İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

O sarp dağlara bakarken tek istediğim, türkü dinlemek oldu

Tuba Köseoğlu OKÇU

Yerel seçim sonuçlarıyla birlikte Tunceli bir anda Türkiye gündemine oturdu. Beş senedir Ovacık’ta yürüttüğü sosyal belediyecilik çalışmaları kamuoyunun yakın takibinde olan ‘Komünist Başkan’ Fatih Mehmet Maçoğlu, artık Tunceli Belediye Başkanı. Benim şehirle yüz yüze tanışmam ise bu son gelişmelerden biraz daha önce, 2018 Ekim sonunda, küçük bir grup olarak yaptığımız üç günlük bir geziyle oldu.

Doğu’nun turizm açısından pek de popüler olmayan yerlerine gitmeye alışık olsam da, Tunceli deneyimi benim için hayli çarpıcıydı. Doğası, insanı, tarihi, her şeyiyle beni derinden etkiledi. Hatta ‘türkü sevmez’ diye bilirdim kendimi, o sarp dağlara bakarken tek dinlemek istediğim ezgi türküler oldu. Bölgenin tarihi ve gerçekleri her bir taşa, her bir ağaca, her bir su damlasına işlemiş. Bilmediğiniz ya da bilip de bilmezden geldiğiniz veya bilmek dahi istemedikleriniz, o tarih ve acılar sizi gelip mutlaka buluyor. O yüzden bu topraklara yapılacak bir gezinin, tarihin yükünü vicdanınıza yükleyeceğini bilerek gidin.

O sarp dağlara bakarken  tek istediğim, türkü dinlemek oldu

Nereleri gezmeli, ne yapmalı?

1900 metre irtifadaki Pülümür Geçidi’nde durulur, o güzelim manzara beyne nakşedilir, tertemiz hava ise içe çekilir. 

Pülümür merkezde, Pülümürlü şairimiz Cemal Süreya’nın aralarda sıkışıp kalmış heykeli ziyaret edilir, önündeki kahvede bir acı kahve içilir. 

Pülümür çayı üzerindeki, yine çok üzücü bir şekilde restore edilmiş Tarihi Hanım Köprüsü’ne uğranır. 

Mutlaka ama mutlaka Sağlamtaş Köyü (Eski adıyla Çirik) mezarlığına gidilir. Burada göğe yakın koçbaşlı mezar taşlarıyla Alevi kültürünün az bilinen bu yönü ile tanışılır. 

O sarp dağlara bakarken  tek istediğim, türkü dinlemek oldu
O sarp dağlara bakarken  tek istediğim, türkü dinlemek oldu

Yol kenarındaki ‘Ağlayan Kayalar’ın gürül gürül akan suları seyredilir. 

Keban Barajı suları altında kalmadan önce taşınan Sungur Bey Camii ve Çelebiağa Camii ziyaret edilir. 

Sağman Köyü’nün 1555’ten kalan ve nefes kesici bir manzaraya nazır Salih Bey Camii mutlaka ama mutlaka ziyaret edilir. Önüne kadar giden yol olmasına rağmen manzaranın tadını tam çıkarabilmek için stabilize yolda birkaç kilometre yaya ilerlenir. 

Karabakır (eski adıyla Bargini) Köyü’nde Ağuiçen Türbesi ziyaret edilir, şansınız varsa köyün Alevi Dedesi ile tanışılır ve onunla derin derin sohbet edilir. 

Kutu Plajı’nda, oradaki derme çatma işletmenin sahibi yaşlı teyzenin elinden bir çay içilir. 

O sarp dağlara bakarken  tek istediğim, türkü dinlemek oldu
O sarp dağlara bakarken  tek istediğim, türkü dinlemek oldu

Munzur kıyısındaki Ana Fatma Ziyareti’nde bir mum yakılır, dilek dilenir. 

Halbori Gözeleri’nde gürül gürül çağlayan Munzur Nehri boyunca, dört bir yandan doğayla sarmalanmış olarak yürünür. 

Bölgenin en turistik yeri olan Munzur Gözeleri’nde gözleme benzeri ‘patila’ yenir, mevsimi denk düşerse yöre halkının ‘ayı otu’ dediği kırmızı yemişlerden tadılır, açılan tezgâhlardan el emeği göz nuru tülbentler, işlemeler satın alınır. 

Geçimli Köyü’nde, bölgedeki Ermeni cemaatten geriye kalan tek iz olan ve eğer yakın zamanda birileri el atmazsa son duvarları da çökecek olan Ergenli Kilisesi ziyaret edilir. 

O sarp dağlara bakarken  tek istediğim, türkü dinlemek oldu

Hozat beldesine uğranır, beldenin ana caddesi boyunca siyah beyaz fotoğraflarla ve alıntılarla aktarılan bölge tarihi hakkında bilgi edinilir.

Şehir girişindeki Tunceli Cemevi ziyaret edilir, bahçesindeki muhteşem Pir Sultan Abdal heykeli mutlaka görülür. 

Tunceli şehir merkezinde nehir kıyısında dolaşılır, ünlü Mavi Köprü’den geçilip karşı kıyıdaki restoranlarda bir şeyler yenir içilir ama mutlaka buranın keyfi çıkarılır. 

Çemişgezek merkezde sokak sokak gezilir; eski, harap ama halen çok güzel binalar görülür. 1404 yılından kalan Yelmaniye Camii ziyaret edilir. Harap durumdaki Uzun Hasan Türbesi’ne gidilir. Vakit varsa İn Delikleri’ne kadar trekking yapılır. 1807 tarihli Tahar Köprüsü üzerinden altta akan nehrin güzelliği seyredilir. 

O sarp dağlara bakarken  tek istediğim, türkü dinlemek oldu
O sarp dağlara bakarken  tek istediğim, türkü dinlemek oldu

Hele de gökyüzünün açık olduğu bir günse, günbatımına yakın Çemizgezek feribotu ile Elazığ’a geçilir. O muhteşem gün batımını kaçırmamak için biraz da erken varılır iskeleye, hemen yandaki kahvehaneye oturulur, bir çay sipariş edilir ve o sessiz, o dingin, o hüzünlü manzarayla veda edilir Tunceli’ye.

O sarp dağlara bakarken  tek istediğim, türkü dinlemek oldu

Nasıl gidilir?

Yüzde 70’i dağlık alan olan Tunceli’de havalimanı yok. Bu yüzden ya Erzincan ya da Elazığ üzerinden gitmeniz gerekiyor. Gezilip görülecek yerler geniş bir alana yayıldığı için, araç kiralamınızı tavsiye ediyorum. Bu arada neredeyse her 20-30 kilometrede bir güvenlik kontrolü var ve yollar son derece güvenli… Şehrin giriş ve çıkışlarında çok sıkı kontrol yapılıyor. Kısacası, güvenlik konusunda kafanızda soru işareti hiç olmasın. 

O sarp dağlara bakarken  tek istediğim, türkü dinlemek oldu

Nerede konaklanır?
Tunceli içinde, Grand Şaroğlu Otel’i tercih edebilirsiniz. Şehrin merkezinde, son derece modern, temiz, çalışanları sıcakkanlı bir otel. Mutfağı da gayet iyi. Gezilecek bölgenin geniş olduğundan bahsetmiştim. Mesafeleri dikkate alarak, biz bir gecemizi de Pertek’teki Pertek Termal Otel’de geçirdik. Keban Baraj Gölü sularından azametle (ama maalesef kötü bir restorasyonla) yükselen Urartulardan kalma Pertek Kalesi manzarasına nazır bu otel, termal havuz da içeriyor. Manzarası, sahil bölümü ve amatör ama iyi niyetli hizmetiyle bölgede kalınabilecek yerler arasında.

http://www.hurriyet.com.tr/seyahat/yazarlar/tuba-koseoglu-okcu/o-sarp-daglara-bakarken-tek-istedigim-turku-dinlemek-oldu-41172960

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: