İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Tevfik Fikretler Hep Olur veya Halûk’lar Üretilir

***Metinde yer alan görüşler yazar(lar)ına ait olup, HyeTert’in görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.***

 

Abdullah Dede / Kapsam Haber

“Bir Lâhza-i Ta’ahhur – Bir anlık duraklama, gecikme”

“Ey şanlı avcı, damını bihûde kurmadın.

Attın fakat yazık ki, yazıklar ki, vurmadın”

Abdulhamit, doğuda bir Ermeni devleti kurulmasına izin vermiyordu. Bu yüzden ona bombalı tuzak kuranlaremperyalistlerin emrindeki yerli ve yabancı Ermenilerdir.

Sevinenler, yerli Ermenilerden çok bir zihniyetin Türkçe konuşan, yazan, “aydın” diye yere göğe sığdırılamayan Tevfik Fikretlerdir.

Belçikadan getirtirilip göze çarpmamak için Singer şirketine memur olarak yerleştirilen ünlü anarşist Edvard Jorris, Rusya’dan gelen Kristofor Mikaelyan ve kızı olarak tanıttığı Robina, Hacı Nişan Minasyan, Mıgırdıç Serkis Garibyan, Karabet Ohanesyan, Vahram Sabun Kendiryan, Silviyoriçi, Sari Torkom, Trase Yuvanoviç bu hain tuzağın ortaklarından bazılarıdır.

1905 yılının 21 Temmuzuydu. Padişah II. Abdülhamit Yıldız camisindeki cuma selâmlığından çıkmış, arabasına doğru ilerliyordu. Alışılagelmiş 1 dakika 42 saniyelik yol o gün Şeyhülislâm Cemalettin Efendi’nin Abdülhamit’in yolunu kesip bazı konularda bilgi istemesi yüzünden uzamıştı./p>

Bu sebeple “Bir Lâhza-i Ta’ahhur – Bir anlık duraklama, gecikme” yaşanmıştır.

Fikret’i kahreden bu gecikmedir çünkü bomba 1,42 dakikaya göre ayarlanmıştı…

Milletimizin asırlar öncesinden gelen bir insan tipi vardır: ALP TİPİ. Bu, dışa dönük bir insan tipidir.

Bunu Oğuz Kağan Destanı başta olmak üzere bütün destanlarımızda görürüz. Sözlü anlatım geleneği ile nesiller arasından süzülerek geleceğe yürüyen bu gelenek aşağı yukarı her devirde/asırda evlâtlarımızınMODEL İNSAN/ALP TİPİ İNSAN yetişmesinde etkili olmuştur.

İç dünyasında derinlikle dışa dönük yiğitliğin birleştirildiği insan tipiyse ALPEREN tipidir.

Osmanlı’yı asırlarca ayakta tutan bu Alperenlerdir. Tanzimat’tan sonra geri kalmışlıktan kurtulmanın yolu olarak ne tip insan yetiştirmemiz gerektiği ile ilgili akıl yormuştur aydınlarımız.

Akif, din ve ilim, Gökalp, millî kültür ve ilim, Fikret din ve milli kültür yerine insaniyetçilik ve fen (ilim, teknoloji) yi ön gören bir eğitim sistemini savunanlar için birer örnek aydındır.

14 Yaşında, tam hayatına yön verilecek çağda Robert Kolej’den alınarak İskoçya’da elektrik mahendisliği eğitimi almak için gönderilen Haluk, Hristiyan bir ailenin yanına yerleştirilir. Bu ailenin telkinleriyle Hristiyanlığı seçer.

Haluk izini kaybettirmek için 16 yaşında Amerika’ya gider. Bir daha yurda dönmez…

Çocuklarına Türkçe öğret(tir)memiştir Haluk. Kendisini Hristiyanlığa adamıştır.

1956’da Orlando’da doğuştan Hristiyan olmayan sadece beş kişiye verilen rahiplik rütbesine ulaşmıştır.

Haluk’un Amentüsü adlı eserinde,”Yeryüzü vatanım, nev-i beşer milletim” ve niçin Galatasaray ve Robert Koleji gibi yabancı okullarda çalışmayı tercih ettiği sorulunca “Benim irfanım artık tebdil-i tabiiyet etmiştir (tabiyet değiştirmiştir)” der Fikret.

Bu Fikret’tir Ermeni komitacılarının Abdulhâmit’e suikast düzenlemesini 16 beyitlik meşhur “Bir Lâhza-i Ta’ahhur – Bir anlık duraklama, gecikme” adlı kin kusan şiirini yazan. Diyor ki:

“Ey yüce patlama, ey öc alıcı duman”,

“Görünmeyen bir eli andırıyorsun, kurtarıcı. “

“Ey şanlı avcı, damını bihûde kurmadın.

Attın fakat yazık ki, yazıklar ki, vurmadın”

Abdulhamit düşmanlığını ihanete, kine dönüştüren akıl, günümüzde de varlığını sürdürmektedir maalesef. Bunlar ya Fikretin ruhunu veya Haluk’un nesebini taşıyor olmalılar…

Cumhurbaşkanımızın, devlet görevlilerinin dışarıdan birileri karşısındaki diklenişini hazmedemeyenleri anlamak isteyenler bunları öğrenmelidir.

Biz, Kenan Evren‘e bile Almanya‘da yumurta atılınca, kimlerin alkış tuttuğunu, kimlerin öfkeden dilini yuttuğunu biliriz.

Lucescu, Türk milli takımının başında saldırıya uğrasa, kimler alkış tutar, el ovuşturur bu ülkede, az çok biliriz.

Konunun Cumhurbaşkanımızı, yetkililiri, Kenan Evren veya Lucescu’yu savunmakla değil, temsil ettiği milleti rencide edip etmediğiyle ilgisi vardır.

Millî refleksi olmayan canlı cenazelerin sesleri neden çok çıkmaktadır bu ülkede, anlamış değilim.

Karnı geniş olanlarla, Tevfik Fikret‘in Robert Kolej’den öğrencileri ve Papaz Halûk‘un nesli (kuşağı)nden gelenler bizi nasıl anlasın?.


https://www.kapsamhaber.com/tevfik-fikretler-hep-olur-veya-halk-lar-uretilir-makale,1881.html

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: