İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Atatürk’ün hayatini kurtaran Ermeni asker ve Ara Güler

Aydın Keleşoğlu

1905 yılıydı…

Osmanlı’nın kendi emrindeki Ordu birliklerine olan hakimiyeti azalmıştı. Çökmekte olan Osmanlı İmparatorluğunun bütçesi borç batağında, ekonomi de Duyun-i Umumiye kıskacında olduğu için askerlere ve subaylara yeterli maaş ödeyemiyor veya geç ödüyordu. Bazı kötü niyetli askerler de halk üzerine baskı kurarak haraç ve rüşvet gibi yasadışı işlere yöneliyorlardı. Osmanlı Ordusunda bunun adı “Talan Edilmiş Mallar”

Yani “Emvali Mağsube” idi.

İşte o yıllarda genç Mustafa Kemal bu duruma düşmüş Osmanlı 5’nci Ordu Komutanlığına tayin, aslında sürgün edilmişti. Şam’da göreve başladıktan 4 ay kadar sonra emrindeki 5’nci Ordu Komutanlığı Havran bölgesinde göreve gitmişti. Ama Mustafa Kemal’i götürmek istememişlerdi. Çünkü O, Ordu içindeki bu haraç ve rüşvet işini engellemeye çalışıyor ve güçlük çıkartıyordu.

Bu konuda ölüm tehditleri bile almıştı.

Ama O dinlemedi ve kendi inisiyatifini kullanarak arkadaşı Müfit ile birlikte Ordunun peşinden gitti. Göreve giden birlikler Şemiskin’de karargah kurmuştu. Şemiskin sırtlarında onlara yetişti. Peşlerinden gelen Mustafa Kemal ve arkadaşı Müfit’i aralarına almak zorunda kalmışlardı. Ama yemek, battaniye v.s. vermemişlerdi.

Hatta çadır bile verilmedi.

Ayrıca sürgün oldukları için de kimse bakmıyordu yüzlerine. İki arkadaş aç ve açıkta ortada kalakaldılar. Sonunda, gece olduğunda bir er, onlara gizlice kendi çadırını vererek yardımcı oldu. Altlarına saman çuvalı serdi. Yoksa Şemiskin’de, Havran’ın soğuk gecelerinde, hastalanıp kalacaklardı. Mustafa Kemal ve arkadaşı Müfit, Şam 5’nci Ordunun yaptığı bu yağma ve talanın ne kadar büyük çapta olduğunu o görevde anlamışlardı. Bunu yapanlar ordunun içindeki vatan hainleriydi. Mustafa Kemal’in buna karşı mücadele etmesi birlikteki bazı çıkar gruplarının menfaatine dokunuyordu. İşte o sıralar Mustafa Kemal erlerin mektuplarını okuyup yazan bir askerden çokça söz edildiğini duydu. Okuryazar ve yardımsever bu askeri çağırıp onla tanıştı. Aksaraylı idi. Sıkıntısı olan herkesin yardımına koşardı. Ailesi onu Konya’da kolejde okutmuş ve ardından askere göndermişti. Mustafa Kemal onunla tanıştıktan sonra onu yanına aldı.

Bir gece çadırında uyuyordu.

Asker de gece uyanmış ve tuvalete çıkmıştı. Kendi çadırı, Mustafa Kemal’in çadırına yakındı. Çadırdan birkaç adım ileri gidince Mustafa Kemal’in çadırının üzerinde gölgeler gördü. Hemen anladı ve telaşlandı. Mustafa Kemal’i öldürmek için çadırını basıyorlardı. Saldırganların Mustafa Kemal’in bulunduğu çadıra bıçak ve süngü ile saldırdıkları anda “Ayak sesleri var” diye yüksek sesle bağırdı. Ve hemen saldırganların üzerine atladı. Onlarla boğuşmaya başladı. Sesleri duyan Mustafa Kemal hemen uyandı ve dışarı çıktı. Ancak saldırganlar kaçmış ve karanlıkta kayıplara karışmıştı. Asker ise kolundan yaralanmış ve saldırıyı engellemişti. Kendini feda ederek cansiperane çarpışan bu askerin adı;

Garabed Tombalyan’dı.

Ve bir Ermeni’ydi.

Şam’daki 5’nci Ordu da Türk askerlerinin dışında Ermeni Süryani ve Arap kökenli askerler de vardı. Çünkü Musul ve Kerkük hariç o bölgede bu milletlerin nüfusu çoğunluktaydı. .

Mustafa Kemal Şam’dan ayrılıncaya kadar Garabet yanında kaldı. Askerlikten sonra Halep’e yerleşti. 1938’de Atatürk’ün ölümünü duyunca çok üzüldü. Yakınlarına Atatürk ile ilgili bu anılarını anlattı ve bir ay sonra öldü.

Geçen hafta da Ara Güler öldü.

Asıl adı, Aram Güleryan idi. Sosyal medyada sırf Ermeni olduğu için hakaretlerde bulunuldu, saldırıldı. Bir milletin başka bir millete bilgisizce saldırılması Milliyetçilik sanıldı. Oysa 1950 yılında Ticaniler denen gerici hainlerin Atatürk heykeline saldırdıkları anı bir fotoğrafçı olarak Ara Güler çekmişti.

O bir sanatçıydı, insandı.

Bu her şeyden önemliydi.

Sırf Ermeni olduğu için Ara Güler’e saldırmak değildir Milliyetçilik. Ona saldırdığında sana sevgiyle yaklaşan ve 1985’te “Yılın Annesi” seçilen Adile Naşit’i bulursun karşında. Çocukluğunda hayranlıkla izlediğin Ayhan Işık’ı bulursun. “Gamzedeyim deva bulmam” adlı şarkıyı söylediğinde onun bestecisi olan Türk Sanat Müziği sanatçısı Tatyos Enkserciyan’ı bulursun güftelerinde. Filmlerde ağladığında Nubar Terziyan’ı, üzüldüğünde Sami Hazinses’i bulursun hüzünlerinde.

Garabet Tombalyan’ı bulursun tarihin izlerinde.

Ve sakın ola, sırf kimliğinden ve kökeninden dolayı kimseye saldırma..

Gün gelir, o kimliğin altında,

Sende olmayan insanlığı bulursun aslında…

Twitter: @aydin_kelesoglu


https://www.aydinlik.com.tr/ataturk-un-hayatini-kurtaran-ermeni-asker-ve-ara-guler-aydin-kelesoglu-kose-yazilari-ekim-2018

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: