıları göz önüne alarak, içeriği ve/veya kaynağı güvenilir kaynaklardan kontrol ediniz.***

Candaş Tolga Işık

Bu seneki 24 Nisan gündemimiz belli oldu: İtalya’yı kınıyoruz, Fransa’yı kınıyoruz… Sözde Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili tavrımız her yıl aynı: ABD Başkanı “soykırım” demesin, Kongre’den gol yemeyelim. Şu nisan ayı geçsin de… Nasıl olsa mayısta kimse bunu konuşmaz. Oysa Türkiye’nin en haklı, özellikle AK Parti iktidarı dönemi atılan adımlarla en güçlü olduğu konulardan biriydi sözde Ermeni soykırımı iddiaları. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Ermenistan’a uluslararası kamuoyunun önünde çıkıp dedi ki “Gelin siz de açın arşivlerinizi, biz de açalım. Türk ya da Ermeni tarihçiler değil, bağımsız başka tarihçiler gelsin, otursun, incelesin, karar versin. İkimiz de razı olalım sonuca…” Ermenistan tarafı Türkiye’nin bu teklifine yanıt dahi vermedi, veremedi. Çünkü biliyorlar ki Ermeni Diasporasını ayakta tutan tek şey dedikodular. Tek taraflı iddialar. Biz ise bu teklifi yaptığımızı ve Ermenistan’ın masadan kaçtığını bile doğru dürüst duyuramadık dünyaya… Bakın bu yıl da 24 Nisan böyle geçecek belki ama günün birinde diasporanın bu yalanları başımıza büyük dert olacak. Türkiye, 1915 olaylarıyla ilgili planlı bir eğitim ve iletişim kampanyası başlatmalı. Yıllara yayılan… Uzun vadeli. Bir yandan kendi vatandaşlarına belki de okul çağında gerçek bilgileri, belgeleri öğretirken diğer yandan yurtdışında kendi tezlerini anlatmanın tüm yollarını kullanmalı. Basit bir soru: Yurtdışına çıktınız, bir masada diasporadan birine denk geldiniz. Konu sözde soykırım iddialarından açıldı. Bu konuda ne kadar bilgilisiniz? Kimleri, hangi kitapları okudunuz?

O ADAMCAĞIZ DELİRMEDİ, SİZ DELİRTTİNİZ!

Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), dün vicdanlara su serpen bir kararla Rabia Naz dosyasına müdahil oldu. Adalet Bakanı’nı ve HSK’daki herkesi tebrik ediyorum. Ne olur bu işin peşini bırakmasınlar. Düşün, adamcağız ilkokul çağındaki kızını kaybetti. Çıktı dedi ki “Benim çocuğum ölmedi, öldürüldü!” Teker teker belgeleriyle neden böyle düşündüğünü anlattı. Dediler ki “Sen delisin…” Akıl hastanesine tıkmaya çalışıyorlar. Arkadaş, adam evladını kaybetmiş ve çırpınıyor “Kızımı öldürdüler, ne olur katilleri bulun” diye! Sen de diyorsun ki “Deli bu!” Böyle bir acıyla bir insanın delirmemesi tuhaf! Böyle vicdansızlık olur mu? Kaldı ki de ki delirdi, senin işin psikiyatristlik yapmak değil, o acılı babanın içini rahatlatmak! Gerçekten ne olduysa bunu ortaya çıkarmak. Giresun Valisi olsam gider alırım Rabia Naz’ın babasını, koltuğuma oturturum ve derim ki “Evladının ölümü aydınlanana, senin için rahatlayana kadar bu ilin valisi ben değilim sensin.”

MERKEL PARAYA BU KADAR DAYANABİLDİ!

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesinin ardından Suudi Arabistan’a silah ihracatını durduran Almanya, Suudilere silah satışını yeniden serbest bıraktı. Kaşıkçı’nın katilleri yakalandı mı? Cinayetin Suudi devletiyle bağlantılı olmadığını gösteren yeni delil, belge veya bilgi mi var? Özetle Almanya’nın bu kararını değiştirecek yeni ne oldu? Hiçbir şey! Ne olduğunu söyleyeyim: Merkel paraya dayanamadı!

https://www.posta.com.tr/yazarlar/candas-tolga-isik/ak-partinin-secimden-cikaracagi-ilk-ders-iletisim-olmali-2137875

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: