İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Eğer Ayasofya kılıç hakkı ise

ALLAH aşkına… Bu ülkeyi seven bir tek insan kalmadı mı…

Şu an ekonomik bir krizle boğuşuyoruz…

Dört bir tarafımız alev alev…

Yani, bir Ayasofya’nın ibadete açılması meselesi kalmıştı…

Onu da yaptılar…

*

Allahtan bu ülkede hâlâ hukukçular var. Hâlâ mantıklı insanlar var. Hâlâ 21’inci yüzyılın farkında olan insanlar var.

Anayasa Mahkemesi ülkemiz açısından en güzel kararı aldı.

*

Ayasofya’nın ibadete açılması için AYM’ye başvuran dernek, gerekçe olarak “inanç ve ibadet özgürlüğünü” göstermiş. Bak arkadaşım, bu doğru bir gerekçe değil.

Eğer sen inanç ve ibadet özgürlüğü dersen, bu ülkede yaşayan bir Ortodoks vatandaş da kalkıp “Burası özünde bir kilise. Asıl benim ibadet özgürlüğüm için bana açın” derse… Kim haklı olur?

*

Ayasofya’nın ibadete açılmasından yana olan Murat Bardakçı’nın gerekçesi de şu:

“Burası Osmanlı’nın ‘kılıç hakkı’dır.”

Bu gerekçeyi de hiç doğru bulmadım.

*

Bir kere, 21’inci yüzyılda “kılıç hakkı” ne demek?

Güçlünün kendi itikatını herkese uygulama hakkı mı…

*

Başka ülkeyi fetheden herkesin inançlar üzerinde kılıç hakkı varsa, ülkelerini fethedenlere karşı savaş verip onları çıkaranların kılıç hakkına ne diyeceğiz.

Ben Balkanlar’da, İspanya’da ne zaman kiliseye çevrilen bir cami görsem içim burkuluyor.

*

Ben vatandaş olarak, ülkemizin inançlarla ilgili insani yanını gösteren böyle bir kararı aldığı için Anayasa Mahkemesi’ne teşekkür ediyorum.

Bırakın da birbiriyle kanlı bıçaklı şu dünyada, biri Müslümanlar öteki Hıristiyanlar tarafından inşa edilmiş iki muhteşem ibadet yeri yan yana ve barış içinde dursun.

Ve bunun şerefi de biz Türklerin olsun…

BİR HAFTA ÖNCE HALEP’TE ESRARENGİZ BİR CİNAYET

BUNDAN bir hafta önce Esad rejiminin elindeki Halep’te bir polis yetkilisi öldürüldü.

Öldürülen kişi biraz bizim Diyarbakır’ın Emniyet Müdürü Gaffar Okkan gibi çok sevilen bir insandı.

En önemli özelliği yolsuzluk ve rüşvete karşı verdiği mücadeleymiş.

*

Öldüren kişi yakalanmış.

Yolsuzluğa karışan aşiretlerin birindenmiş. Geçmişinde küçük bir kıza tecavüz sabıkası varmış.

Bunu dün bir Ortadoğu uzmanı olan İngiliz gazeteci Robert Fisk’in Independent gazetesindeki yazısından öğrendim.

*

Fisk, bunun ilk cinayet olmadığını yazıyor. Geçen ay da Şam’da, çok benzer bir cinayette benzer özellikte bir polis müdürü öldürülmüş.

Fisk o polis müdürü ile Suriye’de savaşın başladığı yıllarda konuşmuş.

Dan Brown okuyan, edebiyatla ilgili, İngilizce konuşan bir polis yetkilisiymiş.

*

O günlerde Fisk’e şunu söylemiş:

“Türkiye ile sınırımız çok sorunlu. Şu sınırın kapatılması lazım. Bunun için de Suriye ile Türk hükümeti birlikte çalışmalı.”

*

Cinayete kurban giden Esad polisleri bana şunu söylüyor:

Esad zaferini ilan etti ama bu savaş daha bitmedi.

– Şu an için en büyük sorun Türkiye sınırı.

– Bu bölgede huzuru sağlamak için Ankara ve Şam birlikte çalışmalı.

*

Bu, savaşın başındaki gerçekti. Sonunda da yine gerçek… Bu arada kim ne yapmış, ne demiş hiç önemli değil.

Önemli olan ülkelerimizin ve bölgemizin huzuru.

CÜBBELİ ŞOV’UN YENİ SEZON AÇILIŞI MUAZZAM OLDU

NE Cem Yılmaz, ne Ata Demirer, ne Kaan Sekban…

Vallahi de billahi de Türkiye’nin en büyük stand-up’çısı Cübbeli Ahmet…

Geçen sezonu muhteşem bir “huri” parodisi ile kapamıştı.

Hani şu “Kim daha çok salavat getirirse cennette o kişilerin daha çok huriye sahip olacağını” ve “Cennette kadınların kıskançlıklarının ortadan kalkacağını” söylediği sezon finali.

Yeni sezon daha da muhteşem bir parodi ile açıldı. Şu fotoğrafa bakın, anlarsınız.

Bu, bir protez kol.

Birinci Dünya Savaşı sırasında bir Menzil şeyhi kolunu kaybedince, Sultan Mehmed Reşad kendisine bir protez kol yaptırmış.

Cübbeli, ölen şeyhin elini öpemeyince protez kolunu öpmüş… Nasıl ama, harika bir sezon start’ı değil mi…

THY KURUMSAL İLETİŞİMCİSİYLE FASHİON SHOW’DA KARŞILAŞINCA

ÖNCEKİ akşam Mercedes-Benz Fashion Week’teki Eda Güngör defilesini izledim.

Çok da beğendim.

Özellikle eşarpta Audrey Hepburn ve 1970’lerin hippi tarzını birleştirerek yarattığı tarzı çok sevdim.

Eda Güngör bluzun sihirbazıdır.

Gerçekten de sihirbaz.
Bir kere daha inandım ki müthiş bir genç tasarımcı nesli geliyor.

*

Defileden çıkıp Zorlu’nun kapısına yöneldiğimde Türk Hava Yolları’nın iletişim bölümünün başındaki Yahya Üstün’le karşılaştım.

“Fashion Show’a mı gidiyorsun” dedim, “Hayır, burada bir yerde bir kahve içtik” dedi.

*

Allah korumuş. Çünkü aşağıda Türk tasarımcılar yeni kostüm dizaynını İtalyanlara yaptırdı diye THY’ye ateş püskürüyordu.
Ama ben THY’nin yaptırdığı tasarımı çok sevdim.

BURSA PARKLARI BANA ‘AMAN DİKKAT’ DEDİ

ÖNCEKİ hafta Bursa’daydım.

Sabahları 3 ayrı parkta yürüyüş yaptım. Kültür Park, Botanik Park ve Mihraplı Park…

Emin olun Hyde Park kadar güzel parklardı.

Ama bu parklardan özellikle Botanik Park’ta öğleden sonraları çok belirgin bir Suriyeli göçmen yoğunluğu vardı.

Sabahki parkın görünümü tamamen değişmişti.

Bursa’da dinlediğim hikâyeler bende “Aman dikkat” hissi uyandırdı. Ve dün Bursa’da meydana gelen olayı okudum.

Aynı şeyi söylüyorum:

Aman dikkat…


http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ertugrul-ozkok/eger-ayasofya-kilic-hakki-ise-40956766

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: