İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Aznavour’un konserindeydim

Erkut Can / Posta

Ağzından hiçbir zaman Türkiye için kötü bir söz çıkmamış, tehcir için “Türkiye’nin olayı değil. Osmanlı devrinde yaşandı” demesine rağmen bir dönem Türk düşmanı ilan edilmiş, Ermeni asıllı Fransız sanatçı, Paris’te yoksullar hastanesinde doğduğu zaman, uzun ismini (Shahnourh Varinag Aznavourian) beğenmeyen ve değiştiren bir hemşirenin koyduğunu bildiğimiz ismiyle, dünyanın tanıdığı bir sanatçı olarak 94 yaşında göçtü bu dünyadan.

Bir haftadır, biz de dahil, bütün dünya Charles Aznavour’un şarkılarını dinliyor. Ben de canlı dinlemiştim. Anlatayım.

Aznavour, Türkiye’ye ilk kez 1959’da gelmiş, o zamanın gözde mekanı Kervansaray Gazinosu’nda sahneye çıkmıştı. Daha sonra yıllarca gelip gazinolarda konserler verdi. Ben ve eşim galiba 1973’te Klöb X’te dinlemiştik onu. ‘Klöb X’i doğru yazdım. Çünkü bugünkü ‘club’ sözcüğünün 50 yıl önceki adı buydu. O günün şartlarında 10-15 spot ışığı altında ve sade bir sahnede küçük bir orkestra önünde konser vermişti. Aynı mekanda daha sonraları Johnny Hallyday ve Sylvie Vartan’ı da dinlemiştik zevkle.

1975’ten sonra ne yazık ki ‘istenmeyen adam’ oldu Türkiye’de. TRT ve televizyonunda şarkıları yasaklandı. ASALA’nın cinayetlerinde bile onunla bağ kuruldu. Uzun yıllar, siyasetle müzik çarpıştı ve sonuçta müzik galip geldi. TRT bile döndü ama, Aznavour bir daha Türkiye’ye gelmedi. En büyük arzusu da Türkiye-Ermenistan sınırının yeniden açılmasıydı. Göremeden öldü. Bence en önemli sözü de şuydu: “Halklarımız arasında kuşaklar boyu devam eden ayrışma olmasaydı, belki de şimdi dünyanın en tanınmış Türk şarkıcısı olacaktım.” Olmadı. Toprağı bol olsun.

DOĞRU VALLA

Trump, “Ben içkici değilim. Hayatımda bira bile içmedim. Bu, çok az sayıdaki iyi özelliğimden biridir. Ya içseydim… Olabilecekleri düşünebilir musunuz? Dünyanın en beteri olurdum” dedi. Doğru valla. Geldiğinden beri içmeden dünyayı karıştırdığına göre, içseydi demek ki kıyameti görecektik. Adam ülke, dost-düşman ayrımı da yapmıyor. Son örneğe bakın. Suudi Arabistan, dostu değil mi Amerika’nın? Ama ne demiş Suudi krala: “Biz olmasak orada iki hafta duramazsın.” Hem tehdit hem dalga geçme. Trump’ca. Keşke içse de kafayı bulunca sızıp kalsa… Dünya bir süre rahat eder hiç olmazsa.

HEDEFİN HEDEFİ

Kendini “Gözü kara, aklına eseni yapan biri olarak büyüdüm” diye tanımlayan Lale Mansur, aklına eseni yaptı. Atatürk aleyhinde hiçbir kötü söz söylemeden, hatta “Bu ülke için çok önemli şeyler yaptı” demesine rağmen, hedefine aldığı Atatürkçülerin hedefine oturuverdi. “Bunun Atatürk’le hiçbir alakası yok” da dedi üstelik. Dedim ya, hedefinde Atatürkçüler vardı sadece. Uzatmadan, Ahmet Hakan’ın cümlesinin sonuna bir nokta da ben koyayım. “Hay başınıza Atatürkçülük kadar taş düşsün.”

ŞAKA DEĞİL

Moda Deniz Kulübü’nün eski yerinde açılan ve konserlerle gözde bir mekan olan Moda Kayıkhane, 60’lı, 70’li, 80’li yıllarda eğlence kültürünün ayrılmaz parçası olan gazinoların kalabalık kadrolu gecelerini kış boyunca yeniden yaşatacak galiba. İşte ilk gecenin kadrosu. Şaka gibi değil mi? Tek farkı, o zamanki gazinoların yanar döner masaları yok. Verilen sadece bir sandalye ve müzik. “Kimler var?” sorusunun cevabı ise sol yanda.


https://www.posta.com.tr/yazarlar/erkut-can/aznavourun-konserindeydim-2055785

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: