İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

HEPİMİZİN BABASI

Arto Şirinoğlu

2005 yılında Yerid’in yeniden şekillendiği zamanda bir arkadaşım beni aradı. Badriark’in yeni Yerid’de benim de çalışmamı istediğini söyledi. Bu teklifin Badriark’tan geliyor olmasi beni her ne kadar gururlandırdıysa da kafamda ne yapacağız, ne kadar vakit ayıracağız gibi sorular dönüyordu. Bu konuda hiç bir bilgim yoktu ve açıkçası çekiniyordum. ”Sen bir toplantımıza gel, kararını sonra ver” dedi.

Ben diğer arkadaşlarım gibi Badriark’ı çok eskiden beri tanımıyordum. Kilisede çocukları toplayıp sohbetler ettiği zamanlarda gitmemiştim. Düzenlenen gezilerin hiç birine katılmamıştım, o yüzden tedirgin ve isteksizdim. Patrikhanenin merdivenlerini çıkarken patrikhanenin loş, sessiz ve o kasvetli havası beni olumsuz etkiliyordu. Kafamdaki düşünce değişmiyordu. Sadece 1 toplantı ve sonra özrümü dileyip bir daha gitmeyecektim.

Ben o toplantıya katıldığımda Mesrob Badriark öncülüğündeki Yerid, Kaş gezisinden henüz dönmüş ve o tatilin ne kadar güzel geçtiğini, ne kadar eğlendiklerini anlatıyorlardı. Badriark hayr da şakalaşmalara ve başlarından geçen olaylara içtenlikle gülüyordu. Bir badriark nasıl gençlerle böyle yakın olur, şakalaşır, eğlenir ve aynı zamanda da o otoritesini sarsmadan hala saygınlığını koruyabilirdi? İşte bana göre bunu en iyi başaran nadir insanlardan biriydi.

O gün toplantının sonunda Badriark Hayr bana Yerid ekibiyle birlikte uyum içinde çalışacağımı, benim de aralarında olmamı çok istediğini söylediğinde, oraya giderken olumsuz yanıtla ayrılmayı planlarken, seve seve sizinle çalışırım dedim.

O toplantının ardından her hafta patrikhanedeki toplantılara katıldım. Yeni arkadaşlarım, ufkumu genişleten yeni bir öğretmenim oldu. Badriark hayr, bazen hafta sonuna ek toplantı koyar, bizimle kahvaltı eder bize fikirler verirdi. Aslında yapmak istediği şey çok basitti. Salı günleri patrikhanede zaten toplanıyorduk, ama araya hafta sonları kahvaltılar koyup, oradan da bir kiliseye gitmemizi sağlıyordu. Böylece daha sık kiliseye adım atmamıza, yeni kiliseler tanımamıza vesile oluyordu. Bunun gibi İstanbul içinde ve dışında çeşitli organizasyonlar düzenledik. Hafta sonu kahvaltıları, Paregentan eğlenceleri, yaza merhaba partileri, Asdvadzadzin ve üzüm şenlikleri gibi pek çok buluşmalarda yüzlerce genci bir araya getirip onların yeni arkadaşlık kurmasına vesile olduk. Badriark hayrın amaçlarından biri olan birlik beraberlik ruhunu kuvvetlendirdiğimiz bu organizasyonlar son bulmuyor, hep bir sonraki hedefimiz için yorulmadan çalışıyorduk. Bize hep ”yaptığınız işleri çok beğeniyorum, çok güzel çalışıyorsunuz” diyordu. Bu sözleriyle bizi daima diri tutup çalışmaya teşvik ediyordu. 

Her yaptığımız gezide veya kalabalık bir organizasyonda arkamızda onun oldugunu bilmek bize müthiş bir güç veriyordu. Bir babanın çocuklarının omuzlarına yavaş yavaş sorumluluk yükleyip arkasından izlediği gibi bizi izleyip gerektiği yerlerde biz farketmeden destek oluyor, her şeyin yolunda gitmesine ve bizim de kendimize olan güvenimizin artmasına sebep oluyordu.

Rahatsızlığının iyice kendini gösterdiği Yerid’deki 3. senemde artık onun maillerimize cevap vermemesi, toplantılarımıza katılmaması ve bize yol gösterememesi bizim hızımızı kesti. Biz bir yelkenliydik ve o da bizim rüzgarımız. Rüzgar olmadan gidemiyorduk. 

Aralıksız 3 sene yorulmadan, sıkılmadan onun bize gösterdiği hedefe yürüdük; Birleşip çoğaldık. Maillerinin birinde sizi ne kadar çok sevdiğimi biliyorsunuz yazıyordu. O bizi hep sevdi, bu sevgiyi bize daima hissettirdi ve bizim de çevremizdekileri sevmemizi istedi. Bundan daha güzel, daha saf bir öğreti olabilir mi?

Bugün onun eski maillerine baktığımızda, o zamanlar söylediği sözlerin bugün hala geçerliliğini koruduğunu, hala bize yol gösterdiğini, onun ne kadar ileri görüşlü bir lider olduğunu bir kez daha anlıyoruz.

Çok şanslıyım çünkü onunla 3 sene çalışma fırsatım oldu. Sıcak sohbetlerinde ondan bir şeyler öğrenme şansım oldu. Sevgi dolu kucaklamasına aynı içtenlikle karşılık verme imkanım oldu. Sadece benim değil, hayatına dokunduğu herkes eminim aynı şeyleri hissetmiştir. Onun engin bilgisine hayran olmayan tek bir kişi tanımadım. Bugün onun sesini dahi hatırlayınca gözleri dolan öğrencileri-bizler onun sevgisini ölene dek kalbimizin en özel köşesinde saklayacağımıza eminim. 

O, bu bilgisiyle, bu birleştiriciliğiyle böyle bir sonu haketmedi. Keşke bizlerden bu kadar erken ayrılmasaydı. Keşke bizden sonra gelen gençlerin de rüzgarı olabilseydi. Ve keşke ona veda ederken yetiştirdiği tüm gençlerin ona koştuğunu ve birlik olunması gerektiğinde bir olup sırt sırta verdiğini görebilseydi.
Kim bilir… Belki de gördü.

Ve son olarak..
Hep söylediğin gibi; “Sevgi tükenmez, sevgi asla son bulmaz.” Bizim de sana olan sevgimiz ve saygımız asla son bulmayacak. Yerin asla dolmayacak Badriark Hayr, seni asla unutmayacağız.
Huzur içinde uyu…
✝️

Sirov yev ağotkov,
Arto Şirinoğlu

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: