İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Engin Pişkin, “Van Turizmin başkenti olabilir”

Van’daki tur destinasyonunun doğayı, tarihi ve coğrafyayı kapsadığını anlatan Profesyonel Turist Rehberi Engin Pişkin, bölgeye daha çok Fransızların, Amerikalının ve Avrupa’nın diğer birçok ülkesinden gelen turistlerin olduğunu aktardı.

Van FM’de Ziya Türk’ün hazırlayıp sunduğu Van’da Gündem Programı’na katılan Profesyonel Turist Rehberi Engin Pişkin, Turizme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

VAN BİRÇOK ŞEHRE GÖRE DAHA GÜVENLİ VE DAHA CANLI

Van’a gelmek isteyen turistlerin gönül rahatlığı ile gelmesi gerektiğini ifade eden Engin Pişkin ‘’Dışardan gelen turistlerin içinde bir güvenlik kaygısı vardı. Yalnız gelen turistlerin buranın doğal güzelliklerini, yaşam koşullarını görünce bölgemizin aslında eşsiz güzelliklerle dolu olduğunu anladılar. Belki batıda gece saat 12’de çıkıp gezilmez iken Van sokakları canlı canlı huzur kokuyor. İnsanlarda Van’ın farkına vardılar varmaya da devam edecekler” diye ifade etti.

TURİZM ALTYAPISININ EKSİKLERİ GİDERİLMELİ

Bölgeyi genelde Avrupalı ve Amerikalı turistlerin tercih ettiğini anlatan Pişkin, turizm potansiyeli olarak Antalya’dan daha ileri olduklarını aktardı. Buna rağmen sıkıntılarının çok olduğunu kaydeden Pişkin, “Turizm potansiyeli çok fazla olan bir bölgede yaşadıklarını rağmen büyük sıkıntılarla karşılaştıklarını söyleyen Pişkin, özelikle konaklama alanlarında büyü sıkıntılarla karşılaştıklarını kaydetti. Sıkıntılarının giderilmesi aslında çok zor bir konu olmadığını vurgulayan Pişkin, “Bizim en büyük sıkıntımız yol üzerinde bulunan dinlenme tesislerinde yeterince lavaboların bulunmaması ya da bulunan lavaboların temizlik açısından çok yetersiz olmasıdır. Aslında bu sorunlar çözülebilir mesela uzaktan bakıldığında ihtiyacın uzaktan bakıldığında önemsiz gibi görünüyor. Yol üzerinde akaryakıt istasyonları var onların bir bölümünün bir noktasına böyle Kır Kahvesi şeklinde hani otobüsler durduğunda bir çay, kahve içebilecekleri ama diğer temel ihtiyaçlarını da karşılayabilecekleri yerler yapılırsa maliyetleri de çok düşük bunları ve bunlar tur rotalarına eklense inanın çok güzel olur. Van gölü havzası turunu yaptığımızda Van dan çıkıp işte Ahlat Selçuklu Mezarlığı veya Nemrut Krater Bitlis’te birlikte 400 kilometre yaklaşık gölün etrafını dolaştığımızda bizim en çok tedirgin olduğumuz düz yolda gidiyor ama nerede duralım yani uygun yer bulamıyoruz. Öncelikle bunların yapılması lazım muhakkak Kalkınma Ajansı’nın çok değerli yöneticileri bu anlamda yatırımlar yapıyorlardır ama bu alanda biraz daha bizleri dinlemelerini tavsiye ediyoruz” diye konuştu.

AVRUPALI TURİSTLERİN TERCİH ETTİĞİ BÖLGEYİZ

Pişkin, dünyanın en zor memnun edilen 3 yaş turizm olarak bilinen Fransızların, Amerikalısının ve Avrupa’nın diğer birçok ülkesinden gelen turistleri ağırladıklarını kaydetti. Pişkin, “Turizm kültürü olmayan bir kent değiliz, tam aksine Antalya’dan bir tık daha eski olan bir kentiz. Çünkü Antalya’daki O her şey dahil sistemi var. Biz tamamen kültür turları yapan bir bölgeyiz. Bununla birlikte çok özel bir havzada yaşıyoruz. Bugün Edremit’e gidin kar yağışından sonra karşıda Süphan Dağı’na bakın şöyle ne kadar özel bir coğrafyada yaşadığınızı hissedersiniz. Yani dışarıdan gelen bunun çok çok farkında da biz farkında değiliz” dedi.

TURİZM KONSEYİ ŞART

Kentin bir Turizm Konseyi’nin olması gerektiğini ifade eden Pişkin, “Turizmi çok iyi bilen insanların bir araya gelip bir komisyon kurulması ya da kentin bir turizm Konseyi’nin olması lazım. İkincisi bu konseyin atması gereken adımlar olur. Mesela burada son bir kaç yıldır Turizm Fuarı düzenleniyor biz farın düzenlenmesine karşı değiliz. Yalnız fuarların açılma tarihleri yanlış çünkü bizim yıl içerisinde 2 sezonumuz vardır. Biri Nisan’da başlar Nisan, Mayıs, Haziran’a kadar devam eder. Diğeri ise Temmuz ve Ağustos ayında olur. Ağustos’ta da insanlar Karadeniz’e bir yoğunluk gösterir. Eylül, Ekim işte bu son zamanlarda kasım aylarında da tekrar ikinci bir kültür turları dönemi başlar. Bizim amacımız bölgenin kalkınması için bu tarihlerin değiştirilmesi. Ölü sezonda insanları getireceksiniz buralara en önemli tanıtım da o dönemlerde odur” diye konuştu.

VAN GÖLÜ KORUMA KANUNU GEREKLİ

Pişkin, Bölgenin güzel değerlere sahip olduğunu ve bu değerlerin kaybolmaması için koruma altına alınması gerektiğini belirti. Pişkin ‘’Tecrübeli turizmciler bizim için çok kıymetli. Pişkin, TDK, yüzüncü üniversitesi, İl Kültür Müdürlüğü, Valilik bu anlamda çok çalışıyor ama önümüzdeki 10 yılın projesi oluşturulmalı. Kalkınma Ajansı’nın inanılmaz yatırımları var muhakkak çok değerli projeler çıkmıştır. Bizim değerlerimiz dışarıdan insanların gelip bitireceği şeyler değildir olmamalı da bizim değerlerimiz korunmalı çünkü bizim değerlerimiz bizim göz bebeğimizdir. Van Gölü Koruma Kanunu’nda tek bir idare kurulması lazım. Bu kanun kapsamında imarıyla çevre temizliği durumları yani ne varsa bunlarla ilgili kıyının yapılaşması konusunda imar yasası gibi herhangi bir yerel belediyenin inisiyatifine bırakılmayacak kadar değerli bir hazinedir. Van gölü sadece Türkiye’de önemli değere sahip bir yer değil. Dünyada da önemli bir yere sahiptir. Dolayısıyla bu anlamda koruma altına alınması lazım” dedi.

MUHTEŞEM GEZİNİN DETAYLARI

“3 yıldır Van’daki tur rehberleri ve acentaları olarak taşıma sektörünü ayakta tutan en önemli aktörleriz” diyen Pişkin, gecen yıl ortalama 80 bin kişiyi gezdirdiklerini aktardı. Yaptıkları turlarda görülmeye değer manzaralarla karşılaştıklarını ifade eden Pişkin ‘’Van Gölü Ekspresi çok özel bir tur destinasyonu, biz tur destinasyonu hazırlarken hem doğaya hem tarihi hem coğrafyayı kapsayan bir tur rotası hazırlıyoruz. Van Gölü Ekspresi ile tur saat 12’de Tatvan’da oluyor. Burada Büryan kebabının tadına bakabiliyorlar. Daha sonra Ahlat Selçuklu Mezarlıkları ve Kümbetlerini gezdiriyoruz. Bir gece Tatvan’da kalıyoruz. Sonraki gün Akdamar adasına gidiyoruz. Günübirlik Doğu Beyazıt’a gidiyoruz. Doğubayazıt’a giderken sonsuz bir beyaz sizi bekliyor. Doğubayazıt’a inerken bir köy var arka fonda büyük Ağrı küçük Ağrı o kadar güzel bir yer ki diyorlar biz nereye geldik yani günübirlik Doğubayazıt’a gidip o muhteşem yerleri gezdiriyoruz. Doğubayazıt gezesinden sonra Van’a gelip kaleyi gezdiriliyoruz ve turumuzu böylece sonlandırıyoruz” diye konuştu. Pişkin, “Çukurca Zap Nehri o harika manzara süper aslında. Orayı görmek isteyenlere de çok fazla şimdi Türkiye’de bir kitle var. Munzur Vadisi’ni görmek isteyen, Zap Vadisini görmek isteyen birçok kişi var. Oranın bir sessizliği var, suyun sesi, hafif bir rüzgâr sesi var. Çok özel set gölleri var. Yüksekova’ya doğru giderken yüksek platoların arasında seyahat etmeniz inanılmaz bir güzellik. Şimdi birçoğumuzun farkında olmadığımız bir güzellik var. Ne kadar özel bir coğrafyada yaşadığımızı gerçekten unutuyoruz ya da bilmiyoruz” dedi.

AKDAMAR KİLİSESİ KARANLIĞA KARŞI IŞIĞIN ZAFERİDİR

Akdamar Kilisesi’nin hikayesine değinen Pişkin, “Arap fetihleri, önce Mezopotamya’ya Mezopotamya’dan da Van gölü havzasına kaydığını biliyoruz. Abbasiler döneminde özellikle Basurayken Kralı Gagig ile Abbasî Halifesi Muktedir arasında bir anlaşma söz konusu oluyor. Bir taraftan Müslüman Araplar bir tarafta Hristiyan Ermeniler ve Basburakan birleşiyor. Soyunkilere saldırıyorlar. Araya din adamları devreye giriyor. Çünkü burada önemli bir Katolik Merkezi aynı zamanda Ermeniler için çok önemli bir din merkezidir. Bölge insanı ve din adamları Kral Gagig’ye ‘Hem Müslüman Araplarla bir olmuşsun hem de Soyunkiler ve Pakraduniler’e saldırıyorsun ve bundan dolayı birçok insan senden dolayı yaşamını yitirdi. Öncelikle bu işbirliğine son vereceksin ve öyle bir hikâyen olmalı ki bir şey yapacaksın bu olumsuzluğu örtsün. Ermeni çocukları ve Ermeni halkı bizden sonraki nesil sana dua etsin. Belki tanrı senin bu günahlarını affeder.” Aslında kilisenin ana çıkış hikâyesi bu ve işbirliği son buluyor. 915, 921 yılları arasında Keşiş olan din adamı olan ve aynı zamanda çok özel bir mimar olan Manueli, Ahtamar Kilisesi’ni yaptırıyor. Akdamar Kilisesi’nde 600’ün üzerinde rölyef var. Belli noktalarda küçük boşluklar görürsünüz ve boşluklarda çok değerli taşlar varmış. Hatta ben rehberliğe ilk başladığım dönemde bir Ermeni grubum olmuştu. Amerika’dan gelen bir kadın vardı, yaklaşık 85 90 yaşındaydı. Akdamar Kilisesi’ni sordu bende karşıda gösterdim. ‘Hayır’ dedi burası değil ‘niçin parlamıyor kilise neden parlamıyor’. Dedim ki niye parlasın ki şimdi hikâyenin öncesini bilmiyoruz. Niçin parlamıyor sorusuna cevap bulmak için Ermenistan’a gittim ve bir kitapta da buldum çok değerli taşlar gün doğarken batana kadar güneş ışınlarının geliş açısına göre o rölyefler adeta hareket ediyormuş. Kitabının final kısmında da şu cümle yazılıydı Ahtamar Kilisesi Karanlığa karşı ışığın zaferidir” diye anlattı.

http://www.vanpostasigazetesi.com/van/engin-piskin-van-turizmin-baskenti-olabilir-h79810.html

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: